Yengem Ve Ben

selam ben 18 yengem 30 yalşarında başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum.

ben abimlerle birlikte kalıyorum abim ben yengem tatile gittik kemerde bir yer tuttuk ve tatile başladık.sonra abimin iş yerinde bir aksilik oldugunu alan bir tel aldı hemen ist bula dönmek zorunda oldugunu söyledi.siz devam edin tatile ben gelirim dedi ve gitti.yengem benden boyca uzun boylu yani o 1,80 ben 1,70 boyundayım.ama aletimle gurur duyuyorum çünkü o boyuma göre fazla büyük ve kalın.ölçmedim ama 20 cm ye yakın vede kalın.neyse yengem hadi havuza gidelim dedi havuza indik ve kremi bana verdi ters döndü bende onu kremlemeye başladım.oldukca sıcaktı hava ama yinede benimki acayip kalmaya başladı.bizden başka havuz kenarında kimse yoktu.diptarafıma oturda öyle kremle dedi.bende dip tarafı yanigötüne yakın bir yerde oturarak kremlemeye başlayınca sikimin kalkmasıyla hafiften götüne degmesi bir oluyordu bende biraz daha fazla temas etsin diye daha bir yakın oluyordum.sonra birden utandım ben eve çıkıyorum dedim ne oldu bir şey yok dedim eve çıktım içim yanıyordu banyoya geçtim 31 çekmeye başladımbir baktım ne yapıyorsun dedim sikimi saklamaya çalışırken birden sikimi eline aldı ve yere egildi agzına almasıyla bir anda agzında patladım.bu ne kadar büyük sikin var abininkinin nerdeyse iki katı dedi.agzındakileri yuttu resmen.ben hala ona bakamıyordum sonra agzına aldı tekrardan kalınlaştıktan sonra bu sefer önümde yengemi domaltıp amından içeri soktum sikimi.bir kaç seferden sonra geliyorum dedim içeri boşalma korumam yok dedi ve tekrardan agzına aldı orda boşalmam hoşuna gitmişti.bu ilk oluyor abinde bile agzıma hiç boşalmadı dedi.sonra tekrardan onu o gün iki kerede götünden siktim.gece gündüz hiç havuza daha çıkmadan abim gelinceye kadar yengemi her tarafından sikiyorum.abim geldikten sonra fazla sevişmeden sikişiyoruz ama yengem bana ist bula dönmemizi bekle burda bu şekilde olsun zevk almasanda idare et dedi.ve ist bula geldikten sonra doyumsuz saatler geçiriyoruz yengemle

Teyzemi Seviyorum

merhaba arkadaşlar sen berk size başımdan gecen bır gercek olayı anlatacam

bir cumartesigünü evde canım sıkıldı ve teyzem lere gittim yıgenım evde yoktu teyzem yannızdı ben biraz zaman gecsin diye internette geziniyordum teyzem mutfakta bulasıkları yıkıyordu arada sırada gelıp ne yapıyom dıye bakıyordu bende teyzemı cok beyenıyordum ve icimden bi muzurluk geldi teyzem yine geldi ve bakıp gitti bende yıhenımın porno fılm lerinin yerini biliyordum bitanesını alıp taktım ve başladım izlemeye ve bir ayna bul dum tam kapıyı görecek gibi ayarladım bekledigim olmustu teyzem kapının arasından bana caktırmadan bakıyordu bende hemen benım aleti cikarıp 31 cekmeye başladım teyzm gözlerini benin alete dikmiş bakıyordu va amını okşadıgını gördüm hemen ayaha kalktım ve ona dogru dündüm oda hayla benım 22cm lık alete bakıyordu ve agzından hiç bukadarını görmedim dedi bende al o zaman yakından bak dedim oda heman yanıma gelerek elına aldı ben hiç birşey ayapmıyordum bunu içimde hissetmek isterim dedi bende hemen onu soymaya başladım oda beni soyuyordu ve ikimizde cırık cıplak kalmıştık hemen aletı agzına verdim cok güzel yalıyordukı anlatamam

agzına bosaldım ve dölleri iştagla yutuyordu ve beninkını yıne kaldırdi ben onun amını afıyetle yalıyordum ve hadi artık sok dedi bende hemen aleti elımle amının hizasına getirerek bir hamlede hepsini sok tum oda ooooooohhhhhhhhhh diye sesler cıkarıyordu ve biraz sonra bosaldım amının derinliklerine ama ben daha doymamıştım daha istiyordum bi keredede arkasından istedin ve olmazdedi bende ozaman senle ilişkiye girmem dedim o da kabul etti ve yantarafta krem gördüm hemen aldım ve aletı bi güzel kremledikten sonra ooo güzel delihide kremledım ve arkasina gectım ve hazırmısın dedim evet dedi ve bıraz bollaştırdıktan sonra kafasını dayadım ve yavaş yavaş bastırmaya başladım cok acı cekıyordu ve sonuna kadar sokunca biraz bekledim alışsın dıye ve sonra git gel yapmaya başladım acı cekmıyordu artık cok zevk alıyordu ve kocacım daha hızlı demeye başladı bende hızlandım ve icine bosaldım oda titriyerek bo saldı ve icin den cıkın ca döl ler carşafa akıyordu ve bi keredaha agzına aldı ve benimki yina kalktı ve bi keredaha amına girdim ikimiz bereber aynı anda bosaldık ve banyo yaparkende benımkı bı daha kalktı ben bıkeredaha amına gırdım ve agzına bosaldım ve işimiz bittikten sonra yorgunluk sigarası ictik ve muhabbete daldık ve anlastık simdi haftada 3_4_kez sikişiyoruz eher cok mutluyuz teyzemı cok sevıyorum ………………………………..

BAYRAMDA HALAMLA

Merhaba ben istanbuldan erdinç size şeker bayramında halamla yaşadığım ilişkiyi anlatacağım…   bayramda ailem amcamların yanına yani kırıkkaleye gitti bende bu arada en sevdiğim halamın yanında kalacaktım. halamın kocası bir özel şirketde işçi idi ve sahibi bu bayram hediye diye yurt dışına tatil düzenledi çekilişi kazandı ve 10 kişiden biri oldu ve tatile gitmişti ve bu tatil 10 gün sürecekti bayram bittikten bir gün sonra gelecekti.halam şu anda 5 gündür 2 çocuğuyla birlikte ailem olmadıgı için bede bayramın birinci gününden beri oradaydım. halamın üstündeki buluz oldukça boldu ve eyildiği zaman muhteşem gögüsleri gözüküyordu halamın çocukları akrabaları olan eniştelerine gitti ve evde halamla yanlızdık bu arada halamda az degil sex yapmayı çok seviyor ve manyak gibi sevişiyor aradan zaman geçti halam odaya girdi ve bana yeni aldığı südyeni yakıştımı diye sordu bende sana çok yakışmış dedim bu arada penisim pantolonun dışına fırlayacak gibiydi halam etegini çıkartdı yeni birşeyler giyiyordu çünkü misafirler gelecekti herneyse misafirler gitti tam ikindi vakitleri idi halam mutfakta iş yapıyordu halama dedim hala bana şu südyenini birdaha gösterirmisin tabi dedi ve açtı dayanamadım ve söyledim hala anlamadın mı seninle sevişmek istiyorum dedim anlamızmıyım enişten 7 gündür yok ve bende azgınlıktan öldü dedi bende hala hadi hemen yapalım dedim halam sen odaya geç ben üzerime biraz seksi kıyafet giyip gelecem dedi ama ben açık olarak yapmam dedi bende anlamadım dedim gitde eczaneden prezervatif al dedi bende eczaneden üç kutu aldım ve ev geldim içeri girdim halam kapıyı kilitledi ve odaya girdim halam dedi hiç öpüşüp seviştin mi dedi vende evet dedim tamam ozaman beni bir sınıf arkadaşın olarak gör dedi ve başla dedi ben önce dudaklarından öpmeye başladım sonra boğazından gögüslerine geldim ve taze memelerini yalıyordum bana dediki enişten iki defa yaladı bu zamana kadar bende iyi dedim ve amına doğru indim ve inilemeye başladı ve artık sokma zamanı geldi dedim ve domal dedim çıktı ve odasından geçiktirici denen bir kremi sikime sürdü domaldı ve yavaşşşca götüne kaydım 50-100 gelip gitmeden sonra ön tarafını döndü amına girmeden önce prezervatif giy unutmadan ve giydim iyice siktim ve bayramın ikinci günü akşamı alışveriş yaptık ve bayram bitene kadar hiç evden çıkmadık kapıya gelen komşularada cevap vermedik ve bütüngün halamı siktim ne zaman canım isterse artık halamı sikiyorum her gittiğimde eline biraz para, küpe yüzük vs veriyorum ve iyice sikiyorum…

KUZENİMİ ÇOK KÖTÜ YAPTIM

merhaba ben emre 18 yasındayım bir gün okuldan döndüğümde  evde kimse olmadığı için kuzenlere gittim ve ordada kuzenimden başka kimse yoktu ve benden 3 yaş büyüktü her neyse bana açmısın diye sordu ve bende evet dedim yemek hazırlamak için mutfağa doğru yöneldi ve ben çok kötü abaza kalmıstım.kuzenımde etek gıymıstı ben sobanın basındaydım mutfağa dogru ilerlediğinde ben eyilmis eteğin altından bakıyordum ve beni yakaladı ne yapıyorsun dedi ben de hiç bir sey dedimsen dedi bana mı bakıyorsun dedi bende kızarmıs bır sekılde evet dedım tabi o anda telefon caldı ve ben telefonu actıgımda annem arıyordu ne yapırsun dedi yemek yıcem dedım 2 saat sonra gelıcem dedi ben de ok dedim kuzenım odasına gidip yatağa yatmıs benı beklıyordu ben mutfaga gıderken odadan bana seslendı efendım demeye kalmadan soke olmustum ustunu cıkar ve yanıma gel dedı bende dedıklerını uyguladım ve gırdım vücudu sımsıcaktı öpüsmeye basladık ve ben ustumuzdekı baddanıyeyı fırlattım amını yalamaya basladım delırıyordu daha hızlı bagırıyordu benım yarragımı yalamaya basladıgımdan ben ağzına fışkırttım ohhh dıye bır sey duydum hem ben hem oda bosalmıstı işin aksi tarafı gözüm hiç bir yi görmüyordu bacaklarından amına kadar yalamaya basladım ve amına benım aleti yavas yavas yerlestıyordum ohhh ohhhhh dıye bagrıyordu ve en sonunda bana sok hadı sunu dedı ve ben son gazlan amına soktum bir iki dakika siktiğimde amı sikimi kavrıyordu ve kan akmaya başladı ben o na artık benımsın dedım oda saskınlıkla bana tamam dedi ve ben ondan sonra agzına benım kamayı yerlestırdım saxo cekıyordu ben gıt gıde abazalıgımı atamamıstım en sonunda agzına bosalttım ve hemsını yuttu saat bıraz gec olmustu her an annem gelebılırdı ve banyo ya gırdım dus aldım ve oda benı arkamdan girdi cok guzeldı artık evde tek bulusumda onu cok kötü sikiyordum…

YENGEM 2

evet dostlar yiğenimin karısı fatoşun kilodunun içerisine elimi sokmuştum ve o tazecik amına parmaklarım dokunmuştu.yüzü kıpkırmızı oldu ve sadece utnarak yere baktı. bu defa ben korktum bir çocukluk yaparda ya hanıma anlatır yada yiğenime anlatırsa dayı sana güvendik sende neler yapmışsın der diye bayağı bir düşünce almıştı beni.daha sonra aradan 15 dk.falan geçti  sordum fatoş kızdınmı diye hayır ama senden böyle birşey beklemiyordum dedi. bende biran canım çok çekti seni öpmek istedim dedim.öp ama ayıp şeyler yapma olurmu dayıcık dedi. tamam dedim.dudağına yapıştım öptüm dilimle ağzının içerisinde dolaştırdım ve  sordum nasıldı diye çok güzeldi eşim senin yiğenin hiç böyle öpmüyor beni  hatta utanıyorum ama ben hiç orgazm olmadım dedi. ben inanmıyorum birde çocuğun var nasıl oldu peki dedim.oda orgazm olmadanda çocuk olurmuş ama 6  yıllık evliyiz hiç zevk alarak benimle yatmadı hep işini bitirip arkasını dönüp uyuyor kalkıp banyo yapıyorum bende dedi. bir gün denemek istermisin dedim.olur ama nasıl nerede olacak dedi.günü ayarladım arabayla kıra gezmeğe götürdüm yanında küçük oğluda vardı.ağaçların altına gittik çocuğu bir türlü annesini bırakmıyor
benim alet kocaman oldu nasıl yapalım fatoş dedim. dayı benimde canım çok istiyor ama ocuk aksilik yapıyor bari üzerine çocuğun yatayım oynayayımda sen arkadan eteğimi kaldır donumu sıyır okşa oyna öyle bari tatmin ol beni boşver dedi.gerçekten eteğini sıyırdım yukarı topladım yani picamasını sıyırdım beyaz kilodu tertemiz ve sutün gibi kalçaları çoktı meydana yaaşca kilodunuda sıyırdım bu arada çocuk anne üzerimden kalk diye huysuzluk yapıyor du ve çocuğua kızdım ve sesini kesti önce kalçalarını öptüm ve amı sulanmıştı yiğenimin benim kalmış hazırolda bekleyen aletimi yvaşca bir
geçirdimki ohhh sıcacıkmış amı ve yanıyormuş ağzından ohhh diye ister istemez bir ses çıktı çocuk anne ne oldu diye sordu oda oğlum bak dayı kızar sus bana iğne yapıyor diye çocuğu susturmağa çalışıyor ve ben birkaç gidip gelmekte boşalacağımı  istermisin içine boşalayımmı fatoş dedim tamam dayı eve varınca elime alıp senin spermlerini tadacağım çünki çok güzel içime kadar işledi ve böyle bile çok büyük zevk aldım dedi.devamı gelecek…
 

DUL HALAM

merhaba ben sivas tan osman yaşım 20 . hikayeme nerden
başlıyacağımı bilemiyorum . neyse başlayım herhalde devamı gelir .bu olay 1
sene önce başıma geldi.bir gün halamlara köye kalmaa gittim . ve herşey
yolunda gidiyordu taaa ki halamın ben banyoya giriyom diyene kadar
.halam 1.70 boylarında 50 kilo civarlarında 30 yaşlarında  dul birisidir.
halam banyoya girdikten sonra aklıma bir şeytanlık düştü ve kapı
deliğinden gözetlemeye başladım .aman allahım o ne am o ne göt öyle . okadar
kadınla yattım böyle bişey görmedim. neyse halam elini amına götürmüş
oynuyordu ve ben dayanamayıp odasına gittim sütyenlerini donlarını
koklayarak 31 çektim. ertesi gün akşam . halam gene aynı felaket kıyafetler
içinde  beni baştan çıkarmaya devam ediyordu. ben aklıma koydum halamı
sikecem başka çaresi yok .ama korkuyordum . neyse halam benim yatağımı
açtı ve kendiside yatmaya gitti . halamla odalarımız karşı karşıya
idi.ben uyurken arada halamın soyunduğunu ve o güzelim memelerini ve götü
muhteşemdi . artık dayanamadım ve 2 saat sonra kalkıp yanına gittim ve
elimiyatağın içine soktum .ben ama heycandan gebereceğim nerdeysen .
elimi az daha soktum ve halamın o muhteşem göğüşlerine dokundum . dokun
mamla halamın uyanması bir oldu. sonra bana sen ne yapıyorsun dedi. ve
beni azarladı.bende odama gittim ve bir sigara yaktım ve o arada halam
içeri girdi . hala yanlışlıkla oldu diyecektim halam susmamı söyledi .ve
saten üstümdeki iki parça giysiyde çıkardı. yarrağımı ağıza aldı ve
dakikalarca yaladı. ben 5, 6 dakka sonra boşaldım ve öyle bi boşaldım ki
akıllara zarar. hiç bir damlasını ziyan etmeden yaladı yuttu. sonra bana
sıra bende dedi ve amını bana uzattı bende o misler gibi amını durmadan
ylamaya başladım . yaladıkca yalayasın geliyordu. ve halkam öyle bir
inliyorduki beni tahrik ediyordu.sonra oda 3,4 dakka sonra titreyerek
boşaldı bende hepsini yuttum. aklımdaki halamı yavaş yavaş sikmekti . ama
halam hemen istiyordu. ve benimkini eline aldı ve tekrar diriltti . ve
artık gir içime ne olur diye bağırmaya başladı. bende bir hamlede
girdim içine git gel yaptıkca halam dudaklarımı kemiriyo elleri ile
yastıkları parcalıyordu.sonra geleceğimi söyledim oda içime boşal dedi. bende
içine boşaldım . ama ben bir türlü tatmin olmamıştım aklımdaki halamın
götünü sikmekti . ve halam hayır olmaz dedi bende ısrar edince
dayanamadı ve hemen içerden şampuan aldım geldim halamın götüne sürdüm iyice
genişlettikten sonra 22 cm yarrağımı kafasına sürdüm . ve yavaş yavaş
içine girmeye başladım ben girdikce halam yapma açıyo diyor ben de onu hiç
dinlemeden bir hamlede soktum . ve halam öyle bir feryat attıki hiç
sorma . neyse sonra git gelden sonra götü zaten alıştı ben tam gelecektim
halam ağızıma dedi bende ağızına boşaldım .hiç araya vermeden hepsini
yuttu .ve biz bitkinlikten ölüyorduk .sabaha kadar deliler gibi seviştik
halan yapıyoruz onun kocası benim . 
EĞER BENLE SİKİŞMEK İSTEYEN AMLARI KAŞINAN BAYANLAR VARSA BENİ
ARASINLAR İTİNA İLE AM SİKİLİR. OSAYAN@MYNET.COM
 

ÖNCE SEVGİLİMİ SONRA ANNEMİ

İlk aşk ve ilk aşk acısı unutulmaz derlerdi de inanmazdım.
Benim başıma bu aşk; acıdan daha derin dertler ve yaralar açtı. Küçük
bir sahil beldesinde tanışmıştık Yaz aşkıydı bizimkisi Ben İstanbul da
oturuyordum o da o sahil beldesinin bağlı olduğu ilçede. Küçük bir
Marmara ilçesinin tatlı sevimli kızıydı. Onu sevdiğimde 15 yaşında bir
kızdı. 1.68 boylarında buğday tenli kumral. Genç kızlığa yeni adım atıyor
vücudu her geçen gün daha da kadınsılaşıyordu. Ve bu gonca açan gülü terk
fark eden ben değildim. Ama ilk fark edenlerdendim. Ve bu ilk fark
etmem sayesinde onunla 1 senedir çıkıyorduk. Aramızdaki ilişki o kadar
seviyeliydi ki onun ellerini bile tutarken ikimizin de yüzü kızarırdı zaten
bundan bile ileriye gidemedik hiçbir zaman. Onun kendini bana karşı
koruması ona olan sevgimi ve saygımı daha da artırıyordu. Bu devirde böyle
kız ne kadar şanslıyım diye kendimi kandırıyordum. Kendimi
kandırıyordum çünkü bu aslında benim beceriksizliğimdi.  O çocuksu saf ve masum
tavırlarına kanıyordum.  Onu görmek istediğim bu haliyle kabulleniyordum.
Çıkmaya başlamamızın birinci yılını doldurmuştuk. Bu bir sene boyunca
bana karşı olan soğuk hareketlerini kendisini bana karşı koruması olarak
algılamaya hala devam ediyordum. Ta ki aramıza giren o 3. Kişiye kadar. 
Yazın sonlarıydı. Bulunduğumuz yazlık sitenin serseri abilerinden
birinin arkadaşı askere gitmeden 1 ay evvel ona ziyarete gelmişti. Askere
gitmeden önce tatil yapmak için. Adı recep di uzun boylu esmer iri yapılı
oldukça yakışıklı biriydi. Daha o bizim siteye gelmeden evvel namı
gelmişti. Onu evinde ağırlayacak olan arkadaşı, recep in mevzularını ve
maceralarını ballandırarak anlatıyordu. Biz de sitenin gençleri olarak
dinliyorduk. Bu hikayelerden ilk etkilenecek olanın kız arkadaşım derya
olacağını tahmin edemiyordum. Çünkü onların arkadaş grubu ile bizim
arkadaş grubumuz birbirinden farklıydı. Recep siteye geldiği ilk günden beri
hareketleri cazibesi yakışıklılığı ve maço tavırları ile herkesi
etkilemeyi başarmıştı. İlginçtir yanında kaldığı arkadaşının grubu ile değil
de yaşça ondan küçük olmamıza rağmen bizim grubumuzla takılmayı
seçmişti. Akşamları bizimle sahilde oturuyor bizimle eğleniyor bizimle
takılıyordu.  Grubumuzdaki kızların ondan etkilenmeye başladıklarını
hissediyordum. Ama derya gibi aklı başında kendini erkeklere karşı korumasını
bilen bir kızın ondan etkileneceğini değil tahmin etmek aklıma bile
getirmiyordum. Aramıza katılması daha bir hafta olmasına rağmen atletik ve
iri yarı vücuduyla maço tavırları ile bir anda sitenin en popüler genci
olmuştu. Peşinden bir çok kız koşuyordu, hatta duyduğuma göre evli ve
çocuklu kadınlar bile. Benim salak aklım hala derya ya güveniyordu. O
masum ve çocuksu kız böyle bir serseriye tutulmazdı. Akşamları sahildeki
oturmalarımızda ya da grup olarak bir pastaneye gitmelerimizde derya
her zamanki gibi benim yanımda oturuyordu. Ama sohbet içersinde hep recep
le konuşuyor onunla bakışıyordu. Recep de ona belden aşağı espriler
yapıyordu. Şakalaşma bahanesi ile onun bedenine dokunuyordu.  Deryanın bu
şakalara ve esprilere tepki vermesini beklerken o sadece recep e
tebessüm ediyordu. Belli ki hoşuna gidiyordu. Ben bir senedir sadece onun
ellerini tutmuşken recep 2 haftada onu etkilemeyi başarmıştı Bütün kızlar
onun sadece tek bir parmak hareketine bakarken o sadece derya ile
ilgileniyordu. Onun altına yatmaya hazır diğer kızlar umurunda değildi çünkü
o derya yı altına almak istiyordu. Ama ben hala ona inanıyor ve
güveniyordum. Ne kadar aptaldım ki bir çok şeyi göremiyordum bile. Akşamları
sahilde oturduğumuz zamanlar recep ile derya uzun bakışmalarının ve
tebessümlerinin ardından bir anda recep aramızdan ayrılıyor o gittikten 5
dakika sonra da derya ”geç oldu arkadaşlar babam bu gece bana fazla izin
vermedi” diyerek kalkıyordu. Halbuki her gece 12 ye kadar yanımızda
kalırdı. Ama daha saat 10.30 iken yanımızdan kalkmıştı. Ben de salak gibi
ona istiyorsan evine bırakayım diye teklif ediyor o ise yok zahmet etme
zaten hemen şurası ben giderim diyerek beni ret ediyordu. Nereden
bilecektim ki evime gidiyorum dediğinde recep in kollarına gittiğini. O gece
kalan 1.30 saatini onun kollarında geçiriyordu. Ama etrafımdaki
arkadaşlarım benim gibi salak değildi onlar olup biteni anlıyordu. Ve beni
“oğlum bu recep deryayı her gece götürüyor uyan artık “diye ikaz ediyordu.
Ben ise her zamanki saflığımla olmaz öyle şey diyerek deryaya olan
inancımı sürdürüyordum. Kaldığımız sitenin yanında küçük bir koruluk vardı.
Terk edilmiş bir dinlenme tesisiydi. Genç aşıklar orayı yiyişme mekanı
olarak kullanırdı. Ben çok istememe rağmen bir kez olsun deryayı oraya
götürmeye ikna edememiştim. O gün deryayı o koruluktan çıkarken gördüm
bütün öğleden sonra onu aramama rağmen bulamamıştım. Hızlı adımlar ile
oradan uzaklaşırken body sinin askısını omzuna takmaya çalışıyor
altındaki mini pileli kot eteğini eliyle düzeltiyordu. Hızlı adımlar ile
koşarak koruluğa girdim. Derya çoktan uzaklaşmıştı. Koruluğun içinde recep
bir bankın üzerinde oturuyordu elindeki keyif sigarasını tüttürüyordu.
Şortunun iplerini bağlıyordu. Ona burada ne olduğunu deryanın demin
burada ne aradığını sordum. Bana “ulan sen bana hesap mı soruyorsun
“diyerek girişmeye başladı. o gün hayatımın dayağını yedim. Her yerimi dövüp
morarttı. En sonunda özür dileyerek “hayır abi yanlış anladın” diyerek
canımı zor kurtardım. O gün den sonra yüzümdeki yara bereleri soranlara
düştüğümü söyledim. Recebin askere gitmesine ve siteden ayrılmasına 10
gün kalmıştı. O 10 gün boyunca derya ile recebi kimse görmedi ben
dahil. Sonunda çekip gittiğinde “oh be kurtuldum” diye seviniyordum. Zaten 5
gün sonrada okullar açıldığı için biz de İstanbul’a döndük. Ben
İstanbul a döndüğüm zamanlar hafta sonları onun yanına giderdim. Geçen sene
hep öyle yapmıştık. Bu sene de birkaç hafta sonu öyle geçti. Ben
feribotla onun yanına gidiyor bir kafe de buluşuyorduk. Derya benim yanımdayken
gene saf masum iyi aile kızı gibiydi. Ona dokunmaya çalıştığımda beni
hep ret ediyor kendini erkeklere karşı koruduğunu söylüyordu. Ona
kasıtlı olarak recebi soruyordum bana onun komando olarak güneydoğuya
gittiğini başka da bir bilgisinin ve ilgisinin olmadığını söylüyordu. Ama onun
adı geçtiği zaman gözlerinin içinin güldüğünü fark ediyordum. İlişkimiz
tekrar eski rayına girmişti mutluydum. Ta ki recep in acemiliğini
bitirip de izin almaya başladığı günlere kadar. Derya da bu sene keşfettiğim
en büyük özellik artık buluşmak için dışarı çıktığımız zamanlar mini
etekler topuklu ayakkabılar ve ten rengi külotlu çoraplar giymesiydi. Ne
de olsa artık 17 yaşına geliyor genç bir kadın olmaya başlıyor
kıyafetlerinin değişmesi normaldir diyordum. Zaten böyle göz alıcı giyinmesi de
benim hoşuma gidiyordu. Tabi bu kıyafetleri bana güzel görünmek için
değil de recep için giydiğini anlayamıyordum.  Recep in bu yaz yanında
kaldığı arkadaşı Kaan ın bize anlatmış olduğu recebin düzdüğü kadınlara
ten rengi külotlu çorap giydirme alışkanlığını ve kendisinin lakabının
külotlu çorap delen olduğunu hatırlayınca jeton düşmeye başladı. Hafta
sonları gündüz derya benimle buluştuktan sonra akşamları izine gelen
recebin yanına gidiyor ve külotlu çoraplı, mini etekli, topuklu ayakkabılı
haliyle onun altına yatıyordu. Gene bir buluşmamızda onu 1.30 saat
kadar kafede bekledim gelmedi. Kafedeki kız arkadaşlarından birine onu
sorduğumda  bana “ Ya hala anlamadın mı derya recep ile birlikte anla artık
bunu. Bırak kızın peşini zaten bırakmazsan başına işler gelir sen iyi
birisin derya seni kırmamak için bir şey söylemiyor” dediğinde ilk aşk
acısını yaşamıştım. Yüreğim kanıyordu İstanbul a döndüğüm de  uzunca bir 
süre depresyonda kaldım. Ondan bir haber alabilmek için bazen
arkadaşlarına soruyordum. Duyduklarım ise hep deryanın recep ile birlikte
olduğuydu. Artık biliyordum ki yazın ortasından beri recep deryayı düzüyordu
ve halada düzmeye devam ediyordu. Ben bir sene boyunca sadece deryanın
elini tutabilmişken. Recep külotlu çorap fantezilerini deryanın
üzerinde gerçekleştiriyordu. O seneden sonra bir daha asla yazları tatile
oraya gitmedik.  Bir daha deryadan ve recepten haber almadım. Bu olay ben
de çok derin aralar açtı artık kendine güvensiz biriydim. Kimseye
inanmıyor herkesten çekiniyor içime kapanıyordum. Dışarıdaki insanların hep
bana zarar vereceklerini düşünüyordum. Bir daha hiç kız arkadaşım olmadı
aynı acıyı gene yaşamak istemedim. Ne de olsa onu da biri benden
mutlaka alacaktı. Tüm lise hayatım böyle geçti. Hayattaki tek arkadaşım ve
sırdaşım annem olmuştu. Her şeyimi onunla paylaşıyor ve dertleşiyordum.
Artık üniversiteye başlamıştım. Hayatımdaki sevgi boşluğunu gidermek
için part-time çalışıyordum. Maddi olarak ihtiyacım yoktu ama manevi
olarak ihtiyacım vardı. Annemin halkla ilişkiler müdüresi olduğu bir
müzayede salonunda çalışıyordum görevim personel alımlarıydı. Annem müzayede
salonunun olduğu cihangirdeki sergi salonunda görevli iken ben de
şirketin merkezinin olduğu akmerkezdeki ofisteydim. Birbirimizin mesaileri 
ile alakamız yoktu. Personeli ve sergi yerleri çok olan bir şirketti.
Babam işi nedeniyle Rusyaya çok sık gidiyordu sene de neredeyse birkaç
gün yanımıza gelebiliyordu. Bu annem için oldukça zordu. Annem de fizik
olarak derya ya çok benziyordu 1.68 boyunda buğday tenli ve kumraldı.
Vücudu oldukça düzgündü bacakları ince bileğinden başlayıp geniş
kalçalarına kadar uzanırken sütün gibi ve dolgundu. kalçaları geniş göğüsleri
büyüktü. Kumral uzun saçları omuzlarına dökülürdü. Bu yaştaki genç ve
güzel bir kadının hayatında oğlundan başka hiç kimse yoktu. Sadece bazı
geceler şirketteki bayan arkadaşları ile dışarı çıkar ya da sergilerin
resepsiyonlarına katılırdı onun dışında sosyal hayatı da yoktu.
Hayatında aşk tutku ve şehvet olmayan iki insan, ana-oğul birbirimize destek
oluyorduk. Çok önemli bir serginin arifesindeydik. Sergilenecek tablolar
çok değerliydi. Güvenliğin üst düzeyde olması gerekiyordu. Elimizdeki
personel bu ihtiyacı karşılayamayacağı için personel alımı yapmak
zorundaydık. Bu da benim görevimdi. İşe başvuranların dosyalarını
inceliyordum. Bu uzun bir işti. Akşam evde annem ile bakıyorduk işe başvuranların
dosyalarına. Dosyalardan birine baktığımda aklımda şimşekler çakmaya 
başladı dosya recebe aitti aradan 5 sene geçmişti ve gene karşımdaydı.
Dosyadaki resminde yüzündeki o hınzır gülümseme ve sert ifade vardı.
Resim hemen annemin ilgisini çekti. Cv sini okumaya başladık. Güneydoğuda
komando olarak askerliğini yaptığı yazıyordu. Serginin halka ilişkiler
müdireliğini annem yapacağı için onunda görüşlerine ihtiyacım vardı.
Annem geçmişinin bu iş için yeterli olacağını düşündü. Geçmişinin mi
yoksa resminin mi annemi etkilediği konusunda kuşkularım vardı. Bir şey
söylemedim. Ertesi gün recebi ofise çağırdım. Acaba beni hatırlayacak mı
diye düşünüyordum. İçeri girdi her zamanki kural tanımaz ve saygısız
hareketler ile beni tanımamıştı. Zaten neden tanısın ki derya bana aşk
acısı ona ise zevk vermişti. Belki  çoktan deryayı bile unutmuştu.
Kimbilir onun gibi kaç kadın kız geçmişti altından. Şartlarda anlaştık. Onu
işe aldım. Bunu neden yaptığımı bilmiyordum. Bana çektirdiği onca acıdan
sonra. Belki başıma geleceklerden zevk alacağımı o zaman tahmin
etmiştim. Annemin müdiresi olduğu sergi salonunda göreve başladı. Sergi
açılmış her şey ve özellikle de güvenlik eksiksiz bir şekilde devam ediyordu.
Mutlu ve gururluydum. Bu sergi annemim hayatını değiştirmeye
başlamıştı. Annem işe giderken her zamanki gibi döpiyes giyerdi. Diz boyunda
etek, büstiyer ya da gömlek ve üstüne ceket, topuklu ayakkabı ve külotlu
çorap. Giydiği külotlu çorapların rengi genelde vizon, siyah, füme ve
kahve rengi olurdu. Pek fazla ten rengi giymezdi. Ama son birkaç gündür
giydiği eteklerin boyu kısalmaya giydiği külotlu çoraplarının rengi de
ten rengi olmaya başlamıştı. Oldukçada neşeliydi. Şarkılar mırıldanıyor
espriler yapıyordu. Sanki hayatındaki bir boşluk dolmuştu. Hem de önemli
bir boşluk. Nedenini tahmin edemiyordum. Zaten onun mutlu olması da
beni mutlu ettiğinden sormuyordum da. O akşam saat 8 i geçmesine rağmen
hala eve gelmemişti. Merak ediyordum ki telefon çaldı. Annem cepten
arıyordu arkadan müzik sesi ve kahkahalar geliyordu. Şirketteki bayan
arkadaşları ile dışarı çıktığını ve bu gece geç geleceğini söylüyordu. onun
adına sevinmiştim. Gezmesi eğlenmesi mutlu olması beni de mutlu
ediyordu. Ama aklıma soru işaretleri takıldı. Her zaman gittiği yerlerde böyle
yüksek sesli müzikler olmazdı. Annemin her zaman dışarı birlikte
çıktığı arkadaşlarını aradım. Hepside evindeydi. Annem kimle dışarı çıkmıştı
ve bana neden yalan söylemişti. Aklıma gelen isim belliydi recep. Onu
beklerken kanepe de uyuyakalmışım. Saat 3.30 gibi bir arabanın sert fren
sesi ile uyandım. Annemin topuklu ayakkabısının topuğunun merdivenlere
vururken çıkardığı sesleri duyunca onun geldiğini anladım. Kapıyı açıp
da beni karşısında görünce şaşırdı “sen daha uyumadın mı canım”  diye
sordu “yo hayır şimdi yatmaya gidiyorum” dedim. Annemin yüzünde bir
mutluluk ifadesi vardı. Külotlu çorabı baldırlarından başlayarak kaçmıştı.
Eteğinin başladığı yere kadar devam ediyordu. Büyük bir ihtimalle
kaçık, eteğinin içinden de devam ediyordu. Şarkılar mırıldanarak odasına
gitti. Ertesi sabah içimdeki kuşkular ile uyandım. Bu öğleden sonra sergi
salonuna gitmeye karar verdim. Sadece müdürlerin girebildiği odadan
sergi salonuna bakınıyordum. Sergi tüm muhteşemliği ile devam ediyordu
bugün önemli konuklarda vardı salonda. Halkla ilişkiler müdiresi olarak
annem sergideki misafirler ile ilgileniyor. Recep ise security olarak
güvenliği sağlıyordu. Akşam üstüne doğru serginin kapanma saati
yaklaştıkça konuklar azalmaya başladı. Annem ile recep arasındaki bakışmaların ve
karşılıklı tebessümlerin arttığını fark ettim. Recep anneme doğru
yürüdü onun iri cüssesinin dev gölgesi annemin üzerine düştüğünde konuşmaya
başladılar. Recep ona bir şeyler anlatıyor annemde gülümsüyordu. İkisi
ayakta konuşurken recebin iri elinin annemin ince belini sardığını
gördüm. Eli annemin belindeydi. Elini daha da aşağıya kaydırdı. Ve annemin
eteğinin üzerinden onun yuvarlak ve geniş kalçalarını iki kere
parmaklarını sıkıp açarak avuçladı. Annem ise ona sadece gülümsedi. Recep
anneme doğru eğilerek kulağına bir şey fısıldadı. Annem de olur anlamında
başını salladı. Recep depoya doğru yürüdü 5 dakika sonrada onun
arkasından annem depoya indi. Artık aklımda kuşku kalmamıştı emindim. Hızla ve
içimdeki garip duygular ile eve döndüm saat 9 gibi annem de eve geldi
odasına geçip soyundu ve banyoya girdi. Çamaşır sepetindeki kıyafetlerini
karıştırdım. Bugün giydiği ten rengi külotlu çorabı gördüm. Külotlu
çorabın arkası parçalanmıştı. Sanki bir ayı pençesi orayı parçalamış gibi.
Demek ki recep annemi depoda arkadan pompalamıştı. Bütün bu yaşananları
anneme soramazdım ama recebe sorabilirdim. Ertesi gün onu ofise
çağırdım mesai saatinden sonra. Bütün gün ona kafamda soracağım soruları
planlamıştım.
-nasıl yeni işinden memnun musun
-evet memnunum
-mesai arkadaşların ile aran nasıl
-(Pis pis gülerek) oldukça iyi
-sana bir şey söyleyeceğim bizim şirkette çalışanların birbiriyle
duygusal ilişkiye girmesi yasaktır
-Ben de duygusal ilişki filan olmaz sadece pompalarım
-nasıl yani yoksa birimi var
-evet var bundan sana ne
-ben personel sorumlusuyum bilmem lazım çok önemli bir sergi devam
ediyor şu an
-o zaman öğren sergi salonunun halkla ilişkiler müdiresine basıyorum
birkaç haftadır
onun annem olduğunu bilmiyordu demek. Zaten annemde bunu söyleyerek
kariyerini riske etmezdi.
-ama nasıl olur o evli ve çocuklu bir kadın
-Bak koç erkek erkeğe muhabbet edelim. Vermeyen kadın yoktur düzemeyen
erkek vardır. Benim altımdan çok geçti öyle elletmem filan diyen en çok
2 hafta naz yaparlar 3 hafta koynuma girerler
-bunu kimsenin bilmemesi lazım serginin devamlılığı açısından
-benim için hava hoş zaten doyduktan sonra bırakırım o hatunu
-madem erkek erkeğe konuşuyoruz anlatsana biraz şu kadını
-Vayyy ne oldu müdür ayakları, bakıyorum hoşuna gidiyor böyle şeyleri
dinlemek
-Şeyyy evet
-valla koç ben daha ilk günden o karıyı kestim gözüme. Hasta olurum ben
öyle olgun kadınlara. Zaten karılarda bana hasta olur. Eee şeytan tüyü
var ben de tabi. Önce birkaç kez yokladım hatunu baktım onunda niyeti
var bir gece dışarı çıkardım. Benim askerde bir arkadaşım vardı şimdi
bir barda güvenlik şefi. Onun oraya götürdüm hatunu bir güzel elledim
yaladım hatunu ama basmadım o gece. Önce bir ön keşif yaptık anlayacağın.
Biraz ortama girince hemen çözüldü zaten. Sote bir mekanda yumuldum
kaşara öyle ağır başlı hanımefendi ayaklarında ama az numarada yok
zillide. Baktım o gece her yola geliyor bu ertesi gün serginin deposuna attım
hatuna götten vurdum orada.
O anlattıkça içimde garip bir zevk uyanıyordu. Annemden basit bir
kadınmış gibi bahis etmesi hoşuma gidiyordu. Devam etti anlatmaya
-şimdiye kadar da hiç götten yememiş kaltak ilk ben kırdım yani
mührünü.
-Eeee nasıldı peki sadece bir kere mi yaptın
-bir o gün düzdüm depo da 1 saat o kadar sizin bu gerzek şirket
politikaları yüzünden karı işgilleniyor. İstanbul a da yeni geldim hatunu
atacak şöyle kaliteli bir ev de yok anlayacağın
-eğer istiyorsan sana ev bulurum
-Valla iyi olur koç yaparsan bir kıyak
-Bir arkadaşımın evi var şile de küçük ama güzel bir daire
garsoniyerlik yani
-İyi olur valla şöyle doya, doya tadına bakamadım karının daha ya bende
unutmam bu kıyağını
Ne yapıyorum ben kendi ellerimle adama ev ayarlıyorum annemi becersin
diye. Kelimeler sanki iç güdüsel olarak dökülüyordu ağzımdan. O akşam
muhabbetimiz uzun sürdü bir meyhaneye gittik. Derdim onun ağzından laf
almaktı. Ben çaktırmadan lafı eskiden tatil yaptığımız o yere oradaki
insanlara getirdim. Sadece 1 kereliğine oraları gidip görmüşüm gibi
anlatarak. Derdim onun ağzından derya ile ilgili laf almaktı. Sonunda lafı
oraya getirdim. Recepte skorlarını ballandırarak anlatmaya başladı. ilk
kez deryanın bekaretini korulukta nasıl aldığını. Askerden izine geldiği
zamanlar onu nasıl becerdiğini, derya ya ten rengi külotlu çorap
giydirmeye nasıl alıştırdığını, el değmemiş bir kızken onu nasıl her yola
gelen bir kaşar haline getirdiğini  ayrıntıları ile anlattı. Bu sefer onu
dinlerken acı çekmiyor zevk alıyordum ve bu yaptıklarını anneme de
yapacağını düşününce hissettiğim zevk bir kez daha artıyordu.
Recep e şile deki evi ayarladım. Ama bir süprizim vardı. Evin içine
kimsenin göremeyeceği güvenlik kameraları yerleştirdim. Orada
yaşanacakları bende kendi evimden internet vasıtası ile seyredecektim. Cumartesi
öğleden sonra annem beni cepten aradı bu gece eve gelemeyeceğini sergide
işlerin yoğun olduğunu söyledi. Ben de “tamam anneciğim kolay gelsin”
diyerek telefonu kapadım. 1 saat sonra bilgisayarı açıp şiledeki evin
kameralarının kayıt ettiği görüntüleri seyretmeye başladım. Önce kapı
açıldı annem ile recep kol kola salona girdiler annemin üzerinde gri bir
döpiyes vardı. Eteği oldukça miniydi pileliydi. Üzerinde beyaz bir
büstiyer vardı omuzdan askılı göğüsleri büstiyerden taşacak gibiydi.
Büstiyerin üzerinde gri bir ceket vardı. Ceket de dardı göğüs hatlarını
tamamen belli ediyordu. Parlak ten rengi külotlu çorabını giymişti. Uzun
topuklu sivri burunlu bilekten bağlı ayakkabılarını da. Yıllar önce derya
yı da buna benzer kıyafetler ile gördüğümde recep onu tokmaklıyordu
şimdi  de annemi. Kol kola salona girdiler. Salonun ortasına geldiklerinde
recep annemi kollarına alıp yumulmaya başladı. Dudaklarına asılıyordu.
Ellerini ahtapot gibi onun bedenine doluyordu. Anneme olan açlığı
belliydi annemin de recep e olan açlığı. Uzunca bir süre ayakta öpüştüler
dudaklarının birbirlerine değerken çıkardığı sesler annemin inleme
sesleri ve recep in “ohhh yavrum harikasın”  “taş gibisin bebeğim” demeleri
bilgisayarın hopörlerinden kulağıma geliyordu. Ayakta öpüşürken
birbirlerini soyuyorlardı. Recep hemen çırılçıplak kalmıştı kaslı gövdesi ve
şaha kalkmış dev yılanı ile, annemin ise sadece ceketini çıkarmıştı. Onu
elbiseleri üzerinde becermek istiyordu tıpkı yıllar önce derya ya
yaptığı gibi. Recep in yılanı gerçekten çok büyüktü. Neredeyse annemin
karnına  kadar geliyordu. Derya ile annemin boyları aynı oldukları için bunu
içlerine nasıl aldıklarını gerçekten çok merak ediyordum. Zaten merakım
çok uzun sürmeyecekti. Recep iri ellerine aldığı yılanını annemin
eteğinin içine soktu ve annemin külotlu çorabı ile kaplanmış naylonsu
yumuşak kasıklarının ve baldırlarının arasına sıkıştırıp kasıklarını ileri
geri hareket ettirerek sürtünmeye başladı. Ellerini annemin arkasına
sarıp eteğini avuçlayarak beline kadar topladı. Annemin geniş kalçaları,
külotlu çorabının ve tangasının içinden görünüyordu. Tangasının ipi ikiz
tepelerin arasındaki mutluluk vadisini kapatıyordu. Recebin dudakları
annemin dudaklarından ayrılıp daha aşağıya doğru kaymaya başladı.
Yalayarak. Annemin boynunu emiyordu. İki dudağının arasına alarak. Dudakları
boşta kalan annemin ağzından mutluluk iniltileri duyuluyordu. Pembe
ojeli ellerinden birini recebin saçlarının üzerine koymuş onun saçlarını
karıştırarak başını boynuna  bastırıyordu. Öbür eli ile de recebin kaslı
gövdesini okşuyordu. Recebin elleri de boş durmuyordu annemin külotlu
çoraplı arkasının yanaklarını ve baldırlarını avuçluyor öbür elide
büstiyerinin üzerinden annemin iri göğüslerini yoğuruyordu. Dudakları
annemin boynundan aşağıya inerek çıplak omuzlarına gelmişti. Büstiyerinin ve
sutyenin askılarını dişliyordu. Dişleyerek önce büstiyerinin askılarını
kopardı iki askısı da kopan büstiyer annemin bedeninden süzülerek
ayaklarının dibine düşüverdi. Annemin üst tarafında sadece krem rengi
dantelli desenleri olan şeffaf sutyeni kalmıştı. Sutyeni o kadar şeffaf dı ki
göğüsleri dantel desenlerinin altından belli belirsiz görünüyordu.
Recep annemin bu iç çıldırtıcı sutyenini görünce iyice aşka gelip” bebeğim
muhteşemsin” diyerek iki eliyle annemin sutyeninin üzerinden
göğüslerini yoğurmaya başladı o kadar sert yoğuruyordu ki annemin bir göğsü
sutyeninden dışarı çıktı. Annemin çıplak göğsünü recep hemen dudaklarının
arasına alıp yalamaya başladı sanki yiyordu. Annem recebin başını minik
elleri ile göğsüne bastırırken öbür eliyle de kaslı kollarını okşuyordu.
Annem receb in kollarında inliyordu. Receb annemin bir göğsünü ağzına
alıp emmeye devam ederken elleri ile annemin belinden başlayarak,
kalçalarını okşayarak, külotlu çorabını baldırlarına kadar sıyırdı. Annemin
tangasını sert bir şekilde parçalayarak mabedinden söküp aldı. Bu
sertlik annemi ayyy diye inletti. Sonra tekrar kalçalarını okşayarak çorabı
anneme geri giydirdi. Recep iri ellerinin arasındaki annemin minicik
tangasını yüzüne götürdü ve koklamaya başladı kaslı gövdesine sürterek
yılanına taktı annemin tangasını. Recep annemi omuzlarından bastırarak
önünde diz çöktürdü. Annemin yüzünün önünde recebin dev yılanı, yılana da
asılı duran minik tangası vardı. Recep anneme “hadi bebeğim göster
kocana marifetlerini” diyerek ondan yılanını ağzına almasını emretti. Annem
yılanın başına önce küçük bir öpücük kondurdu. Annemin pembe rujunun
izi yılanın başına çıktığında recep derin bir “ohhhh” çekti. Annem daha
sonra yılanın gövdesinde minik dilini gezdirmeye başladı. Yukarıdan
aşağıya doğru minik elleri ile yılanın gövdesini okşuyordu. Recep hayvani
sesler çıkarmaya başladı. Önünde diz çöküp ona sakso çeken annemin
başını iki elinin arasına aldı. Annemin çıplak omuzlarına dökülen saçlarını
bir eli ile toplayarak topuz yaptı. Ve yılanını yavaşça annemin
ağzından içeri sokmaya başladı. Yılanın başını annemin pembe rujlu dudakları
kavrıyordu. Yılanın başı ve gövdesinin bir kısmı annemin ağzının içinde
kayboldu. Recep azgın bir boğa gibi hırıltılar çıkartarak “ohhh yavrum
devam et daha önce hiç kimse böyle sakso çekmedi” diyerek kasıklarını
ileri geri hareket ettirerek annemin ağzına vermeye devam etti. Annemin
büzüşen pembe rujlu dudaklarının arasından yılan girip çıkmaya devam
ederken. Annemin yanakları çukurlaştı. Onu vakumluyordu. Gözlerini yukarı
doğru dikip önünde diz çöküp yılanını  ağzına aldığı recebe bakıyordu.
Recepde başını aşağıya eğip önündeki anneme “ devam et bebeğim ohhh”
diye inliyordu. Recep annemin omuzlarına doğru eğilerek sutyenin
askılarını omzundan indirdi. ve sırtından kopçasını çözdü. Annemin sutyeni
göğüslerinden aşağıya süzülerek yere düştü artık annemin göğüsleri
çıplaktı.  Recep ellerinin arasında topuz yaptığı annemin saçlarını çekerek onu
ayağa kaldırdı. Recep önünde yarı çıplak bir halde duran anneme sarılıp 
“yavrum harikasın böyle sakso çekmeyi nereden öğrendin uçurdun beni
kocan seni yalnız bırakmakla büyük salaklık etmiş” diyerek dudaklarına
öpücük kondurdu. Annem onu dinlerken eline aldığı recep in dev yılanını
sıvazlıyordu. “daha önce hiç bu kadar büyüğünü görmemiştim”  recep de
“daha sana neler yapacağım göreceksin bebek” diyerek annemin gucci marka
el çantasını eline aldı. Çantanın içinden paketi açılmamış ten rengi bir
külotlu çorap çıktı. Recep peketi hemen parçalayarak açtı. “senin gibi
yavruların en çok bu özelliğini severim o minik çantalarınızda her
zaman çok şey saklarsınız” ” o çorab paketinin orada olacağını nereden
biliyordun” “seni külotlu çorabını parçalayarak düzeceğimi biliyordun
yavrum yanında getireceğinden emindim” “hayatımda hiç senin kadar deli
hınzır bir çocuk görmedim kadınların isteklerini nasılda biliyorsun” “gel
yavrum yılanımla sana daha neler öğreteceğim” diyerek annemin minik elini
iri elinin arasına alıp annemi kanepeye oturttu. Kendi de yanına. Demin
paketini açtığı külotlu çorabı annemin eline verdi. Annem recep in
isteklerini çok iyi biliyordu ve bu isteklerini yerine getirmeyi de. Elini
çorabın içine sokarak çorabı genişletti. ve genişleyen çorabın ayak
kısmını recebin yılanına giydirdi külotlu çorabın bir bacağı receb in
haşmetli yılanında bir prezarvatif gibi duruyordu. Annem minik manikürlü ve
ojeli elleriyle külotlu çorap giydirdiği recep in yılanını okşuyordu.
Recep de yanına oturttuğu annemin omuzlarına kollarını atarak onu
kendine doğru çekmiş annemin dudaklarına yumulup öpüyordu. Bir eli ile
annemin külotlu çoraplı bacaklarını baldırlarını ve kalçalarını okşuyor öbür
eliylede çırılçıplak kalmış göğüslerini yoğuruyordu. Recep in annemi
düzmek için acelesi yoktu. Ne de olsa annem artık onun oyuncağıydı.
Kanepede yiyişirlerken sohbet te ediyorlardı öpüşmelerinden ve
inlemelerinden fırsat kalınca.
-ımhhh recep yavaş ol morartıcaksın her yerimi. Senin gibi deli bir
çocuk hiç görmedim daha önce neler yaptırıyorsun bana böyle
-ohhhhhhh yavrum taş gibisin yaaaa bundan sonra aboneyim sana kocan
artık benim. Geçen gün depoda hoşuna gitti değilmi arkanın kocası olmam
-ayyyyyyy terbiyesiz şey ya ımmhhh sende şeytan tüyü var biliyormusun
kadınlara istediği yaptırıyorsun.
-offfffffff bebek muckkkkkk bende şeytan tüyü olmasa şimdi kollarımda
olmazdın. Uyuz kocanın yaşatamayacaklarını yaşatacağım sana
-ımmhhhhhh deli çocuk kimbilir altından kaç kadın geçti şimdiye kadar
-ohhhhhhhhhh yavrum senin gibisi geçmedi harika muamele çekiyorsun okşa
yılanımı sev onu artık senin kocan o.
Recep iltifatlar yağdırarak annemin dudaklarına yumuldu ve onu öperek
kanepeye sırt üstü yatırdı. Bacaklarını dizlerinden kırarak annemin iki
yanına koydu.Belini altında yatan anneme doğru eğdi. Annemin külotlu
çorabının sarılı olduğu yılanını annemin iki göğüsünün arasına
yerleştirdi. ” hadi bebeğim o güzel göğüslerinin arasına sıkıştır yılanımı” annem
onun emrini yerine getirerek göğüslerini elleri ile yandan bastırarak
recep in yılanını göğüslerinin arasında sıkıştırdı. Recep de kasıklarını
ileri geri hareket ettirerek yılanını annemin dolgun ve yumuşak
göğüslerinin arasında gezdiriyor ve inliyordu. O kasıklarını ileri doğru
hareket ettirdikçe uzun yılanın başı annemin göğüslerinden çıkıp çenesine
değiyordu. Her seferinde çenesine vuruyordu. Recep bir eli ile annemin
yanaklarını sıkarak ağzını açtı ve annemin dudaklarının arasından
göğüslerinden çıkan yılanın başını ağzına verdi. Hem annemin göğüslerini
beceriyor hem de ağzına veriyordu. Bir elini tekrar annemin saçlarını
toplayarak topuz yapmak için kullanırken öbür elini de altında yatan annemin
eteğinin içine sokarak külotlu çoraplı kalçalarını okşuyordu. hayvan
gibi inliyordu daha da sertleşip zorbalaşıyor anneme fahişe muamelesi
yapıyordu yıllar önce derya ya yaptığı gibi. Yüzündeki ifade
sertleşiyordu. “ahhhhhhh harikasın ohhhhh kocan sana bunları yapmadı mı daha önce he
ohhhhhh” kasıklarının hareketi hızlanmıştı. Ve son bir kaç sert
hareketin ardından durdu. Yılanının başını annemin ağzından, gövdesini de
göğüslerinin arasından çekti. Yılana sarılı olan külotlu çorabın ucunda
annemin pembe rujunun izi çıkmıştı. Ve recep in durmadan akan tohumları
ile külotlu çorap ıslanıyordu. Külotlu çorabın naylonsu ve ipeksi dokusu
çağlayan gibi akan tohumları artık ememiyordu. Çoraptan süzülen bir kaç
damla annemin eteğine düştü. Annem ise üzerindeki hoyrat erkeğin
boşalmasını seyrediyordu hızlı hızlı nefes alarak. Neredeyse 1 saattir
ağzında olan yılan onu epeyce yormuştu. Ama recep in yorulmaya niyeti yoktu.
Yılanına sarılı olan ve tohumları ile ıslanmış olan külotlu çorabı
yılanından çıkardı avuçlarının arasına aldı anneme “ağzını aç bebek
çocuklarımın tadına bak” diyerek emretti. Annem ağzını açtığında avcunun
içindeki külotlu çorabı onun ağzına dayadı. Ve sıkmaya başladı. Naylonsu ve
ipeksi dokunun emdiği, recep in tohumları annemin ağzına doğru akmaya
başladı. Annem recep in çocuklarını içiyordu. Recep avucundaki külotlu
çorabı öyle sert sıkıyorduki hemen hemen tüm kutsal tohumlarını anneme
içirdi. Boşalan recep annemin yanına uzandı. annem de başını onun geniş
omuzlarına dayadı. Recep kollarını anneme dolayarak onu iyice koynuna
soktu. Azgın boğanın biraz dinlenmesi gerekiyordu. Dev yılanı sönmüştü
ama ölü hali bile devasaydı. Annem ölü yılanı  minik elleri ile
seviyordu bu haliyle daha zararsızdı. 1.90 lık recep in dev cüssesine uzanan
annemin narin bedeni ufak kalıyordu. Ve bu narin bedende hiç durmayan
recep in elleri gene dolanıyordu. Külotlu çoraplı bacaklarında ve
göğüslerinde. Annemin bedeninde okşanmadık yer bırakmıyordu annemin dağılan
kumral saçları recep in kaslı gövdesini kaplamıştı. Annem onun kaslı
gövdelerini okşarken uzun ve büyük yara üzerinde gezinmeye başladı manükürlü
ve ojeli parmakları.
-bu ne izi  (parmağı ile gösterek)
-askerdeyken oldu
-vuruldun mu
-evet
-senin için zor olmalı
-öyleydi ama hepsi vatan için o iz benim madalyam
-ımhhh kahraman ve maço erkek (recep e doğru bakarken gözlerinde
hayranlık tutku ve şehvet dolu bir ışıltı vardı)
-sünepe kocan tv başında uyuklarken senin gibi güzel kadınlar geceleri
rahat uyusun diye savaştım
-bunu biliyorum ve sana olan minnettarlığı ödemek istiyorum sert çocuk
-ödüyorsun yavrum zaten şimdi zevk vererek
-çok zor bir hayatın geçmiş olmalı hiç sığınacak sakin bir liman
aramadın mı
-benim gibi erkekler için nerede akşam orada sabah bebek
-daha önce hiç senin kadar deli birini tanımamıştım kovboy gibisin
biliyormusun bizim gibi kadınlar hep senin gibi erkeklerin karşımıza
çıkmasını bekleriz.
annemin elindeki recep in yılanı yeniden yavaşca canlanmaya başlıyordu.
-bilmezmiyim fıstık senin gibi kaç tanesi geçti altımdan
recep in yılanı yeniden dirilmişti. annemin bedeninde dolanan elleri
onu daha da hoyratça yoğuruyordu. Annemi altına yatırdı kendide üstüne
çıktı. Annemi uzunca bir süre öpüp yalayıp inlettikten sonra üstünden
kalktı. Annemin boylu boyunca uzandığı kanepenin ayak ucuna gitti. Annemin
bir bacağını ellerinin arasına aldı ve annemin sivri uçlu, bilekten
bağlı, uzun topuklu ayakkabasını yalamaya başladı dudakları annemin ayak
bileklerine oradan da baldırlarına kadar ilerledi. Dili ile annemin
külotlu çoraplı bacaklarını yalıyordu. Külotlu çorabın ufak bir parçasını
dişlerinin arasına alıyor naylonsu ve ipeksi dokuyu annemin teninden
ayırıyor sonra gene tekrar bırakıyordu. Yüzünü annemin naylonsu
bacaklarında kasıklarında baldırlarında ve kalçalarında gezdirdi. Öpüyor
yalıyordu. Yarım saat boyunca annemin bacaklarının her yerini yaladı. ama bir
türlü doymuyordu annemin külotlu çoraplı bacaklarına “Ohhh bebeğim
harika bacakların var sutun gibi, külotlu çorapda çok yakışıyor sana”
“Immhhh erkeğim recep im tüm bedenim senin. Feda olsun senin gibi yiğit bir
erkeğe istediğin gibi kullan beni”  “bu güzel bacakların için seni
seçtim fıstık bu güzel külotlu çoraplı bacakların yılanımı delirtiyor”
gerçektende annemin müdiresi olduğu galeride bir çok güzel kadın olmasına
rağmen. Recep in bir tek annemle ilgilenmesini neden buydu demekki. Tıpkı
yıllar önce derya ile ilgilenmesinin nedeni gibi. Annemin de deryanın
da bacaklarının sutun gibi olması. Recep iyice sertleşen yılanını
annemin kaygan ve naylonsu, külotlu çorapla kaplanmış bacaklarında sürtmeye
başladı. Herhalde şimdiye kadar recep in yılanının değmediği yer
kalmamıştı annemin bedeninde. Bir kadına tamamen sahip olmayı ve hükmetmeyi
çok iyi biliyordu. İri bedeni ile annemin üstüne yattı artık mabedine
girmenin zamanı gelmişti. Recepin iri gövdevisin altında annemin bedeni
görünmüyordu bile. Sadece recep in omuzlarının altından uzun saçlarını ve
recep in kalın belinin iki yanından sarkan bacaklarını görebiliyordum.
Annem bacaklarını onu beline dolamıştı. Bir yırtılma sesi geldi bir
anda. Recep annemin külotlu çorabının mabedine denk gelecek kısmını
parçalamıştı. Eteğini beline topladı. Ve iri gövdesi ile annemin üzerine
abanmaya başladı. Kasıkları her seferinde daha da hızlanıyordu.annem
inliyordu.”ohhhhhhhh ahhyyyyyy çok büyük yavaş lütfen ohhhhhh” diye. Yıllar
önce benim elimi sürmeye kıyamadığım deryanın, bekaretini alan o yılan
şimdi annemin içinde gidip geliyordu. Annemin iniltilerini yakarışlarını
duyuyordum. Recep içine her vurduğunda, onun beline sardığı bacakları
sallanıyordu. Annemin manikürlü ellerini görüyordum recep in sırtında
üzerindeki boğanın sırtını sıvazlıyordu. Üzerindeki boğa ise altındaki
narin bedenin üstüne hoyratça abanıyordu. Annemin zevk iniltileri odayı
inlitiyordu. Yılanı ile annemi inleten recep annemin zevk iniltileri ile
daha da aşka geliyor. Erkeklik ve maçoluk egosunu annemi inleterek
tatmin ediyordu. “ne oldu bebek daha önce hiç kimse düzmedi mi seni böyle
ohhhhhhhh” “ayhyhyyyyyy recep devam et lütfen hep içimde kal ayyyyyyyy”
zaten recebin annemin içinden çıkmaya niyeti yoktu. vurmaya devam
ediyordu. Hoyratça pompalıyordu annemi. İri bedeninin altında eziyordu.
Annemin üzerinden kalktı recep. ama yılanı hala annemin içinde onu
inletmeye devam ediyordu. Annemin bacaklarını havaya dikip omzuna aldı. Anneme
bacak omuza  yapıyordu. Zaten annemin üzerinde istediği her pozisyonu
uygulamaya niyetli olduğu belliydi. Annem de zaten onun her isteğini
seve, seve kabul ediyordu. Annemin bacaklarını omuzlarına alıp
pompalarken, yüzünü annemin külotlu çoraplı bacaklarına sürüyordu. Elleri ile de
annemin yuvarlak göğüslerini avuçluyordu. O kadar sert sıkıyorduki
avuçlarını annemin büyük göğüsleri onun parmak aralarından taşıyordu. Artık
recep annemin üzerinden kalktığı için annemin yüzünüde görebiliyordum.
Gözleri yarı kısıktı, dudakları aralık, inliyordu şu an bulutların
üzerinde uçtuğu her halinden belli oluyordu. Ve onu uçuran recep de tüm
hoyratlığı ile annemi pompalamaya devam ediyordu. Yıllar önce deryayıda
böyle düzmüştü şu an annemi becerdiği gibi. Recep yılanını da annemin
namusundan çıkararak kanepden kalktı. içinde onu pompalayan  sert yılanın
mabedinden çıkması ile annem recep e ” ne oldu aşkım” diye sordu recep
” korkma bebek daha tadına doyamadın değil mi merak etme daha sabaha
kadar düzeceğim seni” diye cevap vererek kanepeye oturdu. Annemi elinden
tutrarak kanepeden kaldırdı ve kucağına oturttu. Recep annemi iri
gövdesinde kucağına oturtur oturtmaz hemen alttan pompalamaya ve annemi
inletmeye başlattı. Bu sefer annemin külotlu çoraplı bacaklarını ve
kalçalarını daha rahat okşuyordu. dudakları annemin göğüslerinin üzerindeydi.
Yalıyordu.  Annem” ohhhhh aşkım mahvettin beni devam et ayyyy” diye
inlemeye devam ediyordu. Recep gerçekten çok güçlü bir erkekti 1 saat
evvel tüm tohumlarını anneme içirmiş olmasına rağmen hala dimdik yılanı ile
uzun süredir annemi pompalamaya devam ediyordu. Artık mönitör başında
annemi düzerken seyretmekten ben helak olmuştum. Kendime bir kahve yapıp
geri geldiğimde gene pozisyon değiştirmişti recep. Bu sefer annemi
kanepenin üzerinde domaltmıştı. Kendiside arkasına geçmişti. Annemin
eteğini beline topladı külotlu çorabının annemin arka mabedine denk gelecek
kısmını parçaladı. Yılanını annemin geniş ve yuvarlak kalçalarına
sürtüyordu. Annem ise başını arkaya doğru çevirmiş önünde domaldığı recep in
yılanını kendisi için nasıl hazırladığını seyrediyordu yüzündeki sokak
kadınlarında olan şehvet dolu ifade ile. Recep yılanını annemin delik
deşik ettiği külotlu çorabının kapladığı baldırlarında ve kalçalarında
gezdirirken anneme ” hazırmısın bebeğim kocanı arka kapından içeri
almaya” diye soruyordu. Annem ise başını çevirerek uzun kumral saçlarını
havada savurduktan sonra “her zaman aşkım arka mabedimin kapısının
anahtarı sende artık” diyerek onu cevapladı. Recep annemin küçük el
çantasından onun el kremini çıkardı ve dev yılanını kremledi. Kremlenen yılan
parıldıyordu. Zırhını giymiş bir şövalye gibi. Ve şövalye birazdan kale
duvarlarını delecekti. Yılanını önce annemin arka yanaklarının
ortasındaki vadiye dayayıp sürtmeye başladı. Vadinin içindeki mutluluk mabedine
giren kapıyı kırmadan önce annemi yılanına alıştırmak istiyordu. Annem
de arkasında gezinen bu yılanın sertliği ve sıcaklığını hissederek
inceden inceye inliyordu. Daha bir kaç gün öncede annemi arkadan
pompalamıştı. Ama mabedin kapısı böyle bir ziyateçi için hala dardı. Hayatında
ikinci kez mabedin kapıları açılacak ve içine misafir kabul edecekti.
Recep daha önce yılanına sardığı  annemin öbür külotlu çorabını yerden
aldı. Ellerinin arasında onu küçük bir top haline getirdi. Ve annemin
ağzının içine tıktı. Bunu neden yaptığını birazdan anlayacaktım. Çünkü recep
dev yılanını annemin gizli vadisinden içeri büyük bir hızla sokup
mutluluk mabedinin kapısına abanmaya başlayınca annem acı içinde haykırmaya
çalışıyordu. ama sadece çalışıyordu. Çünkü ağzına tıkılmış olan külotlu
çorap onun bağırmasını engelliyordu. Yüzü kıpkırımzı olmuştu. Recep her
seferinde daha hızlı pompalıyordu. Yılanı milim milim annemin içine
giriyordu. Her vuruşunda annemin yanaklarını tokatlıyordu. Kasıkları
annemin yuvarlak ve geniş kalçalarına çarpıyordu. Yılanını her sokup
çıkarışında annemin göğüsleri sallanıyordu. Dev yılanının neredeyse tamamını
annemin içine sokmuştu. Annemin ağzına tıkadığı külotlu çorabı çıkardı.
Ve dudaklarına yumulmaya başladı. Dört ayak üstüne domalttığı annemin
üstüne o da dört ayak üstüne çıkmıştı. Annemin saçlarını çekiyor
memelerini yoğuruyordu. İkiside zevk içinde inliyor haykırıyordu. Recep in
bedeni gittikçe kasılmaya ve vuruşları hızlanmaya başladı. Son bir kaç
sert ve hızlı vuruşun ardından annemin üstünden kalkıp içinden çıktı.
Kanepenin ayak ucundan kalkıp baş ucuna doğru yürüdü. Mos mor olmuş ve
damarları patlayacak hale gelmiş yılanını önündeki annemin ağzına verdi.
Annemin pembe rujlu dudaklarının yanından recep in tohumları akıyordu.
Yılanını annemin ağzından çekti. Eline aldı. bir kaç kez sıvazlıyarak
tohumlarını annemin yüzüne attırmaya başladı. Recep in tohumları yüzüne
fışkırırken, annem gözlerini kırpıştıryordu. Recep hala yılanının zehrini
boşaltamamıştı. Hala dimdik olan yılanını annemin yüzünde gezdirmeye
başladı. Yanaklarında, burnunda, boynunda, gözlerinde. Tüm zehrini
annemin üstüne akıttıktan sonra yılanı sönmeye başladı. Annemin yüzü onu
tohumları ile kaplanmıştı. Boşalan recep kendini karşı kanepeye atıp bir
sigara yakmaya başladı annem ise bulunduğu kanepeye yığılıp kaldı. Recep
in tekrar dirilip annemi becermeye başlaması fazla zaman almayacaktı.
Ama onu bu sefer salonda değil yatak odasında düzmek istiyordu annemi
elinden tutup yatak odasına götürüyordu. Ne yazık ki yatak odasındaki
güvenlik kameralarında sorun vardı orada annemi kaç kere becerdiğini neler
yaptığını göremedim. O gece annem ve çok geç saatte geldi. Yorgundu. Ne
de olsa üzerinden defalarca bir aygır geçmişti. Hemen duş alıp yatıp
uyudu. Ertesi sabah onu ilk kez bu kadar multu görmüştüm. Babamın
yıllardır doyuramadığı içindeki aç kadını recep doyurmuştu. Onun neşeli ve
mutlu olması beni de mutlu ediyordu. bütün pazarı aşk şarkıları
mırıldanarak geçirdi.  Pazartesi akşam üstü recep beni cepten aradı evin
anahtarını vermek için beni bir birahaneye davet etti. Kendi gibi maço 
arkadaşları ile dolu bir birahaneydi. İçeri girdim masada 3 kişiydiler.
Selamlaştık.  Recep bana “eyvallah koç, al emanetini bu kıyağını hiç
unutayacağım” dedi. Arkadaşları hemen araya girdi “ne emaneti usta o” “hafta
sonu elime bir hatun düştüde onu çitiledim biraz, arkadaş sağolsun ev
ayarladı bana” hemen abhaza muhabbetine başlamışlardı. Bana da  bir bira
söyleyip sohbete dahil ettiler
-vay be usta valla helal olsun daha istanbul a geleli bir ay olmadı
hemen hatun buldun kendine
-eeeee ne sandınız oğlum. Abiniz buldu mu manitayı götürür hemen
-nasıldı abi hatun anlatsana biraz
-oğlum karıyı görseniz bir afet her yol var kaşarda götten veriyor
sakso çekiyor. Manyak muamelasi var
-öffffff be abi  ne ballısın hep de sana rastlar böyleleri
-ne balı oğlum karıya iki ayar çektim yarrak manyağı yaptım işi
bileceksin. Uzaktan baksan evli barklı çocuklu kadın ancak için gider. Biraz
ayarı çektin mi cup hemen koynunda
-kim abi bu karı
-var ya oğlum benim çalıştığım sergi yerindeki entel karılardan bilmem
ne müdiresi
-üffffff abi o mu. Manyak bir şey o ya 10 posta vurulur o karıya bee
-ne sandınız oğlum abiniz. malın iyisini götürür
Recep cebinden telefonunu çıkarıp annemin ona saf ve arzulu duyguları
ile yazdığı mesajları gösterince üçüde annemin mesajları ile dalga
geçmeye başladı.
-abi sen bu karıyı fena yapmışsın be şu hale bak tutuşuyor hatun
-abi senin yıllar evvel çaktığın bir kız vardı adı derya hatırladın mı
-unutulur mu lan o kaymak gibi kızdı koynumda büyüdü o
-bayağı bir zaman bir pompaladın abi sen onu
-3 sene düzdüm oğlum ben onu. el değmemiş kızdı benden önce.  3 sene de
her yola getirdim kızı ne önü kaldı ne arkası
-şimdi o kız izmirde üniversitedeymiş benim arkadaşlar anlatıyorda
manyak bir şey olmuş kız ya tam kaşar senin anlayacağın yani. Acayip
muamele çekiyormuş
-nereden açtın lan şimdi o mevzuyu
-abi senin şimdi tokmakladığın karı o kıza çok benziyorda o yüzden
söyledim.
-doğru söylüyorsun lan tipleri çok benziyor. Hiç fark etmemiştim. Şaka
maka şimdiye kadar en güzel vurduğum hatunlarda o ikisiydi.
Biramı bitirmeden oradan ayrıldım onların sohbetlerini daha fazla
dinlemek istemiyordum hayatım boyunca değer verdiğim ik dişiyi annemi ve ilk
aşkımı düzen adamın onlar hakkında yaptığı belden aşağı yorumlar bana
zevk veriyordu. Belkide bundan utandığım içindi. Daha fazla duramadım
orada yıllar evvel deryayı şimdi de annemi beceriyordu.  Serginin devam
ettiği 1 ay boyunca annemi düzmeye devam etti. Sergi biter bitmez recep
i işten çıkardım. İstanbulu terk edip izmire gittiğini duydum. Belki de
orada deryayı tekrar tavlayıp becerecekti. Bilemiyordum. Ama emin
olduğum tek bir şey vardı eğer bir gün karım olurda her gün parlak ten rengi
külotlu çorap giymeye başlarsa biliyordum ki onu da recep bir şekilde
tavlamış ve düzüyor olacaktı. Tıpkı 5 sene önce deryayı şimdi de annemi
yaptığı gibi.

EVİM EVİM-1

Kızım Hale (18), oğlum Mert (19), karım Deniz (36), annem Figen (56), babam Yaşar 68 ve Ben Demir 37 yaşında birlikte yaşayan mutlu bir aileyiz. Babam ünlü bir mimardır bende onun izinden yürüyüp mimar oldum ve okuldan çıkınca onun bürosunda çalışmaya başladım. Sonra evlendim, çocuklarımız oldu, Bu arada hep kira evlerinde oturduk. 2 yıl önce dededen kalan bir arsa üzerine planını kendi çizdiğim tripleks bir ev yaptık. Üçüncü katta Denizle benim yatak odamız, bir banyo ve benim çalışma odam, ikinci katta Hale’nin, mert’in odaları, annemle babamın odası, 2 banyo ve bir büyük elbise dolabı odası, zemin katta, büyük bir salon, mutfak, banyo, ha bu arada her katta tuvalet. Evin yapımında hiçbir şeyden kaçınmamış en lüks malzemeyle en güzel evi ortaya çıkarmıştım. Evin ince sıvası bitip boya badana ve kartonpiyer işi başlamadan önce işçilere 3-4 gün izin verdim ve bu 3-4 günde inşaatta tek başıma çalıştım, her odanın havalandırma ızgarasının arkasına çözünürlüğü çok yüksek birer mini kamera yerleştirip, uçlarını tavan arasında birleştirip bir koruyucu plastik borunu içine yerleştirdim ve tüm uçları çalışma odamda çalışma masamın arkasındaki duvara indirdim. Tüm ince işler bittikten sonra çalışma odam hariç tüm ev eşyası taşındı, bu arada eşyaların çoğunu da Deniz yeniledi, en son çalışma odamı yerleştirdim ve panoyaindirdiğim tüm kabloları bilgisayarıma bağlayıp bir deneme yaptım. Misafir yatak odası dahil 5 yatak odası, 3 banyo, 3 tuvalet, mutfak, salon, giyinme odası olmak üzere 20 kamera hatasız çalışıyordu evde istediğim an
ulaşamadığım bakamadığım bir oda ve köşe yoktu. Uzun bir süre kamera olayını unuttum. Bir gün bir proje ile boğuşurken o kadar bunalmışım ki sırtım tutulmuş, çizim işini bırakıp geriye yaslandım, dinlendim ve kalkıp kendime bir viski koyup bilgisayarın başına oturup kameraları çalıştırıp evde gezinmeye başladım. Evde kimsenin olmadığını sanıyordum, Birden Mert’in karımın dolabını karıştırdığını gördüm, hay Allah bu çocuğun orda ne işi vardı derken dolabın önünden çekilince elindeki eteği ve bluzu görüp daha çok şaşırdım. İlgiyle bilgisayarın başına eğildim ve izlemeye devam ettim, Mert yatak odamızdan çıkıp Halenin odasına girdi ve onun şifoniyerinden bir külot, sütyen ve külotlu çorap aldı. Her an merakım daha da artıyordu. Mert daha sonra annemlerin odasına girip oradan bir çift ince yüksek topuklu ayakkabı ve annemin kızıl peruğunu alıp kendi odasına gitti.Odasına girince kapısını kilitledi ve elindekileri yatağının üzerine sanki bir mankenin üzerine giydirirmiş gibi sırayla dizdi, yatağın üzerinde içi boş bir kadın oluşturdu. Aynanın karşısına geçip soyunmaya başladı. Ya bu çılgın oğlan ne yapacak bir türlü anlayamıyorum derken
çırılçıplak kalan Mert’in vücudunda tek kıl olmadığı dikkatimi çekti. Sonra yatağa yaklaşıp Hale’nin dantelli siyah külotunu giyip üzerine sutyeni giydi ve sutyenin içine evvelden hazırladığı belli olan göğüs benzeri şeyi taktı, üzerine külotlu çorabı giydi, üzerine denizin mini eteğini ve
beyaz bluzunu giydi, peruğu taktı, yüksek topuklu ayakkabıları giyip aynanın karşısına geçti, sağa sola dönüp kendini seyretti, en son çekmeceden çıkardığı alev kırmızısı bir ruju dudaklarına sürüp geri çekildi ve aynadan kendini seyredip odada kendince dans etmeye başladı. Olayı baştan sona seyretmemiş olsam odada gördüğüm fıstığın Mert olacağına kesinlikle inanmaz kim bu afet derdim.
Masasına gidip bilgisayarını çalıştırdı, çantasından çıkardığı bir cd yi takıp sandalyesine kurulup afet gibi bacak bacak üstüne attı. Seyrettiklerimden etkilenmiş, sertleşmiştim. Mert’in taktığı travesti cd sinde kendisi gibi parlak bir oğlan giyinip sevgilisiyle buluşuyor ve iki azman zenci tarafından sikiliyorlardı. Artık yeter deyip yerimden kalktım, bilgisayarımı kapattım ve Mert’in odasına yollandım fanteziler paylaşılmak içindir, hadi yazın bana paylaşalım.
spices22@hotmail.com

EVİM EVİM-2

Mert’in kapısını yumruklayarak çabuk aç şu kapıyı diye
gürledim. Çabuk ol dedim, kapıyı açtığında karşımda yaprak gibi titriyordu,
hışımla odaya dalıp kapıyı çarptım ve ne bu anlat bakalım dedim. Biraz
önce seyrettiği cd’nin bir benzerini geçenlerde seyrettiğini orda ki
oğlanın aynı şekilde kendi evinde süslenip gezindiğini görmüş, ilgisini
çekmiş denemeye karar vermiş. Evde kimsenin olmadığını bildiğinden
istediği gibi kıyafetler seçip giyinmiş.
Peki ortaya çıkandan memnun musun dedim, gördüğünü çok beğendiğini,
okuldaki kızların büyük bir çoğundan daha güzel daha alımlı olduğunu
söyledi. Sadece böyle giyinmenin bu duyguyu tatmin etmeye yetmeyeceğini
söyledim. Şaşırdı nasıl yani dedi. Gel buraya deyim karyolasının kenarına
oturdum, yanıma geldiğinden omuzların tutup yere diz çöktürdüm ve
pantolonumu açıp kazık gibi olan yarağımı çıkardım hadi bakalım biraz önceki
zencilerden gördüğünü uygula dedim. Şaşırma sırası ona gelmişti. Alımlı
seksi bir kadın olmak istemiyor musun hadi işte fırsat, al eline yala
bakalım dedim, diz çökmesi için bastırdım ve yarağımı ağzına dayadım.
İki eliyle kavrayarak sadece başına ve deliğin etrafına dilini sürtmeye
başladı.Sonra dudaklarını aralayıp ağzının içine sokmaya başladı.
Yarısına gelince gırtlağına dayandı, öğürüp geri kaçtı, tekrar soktu diliyle
karışık resmen emmeğe içimi boşaltmak ister gibi asılmaya başladı. Epey
bir emdirdikten sonra ağzından çıkarttım ve onu ayağa kaldırıp
kollarımın arasına aldım, başını omzuma yaslayıp titremeye devam etti.
Çenesinden tutup yüzünü kendime çevirdim ve eğilip dudaklarından öptüm.
Kucağıma alıp yatağına götürdüm, sırt üstü uzattım yanına uzanıp bluzunun
düğmelerini çözmeye başladım. Vücudunun açılan yerlerini dudaklarımla
öpmeye, yalamaya devam ettim, bluzunu tamamen çıkarttıktan sonra eteğinin
fermuarını indirdim  ayağa kaldırıp eteği çıkartmasına yardım ettim.
Şimdi külotlu çorap, sutyen ve içindeki sliple karşımda duruyordu. Bana
yaklaşıp elini kemerime attı, çözüp pantolonumu yere düşürdü, ayaklarımdan
pantolonu attım gömlek ve boxerla kaldım, gömleğin eteklerinden tutup
yana açtı ve her açtığı düğmeyle yükselerek boynuma kadar geldi.
Gömleğimi çıkarttıktan sonra boxerımın lastiğinden tutup yere indirdi ve elimi
tutup beni yatağa götürüp sırt üstü yatmamı sağladı, karşıma geçip
sutyenini kopçalarını açarak çıkarttı, koltuğa oturup 40 yıllık orospular
gibi külotlu çorabını çıkardı, külotunu çıkarırken dizlerini kırmadan
tüm güzelliğini gözlerimin önüne serecek şekilde domalıp kalktı ve yatağa
gelip üzerime uzandı ve tekrar yarağımı emmeğe başladı. Bir müddet
sonra artık hazır olduğunu hissedip onu altıma aldım ve yatağın kenarına
çekip bacaklarını omuzlarıma yasladım, bak şimdi babacığın seni sikecek,
artık kadın olacaksın, biraz canın yanacak sık dişini dedim, yarağımı
tükürükleyerek Mert’imin minicik deliğine dayadım ve kafasını zorlamaya
başladım. Canı çok yandığından kendini geri çekip kaçmaya çalışınca,
suratına iki tokat yerleştirip kıpırdanma ulan orospu, istediğin merak
ettiğin bu değil mi, işte kocan seni sikecek, bundan sonra istediğin
zaman bir yarak bulacaksın dedim ve bacaklarından sıkıca kavrayarak köküne
kadar geçirdim,  bir iki dakika kıpırdamadan içinde durdum acıya
alışmasını sağladım, hıçkırıklarla ağlıyor babacığım artık sen benim kocam mı
oldun, bundan sonra annemi siktiğin gibi beni de sikecek misin, Ben
artık senin ikinci kadının mı oldum, dedi göz yaşları arasında, Evet minik
sevgilim sen artık annenin kumasısın, her fırsatta böyle süslenip benim
olacaksın, bak bakireliğinin timsali kan izlerin yatak çarşafına
yayılıyor deyip pompalamaya başladım. Epey bi gidip geldikten sonra altımda
zevkle kıvranmaya başladı, Oh kocacığım ne tatlı sikiyorsun beni kökle
kökle derken geleceğimi anladım ve içinden çıkarıp dudaklarının arasına
verdim, hadi mükafatını al, hayat pınarının suyunu içip yut bakalım
dedim ve yüzüne fışkırmaya başladım
fanteziler paylaşılmak içindir, hadi yazın bana paylaşalım.
spices22@hotmail.com

EVİM EVİM-3

Her fırsatta mert’i süsleyip giydirmekte ve doya doya
sikmekteydim. Neredeyse bir elim yağda bir elim balda, Her akşam Deniz’le en
güzel fantezilerimizi gerçekleştiriyor, okul dışı ve evin boş olduğu
zamanlarda da Mert’i bağırta bağırta sikiyordum. Bazı günler Mert ile
birlikte alışverişe çıkıyor ona en seksi en küçük külotları sutyenleri
alıyorduk. Birden telefonum çaldı, baktım Mert, efendim oğlum, baba neredesin.
Evdeyim, başka kim var, kimse yok annenler babaannenle halanlara gittiler
geç gelecekler, Hale okulda çıkınca bir arkadaşıyla ders çalışacakmış,
babamı bilmiyorum. Ne var neden sordun, ya bir arkadaşla ders
çalışacağız da bizde ondan şeyettim. Tamam gelin çalışın, peki ama sen bir
yerlere ayrılma deyip kapattı. Bir işler çeviriyordu ya dur bakalım. Yarım
saat sonra arkadaşıyla geldiler. Odasına çıktılar ben hemen kamerayı
çalıştırıp pc başına oturdum, Biraz sohbet ettiler sonra Mert arkadaşıyla
odasından çıkıp Hale’nin odasına gittiler. Dolabını açıp tüm
çamaşırlarını yatağın üstüne boşalttılar jetonum düştü. Getirdiği arkadaşını
giydirecekti. Koltuğuma iyice yerleşip olacakları seyretmeye başladım.
Baktım Hale’de de epey güzel külotlar, sutyenler varmış, bir gün bende
dolabı kurcalayıp şunları yakından inceleyeyim diye aklımın bir kenarına
yazdım. Seçim yapamadıklarından ne varsa hepsini kucaklayıp Mert’in
odasına götürdüler. Sonra Karımın odasından birer gece elbisesi aldılar,
derin yırtmaçlı, biri siyah biri kırmızı, Mert annemden oğlan karımdan
ayakkabı seçti odaya gidip soyunmaya başladılar. Çırılçıplak kalınca
yatağın üzerindeki külotları denemeye başladılar ve birer string de karar
kılıp sutyenlerini taktılar elbiselerini giyip ayna karşısında
süslendiler, ayakkabılarını da giyince işleri tamam olmuş, iki tane orospu ortaya
çıkmıştı. Eh bugün bana epey iş düşecek demek, baksana sikilmek için
can atan iki küçük orospu beni bekliyordu. Müzik setine romantik bir
parça koyup dans etmeye başladılar, artık sahneye çıkma zamanı geldi deyip
soyundum ve çırılçıplak Mert’in odasına yollandım. Kapıyı açıp içeri
girdiğimde dudak dudağa öpüşüyorlardı. Bakıyorum bensiz başlamışsınız
diye odaya girince oğlan şaşırdı Mert’e baktı kim bu dercesine, Mert
tanıştırayım babam, baba bu Hilmi dedi, Elimi uzattım, el sıkışırken
Hilmi’yi kendime çekip dudaklarına yumuldum, etli sıcak ve ateş ateş yanan
dudaklar beni temelli çıldırttı. Siz iki küçük orospu ne yapıyorsunuz
bakayım burada diye sordum. Şey babacığım Hilmi geçenlerde bir film
izlemiş, oradaki oğlanı merak etmiş bana anlatıyordu, ben isterse bize gelip
deneyebileceğini söyledim. İyi yapmışsınız, ama sadece giyinmeyi mi
deneyeceksiniz, başka tatlar aramıyor musunuz, isterseniz sizi zevk
denizlerinde uçurabilirim derken Mert önümde diz çöktü ve hemen saksofon
çalmaya başladı. Hilmi gördüğü manzara karşısında şaşırmış bizi
seyrediyordu. Bizi aynadan görebileceği şekilde onu çevirdim ve kalçalarını kırmızı
kadife elbisenin üzerinden yoğurmaya başladım. Sikinin kalktığı
elbiseden belli oluyordu. Görüyorum hoşuna gitmeye başladı. İstersen sen de
yalayabilirsin derken sözümü bitiremedim bile hemen Mert’in yanına diz
çöküp iki eliyle yarağımı yakaladı ve ağzının derinliklerine daldırdı.
Sonra birbirlerine dönüp öpüşmeye başladılar ikisini elinden tutup yatağa
götürdüm, sırt üstü yattım hadi bakalım güzel birer striptiz seyretmek
istiyorum. Beni çıldırtın dedim. Lafımı ikiletmeden müzik eşliğinde
usta birer orospu gibi birbirlerini soymaya seksi hareketlerle soyunmaya
başladılar. Tamamen soyununca yere uzanıp 69 yapmaya başladılar hemen
Hilmi’nin arkasına geçip kaba etlerini ayırdım ve götünü yalayıp
ıslattım, Hiç sikildin mi dedim hayır sadece birkaç kere salatalık denedim
deyince eh deyip taşaklarıma kadar soktum, çığlıktan mahalle ayağa
kalkabilirdi. Kaçmasın diye belinden yakalayıp yarağımı içinde tuttum ve
kendimi kasarak içinde kasılmasını sağladım. Sonra hızla pompalamaya
başladım, acıyor çıkarın dayanamayacağım diye bağırdı, Mert sesini bastırmak
için altından kalktı ve dudaklarına uzanırken üzülme bebeğim babama bir
alış daha seni birlikte sikeceğiz yarak manyağı yapacağız seni derken
ben Hilminin götünün derinliklerine doğru fışkırmaya başlamıştım bile
fanteziler paylaşılmak içindir, hadi yazın bana paylaşalım.

hd porno sakarya escort sakarya escort sakarya escort sakarya escort webmaster forum play casino canlı bahis illegal bahis illegal bahis kaçak bahis canlı bahis güvenilir bahis bursa escort bursa escort bursa escort izmit escort brazzers