En Yakın Arkadaşımın KocasıKızlığımı Bozdu

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

En Yakın Arkadaşımın KocasıKızlığımı Bozdu

Benim yıllardır çok sıkı dostum, arkadaşım, kardeşten öte bir kız arkadaşım Didem, yeni evlendi. Ama arkadaşlık ettikleri ve nişanlı oldukları sürece adamı hiç gözüm tutmamıştı. Samimiydik, konuşuyor, geziyorduk, ama hoşuma gitmeyen bir şeyler vardı bu adamda. Çok yakışıklıydı ve ahlaksız bir yapısı vardı. Bana bakışlarını yakalıyordum ara sıra. Bacaklarıma, vücuduma istekli istekli, sikecek gibi bakıyordu. Benim baktığımı anlayınca başını başka tarafa çeviriyordu. Arada Didem olmasaydı, o bakışlara başka türlü yanıt verirdim! Didem havalarda uçuyordu, aşktan bir şey görecek hali yoktu. Her fırsatta öpüşüyorlar, koklaşıyorlar, sevişiyorlardı. Üstü kapalı uyarmaya çalıştım, ama Didem dinlemedi, o adamla evlendi…

Balayı falan derken evleneli bir ayı geçti. Didem’in ısrarlarına dayanamayarak, bir akşam yemeği için evlerine gittim. Üçümüz, yeni ev kadını Didem’ın hazırladığı yemekleri yedik, hediye götürdüğüm güzel şarabı açıp içtik. Sohbet ettik. Her şey güzeldi, yemek, şarap, sohbet. Benim güzel arkadaşım mutluluk sarhoşuydu zaten. Kocasının ağzının içine bakıyordu. Balayını anlattılar. Oteli, denizi, havuzu falan. Hatta, kocası birara içeriye gittiğinde, Didem üstü kapalı olarak, kocasının harika seviştiğini, yatakta kendisini çok mutlu ettiğini bile anlattı.

Gece yarısına doğru kalkmak istediğimde, ikisi birden beni evime bırakmak için ısrar ettiler. Ben, gerek olmadığını, taksiyle gideceğimi söyledim. Tam bunun tartışmasını yaparken Didem ağırlaşmaya, bayılır gibi kendinden geçmeye başladı. Ben hemen, “Ne oldu Didem? Neyin var?” diye ayıltmaya çalıştım. Kocasından kolonya istedim, getirdiği kolonyayı alnına, boynuna sürüyordum. Didem halen kendinde değildi, yere halının üzerine serilip kalmıştı. Kaldıramıyordum.

Telefona davranıp 112’yi aramaya çalıştığımda, kocası tutup telefonu elimden aldı ve “Merak etme, bir şeyi yok. Uyuyor sadece…” dedi. Gözlerinde acaip pırıltılar dolaşıyordu. “Nasıl yani? Nasıl uyumak bu?” diye olayı anlamaya çalışırken, kafama dank etti. Adamın gözlerindeki parıltılar anlatıyordu her şeyi. “Uyku ilacı verdim uyuması için! Seninle yalnız kalamıyoruz hiç… Uyursa yalnız kalırız diye düşündüm!” dedi. Şeytanca yakışıklı yüzünde, yine şeytanca bir sırıtış vardı. Anlamıştım olayı, karısını uyutup beni sikecekti…

Üstüme gelmeye başladı. Tam bana sarılmak isterken buna bir tokat patlattım ve “Seni şerefsiz! Nasıl düşünürsün bunu?” diye bağırıp kapıya fırladım. Ama nafile, kapı kilitliydi. Açamayınca arkamı döndüm. Yavaşça üzerime geliyordu. Sıyrılıp balkon kapısına koştum. O da aynı şekilde kilitliydi. Sanki açılacakmış gibi kapı kolunu zorlayıp açmaya çalıştım. Tekrar dış kapıya aynı şekilde yüklendim. Yok, açılmıyordu.

Çaresizce döndüm, üstüme geliyordu. Yana kaçtım, kollarını açıp üstüme geldi. Kaçacak yerim kalmamıştı. Sırtım duvara dayanmıştı. Ellerini iki yanımdan duvara dayadı, kollarının arasında hapsetti. O yakışıklı, kirli sakallı suratı bir santim burnumun dibindeydi şimdi. Korkuyordum, “Yapma! Nasıl böyle bir şey yaparsın? Karının en yakın arkadaşıyım ben! Yeni evlisin, neden böyle bir şeye gerek duyuyorsun?” diye bağırıyordum yüksek sesle. Koca eliyle ağzımı kapadı, “Bağırma canım! Bağırırsan hem sen, hem ben, hem arkadaşın rezil oluruz mahalleye! İster misin böyle bir duruma düşmeyi?” dedi. Başımı iki yana salladım. Elbette yapamazdım bunu.

Bana, “Seni seviyorum canım! İlk gördüğüm andan beri seni istiyorum. Öyle güzel, öyle seksisin ki… Güzelliğin, giydiğin seksi giysiler bitiriyor beni! Delirtiyorsun! Hadi, zorluk çıkartma, sen de zevk alacaksın, inan!” diye fısıldıyor, ılık nefesi kulak memelerimde, boynumda dolaşıyordu. Tüm bedeniyle yaslanmıştı bana. Kasıklarımda onun kalkmış yarağının sertliğini hissediyor, bu da alarm zilleri çaldırıyordu beynimin içinde.

Elini ağzımdan çekti. Yalvarmayı denedim, “Sakın aklından bile geçirme! Bırak gideyim, şerefsiz! Nasıl bunu düşünürsün? Kız oğlan kızım ben. Hem sen… Sen yeni evlisin! Karın yetmiyor mu sana? Bırak beni!” dedim, ama nafile. Çırpındım, tekme vurmaya, kollarından kurtulmaya çalıştım. Umurunda bile değildi. Gözleri vahşi vahşi parlıyordu. Kafaya koymuştu, bugün, bu gece beni becerecekti bu adam. O vahşi ışıltıları görünce anladım. Kızlığımı kaybedecektim bu gece! Yine de kurtulmayı denedim. Ama olmadı.

Saçlarımdan kavrayıp dudaklarıma yapıştı. Başımı çevirdim, bir tokat yedim aniden. Sarsıldım. Tutup yere yatırdı beni. Sağa sola kıvrılıyor, üstümden atmaya çalışıyordum. Minyon tipli, 60 kilo bir kızın ne kadar kuvveti olabilir ki? İri yarı erkek ağırlığının altında eziliyordum. İki elimi tek eliyle tutmuş, halıya bastırmıştı. Bacaklarıyla bacaklarımı hapsetmiş, kıpırdamama izin vermiyordu. Didem, benim güzel arkadaşım, yanı başımızda kendinden geçmiş, baygın yatıyordu. Ona seslenmeyi denedim, ne faydası olacaksa? “Didem, nolur kendine gel! Didem! Kurtar beni!” dedim. Ama Didem’in ruhu bile duymuyordu. Kocası ise yanı başında beni yere yatırmış, sikmek üzereydi…

Nefesim kesilmiş, gücüm kalmamıştı bu hayvanın altında. Kendimi bıraktım, mücadele edecek halim kalmamıştı. Baskıyı hafifletti. Bluzumun yakasından tutup aşağıya çekti, yırtarak çıkardı. Sütyenimin askılarını kopardı, fırlatıp attı. Boğuşmanın etkisiyle nefes nefese kalmıştım, göğsüm aşağı yukarı inip kalkıyordu. Belden yukarım çıplak, gözlerinin önündeydim. O da bir an durup hayranlıkla seyretti memelerimi, “Ohhh! Canım benim! Çok güzelsin! Harikasın!” diye soludu. Sonra eğilip öpmeye başladı. Dudakları sıcak sıcak, memelerimde, uçlarında dolaşıyordu.

Sol eliyle ellerimi bastırırken, sağ elini aşağıya okşayarak indirdi. Eli, çıplak bacaklarımı okşaya okşaya, boğuşurken sıyrılan eteğimin altına girdi. Bacaklarımın içlerini okşayarak yukarı çıktı. Külodumu avuçladı. İrkildim. Ama hareket edemedim. Ağlıyordum. “Bırak! Lütfen bırak beni! Dokunma bana! Zarar verme!” diye yalvarıyordum. Dinlemedi beni. Elleri okşamaya devam etti. Şimdi hazineme ulaşmıştı parmakları. En kıymetli hazinemi, evet, amımı okşamaya başlamıştı parmakları. Ve o anda dehşetle bir olayın farkına vardım: Zevk alıyordum!

Evet. Her yandan ateş altındaydım. Dudakları memelerimin uçlarındaydı. Islak dili memelerimde, kabarmış meme uçlarımda dolaşıyordu durmadan. Etli dudaklarının arasına hapsediyor, diliyle okşuyordu meme uçlarımı. Ya parmakları? Çıplak amımı, klitorisimi okşayan o parmaklar. Dakikalar boyu sürüyordu bu durum. Kasıklarımda bir ateş, bir yangın başlamıştı artık. Ve o yangın gittikçe büyüyor, tüm vücuduma yayılıyordu.

Islandığımı hissediyordum. İçimden sular akıyordu sanki. İnanamıyordum buna. En yakın arkadaşım yanı başımda baygın yatıyor, kocası ise her yerimi okşuyor, öpüyor, emiyor, beni zevkten kıvrandırıyordu. Duygularımı anlatamam. Korku, dehşet, heyecan, zevk, utanma, vicdan azabı. O her tarafımı okşayıp yalarken, ben içimden kendi kendime konuşuyor, telkin etmeye çalışıyordum, (Tamam, sen bir kadınsın. Hayvanın okşamalarından zevk alabilirsin, ama kendini kaptırma. Geçecek bu. Şeytanın seni alt etmesine izin verme. Hayır!) diye.

Elimde olmadan ağzımdan, “Ihhh…” diye bir inilti koptu. Ve hayvan da anlamıştı zevk aldığımı. Parmağını amımdan çekti, ıslanmıştı parmakları, ışıkta amımın sularıyla parlıyordu. Parmağını kokladı, yaladı bana bakarken. “Görüyor musun aşkım, nasıl zevk alıyorsun! Nasıl ıslanmış amcığın! Hadi bırak kendini bana, zevkine var!” diyordu.

Bıraktım ben de. Elini eteğimin kopçasına getirip kopardı. Eteği sıyırıp bacaklarımdan çıkardı. Minicik pembe külodumla kalmıştım. Hemen arkadan koparırcasına onu da çıkardı. Çırılçıplaktım şimdi. Utançla ellerimi apış arama götürdüm, hazinemi saklamaya çalıştım. Gülümseyerek yavaşça elimi tuttu, kenara çekti. Hayran gözlerle bakıyordu amıma. Yeni ağda yapmıştım. Amımı bir süre seyretti, sonra eğildi, öptü. Elimde olmadan yine, “Ooohhh…” diye inledim. Kapalı tutmaya çalıştığım bacaklarımı araladım yine elimde olmadan…

Ve ağzı, benim göz değmemiş, el değmemiş amıma kapandı. Islak dilini hissettim amımda. Ne oluyordu bana böyle? Nasıl bir zevkti bu? Hele dilinin ucunu klitorisimde hissettiğimde mahvoldum. Beynimde şimşekler çakıyordu sanki. İki elimi halının tüylerine geçirmiş, kasılmış parmaklarımla yoluyordum zevkten. Ama yine de ona katılmıyor, zevkini arttırmamaya çalışıyordum. Ama ne kadar saklayabilirdim aldığım korkunç zevki? Gözünü benden ayırmadan yalıyordu amımı. İçimden akan sular, zevkten kızaran yüzüm, kısılan gözlerim her şeyi anlatıyordu ona…

Sonunda yalamayı bırakıp kalktı. Aceleyle üstünde ne varsa çıkarıp attı. Şimdi aralık bacaklarımın arasında, heykelsi, kaslı, sportmen vücuduyla dizlerinin üstünde duruyordu. Az önce kasıklarıma bastırdığı sertlik serbest kalmış, yarağı havaya dikilmişti mızrak gibi. Muhteşem bir yarağı vardı. Biçimli, damarları kabarmış, geniş şapkalı bir şey…

Dizlerinin üzerinde yanaşıp o yarağı ağzıma yaklaştırdı. Ne istediğini anlamıştım, başımı diğer yana çevirdim. Saçımdan tutup kavradı. Can acısıyla istediğini yaptırıyordu bana. Ağzıma dayadı yarağını. Ağzım sımsıkı kapalıydı. Diğer eliyle çenemi tutup sıktı. Acıyla açılan ağzıma taş gibi olmuş yarağını sokuverdi…

Çaresizdim. En ufak hareketimde saçlarımdan asılıp canımı yakıyordu. İstediğini yaptım ben de, yarağını yaladım, emdim. Zorlukla ağzıma sığan yarağını vantuz gibi emiyordum artık. Porno videolarda seyredip mastürbasyon yaptığım oral sahnelerindeki kadınlardan farkım yoktu şimdi. Aklımda o videolardan ne kaldıysa, ağzımla, dilimle hepsini yaptım yarağına. O ise başını arkaya atmış, iki eliyle saçlarımdan kavramış, yarağını ağzıma sokup çıkarıyor, sonra yalamamı bekliyordu. Ben de yalıyordum boylu boyunca. Yaladım, yaladım… Neden boşalmıyordu bu hayvan? Yoksa planını önceden yapmış, karısına uyku hapı, kendine geciktirici falan mı almıştı sapık herif? Herhalde öyle olmalıydı. Dakikalarca yaladığım halde, zevkten böğürdüğü halde boşalmıyordu bir türlü…

Sonra bıraktı yalatmayı. Bacaklarımın arasına girdi tekrar. Tükürüklerimden ıslanmış yarağını, benim zevk sularımla ıslanmış amıma sürttü. Eliyle tutup boydan boya gezdirdi ıslaklığımda. Klitorisime baskı yaptığında kıvrandım. “Yapma… Bana bu kötülüğü yapma! Kızım ben. Bekaretime zarar verme. Bırak ağzımla boşaltayım seni!” diye inledim tekrar. “Çok güzel yalıyorsun tatlım. Müthiş oral yapıyorsun. Ama merak etme aşkım, seni öyle seveceğim ki, kendin yalvaracaksın içime gir diye!” dedi.

Öyle de oldu… İçime girmeden üzerime abandı. Kasıklarıma yaslanan yarağını ayırmadan dudaklarıma yumuldu. Etli dudaklarıyla dudaklarımı emmeye başladı. Eli bir mememi avuçlayıp sıkarken, dilinin ucuyla dudaklarımı okşuyordu bir yandan da. Nefes alabilmek için dudaklarımı araladığımda içime girdi o dil. Dilimi okşuyordu. Kendimden geçiyor, bayılacak gibi oluyordum. Nefes alamıyordum. O geniş kaslı göğüslerinin altında eziliyordu memelerim…

Namussuz adam öyle güzel öpüyordu ki, öyle güzel sevişiyordu ki, her yerime ayrı ayrı aynı anda zevk yıldırımları salıyordu sanki. Dayanamıyordum artık. Kasmaya çalıştığım bacaklarım, kendiliğinden sonuna kadar ayrılmıştı şimdi. Ve o açılan bacaklarımın arasında kıpırdayıp duruyordu yarağı. Hayvani yarağının sert başının amımın girişini zorlamaya başladığını hissediyor, içime girebilmesi için kalçalarımı oynatıyordum. O ise hiç acele etmiyordu. Beni zevkten zevke sürüklerken, memelerimle, dudaklarımla haince oyalanırken, hiç aldırış etmeden, sertliğinden bir şey kaybetmeden öylece bacaklarımın arasında duruyordu…

Zevk sularımın taştığını, arkamdan halıya süzüldüğünü hissediyordum. Sonunda dediği oldu. Yalvardım, “Hadi, gir içime artık! Bitsin bu işkence! Sok şunu içime namussuz!” diye. Gülümsedi dudaklarımın içinde, “Emin misin? İstiyor musun gerçekten?” diye sordu. Haykırdım, “Evet! İstiyorum hayvan herif, istiyorum! Ne yapacaksan yap, bitir şunu, bitir işimi, dayanamıyorum artık!” diye.

Ve doğruldu. Bacaklarımın arasında yerleşti iyice. Gözlerini gözlerimden ayırmadan kalçalarını bastırdı içime doğru. Yarağının başının amımın girişini zorladığını hissettim. Girdi. O kadar ıslanmıştım ki, kaydı içime yavaşça. Başı girdi. Durdu. Gözlerime bakıyordu. Bense heyecanla, titreyerek bekliyordum onu. Ve tüm kalınlığıyla bastırıverdi içime. Bir sızı duydum içimde. Kollarımı boynuna sardım. “Ahhhh!” diye inledim. Acının bitmesini bekledim. O da bekledi. Sonra hareket etti. Yavaş yavaş. Soktu. Çıkardı. Soktu. Çıkardı. Hızlandı. Hızlandı. Zevk suları fışkırıyordu bacaklarımın arasından. İnanılmazdı hissettiklerim. Böyle bir zevk olamazdı. Resmen çığlık atıyordum zevkten. Zirveden zirveye uçuruyordu beni hayvan herif…

En sonunda boşaldı içime. Döllerinin sıcaklığını rahmimin derinliklerinde hissedince ben de delirdim. Tırnaklarımı sırtına, dişlerimi omuzuna geçirip, haykırdım, haykırdım, haykırdım…

Kasılmalarımız bitince üstümden yuvarlandı yanıma. Sırtüstü uzandı. Yan dönüp başımı onun inip kalkan göğsüne koydum. Kalbinin çılgın bir tempoyla atan gümbürtüsünü duyuyordum. Ellerimle, dümdüz, sert karnını okşadım. Bacağımın biriyle, onun sert, erkek kaslı bacaklarını sardım. Halen zevk alan amımı, onun kıllı, sert bacağına dayadım. Bastırdım. Amımda bacağının sıcaklığını, sertliğini duyuyor, zevkten kasılıyordum. Bir süre böyle kaldık. Dinlendik. Sonra kalktı. Beni de elimden tutup kaldırdı.

Zavallı Didem, halen baygın vaziyette uyuyordu halının üzerinde. Eğilip yerde yatan arkadaşımın omuzlarından tuttu, bana baktı, ben de ayaklarından tuttum, kaldırıp koltuğa yatırdık. İçeriden örtü getirip üzerine örttü. Dudaklarını sevgiyle öpüp, başının altına bir yastık koydu. Ben koltuğun kenarında ayakta durmuş onu izliyordum. İçimi bir kıskançlık duygusu kavurdu birden…

Dolan, bulutlanan gözlerime baktı, anlamıştı hissettiklerimi. Gülümseyerek kalkıp geldi, beni kucakladı. Çırılçıplak birbirimize sarıldık. Ateşli ateşli öptü dudaklarımı, “Söylemiştim sana aşkım… Karımı sevdiğim kadar seni de seviyorum. Merak etme, ikinize de yetecek gücüm var benim!” dedi. Ve o güçlü kollarıyla kucaklayıp, kuş gibi kaldırdı beni. Banyoda bacaklarımdan akan dölleri, kanı temizledi özenle. Yıkadı beni. Ben de onu. Sonra yine kucaklayıp üzerimizdeki akan su damlalarıyla, çırılçıplak yatak odasına götürdü. Yatağa yatırdı nazikçe. Sonra üstüme geldi. Seviştik. Saatlerce… Sabaha kadar…

Aklımda sadece o an vardı. Hiç bir şeyi umarsamıyordum. Bekaretim… Namusum… Didem… Geleceğimiz… Hiç biri… Umursadığım tek bir şey vardı: Erkeğim! O’nun bana verdiği, yaşattığı korkunç şehvet, içinde yüzdüğüm zevk denizi. Ve artık onsuz yaşayamayacağım duygusu!

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Gerçek aşk, gerçek seks – Kız arkada

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Gerçek aşk, gerçek seks – Kız arkada
Öncelikle tüm partnerlerimle yaşadığım tüm herşeyi mahremimiz olarak görürüm. Bu nedenle isimler, semtler hariç sadece İstanbul’da yaşandığını söyleyebilirim. Kanıtlama amacım yok elbette ki,

Kendimle başlayayım, o zamanlar üniversiteyi şehir dışında okurken bile bir an önce işe başlamak ve para kazanmak için derslerden çakmamaya çalışıyordum. İstanbul’a yakın bir ildeydim ve haftalık evime dönebiliyordum. Şükür dört yılda okulu da bitirdim.
İdealistim dedim ya, 4 yıl üniversite bitince askere de gittim ve dönünce işe başlamam lazımdı.Onu da hallettim ancak işim çok zordu. O kadar yoğundum ki, başlayan flörtlerim de sağlıklı gitmiyordu.
2008 krizi derken toplu işten çıkarmalardan bende nasibimi aldım.Bu kadar ters bir zamanda kim derdi ki aşkın bu kadar güzelinin denk geleceğini.
İşler kesilince iş güç sorarken arkadaşlarla tekrar kontağım oldu. Yaş 25-26 elbette, evlilik , flörtler de konuşuluyor.Arkadaşım beni biriyle tanıştırmak istediğini söyledi, aynı yakada olmamıza rağmen uzaktık birbirimize. Bu nedenle birbirimize maillerimizi vermiş, öncesinde arkadaş ortamından hep tanışıp flört ettiğimden tuhaf geldi.
Konuşmaya başladık, iş güç de olmayınca komple ona odaklanmıştım. Onun iş çıkışında hemen hemen hergün buluşuyorduk, onu alıyordum. Açıkçası işsizken böyle tutkulu aşk beklemezdim. Çok hızlı herşey gelişti. O kadar ki hemen sanal sohbeti kesip direk buluşmuştuk, tatil için Balıkesir’e gittiğimde 5 dk bile beni bırakmadan MSN’den telefondan sms le hep bana yazıyordu.
Adeta birbirimiz için yaratılmıştık sanıyorduk. Şu andaydık, geleceği çok az düşünüyor, geçmişe aldırmıyorduk.Ortak arkadaşlarımız olduğu için de saygılıydık.
5.-6. buluşmadan sonra elele tutuşmak artık bize yetmiyordu. Tenha kafelerde, biralar arar öpüşürdük. Ayağa kalktığımda kot pantolonumdan kalkmış organım belli olurdu. Tabi görmezden gelmeye çalışırdı ama artık güpegündüz birgün sahilde otururken artık son noktaydı. O zamana kadar hiç öyle sertleşmemiştim. Bir elimde mont diğerinde sevgilimin de elini tutmam lazım. Saçmasapan kapatmaya çalışıyorum, artık sinsi sinsi gülmeye başlamıştı.Yolun ortasından beni kayalıklara çekip “Aşkım sakinleş, şimdi karşıdan gelenler korkacak, hadi gel” dedi. Beni kayalıklarda taşlara doğru çekti ve oturdu. Hadi gel arkama dedi. Ben de arkasına geçtim. İyice kalçalarını kalkık penisime doğru getirdi. O da çekiniyordu, “aşkım bunu mu arzuluyorsun” dedi. Konu Emmanuelle erotik filmlerine benzemişti. Yutkundum ve incecik bir sesle “Özür dilerim, farkettirmek istemedim ama belli bir yere kadar kontrol edebiliyorum, böyle hiç olmamıştım” dedim. “Ne özürü, çok normal. Ben de çok ıslanıyorum, böyle seni gördükçe külodum sırılsıklam oluyor” dedi. Sonra çaktırmadan elini geriye attı. Üstümde baharlık montum vardı ve fermuarı açıktı. Geriye yaslanıp onun içine sokuldu ve ürkekçe tek eliyle kotumun üstünden penisimi okşamaya başladı. Artık ben de mezi akıntısından sırılsıklamdım. O gün gittiğimiz semtte çok tenha kafe, bar aradık ama lanet ki yoktu. İşe gideceğinden ayrıldık.

O günden sonra artık frenlerimiz patlamıştı. Çok aşıktık ve mıknatısın ters kutupları gibi birbirimizi çekiyorduk. SMS lerle hep cinsellik konuşur olduk. O kadar ki cinsel organlarımıza isim bile takmıştık: Ömercik ve ayşecik 🙂
Elbette ağaçlar altında sikişecek kadar azgın ve mantıksız değildik. İlk buluşmalarda onu semtine bırakırken elimi bile tutmak istemezdi. İki kız arkadaşı ile bekar evindeydiler. Başta dört kişilermiş sevgilimin samimi olduğu arkadaşı evlenmiş ve ayrılmış. Sevgilim kalan iki kız arkadaşı ile pek anlaşamazdı.
Kayalıklarda kucağıma oturmalar, barlarda öpüşüp koklaşmalar artık yetmez olmuştu. Vapurda bir keresinde en son vapurlardan birine binmiştik ve bomboştu. O kadar azmıştık ki; “aşkım şimdi yalnız olsak ne yaparsın?” dedi. “Kalçalarından ısırmaya başlarım deyince” birden beline sarılı elimi tuttu ve zayıfladığı için belinde gevşek kalmış kotundan içeri daldırdı. “Onlar zaten senin bak” dedi.Yaşadığım şoku çaktırmamaya çalışarak sessizce fısıldamaya devam ederek “Meleğim enim, evet” dedim. Sonra küt saçlarından kulağını yaladım. Ellerim lokum gibi yumuşacık esmer kalçalarındaydı. Kimsecikler olmasa orada koltuğa uzatıp bacaklarının arasına yerleşecek ve iki elimle iki poposunu da avuçlayacaktım. Ama o benim sevgilimdi ve çaktırmadan hangi kalçasını okşayacağımı şaşırmıştım. İskeleye geldikçe “Hadi elini çıkar oradan, onlar senin dedim. Gören olacak hadi” diye sıkıştırmaya başlamıştı. Elim başlardaki ürkekliği kaybetmiş, resmen avuçluyordum. Artık kolumu tutup çıkarmaya da çalışınca unutamayacağı bir an olsun istedim. Baş parçağımı sertleştirip göt deliğine hızlıca götürdüm. Kaygandı daha da hoşuma gitti, biraz da itince yerinden hopladı. “Aşkım yeter, bağırayım mı ? Anlayacaklar lütfen” dedi ve elimi çıkarttım.
Artık kaçamaklar da yetmiyordu. O da ben de sevişmeyi çok istiyorduk. İşsizdim ve ailemle yaşıyordum. Ortak arkadaşlarımız olduğundan onlardan da sevgilimle buluşacağım deyip anahtar isteyemezdim ya. Otele de gitsek, acaba beni yanlış mı anlar diye düşünüyordum. İkimiz de çok azmıştık, böyle olmayacaktı.İlk sevişmemizin nasıl olacağını smslerle yazıyorduk, azdırıyorduk birbirimizi. Kayalıklarda penisimi okşuyor,üstüne oturup yavaşça sürtünürken “aşkım sabret, ömercik’i sakinleştireceğim” diye beni teselli etmeye çalışıyordu.
Tam o günlerde kız arkadaşım, evde bir kız arkadaşı ile kavga etmişti. Araları nane molla olmuştu. Sanıyorum kızlardan biri erkek arkadaşını eve çağırıyor ve onun da erkek arkadaşları geliyormuş.Önceden semtine yaklaştırmayan sevgilim bu nedenden tartışmıştı.İş sidik yarışına dönmüştü, sevgilim de “bana geleceksin, odamda beraber uyuyacağız” demişti. Ben şaka diye düşündüm, şakası yoktu. İşe yeni başlamıştım ama çok masumca bir mazeret buldum ve 1 gün izin aldım.
O gün de sevgilimin izin günüydü ve sabahtan akşama kadar beraberdik. Hafta içi olduğundan kayalıklar bizimdi ama o gergindi. Çok fazla seksten konuşmadı.
Gece 12:00’yi. Eve gittik, apartmandan süzüldük ve kapıyı açtık. Kızlardan biri odasında müzik dinliyordu, diğeri de sevgilisiyle kavga ediyordu. Ayakkabımı girişe bıraktırdı ve beni hemen odasına götürdü. Yolda gelmeden bolca bira da içmiş olsak da ben apartmana girişten ter su kesmiştim. Sıcak bir Temmuz gecesiydi. Sahilde dimdik olan penisim içeri kaçmıştı adeta. Apartmana elimizde siyah poşe

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

bayram günü

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

bayram günü

merhaba benim adim deniz istanbulda yasıyorum cdyim annem bayram günü evde olmıycaktı yani bir hafta beni bir heycan sarmıstı onun güzel iç çamasırlari ve esyalari bana kalmştı geceden kedimi hep hazırlamaya basladım artık hayal kurmaya baslamıstım annem içerde hazırlık yapıyordu kapıdan dogru kafamı uzattım annem gömlek giyiyordu altına sütyen takmamıstı yeni aldıhı kilodunu giydi siyag parlak bi corap giydi üzerine kumas siyag pantolonunu giydi bir ssat sonra otobüsü kalkıyodu servis kapıya geldi ve annemi assa indirdim aklıma hemen üst tarafta acık olan bi maza geldi aklıma uhradım ve oraya gittim kendime bir kaç tane jartiyer aldım tayt aldım bi ara arkamda bi adam bana kulahıma tangan cook gzl dedi ne yapmalıydım sasırdım sadece gülümseyerek tesekkurler dedim parayı ödeyip cıktım neden se arkama bakma gereği duydum adama bakarak güldüm köseyi dondum kapıya geldim ve bekledim biraz sanki içeme dogmustu bi anda adam yanıma geldi mehersem bizim binaya tasınan yeni komsumuzmus 40 yasında boylu biriydi esmer di tanıstık ve gelmesini söyledim evde birilerinin olmadıhını söyledim gülerek bana önden siz dedi heycanlanmıstım ilk defa bi erkek alıyodum eve eve geldik mert bey birşeyler içermisin dedim cola getirdim içerden annemi sordu ne zaman gelcek diye bende bi hafta sonra dedim ohh ne güzel rahatsın yani bi hafta dedi yani diye biraz güldüm mert bey bana iç çamasır aldıhım yerin sahibiyim ben dedi telini cıkarıp kapatmalrini söyledibi anda dedimki orda topuklu ayakkabi vardi onuda alcaktim ama siz bana tanganız cook yakısmıs deyince almadan ciktim dedim ortahina yeri tarif etti ayakkabiyi getirmesini söyledi gelene kadar evi dolaşalım dedim ilk annemin yatak odasına gittik dolabın kapahını actım annemin herseyi ordaydı direk karsımıza askıda olan tangalari geldi üzerine giydihi elbiseleri asmış diher tarafta ise transparan tarzı gömlekleri assada ise ceşit ceşit coraplari karsımızda mert bey bi anda bu tanga sana daha cook yakısır dedi giymemi istedi ben içeri gidiyorum dedi bende bi heycanla annemin agı acık olan tangasını gıydım üstüne jartiyerini taktim sutyen taktım üstüne tüllü bir gömlek giydim bi anda zil caldi üzerimdekileri unutttum kapıyı actim bi anda karsimda saşiran bi adam vardi beni öyle görünce eksihi tamamlamay geldi dedi ayakkabıyı bana uzatti artik saklıycak bişey yoktu ve giydim içeri davet ettim girer girmez ben yürümeye basladım ve arkamdan popoma tokat atti ahmet hoş geldi mert bey bi anda kendimi iki kişinin ortasinda buldum ikiside ii ellerimi yarraklarina götürdü fermalrini acıp ellerime verdiler ikiside tas gibi olmuştu kocaman di birinin kafasi cook geniş sapka gibiydi öbürünün ki düz geriye dpgru kalin ve damarliydi basımı tuttu mert bey azima vermeye basladi inanılmaz kocaman di kafasi agzıma nerdeyse kıramp gircekti küçük dilime kadar gelmişti annen de hepsiini aliyor dedi mert bey bi anda kizdim ne diyonuz siz diye korkma deniz artik alışti evime götürüyorum bütün gün ahmetle sikiyoruz dedi şimdi ise annemin yedihi yarraklari ben yicektim bi anda böyle konusurken ahmet yarrani kafasini sokmustu cıglıhı atmamam imkansizdi sanki hiç acimasi yoktu daha delihim genişlemden sertce vurmaya basladi mert beyde o an keşke senin iki delihin olsa simdi bende ona girerdim dedi bi anda ahmet arkamdan cıktı beni kucahına aldı zıplatmaya basladi mert ise telnini cıkarip yakin cekimden vidyomuzu cekiyodu sonra beni mert beye teslim etti oda domaltarak mantar gibi yarrani dibime kadar sokup sokup cıkarıyordu kucana alarak annemin yatak odasina götürdler aslinda cook mutluydum deli gibi sikiyolardi ikiside ayni anda azıma ve popomun içine bosaldılar bi anda heryerim döle karişti bir bilerine bakarak elleriyle cak yaptilar mert bey birini arıyordu numarayi gösterdi tel annemindi telefon acildi nbr aynur dedi gercekten konusmaya baslmıslardi anneme ne zaman geceni soruyor du o zaman gercekten inanmıtım birlkte olduklarina neyse ikiside gidiceni soylediler ve evden cıktılar ben bi hüzün bi mutluluk arasında kalmıştım internete gectim bu siteden bi arkadsla tanıstım ve bana cam actı bagcılarda oturduhunu soyledi bende actim üzerimdekiler gerckten tam bir kadin gibi görünüyordum gelebilirim istersen dedi gel demeye kalmadan numarami verdim on dakika içinde kapıdayim dedi zil caldihinda kalbim sanki fırlıycakti kapıyı acık bıraktım yatak odasında bekledim bekleyene kadar makyaj yapmıştim üzerimde şifon gömlek altimda jartiyer mini etekle odadaydim burak diye seslendim kapıyı kapat içeri gel dedim sanki o bana sürprz yapmıstı sen gel içerdeyim demişti içeri girdihimde

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

ALINTIDIR

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

ALINTIDIR

Merhaba adım sibel 38 yaşındayım kocam kemal ile birbirimizi severek evlendik.

2 çocuğum var ve çocuklarım oldukdan sonra çalışmayı bırakdım evimin kadını oldum annelikden sonra ister istemez kilo almışdım ama yinede güzel kadaındım ançak ben çocuklar ile ilgilenirken kocam zamanla eve geç gelmeye ve devamında sürekli olarak şehir dışı toplantıları olmaya başladı. kocamı çok sevdiğimden kocamın bana olan sevgisinden kendisine inanıyordum bir gün bavulunu boşaltırken gizli bölmesinde pzervatif buldum şaşırmışdım yani yanında bavulunda olmamalıydı arkadaşıma anlattım ve bana kızım sen çok cahilsin erkekler fırsaını bulduğunda aldadır deyince inanmak istemedim ama içimde kuşku oldu.

Bir gece ben yatmışdım ve gece ansızın kalktım bilgisayar odasında pc açık olduğunu ve kocamın başka kadın ile msn görüşmesi yapdığını gördüm ve çok kızdım o an yıkıldım, ben kariyerimi bırakarak ev kadını olmuşdum kocam ise benim halimden fırsat bilerek başkaları ile beraber oluyordu ve beni aldatıyordu. odaya gittim ağladım sabah kocam bir şey olmamış gibi evden çıkıp gitti ve bende evden cıkarak arkadaşıma gittim durumu anlattım çok kızkındım arkadaşım ise bana sende yap aklı başına gelsin dedi ben ise hayır yapamam başka erkeğin yatağına giremem dedim ama arkadaşım aklıma sokmuşdu.

Bana düşün dedi ve bir kaç gün düşündüm ve önce kocama bir fırsat vereyim dedim ama bu seferde kendisi duş almaya girdiğinde acık unuttuğu cep telefonuna gelen mesajı okuyunca artık geriye dönüşü olmayan yola girmiştim kocamın iş toplantıları için 1 aylığına yurt dışına cıkacağını fırsat bilerek ve arkadaşımın tavsiyesiyle bir doktora danıştım ve önce cerrahi operasyonla fazla külolarımı aldırdım ardından da kadınlığıma operasyon yapdırarak s*ksi ve arzu dolu kadın oldum bir kaç günlük istirahatla kocamın bana verdiği kredi kartyla alışverişde elbiseler aldım çocukları ise arkadaşıma bırakmışdım s*ksi iç çamaşırları almak için mağazaya girdiğimde görevlinin kadın olmadığı mağazada önce tedirginlikle erkek görevliye istediklerimi söyledim ve kendisi de bana tavsiyede bulunarak giydiğin güzel bolona uyacak ve iz yapmayan gstring yakışır dedi.

Bende zevkli olmalısın dedim.

Adının murat olan tezgahtar bana zevkli ve arzu dolu bayansınız vede ne istediğini bilen duruşunuz var size zevkle yardım edeceğim dedi. murat sıcak kanlı zeki ve hoş sohbetliydi etkilemişdi beni ve ikimizinde acık sözlü konuşması iyi bir başlangıç idi ve alış veriş sonrasında bana birazdan kapatacağım eğer istersen seninle bir şeyler içmek isterim dedi bende kabul ettim ve beraberce çıkdık güzel bir cafede oturduk sohbet ettik bayağı eğlendik içki içdik ve bana ilgi duyduğunu söyledi bende kayıtsız değildim aslında. ikimizde sarhoş olmuşduk ve mekan ayrılarak arabaya gittik ançak otoparka girdiğimizde görevli bize siz sarhoş olmuşsunuz arabanızla kaza yaparsınız isterseniz arkadaş sizi bıraksın dedi bende murata istersen bıraksınlar dedim murat kabul etti ikimiz arkaya bindik ve otoparkda muratın aracına biri şöför diğeride çalışan olan biri bindi. bize, arkadaş biraz sonra durakta inecek dedi bizde damam dedik ve gideceğimiz yeri tarif ettik o sıra murat beni öpmeye başladı karşı koymak istemedim cünkü kocamı aldatmak istiyordum ve içdiğimiz içkinin etkisiyle biz öpüşmeyi uzatınca nereye gittiğimizin farkında değildik ve bir ara ben dışarıya bakdığımda ıssız bir yere girdiğimizi anladım ve murat nereye gidiyoruz dediğimde oda şaşırdı ve nereye götürüyorsunuz dedi ve şimdi geldik sabretin dediler ve ısısz bir yerde bir gece kondunun önünde durduk ve şöför ve diğer araçdan inerek ceplerinden cıkarttıkları bıcakları boğazlarımıza dayadılar.

Başladım ağlamaya ne yapıyorsunuz diyen muratı fena halde dövmeye başladı şöför olan ve yere düşerek bayıldı beni de zorla gecekonduya götürdüler kapıyı acan adam ise nerde kaldınız diyerek planlı bir durumla karşılaşdığımızın işaretiydi eve kapattılar beni diğeri de muratı eve sürükleyerek eve getirerek bağladılar beni de odaya götürerek üzerimdeki elbiseleri yırtarcasına cıkartmaya başladılar ben ise yalvararak yapmayın evliyim çocuklarım var dediysemde şöför olan ulan or*spu hem evlisin hemde başkasıyla kırıştırıyorsum madem öyle şimdi senin için daha iyi olacak dedi ve daha fazla bağırma diyerek bolonundan cıkarttığı p*nisini ağzıma sokdu diğeri de bacaklarımı iki yana ayırarak cıplak kalan bedenime s*kini sokmaya çalışıyordu.

Ben ise caresizce cırpınıyordum ama takatım kalmamışdı ve artık ne olacaksa olsun düşüncesiyle kendimi bırakdım ve evin sahibi olan adam s*kini a*ıma sokduğunda daralttığım a*ım yırtılmışd,ı acı ile başladım ağlamaya kocaman s*ki vardı ve hayasızca beceriyordu. bir süre sonra boşalmışdı ve ağzımda s*ki olan adam a*ıma yönelerek beşladı beni becermeye saatler boyunca 3 erkeğin esiri olmuşdum biri bırakıyor diğer sokuyordu bir ara bayılmışdım kendime geldiğimde odada kimse yokdu ve a*ımdan süzülen sp*rmler başıma nelerin geldiğinin kanıtıydı.

Ben bunları arzulamamışdım ve hak etmemişdim ama kocama ters vereyim dediğimde tersi alan ben olmuşdum ve sabah olduğunda benim üzerimi giydirdiler ve beni arabaya atarak bir yerde bırakdılar ve bana bak polise gidersen başına kötü şeyler gelir resimimlerini cekdik internete veririz ve kocana da yollarız diyerek beni korkuttular eve geldiğimde bitkin ve dağınık durumdaydım

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

ZENCİ MAHKUM..

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

ZENCİ MAHKUM..

İstasyonda karşıladığım zaman, gözlerinin içi gülüyordu Juan’ın. Kolay değil, tam üç yıldır ilk defa çıkıyordu cezaevinden. Onunla, başıma gelen küçük bir bela sonunda aldığım bir yıllık mahkumiyetimi çekerken, Eskişehir Cezaevi’nde tanışmıştım. Kokainden tam on yıl ceza almıştı ve dört yıl yatacaktı. Daha önceden Türkiye’de hiç yaşamamış olduğu ve gelişinde havalanı gümrüğünde yakalanmış olduğu için, kimseyi tanımıyordu ve bu nedenle de hiç ziyaretçisi yoktu tabii.

Yapı olarak sıcak bir insandı Juan. Onunla hemen kaynaşmıştım. Türkçe’yi bir türlü öğrenememişti ama, oldukça iyi İngilizce biliyordu. Görüntüsüyle, herkesten farklıydı. Uzun boylu ve esmerdi. Ama başını sürekli traş ettiği için, kafası, pırıl pırıl parlıyordu. Koğuşumuzda, ondan başka, arayanı soranı olmayan kimse yoktu. Bir tanıdık adı, ya da adres de veremediği için, normalde hakkı olduğu halde, izin haklarını da kullanamıyordu. Bu açıdan, kafayı yemek üzere olduğunu hemen anlamıştım. Otuz yaşında, iriyarı ve sağlıklıydı Juan. En büyük sıkıntısı kadınsızlıktı. Neredeyse başka hiç bir şey düşünemiyor, sürekli kadınları sayıklıyordu. Bayağı hatırı sayılır bir porno dergiler kolleksiyonu oluşturmuştu. Her gün bir kaç kez otuzbir çektiğini söylüyordu.

Sonra bir pazar günü hamamda, çıplak görmüştüm Juan’ı. Teninin rengi esmer, uzun boylu ve iriyarı vücudu inanılmayacak kadar kıllıydı. Bacaklarını, karnını, göğsünü, kollarını ve hatta sırtını kaplayan kapkara kıllar, ona adeta maymunsu bir görüntü veriyordu. Traşlı kafası ise bu görüntüyü daha da çarpıcı bir hale getiriyordu. Ama asıl akıl almaz yanı, bacaklarının arasından sarkmakta olan sikiydi tabii. Böyle bir şeyi hiç görmemiştim. İnik haliyle bile müthiş uzun, alabildiğine kalın ve kapkaraydı.

Cezamı tamamlayıp ondan ayrılırken, unutmama sözü vermiştim gerçi ama, doğruyu söylemek gerekirse, bir kaç ay boyunca aklıma bile gelmemişti Juan. Sonra bir gün, bir kaç arkadaşla evde oturmuş konuşurken hatırlamıştım Juan’ı. Ondan herkese söz edip, anlatmıştım. Sonra da konu yine unutulmuştu. Ama gece yalnız kaldığımızda, Naz, yani karım tekrar Juan konusunu getirmişti gündeme.

“Bu Juan’dan bana söz etmemiştin daha önce…”

“Öyle özel olarak anlatacak bir şey yoktu ki… Bir garip Bolivyalı işte…”

“Ama ilginç biriymiş baksana…”

“Doğru… Üstelik iki ayrı bakımdan ilginç biri… Birincisi, konumu nedeniyle, son derece yalnız ve adeta bir tür ortaçağ mahkumiyeti çekiyor olması… İkincisi de, kendi fiziki özelliklerinden kaynaklanan bir ilginçlik…”

“Şu hamam hikayesini anlatsana bir daha… İlk anlattığında tam duyamadım…”

“Goril gibi bir şey işte… Heryeri kapkara kıllarla kaplı… Siki de akıl almayacak kadar kocaman…”

“Ve bu adam, şimdi yıllardan beri abazan, öyle mi..?”

“Öyle… İzine çıkamıyor… Bol bol otuzbir çekiyor söylediğine göre…”

“Offff… Kadınlar, neler kaçırdıklarının farkında değilller yani…”

“Nereden bilsinler..? Haberleri yok ki…”

“Ama sen anlatıyorsun ya işte… Artık birileri bilebilir…”

Sonra susmuş ve birlikte yiyecek bir şeyler hazırlamıştık. Geç saatlerde karım elimi tutup beni televizyonun karşısındaki kanapeye götürmüş ve çalıcıya bir porno DVD takıp, yanıma oturmuştu. Kısa bir an sonra da, dev ekrandaki sikişi seyretmeye başlamıştık. Karım da ben de, herzaman porno filmlerinden hoşlanmıştık. Bu akşamkini yeni bulmuştu alaşılan. Afrika’da geçiyordu ve kocaman sikli iri kıyım zenciler, sarışın bir kadını durmadan sikiyorlardı. Sikim kalkmıştı. Naz’a baktım. Kanapenin öbür ucunda, sırtını yarı arkalığa, yarı kol dayama yerine dayamış, çıplak ayaklarını yukarıya alıp, oturma yerine basmıştı. İnanılmayacak kadar tahrik edici ve güzeldi. Üzerindeki giysinin kısacık eteği, böyle oturunca kalçalarına kadar sıyrılmıştı. Amını görebiliyordum. Asla külot giymezdi karım.

Gözlerini ekrandan uzaklaştırıp, bir an için bana baktı. Sikimin kalktığını hemen görmüştü. Bir ayağını uzatıp, yavaş yavaş okşamaya başladı sikimi. Sonra yine ekrana çevirdi bakışlarını. Ben de onun gibi yaptım. Sarışın kadın, ormanlık bir alanda, iki zencinin arasındaydı şimdi. Elleriyle dizlerinin üstünde duruyordu ve zencilerden biri, hırsla sikiyordu onu. Öteki zenci ise kocaman sikini ağzına vermişti. Sonra kamera arkadan yakın plan çekime girmiş ve zencinin, kadının amını değil, götünü sikmekte olduğunu görmüştüm.

“Ohhhhh çok güzel…” demişti Naz, “Nasıl sikiyor, görüyor musun..?”

“Acayip…”

“Neyi merak ediyorum biliyor musun..? Şu senin arkadaşın, Juan’dı değil mi adı, eğer o bu filmi görse ne yapardı acaba..?”

“Ne yapacak..? Otuzbir çekmekten sikini yara ederdi her halde…”

“Offfff…”

onra yine filme takılmıştık. Bir ara karıma baktığımda, onun bir elini bacaklarının arasına sokup, amını okşadığını görmüştüm. Ayağı da sikimin üstünden ayrılmamıştı. Film bitince sikişecektik nasıl olsa. Her zaman olduğu gibi. Acele etmeme gerek yoktu.

“Ahhhh işte bu müthiş…” demişti sonra da.

Yeniden ekrana baktığımda, zencilerin ikisi birden sikiyorlardı sarışın kadını. Biri amından, öbürü götünden. Bir yere sırtüstü yatıp kadını üstüne almış ve sikini götüne sokmuştu. Öbürü de en üste geçip, kocaman sikini amına geçirmişti. İkisi birden pompalıyorlar, siklerini sokup çıkarıyorlardı.

“Kadını mahvettiler…” diye devam etmişti karım, “Ohhhh çok güzel sikiyorlar sevgilim… Çok güzel sikiyorlar… Ben de istiyorum… Ohhhh ben de istiyorum…”

“İki sik birden mi istiyorsun..?”

“Ohhhh evet… Evet sevgilim…”

“Öyle mi..? Peki kim olacak bu talihli ikinci..? Bir adayın var mı..?”

“Var tabii… Şu senin arkadaşın Juan olmaz mı..?”

“Sen delisin… Juan cezaevinde yatıyor bir kere…”

“Olsun… İzine çıkamaz mı yani..?”

“Çıkamadığını söylemiştim ya…”

“Ama Türkiye’de yakınları olmadığı ve bir adres gösteremediği için çıkamadığını söylemiştin…”

“Eeeee…?”

“Gelip burada bizimle kalabilir diyorum…”

“Sen gerçekten de delisin… Ciddi mi söylüyorsun bütün bunları..?”

“Elbette ki ciddi söylüyorum… Ondan daha iyi aday mı olur… Bir yabancı o… Cezası bitince, Türkiye’den sınırdışı edeceklermiş ya… Yani, ilerde baş ağrıtması söz konusu değil demek istiyorum…”

“Uçuk bir şey istediğinin farkındasın değil mi..?”

Bunun üzerine susmuştu karım. Ama kanapenin üstünde kayıp yanıma sokulmuş ve ayağının yerine eliyle okşamaya başlamıştı taş gibi sertleşmiş sikimi. Bu arada ben de, konuştuklarımızın, sikimin daha da çok kalkmasına neden olduğunu farkederek şaşırmıştım. Naz, gözlerini yine ekrana dikmişti. Zenciler, şimdi yuvarlanmışlar ve üstteki alta geçmişti. Sarışın kadın onun, ikinci zenci de kadının üstündeydi yine. İnliyor, çırpınıyordu kadın. Alttaki zencinin siki amında, üsttekininki götündeydi şimdi. Büyük bir hırsla, onu sikmeyi sürdürüyorlardı.

“Seyret sevgilim…” demişti karım o sırada, “Bak ne kadar güzel sikiyorlar kadını… Ohhhhhh çok güzel… Bakarken içim bir hoş oluyor…”

Aceleci parmaklarla, pantolonumun önünü çözüyordu. Sonunda sikimi dışarı çıkarıp, ağzına almayı becermişti. Gözlerimi kapayıp, kendimi tümüyle ona bırakmıştım ben de.

Bundan sonraki bir hafta boyunca, eline geçirdiği her fırsatta, Juan konusunu yeniden gündeme getirmişti Naz. Akşamları eve geldiğimde, mutlaka içinde iki erkeğin bir kadını siktiği sahneler bulunan DVD’ler ayarlamış oluyordu ve onları seyrederken, sürekli beynimi yıkamaya çalışıyordu. Sonra da kucağıma çıkıp, sikimin üstüne oturuyor ve aklımı başımdan alıyordu. Juan konusundaki direncimi de, ufak ufak kaybetmeye başlamıştım. O da bunu hemen farketmişti tabii.

“Tut ki dediğini yaptım…” demiştim sonunda, “Juan’ın izine çıkmasına yardımcı oldum ve buraya geldi diyelim… Onun böyle bir şeye razı olacağının garantisi yok ki…”

“Her şeyin bir usulü vardır sevgilim…” diye yanıtlamıştı beni, götünün içindeki sikimi koparacakmışcasına sıkıştırarak, “Önce yalnız sikecek beni… Sonra da, ikiniz birlikte…”

“Çok emin konuşuyorsun…”

“Sence bana direnebilir mi..?”

İşte bu soruya verilecek yanıt bulamamıştım. Herhangi birinin bile Naz’a direnmesi zordu. Juan’ın ise hiç direnemeyeceği kesindi. Abazanlıktan ölüyordu herif.

Burada size, biraz karımdan söz etmek gerekiyor galiba. Naz benden dört yaş küçük. Yani yirmiyedi yaşında. Boyu bir haylı uzun. Vücudu ince ama en can alacak yerleri, baş döndürecek kadar güzel ve yuvarlak. Hiç doğurmadığı için, biraz küçük sayılabilecek memeleri, dimdik, kütür kütür sert ve yusyuvarlak. Beli incecik. Kalçaları ise birden genişliyor. Arkadan bakıldığında kıçının güzelliği, normal her erkeği götçü yapacak boyutta. Bacakları alabildiğine uzun ve düzgün. Sapsarı saçlarının çevrelediği yüzü de çok güzel. Ama bundan da önemlisi, yüzündeki o inanılmaz sik kaldırıcı ifade tabii.

Arkadaşlarım da dahil olmak üzere, çevremizdeki tüm erkeklerin Naz’a sulandıklarını biliyorum. Sayıları pek fazla olmasa da, bazılarının onu siktiğine eminim. Özellikle, cezaevinde geçirdiğim o bir yıllık süre içinde, birilerinin bu fırsatı değerlendirmemiş olması, imkansız görünüyor bana. Buna pek aldırdığımı da söyleyemeyeceğim. Çünkü Naz benim karım. Beni sevdiğini biliyorum ve ben de onu seviyorum. Önemli olan tek şey de bu zaten.

Ama, onun Juan konusunda bu kadan ısrarlı olmasının beni iki açıdan şarıttığını da söylemem gerekiyor. Bunlardan biri, onun yılmak bilmeden konuyu gündemde tutması. İkincisi ise Juan’ın karımı sikmesi ihtimalinin beni inanılmayacak kadar çok tahrik ettiğini farketmem. Naz ısrarlı oldukça daha çok tahrik olmam da, işin öbür yanı tabii.

Neyse. Sonunda boyun eğmek zorunda kalmıştım. Juan’a bir mektup gönderip, eğer isterse bizi referans göstererek ve evimizin adresini vererek izin isteyebileceğini, eğer alabilirse de, izin süresince bizimle kalabileceğini yazdım. Bundan sonrası da, çok çabuk gelişti. İşte şimdi, bir Cuma sabahı, trenden inmiş, karşımdaydı.

Pırıl pırıl traşlı kafası, kalın kara bıyıkları ve İsveçliler’inkine pek benzemeyen giysileriyle, istasyondaki kalabalıktan hemen ayrılıyordu Juan. Anladığım kadarıyla, şık olmak istemişti. Hava iyice sıcak olduğu için, beyaz bir pantolan ve beyaz deri ayakkıbılar giymişti. Üstünde de, açık mavi ve çiçek desenli, kolları kısa bir gömlek vardı. Gömleğin bir kaç düğmesi açıktı ve göğsünün kılları dışarı taşıyordu. Onu ilk kez böyle sivil giysiler içinde görüyordum. Ama anladığım kadarıyla bunlar, içeri girmeden önce alınmış, esk**en de kullandığı şeylerdi. Cezaevi’nde biraz kilo almıştı ve şimdi pantolon da, gömlek de, biraz dar geliyordu ona. Elinde küçük bir çanta ve hava soğuyacak olursa giyebileceği merserize bir hırka vardı. O da beyazdı. Tokalaşmak için elini uzattım. Ama o bana sarılıp öptü. Türk usulü. Sonra çıkıp arabaya bindik ve eve doğru yola çıktık.

Evim, İstanbul’un biraz dışında, Zekeriyaköy’deydi . Denizin kenarındaki bu villayı, bir kaç ay önce almıştım. İki katlı, oldukça büyük bir binaydı. Ama bana asıl cazip gelen tarafı, üç tarafı yüksek bir çitle çevrili bahçesinin büyüklüğüydü. Bahçenin dördüncü tarafı ise denizdi. Hatta motorlu yatımı teknemi bağlayabildiğim özel bir iskelesi bile vardı. Bahçe kapısını uzaktan kumandayla açıp arabayı içeri soktuğumda Naz bahçede, orta tarhdaki çiçeklerle uğraşıyordu. Bizi görünce, elinde bir çiçek makası ve çapa, doğrulup bekledi.

Juan, sanki biri kafasına vurmuş gibi, sessizleşmişti bir anda. Gözleri karımın üstüne kilitlenmiş gibi, öylece oturuyordu arabada. Haksız sayılmazdı.

Naz’ın üstünde, beyaz bir tulum vardı. İncecik, penye kumaştan yapılma, daracık ve vücudunu ikinci bir deri gibi saran bir tulum. Kolları ve omuzları çıplaktı. Tulumun önü, beline kadar düğmeliydi ve üstteki iki düğmeyi açık bırakmıştı. Ama işin en öldürücü yanı, kumaşın inceliğiydi. Meme başları, göbeğinin çukurluğu ve hatta kasıklarında, amının üstünde bıraktığı bir tutam kıl bile belli oluyordu. Bize doğru yürüdü. Memeleri, attığı her adımda, müthiş sik kaldırıcı bir biçimde sallanıyordu. Ayaklarında yine beyaz, bez ayakkabılar vardı.

Juan, kımıldamadan oturuyordu hala. Birden sikinin kalkmış olduğunu farkettim. Pantolonunun önünde, küçük bir çadır oluşmuştu. Kapıyı açıp indim. Ama o hala oturuyordu. Dua ediyormuş gibi, gözlerini kapamıştı. Ses çıkarmadan bekledim. Sonunda biraz kendini toplayıp o da indi aşağıya. Bu arada karım da yanımıza gelmişti. Onları tanıştırdım. Sol elini pantolon cebine sokmuştu Juan. Böylece, kalkmış sikini biraz gizlemeye çalışıyordu. Sonra, birlikte varendaya doğru yürüdük.

Naz önümüzde yürüyordu. İncecik penye kumaş, kalçalarını sımsıkı sarmış ve aralarına girmişti. Attığı her adımda kımıl kımıl oynayan ve sağa sola çalkalanan o başdöndücü yuvarlaklar, benim bile sikimi kaldırmıştı. Juan ise iyice mahvolmuş gibiydi. Varendaya ulaştığımlız anda, rahat koltuklardan birine oturdu ve hala elinde olan hırkasını kucağına koydu. Böylece de biraz rahatlamış oldu. Şimdi sikini gizlemişti.

Karımın dudaklarında beliren küçük gülümsemeden, onun da durumun farkında olduğunu anlıyordum. Sonra gözüme, sehpanın üstündeki viski şişesi, bardaklar ve buz kovası çarptı. Ben de bir koltuğa oturdum. Naz bardaklara bol bol viski koyup, Juan’a ve bana verdi. Genelde sabah sabah viski içmek kimsenin aklına gelmezdi tabii ama, ben karımın işin içine alkolü de katıp, biran önce hedefine varmayı amaçladığını anlıyordum. Bardaklarımızı, Juan’ın üç günlük özgürlüğünün şerefine kaldırdık.

Naz, Juan’la benim tam karşımıza gelen koltuğa oturmuştu. Bardağını yanındaki küçük sehpanın üstüne koyup öne eğildi ve ayakkabılarının bağlarını çözmeye başladı. Tanrım, memeleri tulumundan dışarı fırlamak üzereydiler. Sonra, Juan’ın oraya bakmamaya çalıştığını farkettim. Bu arada karım ayakkabılarını çıkarmıştı bile. Şimdi çıplaktı ayakları. Dizlerini biraz daha aralamıştı. Yalnızca parmak uçları değiyordu yere. Bardağını bir kere daha havaya kaldırıp, bizi de içmeye zorladı.

Juan, sürekli benimle konuşuyordu. Bunu, Naz’a fazla bakmamak için yaptığını anlamıştım. Bir çeşit savunma mekanizmasıydı yani. Ama, daha yeni başlıyordu her şey. Bir süre sonra hiç bir savunma yönteminin onu kurtaramayacağını biliyordum. Nitekim, karım saldırıya geçmişti bile. Durmadan sorular yönelterek, Juan’ı ona bakmaya zorluyordu artık. Bu arada bardaklarımız da boşalmıştı. Naz ayağa kalkıp, üçünü de tekrar doldurdu. Bu sefer yerine oturduğunda, dizlerini daha da çok aralamıştı. Yine Juan’la konuşuyordu. Bir süre sonra küçük ritmik hareketlerle, dizlerini açıp kapamaya başladı.

İnanılmaz derecede huzursuzdu Juan. Karımın içine düşmüştü. Naz dizlerini iyice araladığında, amının dudakları belli oluyordu tulumunun incecik kumaşı altından. Juan’ın aksine, onun durumdan son derece memnun olduğunu görebiliyordum. Viskinin de etkisiyle, oldukça rahat hareket ediyordu artık. Sonra, amının sulanmış olduğunu farkettim. Tulumun incecik kumaşı şimdi ıslanmış ve artık amı, bir resim gibi görünmeye başlamıştı. Manzara öylesine sik kaldırıcıydı ki, ben de bacak bacak üstüne atıp, kalkmış sikimi gizlemek zorunda kalmıştım. Juan’ın yüzü iyice kızarmıştı artık. Gözlerini bir türlü koparamıyordu oradan. Tek yapabildiği, arada sırada bana kaçamak bakışlar fırlatarak, durumun farkında olup olmadığını anlamaya çalışmaktan ibaretti. Bir saatten fazla oturduk öyle.

Juan, kente, alış verişe inmek istiyordu bu arada. Naz, hep birlikte gitmemizi önerdi ve üstünü değiştirmek için yerinden kalkıp eve gitti. Juan’ın gözleri, o gözden kaybolana kadar, attığı her adımda çalkalanan kalçalarından ayrılmamıştı tabii. Başbaşa kalınca, biraz rahatladı ama. Bir süre cezaevinden ve oradaki ortak tanıdıklarımızdan söz ettik. Sonra karımın seslenmesiyle kendimize geldik. Kapıdan çıkmış, bize el sallıyordu.

Juan’ın yüzü, yine allak bullak olmuştu ve yine haklıydı tabii. Tulumunu çıkarmış ve bir büstiyerle bir şort giymişti Naz. Büstiyeri, uçuk sarı renkli ve eteği kesilmiş bir atlet fanilasından başka bir şey değildi. O kadar kısaydı ki, karımın memelerinin alt kısımlarını ancak örtebiliyordu. Bu yetmiyormuş gibi, kol altlarının kesiği de alabildiğine derindi. Bu da, yandan bakıldığında, memelerinin, neredeyse uçlarına kadar görünmesine neden oluyordu. Naz’ın giydiği şort ise üstünde küçücük siyah benekleri olan sarı penye kumaştan yapılmıştı. Öylesine dar ve kısaydı ki, akıl alır gibi değildi. Ona doğru geldiğimizi görüp, bize arkasına dönerek arabanın yanına doğru yürüdüğünde, kıçının yanaklarının bacaklarıyla birleştiği yerde meydana gelen o müthiş yuvarlakların göründüğünü farkettim. Ayaklarına da yine sarı renkli, alabildiğine yüksek topuklu dekolte ayakkabılar geçirmişti. Birden durdu Juan. Sonra da bana tuvaletin yerini sordu. Tarif ettim. Elinde çantasıyla içeri girdi. Ben de karımın yanına gittim.

“Adamı öldürmek üzeresin…” dedim ona, “Ya da en azından, siki pantolonunu yırtacak…”

“Ohhh farkındayım sevgilim… Ama çok hoşuma gidiyor biliyor musun..? Sen bir de bana nasıl baktığını görebilsen… Gözleriyle sikti beni kaç kere…”

Bu arada Juan da evden çıkmış bize doğru geliyordu. Çantasını içerde bırakmıştı. İyice sokulduğunda, birden tuvalette ne yaptığını anlayıverdim. Sikini, pantolonunun sağ paçasının içinde, bacağının üstüne sarkıtmış, daha doğrusu öylesine kalkmış bir sik sarkıtılamayacağı için uzatmıştı. Sonra da, bir şeyle onu, bacağına bağlamıştı. Ama ne yaparsa yapsın, o azman siki, yine tüm hatlarıyla belli oluyordu. Onu bacağına bağladığı yer bile belliydi. Ses çıkarmadım.

Arabaya bindiğimizde, karım arkaya oturdu, Juan da öne, benim yanıma. Otomatik kapıyı yine uzaktan kumandayla açıp vitese taktım ve yürüdük. Neredeyse aynı anda, Naz yine Juan’la konuşmaya başladı. Aynadan, onun arka koltuğun tam ortasında, yani önünde bacaklarını maskeleyecek koltuk bulunmayan tek yerde oturmuştu. Doğal olarak ona dönmek zorunda kalmıştı Juan. Yüzünden, yine aklının başından gittiğini anlayabiliyordum. Çaktırmadan dikiz aynasını biraz aşağıya, karımın bacaklarına doğru ayarladım. Tanrım, manzara müthişti.

Dizlerinin arası, iki karışa yakın açıktı Naz’ın. Şortunun, yalnızca bir parmak enindeki ağı, amının dudakları arasına girmişti. Öyle ki, yalnızca deliği görünmüyordu amının. Benim sikim de artık iyice kalkmış ve kazık gibi olmuştu. Niyetim, alış-veriş yapmayı planladığım hipermarkete giderken, bir taraftan da Juan’a, İstanbul’u göstermekti. Bu nedenle, kentin Batı varoşlarından Bağcılar’daki Carrefour’a gitmeyi planlamıştım. Bu da, yolumuzun epeyce uzun olduğu anlamına geliyordu tabii. Naz, tüm bu süre boyunca, Juan’a işkence etti diyebilirim.

Mağazada da, durum pek farklı olmadı Juan için. Nereye gitsek, karım önden yürüyor ve zavallının aklını başından alıyordu. Kalçalarının hareketleri öylesine baştan çıkarıcıydı ki, Juan’dan başkaları da takılmaya başlamışlardı bu inanılmaz sik kaldırıcı manzaraya. O da bunun farkına varmıştı tabii. İnanılmaz bir biçimde sinirlendiğini farkederek şaşırdım.

“Karın çok güzel bir kadın…” dedi birden bana.

“Biliyorum…”

“Etraftakilerin gözleri hep üstünde… Rahatsız olmuyor musun..?”

“Neden rahatsız olayım ki..?”

“Yani ne bileyim…”

Bundan sonra yine sustu Juan. Bir saate yakan kaldık orada. Juan kendine bir şeyler aldı. Bu arada ben de, tekneyle gezineceğimizi düşünerek bir mayo hediye ettim ona.

Sonra eve dönmek için yeniden arabaya bindik. Naz, tıpkı buraya gelirken yaptığı gibi, yine arka koltuğun tam ortasına oturdu. Ayna zaten ayarlıydı ve şimdi onun bacaklarını iyice aralamış olduğunu görebiliyordum. Şortunun incecik penye kumaşı, hem hareket edip, oturup kalkmaktan gevşemiş, hem de am sularıyla sırıl sıklam ıslanmıştı. Şimdi, amının dudakları iki taraftan görünüyordu artık. Kısacası Juan’ı tekrar ve bu sefer daha da şiddetli boyutta esir almıştı. Üstelik bütün bunlar yetmiyormuş gibi, sağ elinin işaret parmağını, bacağının iç tarafında yukarı aşağıya dolaştırmaya da başlamıştı karım. Sanki hafifçe bacağını kaşıyormuş gibiydi ama, bu öylesine sik kaldırıcı bir etki yapıyordu ki, benim de sikim artık zonklamaya başlamıştı.

Eve döndüğümüzde, Juan’a odasını gösterdim. Evin üst katında, bizim yatak odamızın bitişiğindeki odayı, onun için hazırlamıştık. Çantasını ve dükkandan aldıklarını alıp odasına girdi. Karımla ben de kendi odamıza girdik. Naz’ın gözleri parlıyordu. “Acayip bir herif bu sevgilim…” dedi, “Yol boyu beni gözleriyle sikti adeta…”

“Ama sen de öyle bir oturuyordun ki, başka bir şey yapmasına olanak yoktu zaten…”

“Ohhhh… Güzel görünüyor muydum..?”

“Neredeyse amın görünüyordu…”

Yüzünde şeytanca bir gülümsemeyle, gidip yatağın üstüne oturdu karım. ine bacaklarını birbirinden ayırmıştı.

“Böyle miydi..?” diye sordu gözlerimin içine bakarak.

Yalnızca başımı sallayabildim. Gerçekten de müthişti manzara. Şimdi ayakkaplarını da çıkarmıştı Naz. Sağ elini götürüp, orta parmağıyla amını okşamaya başladı.

“Offf nasıl da sulanmış amım… Sik istiyor, biliyor musun..?”

Sikim kazık gibi olmuş, dudaklarım kurumuştu. Büyülenmiş gibi, karımın şortunu indirmesini seyrettim. Sonra da büstiyerini çıkarıp attı. Şimdi çırılçıplaktı karşımda. Gözlerimin içine bakarak, vücudunun üst kısmını yatağın üstüne bıraktı. Bu yetmiyormuş gibi, bir de bacaklarını havaya kaldırmış ve iyice ayırarak, dizlerini yukarıya çekmişti. Tabak gibi açıktı karşımda. Amı, susamış bir ağız gibi açılmıştı. Yapılabilecek tek şeyi yaptım o zaman. Hızla soyunup sokuldum ona doğru. Sikimin başı, amının şişmiş dudaklarına değdiğinde, tüm vücudu titredi Naz’ın.

“Ohhhh sik beni…” diye inledi, “Hadi sok sikini içime… Ohhhh hadi… Sikilmek istiyorum…”

Ses tonu öylesine yüksekti ki, şaşırmıştım. Birden ne yapmaya çalıştığını anlayarak, daha da heyecanlandım. Juan’ın odasıyla bizimkinin arasında, kilitli bir kapı vardı ve sesimizi rahatlıkla duyabilirdi Juan. Karım işte sırf bu nedenle yükseltmişti sesini. İşitilmek istiyordu. Garibim Türk’ü, kendini göstere göstere tahrik ettiği yetmiyormuş gibi, şimdi bir de sesle tahrik etmeye çalışıyordu onu. Dibine kadar geçirdim amına. Bu, Naz’ın, sarsıla sarsıla belini getirmesine neden oldu. Durup, sakinleşmesini bekledim. Sonra da onu sikmeye başladım. Zevkten çıldırmış gibiydi.

“Sik beni…” diye bağırdı, “Ohhhh sik beni n’olursun…”

Başım dönüyordu. Her an belim gelebilirdi ama, tüm gücümle kendimi tutmaya çalışıyordum.

“Sence ne yapıyordur şimdi..?” diye fısıldadı karım.

“Mutlaka otuzbir çekiyordur…” dedim fısıldayarak.

“Ohhhh müthiş sevgilim… Hadi sik beni… Ohhhh hadi sik beni… Ahhhhhhh… Ohhhhhh… Immmnnhhh… Ahhhhhh…”

Yine çığlık çığlığaydı. Hiç susmuyordu neredeyse. Sürekli inliyor, bağırıyordu. Juan’ın uçtuğuna emindim. Otuzbir çekmekte olduğuna da. O kadar çok tahrik olmuştum ki, daha fazla tutamadım kendimi. Tohumlarımın içine dolduğunu hissetmek, Naz’ın da iyice çıldırmasına neden oldu. Bağıra bağıra belini getiriyordu o da. Sonra öylece yığılıp kaldık.

Yatağın üstünde birbirimize sarılıp, bir süre öylece yattık. Sonra Juan’ın oda kapısının açılıp kapandığını duyduk. Aşağı iniyordu. Karım biraz doğrulup dirseğini yatağa dayadı ve gözlerimin içine bakmaya başladı.

“Zamanı geldi artık galiba, değil mi sevgilim..?” dedi sonra da.

“Neyin zamanı geldi..?”

“Kendimi bu Bolivyalı’ya siktirmemin tabii…”

Birden yine alabildiğine heyecanlandım. Bunun düşüncesi bile, inanılmaz tahrik ediyordu beni. Juan’ın, cezaevinin saunasında gördüğüm siki geldi gözlerimin önüne. Naz, onu neyin beklediğini bilmiyordu hala.

“Nasıl yapacaksın bunu..?” diye sordum.

“Şimdi aşağıya, onun yanına gideceğim ve senin uyuduğunu söyleyeceğim… Bu fırsatı kaçırmayacağına eminim…”

“Ben nasıl seyredeceğim peki..?”

“Mutfağa girip, servis penceresinden seyredersin…”

Sikim yeniden kalkıp kazık gibi olmuştu. Ama karımın buna aldırdığı bile yoktu. Yataktan kalkıp banyoya girdi. Kapıyı kapamamıştı ve yattığım yerden amını yıkadığını görebiliyordum. Az önce içini tohumlarımla doldurduğum amını, Juan için temizliyordu. Kalkıp, ayağıma bir şort geçirdim. Bu arada Naz da banyodan çıkmış ve gardrobunu açmıştı. Sonunda öyle bir şey seçip üstüne geçirdi ki, Juan’ın onu görür görmez kafayı iyice yiyeceğini anladım. Şarap rengi, pamuklu krep kumaştan yapılma bir giysiydi bu. Çıplak vücudunun tüm hatlarını meydanda bırakıyordu kumaş. Kolları, omuzları ve kütür kütür memelerinin önemli bir kısmı zaten meydandaydı. Eteği de, kalçalarını ancak örtüyordu. Ayakları çıplaktı. Yüzünde şeytani bir ifadeyle baktı bana.

Odadan beraberce çıktık. Sessizce mutfağa dalıp, servis penceresinden salona baktım. Juan, televizyonun karşısındaki büyük deri kanapede oturuyordu. Beyaz bir şort giymişti. Bunu o gün Carrefour’dan almıştı. Bunun dışında çıplaktı. Dev gibi vücudunun esmer rengi ve kollarıyla bacaklarını olduğu gibi tüm göğsünü ve omuzlarını da kaplayan simsiyah kıllar nedeniyle, tıpkı onu ilk çıplak gördüğümdeki gibi, adeta bir hayvana benziyordu. Sonra karım da girdi görüş alanımın içine. İlk gözüme çarpan, yüzündeki müthiş ifade oldu. Juan’ın görüntüsünden dehşetli etkilenmiş olduğunu anladım o anda. Doğruca bara yürüyüp, iki büyük bardak viski hazırladı, sonra da gelip Juan’ın oturduğu kanapenin öbür ucuna oturdu ve bardaklardan birini ona verdi.

Bolivyalı’nın yüzünün yine allak bullak olduğunu görüyordum. Naz’ın görüntüsü, yine aklını başından almıştı. Üstelik biraz önce onun sikişirken çıkardığı sesleri de dinlemişti. Şortunun önünde, giderek büyüyen bir kabarıklık belirmeye başlamıştı bile.

“Semih nerede..?” diye sordu karıma.

“Yukarda uyuyor…”

“Yoruldu galiba…”

Hafifçe gülümsüyordu Juan. Ama bu öyle tatlı, ya da şirin bir gülümseme değildi. Neden yorulduğumu düşündüğünü anlamamak mümkün değildi, yüzündeki ifadeden.

“Bilmem…” dedi Naz, “Yoruldu herhalde…”

“Doğruyu söylemek gerekirse, gerçekten şanslı bir erkek Semih…”

“Öyle mi..?”

“Öyle tabii… Çok güzel bir kadınsın…”

“Teşekkür ederim…” dedi karım, bardağını ona doğru kaldırırken.

İçkilerinden birer yudum aldılar. Naz, kanapede hafifçe yan dönmüş, yüzü Juan’a dönük oturuyordu. Eteği oturken öyle bir sıyrılmıştı ki, bacakları, kalçalarına kadar meydandaydı. Sonra daha da müthiş bir şey yaptı ve ayaklarını kanapenin üstüne, Juan’la arasına alıp, yüzünü tümüyle ona döndü. Şimdi tam amını görüyor olmalıydı Bolivyalı. Bunu, onun iyice kızarıp kasılan yüzünden anlıyordum. Ama asıl gösterge, Juan’ın şortunun önünde meydana gelen muhteşem kabarıklıktı. Kısa bir süre önce, sikişirken çıkardığı seslerini duyup muhtemelen otuzbir çektiği, akıl almaz kışkırtıcılıktaki kadın şimdi yanıbaşında, elini uzattığında dokunabileceği kadar yakınında oturuyordu ve bu yetmiyormuş gibi, akıl almaz güzellikteki bacaklarıyla amını, gözüne sokmuştu. Siki kalkmayacaktı da ne olacaktı yani. Elindeki viski bardağını kafasına dikiverdi birden.

Naz, amını ona daha da çok göstererek ayaklarını yere indirdi ve elindeki boş bardağı alıp yeniden bara doğru yürüdü. Ayak parmaklarının ucuna basıyordu. Kalçaları, inanılmaz bir şekilde çalkalanıyordu. Dolu bardakla geri gelirken de, Juan gözlerini, attığı her adımda hafif hafif sallanan memelerinden ayıramaz olmuştu. Sonra yine, aynı biçimde oturdu yerine. Juan da, eline aldığı dolu bardaktan kocaman bir yudum daha aldı.

“Hiç aldattığın oluyor mu..?” diye sordu karıma sonra da.

“Anlamadım… Kimi aldattığım oluyor mu..?”

“Kocanı… Yani Semih’i demek istiyorum…”

“Pardon ama, neden merak ettin bunu..?”

“Hiç… Yani, merak ettim işte öyle…”

“Öyle mi..? Yoksa başka bir amacın mı var..?”

Juan biraz sıkışmış görünüyordu. Ne diyeceğini şaşırmış bir hali vardı. Aslında bu soruyu birden bire sormasının tek bir nedeni olduğunu, karım da biliyordu o da. Ama, sanki biraz cesareti kırılmış gibiydi. Ama bunun nedeni, kesinlikle biliyordum ki, Naz’ın benim karım olmasıydı. Suçluluk duygusuyla mücadele ediyor olmalıydı Juan. Yoksa karım hakkındaki gerçek düşüncesinin ne olduğu gayet açıktı. Bunun en büyük kanıtı da, şortunun önündeki koca çadırdı tabii.

“Bence böyle bir şey sorarken asıl amacın başkaydı…” diye onu sıkıştırmayı sürdürdü Naz.

“Nasıl yani..?”

“Ne kadardır cezaevindesin sen..?”

“Aralıksız üç yıldır…”

“Ve bu süre içinde hep tek başınaydın değil mi..? Yani eğer porno dergilerini saymazsak tabii…”

Sesi çıkmadı Juan’ın. Ama iyice heyacanlanmış olduğunu görebiliyordum. Elindeki viski bardağını yeniden ağzına götürüp, kocaman bir yudum daha aldı. Naz ise konuşmayı sürdürüyordu.

“Bunlar, kocamı aldatıp aldatmadığımı sormanın başka, daha gerçek bir nedeni olduğunu düşündürüyor bana… Ne dersin…?”

Hala susuyordu Juan. Karım onun gözlerinin içine baka baka, dizlerini hafifçe araladı. Tanrım, şimdi doğrudan onun güzelim amının içine bakıyor olmalıydı Bolivyalı.

“Kaldı ki, böyle düşünmeme neden olacak başka şeyler de oldu bugün…” diye sürdürdü Naz.

“Ne gibi yani..?”

“Beni gördüğün ilk andan beri, gözlerini üstümden ayırmadın… Tüm gün boyunca, her yerimi, gözlerinle didik didik ettin mesela…”

“Ama…”

“Ama ne..? Yapmadın mı..?”

“Belki ama…”

“Belki mi..? Her an bana bakıyordun… Hem de ne biçim bakıyordun… Saldırgan gözlerle… Kendimi, ırzıma geçilmiş gibi hissettim sürekli… Şimdi de aynen öyle bakıyorsun bana… Aklından tek bir şey geçtiği belli… Bunu yapıp yapamayacağını anlamak için de, tutup anlamlı sorular soruyorsun bana…”

Bardağın dibinde kalan viskiyi olduğu gibi kafasına dikti Juan. Sonra gözlerini, yeniden karımın üstünde dolaştırmaya başladı. Arkasına yaslanmıştı. Bacakları birbirinden aralık oturuyordu ve siki, neredeyse şortunu yırtmak üzereydi. Burun deliklerinin kabardığını görebiliyordum. Tepeden tırnağa sik kesilmiş gibiydi.

“Sesini çıkarmıyorsun… Bu itiraf demek… Ama aslında itiraf etmene bile gerek yok biliyor musun..? Söylediklerimin ne kadar doğru olduğunun kanıtı, gözlerimin önünde duruyor zaten… Hem de sıradan değil, bayağı büyük bir kanıt bu… Offf hem de çok büyük…”

Karımın bu sözlerle birlikte, sağ ayağını yavaşça Juan’a uzattığını gördüm. Büyülenmiş gibi onu, daha doğrusu onun yaklaşmakta olan çıplak ayağını seyrediyordu Bolivyalı. Gerçekten de, müthiş sik kaldırıcı bir manzaraydı bu. Göğsündeki kapkara kılların gizlediği kaslarının gerildiğini görebiliyordum. Sonunda Naz’ın ayağı biraz havalandı ve biçimli ayak parmakları, Juan’ın sikine değmeye başladı. Çok hafif bir temastı bu. Ama yine de, Bolivyalı’nın tüm vücudunun titremesine neden olmuştu.

“Niye açık açık söylemiyorsun..?” diye sordu karım, “Hadi söyle…”

Ayağı şimdi, hafif hareketlerle Juan’ın siki üstünde dolaşmaya başlamıştı bile. Bacaklarını da, iyice aralamıştı şimdi. Artık olduğu gibi meydandaydı amı.

“Hadi söyle beni sikmek istediğini…” diye sürdürdü Naz, “Beni sikmek istiyorsun değil mi..? Ohhhh söyle hadi…”

Juan’ın vücudunun sarsıldığını gördüm. Şortunun önü, bir anda sırılsıklam kesildi. Tanrım belini getirmişti. Bu kadar tahrik olmaya dayanamamış ve belini getirmişti. Bu beklenmedik gelişme, karımın da aklını başından almıştı bu arada.

“Ohhhh belin geldi…” diye inledi, “Yalnızca ayağımla dokunduğumda bile, belini getirdin… Ama anlamıyorum bir türlü… Eline beni sikmek için böyle bir fırsat geçmişken ne bekliyorsun..? Ohhhh ne bekliyorsun..?”

Birden doğrulduğunu gördüm Juan’ın. Karıma sokuldu. Sol eli, bir şimşek hızıyla bacaklarının arasına girdi de parmakları bir anda hedefine ulaşıverdi. Naz’ın amını avuçlamıştı. Daha da sokuldu ve bir anda öpüşmeye başladılar. İp kopmuştu.

Kollarını Juan’ın boynuna dolamıştı karım. Birbirlerinin ağızlarını yemek istermiş gibi, hırsla öpüşüyor, emişiyorlardı. Dillerinin birbiriyle boğuşurken çıkardığı şakırtılı sesleri, ben bile duyabiliyordum. Bir eliyle de, Naz’ın güzelim memelerini mıncıklamaya başlamıştı Juan. Tümüyle kendini bırakmıştı karım. Sonra ellerinden birini onun boynundan çekip, sikine götürdü. Beyaz şortun altındaki sik, hala kocamandı.

“Offf ne kadar büyük sikin…” diye inledi, ağzını Juan’ınkinden kurtararak.

Sesi zevkten boğuklaşmıştı. Sonra öbür elini de getirip, aceleci parmaklarıyla Türk’ün şortunun önünü açmaya koyuldu. Bunu başardığında da, sağ elini içeri sokup, o kocaman siki dışarı çekti. Gözleri büyümüştü. Doğrusu ben de, ondan farklı bir durumda değildim. Gerçi Juan’ın sikini daha önce de görmüştüm ama o zaman inikti. Şimdi karımın elindeki ise inanılmaz büyüklükte, kelimenin tam anlamıyla bir erkeklik abidesiydi. En az yirmibeş santim olmalıydı. İnanılmayacak kadar da kalındı. Vücudunun başka yerlerinden daha koyu renkte, neredeyse kapkara ve alabildiğine kıllıydı. Morarmış başı, dev bir mantara benziyordu. Naz’ın onu en dibinden kavrayan beyaz eli, bir çocuğunki gibi, küçücük kalmıştı.

Sonra müthiş bir şey oldu ve Juan’ın sikinden, uzun, beyaz bir bel sütunu fışkırıverdi havaya ve küçük bir kavis çizip karımı, tam yüzünün ortasından vurdu. Zavallı Bolivyalı o kadar abazandı ki, kendini tutamamıştı. Ama elindeki sikin birden fışkırmaya başlaması ve yüzüne gelen beller, Naz’ın da, kontrolünü tümüyle yitirmesine neden olmuştu bu. İnlemeye başlamıştı. Tüm vücudu sarsılıyordu. Tanrım, o da belini getiriyordu.

Ama kendini daha çabuk toplayan yine de karım oldu. Bir süre elindeki siki hayran hayran seyretti, sonra da, ağzını açıp Juan’ın kucağına eğildi. Dudakları, bir anda, sertliğinden en küçük bir şey bile kaybetmemiş olan o kocaman sikin başına yapışıverdi. Sonra onu ağzından çıkarıp, başını yalamaya, her yerine bulaşmış olan erkeklik sıvılarını temizlemeye koyuldu.

Juan’ın yüzünün zevkle çarpılmış olduğunu görebiliyordum. Sağ elini getirip, parmaklarını karımın saçları arasına geçirmişti. Kalçaları küçük hareketlerle kanepeden kalkıyor, sikini aklını başından alan o güzelim ağza sokmaya çalışıyordu. Birden, naraya benzeyeh bir ses çıktı ağzından. Yine fışkırtıyordu. Tohumları bu sefer Naz’ın ağzına doluyordu. Gözlerimi, karımın gırtlağından alamıyordum. Hızla oynuyordu. Tüm gücüyle, ağzına dolan belleri yutmaya çalışıyor ve bir taraftan da, sarsıla sarsıla belini getirmekteydi o da. Sonunda, biraz sakinleştiler.

Ama fazla uzun sürmedi bu durum. Önce karım doğrulup, başını Juan’ın kucağından çekti. Bütün yüzü, ve ağzının çevresi, bel içinde, pırıl pırıl parlıyordu. Manzara öylesine tahrik ediciydi ki, sikim çatlayacak hale gelmişti. Sonra Juan hareketlendi. Naz’ı omuzlarından itip, arkasına yaslanmasını sağladı önce. Peşinden de, kendi eğilip, başını onun kasıklarına gömüverdi. Önce seyrederken içine düştüğü, sonra avuçlayıp mıncıkladığı o güzelim am, şimdi ağzının altındaydı. Yalamaya başladı. Şapırtılı sesler çıkarıyor, karımın amını sanki yiyordu.

Rahatlamak için şortumu indirip, sikimi dışarı çıkardım. Biraz okşayacak olsam belimin geleceğinin farkındaydım. Seyrettiklerim, beni inanılmaz oranda tahrik etmişti. Naz’ın beli bükülmüştü. Zevkle inlediğini duyuyordum. Juan, gerçekten amını yiyordu sanki. Ayaklarını onun sırtına dayamış, kendini tümüyle amının içinde dolaşan dile bırakmıştı karım. Birden sarsıla sarsıla belini getirmeye başladı. Sonra da bir daha ve bir daha.

Durup doğruldu Juan. Sonra ayağa kalkıp, tek harekette şortunu indirdi. Şimdi tüm haşmetiyle meydana çıkmışı siki. Tanrım, sanki bir doğa harikasıydı karımın karşısındaki. Az öncekinden çok daha büyük görünüyordu. Taşakları da kocamandı Bolivyalı’nın. Kapkara ve kıllı birer torsba gibi sallanıyorlardı bacaklarının arasında. Naz, büyülenmiş gibi seyrediyordu onu.

“Sik beni…” diye fısıldadı sonra da, “Ohhhh hadi sik beni… Sok sikini bana hadi… Ohhhh sok n’olur…”

Bacaklarını alabildiğine açmış, dizlerini büküp omuzlarına doğru çekmiş, ayak parmakları aşağı bükük, öylece bekliyordu Bolivyalı’nın sikini. Juan’ın yüzüne baktığımda, sikim daha da kalktı sanki. Şehvetle çarpılmıştı. Gözleri parlıyordu. Ağzı aralıktı ve burun kanatları sürekli oynuyordu. Kanapenin üstüne dizlerini basıp, karımın bacaklarının arasına girdiğini gördüm. Bir eliyle sikini dibinden tutup aşağı eğdi ve biraz daha sokuldu. Şimdi o inanılmaz büyüklükteki sikin kocaman bir mantara benzeyen başı, Naz’ın amının iyice açılmış dudaklarına değmeye başlamıştı.

“Sok…” diye inledi karım, “Ohhhh sok… Sik beni… Sik beni hadi…”

Juan’ın kalçaları hafifçe ileri gittiler ve sikinin başı, karımın amına yavaşça kaydı. Aynı anda Naz’ın tüm vücudu tekrar sarsılmaya başladı. Yine belini getiriyordu. İnanılır gibi değildi.

“Sik beni…” diye bağırdı birden, “Ohhhhhh sik beni…”

Juan’ın tüm kontrolü kaybetmek üzere olduğunu farkediyordum. Aniden ve tek bir harekette kökleyiverdi ve o inanılmaz büyüklükteki, kocaman sik, olduğu gibi, taşaklarına kadar girdi karımın amına. Aynı anda da, homurdanmaya başlamıştı. Kıçının kıllı yanakları açılıp kapanıyordu. Yine tutamamıştı kendini. Bir kez daha getiriyordu belini. Ama bu sefer tohumlarını, Naz’ın amının en dibine fışkırtıyordu ve bu da onun bir kere daha çıldırmasına ve belinin yeniden gelmesine neden olmuştu yalnızca. Bir süre öylece kaldılar.

Gözlerimin önündeki bu hareketsiz manzara bile, inanılmayacak kadar çok tahrik olmama neden oluyordu. O kocaman, kapkara, kıllı Bolivyalı sikinin tamamı, karımın içinde kaybolmuştu. Yüzündeki ifadeden, bunun ona inanılmaz büyüklükte zevk verdiğini anlayabiliyordum. Juan’ın yüzü de, kendini ne kadar büyük bir zevk girdabına kaptırmış olduğunu belli ediyordu. Üç yıldan beri yalnızca elini siktikten sonra, şimdi sımsıkı ve ateş gibi yanan bir ama girmişti siki. Birden karımı sikmeye başladı.

Kalçaları, hızlı hareketlerle ileri geri gidiyor, o kocaman siki Naz’ın amına girip çıkıyordu şimdi. Tanrım, en küçük bir inme belirtisi bile yoktu herifin sikinde. Sokuyor, çıkarıyor, sokuyor, çıkarıyordu. Naz, yine inlemeye başlamıştı.

“Sik beni…” diye bağırdı tekrar, “Sik beni hadi… Ohhhhh çok güzel sikin… Ohhhhh çok güzel… Sik hadi… Ohhhhhh sik… Sik… Ohhhh tanrım, ne kadar güzel sikiyorsun beni… Ohhhhhh… Ahhhhhh… Immmmnnnnhhhh… Sik… Ohhhhhh sik beni… Ohhhh hadi…”

Çığlık çığlığaydı. Tüm vücudu kıvranıp bükülüyor, Juan sikini her sokuşunda kasıkları kanapeden havalanıp yükseliyor, içine daha çok sik alabilmek için sanki çırpınıyordu. Müthiş bir sikiş seyrediyordum. Sikenin, üç yıldan beri am yüzü görmemiş cezaevi arkadaşım, sikilenin de karım olması ise bana inanılmaz büyük bir zevk veriyordu. Ama asıl büyük zevki onların almakta olduğu açıktı. İkisi de kendinden geçmiş gibiydi. Juan, şimdi her geri çekilişinde o kocaman sikinin neredeyse tamamını, en ucuna kadar karımın amından çekip çıkarmaya, her ileri gelişinde ise tamamını, dibine kadar sokmaya başlamıştı. Sonra birden durdu ve peşinden de, büyük bir şaplatmayla olduğu gibi geçirip, yine belini getirmeye başladı. Bolivyalı’nın fışkıran bellerini amının en dibinde bir kez daha hissetmek ise karımı delirtti tabi. O da çırpına çırpına, bir kez daha belini getiriyordu.

Yine bir süre durup soluklandılar. Sonra Naz, bir eliyle Juan’ı göğsünden itip, onu kendinden uzaklaştırdı. Bolivyalı’nın o kocaman siki, şimdi amından tümüyle çıkmıştı ve inanılmaz bir biçimde hala dimdik, hala inanılmayacak kadar büyük ve sertti. Karım onu biraz daha iterek kanepeye oturttu. Sonra da kendi kalkıp, ata biner gibi kucağına çıktı Juan’ın. Yüzü ona, arkası bana dönüktü. Bolivyalı’nın siki, kalçalarının arasından geçerek yukarıya uzanmış, neredeyse beline kadar gelmişti. Akıl almaz bir manzaraydı bu. Naz, ayaklarını onun bacaklarının iki yanında kanepeye basıp kalçalarını havaya kaldırdı ve amının alabildiğine açık oturan dudaklarını, bir eliyle dibinden kavradığı o kocaman sikin başına dayadı. Bir an öylece durdular. Sonra karımın kalçalarını aşağı bıraktı ve Bolivyalı’nın kapkara siki, içine gömülmeye başladı.

Kelimenin tam anlamıyla büyülenmiş gibiydim. O devasa sik, yağ gibi kayıp karımın amına giriyor, karnının derinliklerinde kayboluyordu. Sonunda, yalnızca kocaman torba gibi taşakları kaldı dışarda. Sonra Naz’ın kalçalarının yeniden hareketlendiğini gördüm. İki eliyle Juan’ın omuzlarını sıkı sıkı kavramış, içindeki kocaman sikin üstüne oturup kalkmaya başlamıştı. Ama hareketleri bununla da kalmıyordu. O yusyuvarlak, inanılmaz baştançıkarıcı kalçaları, aynı anda öne arkaya, sağa sola da çalkalanıyordu. Tanrım, sanki dansediyordu Bolivyalı sikinin üstünde. Gözlerimi bu müthiş manzaradan alamıyordum. Bir süre sonra, Juan’ın iri, esmer ve kıllı elleri de girdi devreye. İki eliyle, karımın kalçalarını avuçlamış ve birbirinden ayırmıştı. Gözlerim, şimdi de, onun tüm davet ediciliğiyle ortaya çıkan göt deliğine kilitlenmişti. Hem kendi am sularıyla, hem de Juan’ın belleriyle vıcık vıcık ıslanmıştı götü. İnanılmaz tahrik edici görünüyordu. Sonra Bolivyalı’nın kıllı parmaklarından biri devreye girdi. Götüne dokunan parmağı hissetmek ise Naz’ı iyice çıldırttı tabii. O küçük deliğin ne kadar duyarlı olduğunu çok iyi biliyordum. Götünden sikilmeye bayılıyordu karım. Juan’ın parmağı, şimdi tüm vücudunun titremesine neden olmuştu. “Ohhhhh…” diye inlediğini duydum, “Sok parmağını n’olur… Ohhhh sok parmağını götüme hadi… Ohhhhh…”

Bolivyalı’nın bu isteği ikiletmeye, elbette ki niyeti yoktu. Bir anda sokuverdi parmağını Naz’ın götüne. Bu da, onun sarsıla sarsıla belini getirmesine neden oldu yalnızca. Şimdi Juan’un kucağına oturup kalmıştı. Ama kısa sürdü bu hareketsizlik. Bir süre sonra kalçaları yeniden hareketlendiler. Artık tekrar içindeki o kocaman sikin üstüne oturup kalkmaya, o akıl almaz büyüklükteki erkeklik abidesini amına alıp çıkarmaya başlamıştı. Üstelik şimdi, götüne girip çıkmakta olan kocaman bir parmak da vardı işin içinde.

“Ahhhh çok güzel…” dedi birden, “Çok güzel… Ohhhhh doyamıyorum sikine biliyor musun..? Ohhhh doyamıyorum… Parmağın da çok güzel… Ohhhhh iki deliğimi birden sikiyorsun… Ohhhhh… Ahhhhh… Söyle bana, hoşuna gidiyor mu senin de..? Ohhhhh… Götümü de sikmek istiyorsun değil mi..? O kocaman sikini götüme de sokmak istiyorsun değil mi..? Ohhhhh istiyorsun… Ohhhhh çok güzel… Immmnnnnhhh…”

Sonra birden durup, Bolivyalı’nın sikinin üstünden kalkıverdi. Peşinden de, arkasını ona, yüzünü bana dönüp, yeniden oturdu o kocaman sikin üstüne. Şimdi ayaklarını Juan’ın bacaklarının dış taraflarında, kanapenin tam kenarına basmıştı. Gözlerimin önündeki manzara, gerçekten de müthişti doğrusu. O kocaman sikin tamamı, karımın, dudakları yırtılma derecesinde gerilmiş amına gömülmüştü. Ama seyrettiklerim, Naz tekrar Juan’ın kucağına oturup kalkmaya başladığında daha da müthişleşti. Bu inanılmaz büyüklükteki sikin o küçücük ama girip çıkmasını seyretmek, aklımı başımdan almıştı sanki. Gözlerimi oradan koparabildiğimde ise karımın zevkten ne kadar uçmuş olduğunu açıkça belli eden yüzünü seyrediyordum. Gözleri kısıktı. Alt dudağını dişlerinin arasına sıkıştırmıştı.

Juan bu sefer bayağı dayanmıştı doğrusu. Peşpeşe, bir kaç kez belini getirmek, belli ki, o kocaman taşaklarını biraz boşaltmıştı. İki taraftan birer pençe gibi uzattığı kıllı elleriyle karımın memelerine yapışmış, rüyalarında bile görmediği bir sikişin zevkini çıkarıyordu. Ama asıl zevk alan, yine de Naz’dı tabii. Kendinden geçmiş gibiydi karım.

Sonra birden durduğunu gördüm. Kalçaları yine yükseldi ve Juan’ın siki amından çıkıverdi. Bir eliyle onun dizine tutunup, öbür elini bacaklarının arasından uzatarak o kocaman siki dibinden tuttuğunu gördüğümde, ne yapmak istediğini anlayarak, büsbütün heyecanlandım. Tanrım, götüne istiyordu şimdi de. O akıl almaz büyüklükteki Bolivyalı sikini, şimdi de götüne istiyordu. Doğruyu söylemek gerekirse, düşüncesi bile korkutucuydu bunun. Bu kadar büyük, bu kadar kalın ve uzun bir sikin, o küçücük deliğe girmesi imkansız gibi geliyordu bana. Ama Naz kararlıydı. Onun, neredeyse bir yumruk büyüklüğündeki başını götüne dayadı özenle.

“Ahhhh çok büyük…” diye inledi sonra da, “Çok büyük… Ahhhhh deli ediyor beni… İstiyorum… Götümün içine istiyorum onu… Ohhhhh çok istiyorum hem de…”

Bunu Juan’ın da istediği çok açıktı. Oturduğu yerden sikini yukarı bastırmaya çalışıyor, o kocaman allameyi karımın götüne sokabilmek için uğraşıyordu.

“Dur n’olursun…” diye yalvardı Naz, “Sen bir şey yapma… Ohhhhh çok büyük sikin… Sokmaya kalkarsan, beni yırtarsın sonra… Bırak ben alayım onu içime… Ohhhh bırak ben alayım… Bak nasıl açılıyor götüm… Ohhhh sikini içine alabilmek için açılıyor… Ohhhhhh… Tanrım çok güzel… Ahhhhhh… Immmnnnnhhhh…”

Kalçaları, yine bir dansözünki gibi hareket etmeye, öne arkaya, sağa sola oynamaya başlamıştı. Büyülenmiş gibi, Juan’ın sikinin başının yavaş yavaş kaybolmakta olduğunu görüyordum. Tanrım, inanılır gibi değildi. Sonra müthiş bir şey oldu ve bir nara atlattı Bolivyalı. Vücudu sarsılıyordu. Yine tutamamıştı kendini. Bu sefer tohumlarını, karımın, sikini alabilmek için alabildiğine açılmış küçük götünün içine fışkırtıyordu üstelik. Bunu hissetmek, Naz’ı da çıldırtmıştı tabi. Onun da tüm vücudu sarsılmaya başlamıştı. Ağzından küçük çığlıklar kaçıyordu. Bacakları onu taşımaz hale gelmiş olmalıydı. Bir anda kendini Juan’ın kucağına bıraktığını gördüm. Bolivyalı’nın o akıl almaz büyüklükteki siki, yağ gibi kayarak götüne giriverdi bir anda. İçine fışkıran bellerle vıcık vıcık bir hale gelmiş olmalıydı karımın götü. Kalçalarının Juan’ın bacaklarına değmeye başladığını hissettiğinde de, bir daha geldi beli. Vücudunun üst kısmını Juan’ın göğsüne yaslayıp, kendini iyice bıraktı.

Bir süre öylece kaldılar. Naz’ın tüm gücü bitmiş gibi görünüyordu. Ama Juan’ın hareketsiz kalmaya niyeti yoktu. İki elini uzatıp, karımı diz altlarından kavradı ve bacaklarını yukarı kaldırdı. Manzara müthişti. O kocaman sik, dibine kadar girmişti götüne. Onun biraz üstünde de, alabildiğine açık amı vardı. Perişan bir halde görünüyordu o küçücük am. Kızarmıştı. İçinden, peltelenmeye başlayan beller sızıyordu. Sonra Juan sikmeye başladı. Kalçalarının çabuk hareketleriyle, sikini, karımın götüne sokuyor, çıkarıyor, sokuyordu.

“Ohhhh sik götümü…” diye inledi Naz, “Sik beni… Ohhhhhh götümü sik… Ahhhhhh çok güzel… Ohhhhhh… Imnnnhhh… Ahhhhh… Sik götümü… Ohhhh sik…”

Gerçekten de sikiyordu şimdi Juan. O küçücük göt deliği, sikini sımsıkı sarıp, aklını başından almış, onu zevk bulutlarının üstüne çıkarmış olmalıydı. Yine her geri çekişinde, en ucuna kadar çıkarmaya, her geçirişinde de, dibine kadar sokmaya başlamıştı. Ama Naz, tüm vücudu sarsılarak bir kez daha belini getirmeye başladığında, durmak zorunda kaldı. Karımın küçücük götü, sikini bir mengene gibi sıkıştırmış olmalıydı. Öyle ki, sokup çıkaramıyordu bile. Ama bir süre sonra yine sikmeye başladı onu. Tanrım, o kocaman sik girip çıktıkça, karımın amı da bir ağız gibi açılıp kapanıyor, ortaya, seyrine doyum olmayacak bir manzara koyuyordu. O kadar çok tahrik olmuştum ki, artık her an belimin gelebileceğinin farkındaydım. Ama tüm gücümle kendimi tutmaya çalışıyordum. Sanki belim gelirse, her şey bitecekmiş gibi geliyordu bana.

Karım, artık yalnızca inliyordu. Zevkten uçmuş bir halde olduğunu görebiliyordum. Birden bir daha getirdi belini. Hemen peşinden de bir daha ve bir daha. Ama Juan artık durmuyordu. Ne kadar sıkıştırılmış olursa olsun, o kocaman sikini Naz’ın götüne sokup çıkarmayı sürdürüyordu. Hareketleri giderek hızlanıyordu da üstelik. Bir taraftan da, ağzından hırıltılı sesler çıkarıyordu. Karımın inlemeleriyle birlikte, yalnızca bu sesleri dinlemek bile müthiş tahrik ediciydi doğrusu.

Sonunda, tüm öteki hırıltıları bastıran bir nara çıktı Juan’ın ağzından. Yine tüm vücudu sarsılmaya başlamıştı. Belini getirdiğini, tohumlarını, karımın götünün derinliklerine fışkırttığını görebiliyordum. Ama bu sefer, öyle köküne kadar geçirip durmamıştı. Hala sokup çıkarıyordu ve o kocaman siki tıpkı bir pompa etkisi yaparak, kıvamlı bellerin, höpürtülü sesler çıkararak Naz’ın götünden taşmasına ve taşaklarının üstüne akmasına neden oluyordu.

Karım ise çıldırmış gibiydi gerçekten de. Çırpınıyor, çığlıklar atıyor, sarsılıyordu. Artık kendimi tutmama olanak kalmamıştı. Elimi sikime dokundurmamıştım bile. Ama belim gelmeye, tohumlarım, mutfak masasının üstüne fışkırmaya başladı. Gözlerim kararıyordu. Ben mutfakta, onlar içerde kanapenin üstünde, üçümüz de yığılıp kaldık.

İçimizden ilk ayaklanan karım oldu. Yorgun yorgun kalktı Juan’ın kucağından. Götünden çıkan sik hala inmemiş, hala kocamandı. Üstelik şimdi, üstüne bulaşan bellerle pırıl pırıl parlıyordu da. Büyük bir şaşkınlıkla seyrediyordum, gözlerimin önündeki manzarayı. Juan’a kalsa, karımı sikmeye devam edecek gibi görünüyordu. Ama Naz buna fırsat vermedi.

“Ben yukarı, kocamın yanına gidiyorum şimdi…” dedi ona, “Nasıl olsa üç gün bizimlesin…”

Sonra eğilip, onun hala dimdik duran sikini okşadı hafifçe. Peşinden de arkasını dönüp, salondan çıktı. Ben de hızla merdivenlere yöneldim. Yatak odasına birlikte girdik. Onun son derece heyecanlı olduğunu görebiliyordum. Kapıyı kapar kapamaz boynuma sarılıp, tüm vücudunu benimkine yasladı. Müthiş bir sikiş kokusu yayıyordu. Am ve bel kokusu. Yüzü ve ağzının çevresi, hala bel içindeydi.

“Ohhhh gördün değil mi sevgilim..?” diye sordu fısıldayarak, “Gördün değil mi nasıl sikti beni..? Gördün değil mi ne kadar büyük siki… Ohhhh manyak bir şeydi sevgilim…”

Sonra hiç beklemediğim bir şey yaptı ve bel içindeki dudaklaını, dudaklarıma yapıştırdı. Dili bir anda ağzımın içine kaydı. Burnuma dolan kesif bel kokusu ve dilimin üstünde hissetiğim hafif tuzlu tad, başımın dönmeye başlamasına neden oldu. Sikim bir anda kazık gibi kesildi yine. Bunu hissetmek, karımı da çılgına çevirdi birden. Kendini kollarımdan kurtararak, sırtüstü yatağa attı. Bacaklarını alabildiğine açmış, dizlerini büküp omuzlarına doğru çekmişti. Yeni sikilmiş amıyla götünün görüntüsü müthişti. Her zamankinin aksine, iki deliği de alabildiğine açık, alabildiğine bollaşmış görünüyordu. İçleri bel doluydu. Kendimde değilmişcesine ona doğru yürüdüm ve yere diz çökerek, gözlerimin önündeki manzarayı, daha yakından seyretmeye başladım. Sikim zonkluyordu.

Birden, daha da beklenmedik bir şey yaptı karım ve iki elini bacaklarının arasından uzatarak beni saçlarımdan yakaladı. Başımı kasıklarına doğru çekmeye başladığını hissettim. Tanrım yüzümü vıcık vıcık bel içindeki kasıklarına çekiyordu. Nedendir bilmem ama, direnmek gelmiyordu içimden. Sonra ağzımı alabildiğine açtım ve hırsla yapıştım amının dudaklarına. Az önce öpüşürken ağzıma gelen bel tadı şimdi çok daha kesif bir biçimdeydi. Burnuma gelen birbirine karışmış bel ve am kokuları ise kelimelerle anlatılamayacak kadar tahrik ediyordu beni. Dilimi, Juan’ın alabildiğine bollaştırdığı amının içine sokuverdim.

“Ohhhhhh yala beni sevgilim n’olursun…” diye inledi Naz, “Hadi yala beni… Yeni sikilmiş amımı yala… Ohhhhhh… O koskocaman Bolivyalı sikinin girdiği amımı yala sevgilim… Ohhhhh içime doldurduğu bellerini yala n’olursun… Ohhhhh deli oluyorum… Immmnnnhhh… Ohhhhhh… Yala hadi sevgilim…”

Tüm vücudu, büyük bir kendinden geçmişlik içinde dalga dalga kıvranıp bükülüyordu. Benim için de ip, kelimenin tam anlamıyla kopmuştu. Karımın yeni sikilmiş amını, inanılmaz bir hırsla yalıyor, emiyor, dilimi içine sokuyor, içinden sızan, taşan belleri yutuyordum. Kafamın içinde müthiş bir uğultu vardı. Tüm ömrüm boyunca ilk kez böyle bir şey yapıyordum ve bu beni inanılmayacak kadar tahrik ediyordu. Sonra aynı şeyleri götüne de yapmaya başladım. Aslında tüm hareketlerimi hiç düşünmeden, yalnızca içimden geldiği gibi yaptığımın da bilincindeydim. Bunu farketmek ise sanki mümkünmüş gibi daha da çok tahrik olmama neden oluyordu.

Bu arada karım da çıldırma sınırına gelmiş gibiydi. Tüm adelelerinin kasılıp gevşediğini görebiliyordum. Kalçaları yataktan havalanıp, amını ya da götünü ağzıma büyük bir hırsla bastırıyordu. Yine sürekli geliyordu beli. Amı, durmadan akan bir çeşmeye dönmüştü. Am suları karnının derinliklerinden kopup ağzıma kadar gelirken, Juan’ı bellerini de birlikte getiriyordu tabii. Bu beni çıldırtıyor, daha iştahlı yalamama, daha hırslı emmeme neden oluyor, o zaman da, bir daha ve bir daha belini getiriyordu Naz.

Sonunda, titreye titreye duruldu. Dizlerimin üstünde doğrulup ona sokuldum. Bacakları hala alabildiğine açık, dizleri neredeyse omuzuna yapışıktı. Patlama noktasına gelmiş olan sikimi amına dayadığım anda, hepsi içinde kayboluverdi.

“Tanrım… ” dedim, “Ne kadar bollaştırmış seni…”

Bu sözler, karımın üstünde tam bir tetik işlevi yaptı. Bir kez daha ve alabildiğine şiddetle belini getirdi. Sonra yine duruldu. İnanılmayacak kadar gevşemişti, o her zaman sımsıkı olan küçücük amı. Sikimi çıkarıp götüne soktum bir anda. Tabii o küçük göt deliği de, her zaman alıştığım sıkılığından çok uzaktı. Ama yine amından daha sıkıydı. İki elimle bacaklarını diz altlarından tutup, daha da bastırdım. Sonra da sikmeye başladım. Juan’ı belleriyle bollaşıp vıcık vıcık hale gelmiş götü, hafifçe bollaşmış bir am gibiydi.

“Sik beni sevgilim…” diye inledi Naz, “Ohhh götümü sik sevgilim… Ohhhh yeni sikilmiş götümü sik… Tohumlarını doldur içime… Bellerin içimde Bolivyalı belleriyle karışsın sevgilim… Ohhhhh… Ohhhhh… Çok güzel sevgilim… Ohhhh çok güzel…”

Artık hırsla sikiyordum onu. Karımı, az önce kocaman bir Bolivyalı sikinin girip çıktığı götünden sikiyordum. Hala içini dolduran beller, sikime bulaşıyor ve bunu hissetmek, beni zevkten uçma noktasına getiriyordu. Biraz önce aşağıdaki kanapenin üstünde, Juan’ın o kocaman sikiyle götünden sikilirkenki hali gözlerimin önünden gitmiyordu. Birden içimde bir top patlamış gibi oldu. Tohumlarım fışkırmaya, Naz’ı götünün içinde Juan’ınkilerle karışmaya başladı. İşte bu müthişti. Tanrım hem de çok müthişti. Kendimden geçmeden önce, aklımda olan son şey de buydu.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

kafası güzelken

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

herkese selam. ben adıyamandan yunus yazdığım hikaye her noktasına dorudur. bir gün arkadaşımla alkol almaya karar verdik yani lilik die bir arkdaşla.biz arkadaşın evine giderken bir arkdaşı gördük sakarya travesti onunda bize takılmasını istedik.beraber lalik gile gitik.hepimiz birer tane 1bira içtikten sonra birbirimize serdivan travesti bakmaya başladık.sonradan gelen arkdaşımız kalkmak istedi.ve gitti benle lalik başbaşa kaldık.2 adapazarı travesti şer bira içtikten sonra çok güzel olduk lalik yanıma oturdu.ve elini sikime atmaya başladı.çok şaşırdım bende çıkardım sikimi ve o ağzına almaya başladıktan sonra bende öle bir oldum ki bende götüne llemeye başladım o yüz üstü yatarak bana ne istersen yap dedi bende götüne biraz kırem sürdüm ve sonuna kadar kökledim sabaha kadar 4 pposta attı[email protected]İsim : yunus toğçuMail : [email protected]

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Beldızım Nurten

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Selem ben 26 yaşında üniversitemezunu yakışıklı bir erkeğim. Geçen sene askerden geldikten sonra nişanlandım. İkimizde çalıştığımız için pek sık görüşemiyorduk. Birgün onu görmek için evlerine gittim nişanlım ewde yoktu. alışveriş yapmak için pazara gitmişti. Evde kayınvalidem ve beldızım yemek yapıyorlardı. Baldızım kocasının(bu arada kocası amcamın oğlu olur) çocuklarıyla beraber köye gittiğini iki gün orda kalcağını evde yanlız kalmamak için annesinin evine gelidiğini söyledi.Ben gelince kayınvalidemde pazara gitti.Baldızım yemeği pişmeye bırakıp salona geldi. benzaten önceden de onun ayaklarına hastaydım ama bunu belli etmemek için pek dikkatli bakmıyordum ona.neyse konuşmaya başladık havadan sudan düğünden falan.bi ara ayaklarına dalmışım birden çorabının birini çıkardı ve çıplakmı çoraplımı dedi. anlayamadım tekrar sordu bende çıplak ama kendim çıkarmayı severim dedim. oda çoraplı olan ayağını bana doğru uzatıp sikime yasladı ve akşam sakarya travesti burda kalmıycam dedi.ben şoka girmiştim anlamadım. eğer akşam gelirsen bu ayakları sana veririm dedi.kalkıp mutfağa gitti kapıdan çıkarken sakın burda bişey yapmayı düşünme bizimkiler heran gelebilir dedi. biraz sonra nişanlım ve annesi geldi. o sırada baldızım gideceğini söyledi. annesi hani burda kalacaktın deyince vazgeçtim gitmem gerek dedi. sonra da gitmek için hazırlandı kayınvalidem de onu geçirmek için yanında gitti.nişanlımla başbaşa kalmıştık yanıma sokuldu ve beni öpmeye başladı. ben akşam olacakları hayal ettiğim için karşılık vermiyordum. braz öpüştükten sonra annam gelebilir deyip toparlandı biraz konuştuk kayınpeder geldi yameği yedik ve ben çıktım.eve gidip akşam bi arkadaşımda kalcağımı söyleyi dışarı çıktım ve bi açık vermemek için otobüse binip bikaç durak sonra indim.bu sırada saat onbir olmuştu yengem yani baldızım(o yenge dememi serdivan travesti istiyor) ceptelefonumda beni aradı ve beklediğini söyledi. bende geldim kapıyı aç dedim o kapıyı açık bırakıp içeri gitti bende dışarıyı kontrol edip içerigirdim. yengem çekyata uzanmış beni bekliyordu. içeri girergirmez bana sadece ayaklarım ileri gitmek yok dedi. kabul ettim ve eğilip eteğinin altından çoraplarını sıyırmaya başladım. iki ayağınıda çıkardıktan sonra yalamaya başladımayak alatlarını, parmak aralarını yalıyor, topuklarını ve parmaklarını emiyordum elimlede bacaklarını okşuyordum. yaklaşık yarımsaat yaladıktan sonra yenge amınıda yalasam dedim önce itiraz etti ama ısrar edince kabul ettive amını yalamaya başladım. dur biraz deyip doğruldu ve içerden kocasının prezervatiflerinden birini alıp geldi ve hemen soyn dedi.bu sıra oda syundu çok güzel bi vücudu vardı.vücunun heryerini yalattı bana ve dilimi götüne sokmamı istedi. bende dediğini adapazarı travesti yaptım yaklaşık bir saatte vücudunu yaladıktan sonra amımdan mı götümden mi sikmek istersin dedi. bende ikisinide dedim. tamam ama götümden hiç yapmadım ona göre yavaş ol önce amım beğenirsem götüm dedi ve prezervatifi giymemi istedi.ben hemen hazırlanıp yere yatırdım onu ve amından sikmeye başladım.inlemeye başlamıştı iki posta sikiştik bana kendini yorma sabaha kadar beraberiz dedi. biraz ara verdik bişeyler yedik ben devam adalim dedim vegötünü yalamaya başladım ikimizde giyinmemiştik. bikaç dakka götünü ıslattıktan sonra sikimi kapısına yasladım ve yavaşça içine kaydım. çok hoşuna gittiğini hiç acı çekmediğini söyleyip hızlanmamı istedi. sabah kadar tam beş defa götüne boşaldım gün doğmaya başlamıştı ben millet uyanmadan gideyim dedim o da dur ağzımada boşal deyip emmeye başladı ağzına boşaldım tüm menimi yuttu ve sonkez ayaklarımı yala ve git dedi. ayaklarını tekrar yalayıp evden çıktım. arasıra yalnız kalınca beni çağırır ve sabaha dek sevişiriz keşke herkesin böyle bir baldızı ya da yengesi olsa.ayaklarını yalatmak isteyen bayanlara kapım herzaman açık. ankaralı olanlar tercihimdir. hepinize iyi sex yaşamları dilerimGönderen: ankaralı_erkek

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

TUTUCU KARIMI SİKTİRMEK İSTİYORDUM, SİKTİRDİM

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

TUTUCU KARIMI SİKTİRMEK İSTİYORDUM, SİKTİRDİM
Herkese selam, yurtdışında (Belçikada) yaşayan evli bir çiftiz. Seksi çok sevdiğim için devamlı, değişik değişik sexfilmleri izlerim. Bu bende müthiş fantaziler uyandırıyor ve çok zevk alıyorum. Fakat karım, herşeyi ile harika ve çok güzel bir kadın olmasına rağmen, (herhalde köyde yetişmesinden dolayı olsa gerek) çok tutucudur. Bırakın bu tür filimleri izlemeyi, Avrupanın göbeğinde yaşadığımız halde, başörtüsüz sokağa bile çıkmaz. Ben bu filmleri izledikçe kendimden geçiyordum, 31 çekerek, karımı hep başka bir erkeğin siktiğini hayal ederek boşalıyordum. Bu tür fantazilerimi karıma nasıl anlatacağımı bilemediğim için de hep fantazi olarak kalıyordu. Karımla sikişirken hep onu deniyordum. Birkaç kez karımla seks yaparken, karımın amını yalarken, karım tam kıvama geldiğinde, “Şimdi benim yerime seni kalın ve uzun yaraklı bir erkeğin siktiğini düşünsene karıcığım, ne harika olur!” falan diye zarf attım. Fakat karım, ya, “Sen ne saçmalıyorsun be!” diyerek azarladı, yada hiç cevap vermedi… İçimde hep, acaba istiyor mu, istemiyor mu? diye kuşku kalıyordu…

Dediğim gibi, karımı hep bir başkasının siktiğini hayal ederek sikiyordum. Fantazimde karımın siken adamın yarağı çok büyük oluyordu hep. Ve karımı her pozisyonda, evire çevire sikip, döllerini karımın amına boşaltıyordu ve ben de karımın yeni sikilmiş amını yalıyordum. Nedense bu fantazi beni acaip tahrik ediyordu ve mutlu oluyordum. Günler böylece geçerken, nasıl yapmalıyım da karımı bir başkasına siktirmeliyim diye düşünüyordum. İzlediğim bir filmde masaj yapan bir erkeğin masajı yaptığı kadını siktiğinden çok tahrik olmuştum. Bundan esinlenerek kafamda bir plan canlandırdım. Aslında olmaz değildi, hemde çok kolay olurdu. Karar verdim, bu yoldan karımı siktirmek istiyordum. Çünkü karım belinden biraz rahatsız olduğu için doktoru devamlı masaj tavsiye ediyordu.

Karım birgün yine, “Belim ağrıyor!” dediğinde, “Her gün belim ağrıyor diyorsun, doktor masaja git diyor, ama gitmiyorsun. Ben sana bir masajcı bakacam, itiraz etme, belağrısı önemli bir rahatsızlık!” dedim. Karım zar zor, “Tamam!” dedi. Ve ben hemen ogün başladım araştırmaya. Öyle bir yer bulmalıydım ki, ordaki masöre (Karımı masajda tahrik et ve güzelce sik!) diyebileceğim bir yer olmalıydı. Sonunda uzun araştırmalar sonucu öyle bir yer buldum. Önce kısa bir telefon konuşması yaptım. Resepsiyonist bir bayandı. Bana dediğine göre, böyle bir istekte bulunan ilk kişi ben değilmişim. Daha öncede başka erkeklerin istekleri üzerine karılarına bunu uyguladıklarını ve ciddiyetin önemli olduğunu belirtti. Bana adreslerini vererek, gelmemi önerdi. Gittiğimde beni telefondaki o bayan karşıladı. Bu isteğimin normal olduğunu, önemli olan çiftlerin mutlululuğu olduğunu söyledi ve nasıl olacağını anlattı. Yöntemleri çok akıllıca idi, “Masaja gelen kadın bekleme salonuna alındığında içecek ikram ediyoruz, ama bu içeceğe cinsel arzuyu hat safhaya çıkartan bir ilaç koyuyoruz ve kadın masaj esnasında tahrik oluyor, o anda seks arzuluyor…” diye açıkladı.

Hatta masajı yapan erkeklerin yaraklarının detayına kadar belli olduğu çıplak resimlerinin bulunduğu bir katalaog gösterdi bana, “Sen beğeniyorsun ve o erkek yapıyor!” dedi. İşin en cazip tarafı ise, eğer istersem (ek bir ücret karşılığında) karımın tüm seansını gizli kamera sistemi ile bir CD’ye kayıt edip bana veriyorlarmış. Ben kataloğu biraz inceledikten sonra, birisini beğendim. Yarağı müthiş büyüktü, kabukluydu da, eğrice, müthiş bir yaraktı. Randevuyu aldım, parasını ödedim çıktım. Eve geldiğimde karıma, “Masaj yerinden randevu aldım, 2 gün sonra akşam saat 20:00’de!” dedim. Karım, “Neresi? Uzak mı?” falan diye sordu. “Biraz uzak.” dedim.

O gün gelmişti, hiçbirşeyden haberi olmayan karımı kendi ellerimle sikileceği yere bıraktım ve işimin olduğunu, çıkışta kendisini alacağımı söyledim. Ordan ayrıldığımda, heyecandan kalbim yerinden çıkıyordu. Karımın az sonra sikileceğini düşündükçe sikim kalkıyordu. Çok sabırsızlanıyordum, en büyük arzum o CD’ye bakmaktı aslında, ama CD’yi bana bir gün sonra vereceklerdi. Karım seansa girdikten sonra nerdeyse iki saat geçti, dışarda köşe başında karımın çıkmasını bekliyordum. Bu bekleme hiç bitmeyecek sandım. Sonunda karım çıktı. Arabaya aldım karımı, karım tuhaf duruyordu. “Ne oldu karıcığım, hasta falan mısın?” dedim. Karım, “İyi değilim!” dedi. “Ne oldu, masaj iyi gelmedi mi yoksa?” dedim. “Masaj iyi geldi de, kendimi iyi hissetmiyorum, biraz başağrısı var!” dedi. Eve girer girmez, “Yorgunum, yatalım mı?” dedi. Hemen yatak odasına gittik, soyunup girdik yatağa. Karım, “İyi geceler!” diyerek hemen arkasını döndü. Karıma yaklaşmak istiyordum, arkasından sarıldım, “Canım çok istiyor!” dedim. “Çok yorgunum, yarın yapalım!” falan dedi. Ama ben ısrar ettim, zorla boynunu falan öptüm, yaladım…

Karım gönülsüz bir şekilde razı oldu. Derken elimi büyük bir heyacanla karımın amına attım, karımın sikilmiş amını hissetmek istiyordum. Ve hissettim de. Sonunda en büyük fantazim ve arzum yerine gelmiş, karım bir başkası tarafından sikilmişti. Karımın amı yumuşamış, ateş gibi yanıyordu. Parmaklarımı karımın amına soktuğumda sikildiğini hissedebiliyordum. Karımın yüzü kızarmaya başladı, “Işığı söndür!” diyordu. Belk**e sikildiğini görmemem ve anlamam içindi bu isteği. Söndürdüm ve karımın amını yumuldum, yalamaya başladım. Karımın amının sikildiği adeta tadından da belli oluyordu. Amının içi halen vıcık vıcık suluydu. Tarifi imkansız bir zevkle karımın amını yarım saate kadar yaladım. Sonra sikimi soktum, çok kolay kayıyordu sikim. “Karıcığım, amın bugün müthiş güzel geldi bana, tadı da çok tatlı, harika!” dedim. Karım da, “Üfff, başım ağrıyor. Sik işte!” dedi. Ben de yarın alacağım CD’yi ve karımın sikildiğini izleyeceğimi düşünerek müthiş bir zevkle siktim karımı…

Ertesi günü zor yaptım. Hemen gidip CD’yi almak ve izlerken 31 çekip boşalmak istiyordum. CD’yi aldım ve eve geldim. Karım hergün yaptığı gibi komşuya gittikten sonra, büyük bir heyecanla CD’yi Bilgisayara taktım. Karımın odaya girişi, bayanın masaja hazırlayışını, içeceğini içtiğini bile kayıta almışlardı. Sonra benim katalogdan seçtiğim o erkeğin karıma masaj yapması, masaj yaparken yavaş yavaş karımın bacaklarının arasına elini uzatıp, karımın külotu üzerinden amını okşaması, sonra karımın külotunu çıkartıp amını yalaması falan vardı. Karım sakin bir şekilde kendini o erkeğe bırakmış, istediği her şeyi yapıyordu. Adam yarağını karımın eline veriyor, karım okşuyordu. Hatta yarağını karımın ağzına bile veriyordu. Hayatta benim sikimi yalamayan karım, adamın yarağını kemirircesine yalıyor, emiyordu. Ve sonunda heycanla beklediğim o an geldi, adam yarağını karımın amına sokarken (ben heyecana dayanamadım ve boşaldım). Karım zevkten kendinden geçmiş, o koca yarağı köküne kadar nasıl da zevkle alıyordu. Adam dakikalarca sikti karımın amını, sonra da tüm spermlerini karımın amına boşalttı. Bunları seyrederken ben birkez daha boşaldım, yaşadığım en büyük zevkti bu…

Artık karımı sikerken daha bir ihtiraslı sikiyorum. Karıma sordum, “Haftaya gidecekmisin masaja?” diye. “Tabi tabii, gidecem! İyi geliyor belimin ağrısına!” dedi orospu! Şu anda hiç sektirmeden haftada bir kez gidiyor masaja (ve sikildiğini benim bilmediğimi sanıyor). Ben de çaktırmadan her defasında katalogdan başka bir erkek seçiyorum karımı siktirmek için. Ertesi gün de gidip CD’yi alıyorum ve karımı kim sikti, nasıl sikti, tüm detaylarına kadar seyrediyorum. Karım bana söylemiyor ama çok mutlu, ben de çok mutluyum ve çok zevk alıyorum. İkimiz de tadını çıkarıyoruz. Darısı tüm karısını siktiren, siktirmek isteyen erkeklere…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Çarka Çıkmıştım

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Çarka Çıkmıştım
Pasif gayim. 21 yaşındayım. Çok parlağım. İlk ilişkimi 18 yaşında yaşadım ve gay dünyasına adım attım. O zamandan beri seks yapmadan duramıyorum. Birkaç kez sürekli ilişkim olan aktif oldu, ancak hepsi kıskançlık yaptığı ve bana kocalık taslamaya kalktığından bu ilişkiler uzun sürmedi. Değişik erkeklerle birlikte oluyorum. Çoğu “tek gecelik aşk”. Genelde sürekli doluyum. Beni yapmış aktiflerden siki kalkanlar sık sık arıyor. Bazen bıkıp cebimi kapatıyorum. Zaman zaman vücudumu dinlendirip bir iki ay kimseyle seks yapmadığım da oluyor. İyice azınca, ya esk**en tanıdığım aktiflerden birini arıyor veya yeni birisini buluyorum.
Hafta sonuydu. Bir aydır seks yapmamıştım. Sıcak bir gündü. Telefonu açmıştım ama akşama kadar arayan olmamıştı. İyice azmıştım. Çarka çıkmaya karar verdim. Yıkandım, her yerimi temizledim, içime seksi tangalarımdan birini çektim. Vücuduma oturan dar açık mavi jeanimi çektim. Jean kalçamı sıkı sıkı sarıyor, kıvrımları dışarıdan belli oluyordu. Aynaya baktım, popomu oynattım. Çok seksi duruyordu. Üste de içimi gösteren ince beyaz bir gömlek giydim. Üst düğmeleri kaymak gibi göğsüm görünsün diye açık bıraktım. Boynuma da beyaz, tek sıra mini boncuklardan yapılmış bir kolye taktım. El çantama birkaç prezervatif, birkaç kağıt peçete ve bir tüp krem koydum.

Parka geldiğimde hava kararmaya başlamıştı. Birkaç tur attım. İlgimi çeken birisi olmadı. Tam umudumu kesmiştim ki, karşıdan üç gencin geldiğini gördüm. Doğrusu üçü de birbirinden çekiciydi. Ulan neden tek tek karşıma çıkmadılar diye aklımdan geçirirken yanımdan geçtiler. Geçerken birisinin bana dikkatle baktığını gördüm. Tam geçtikten sonra içlerinden birinin durduğunu hissettim. Arkama bakınca durup beni izlediğini gördüm. Popomu kıvırtarak yürümeye devam ettim. Bana bakan gencin arkadaşlarına “ulan yavruya bakın” dediğini duydum. Arkadaşlarından biri “hadi lan yürü gidelim, saçmalama” dedi. Bana bakan “gelin takılalım yavruya sikeriz belki” dedi. Arkadaşlarından biri “saçmalama, iş çıkarma başımıza” dedi. Benimki “siz gidin ben peşine takılıcam, sizi sonra ararım” dedi. Biraz daha yürüdüm, arkama baktım. Genç, arkadaşlarından ayrılmış arkamdan geliyordu.

Biraz yürüdüm. Parkın kuytu bir yerine geçtim. Boş banklardan birine oturdum. Benimki çevremde iki tur attıktan sonra geldi yanıma oturdu. Apaçi denilen ipsiz sapsız tipte gençlerdendi. Kaba saba duruyordu ama çok seksiydi. Yanıma oturunca yüzüne baktım, gözleriyle beni soyup yiyor gibiydi. “Hoş geldin” dedim. Bu rahatladı. Olayın farkında olduğumdan emin olsun diye “arkadaşların gitti mi” dedim. Bu iyice rahatladı. “Seninle tanışmak istedim” dedi. Artık biraz oynaşma zamanı gelmişti. “Neden ki” dedim. Bu biraz gerildi, hemen yanıt veremedi. Onu rahatlatmak için gülümsedim. Bu çorabının içinden bir sigara paketi çıkardı, ağzına bir sigara soktu, paketi bana da uzattı. Ben sigara kullanmam ama hatırın için yakayım dedim. Sigaramı yakarken elini okşadım. Beyaz bakımlı ellerimi, manikürlü uzun tırnaklarımı görünce bu iyice rahatladı. Sohbet ederken bu elini önüne dayadı, yarağını okşuyor, ara sıra iyice sıkıyor. Göz göze geldik, elimi önüne uzattım elledim, siki iyice kalkmıştı. “Kalkmış seninki” dedim. “Götünü görünce kalkmaya başlamıştı” dedi. Güldüm. “Beğendin mi yarağımı” dedi. “Güzelmiş” dedim. “Senin gibi yavrulara hasta” dedi. Seksi herifin beni istemesi, beni de iyice azdırmıştı.

Pantolonunun düğmelerini açtım. Yarağını dışarı çıkardım. Bu pantolonunu dizlerine kadar indirdi. Yarağını elime aldım, sıktıkça avucumda büyüdü, taş gibi oldu. 18 cm civarında düzgün kalın bir yarağı vardı. Ben onun yarağını okşarken o elini arkama götürdü popomu okşamaya başladı. “Haydi indir pantolonunu” dedi bana. Arkamı ona döndüm. Pantolonu İndirdim. Kalçamı tümünü gösteren avuç içi kadar tangalarımdan birini giymiştim. Bu kudurdu beni öyle görünce. “Kucağıma gel” dedi. Pantolonu çıkardım. Kucağına geçtim. Bacaklarımı iki yana açıp yarağının üstüne oturdum. Buna kucak dansına başladım. Ben oynadıkça bu kalçamı sıkıp avuçluyordu. Sonra elini altıma soktu, deliğimi okşamaya başladı. Hoşlandığımı anlayınca parmağını deliğime sokup oynamaya başladı. İyice azmıştım. Bu dudaklarıma yumuldu öpmeye başladı beni. İyice yumuşamıştım ben. “Götün istiyor mu yarağımı” dedi. “Çok istiyor” dedim. Beni kaldırdı, tangamı çıkardı. Yandaki ağaca gittik. Ellerimi ağaca dayadım. Bu eğildi kalçamın kanatlarını iki yana açtı. Deliğimi dillemeye başladı. İyice kopmuştum. “Çantamda kremle prezervatif var, dur getireyim” dedim. “Götüne akıtıcam prezervatif istemem, kreme de gerek yok” dedi, eline tükürdü, sikine sürdü. Yine tükürdü, deliğimi tükürükledi sonra. Sikinin ucunu deliğime dayadı. Deliği serbest bıraktım. Yarağını deliğime soktu. Ben kıvranmaya başladım. Bu belimden yakaladı kökledi. Taşakları dibime değiyordu. “Ne olur yavaş yap” dedim. “Daracıkmış götün, dağıtıcam götünü yavru” dedi. İçimde gidip gelmeye başladı. Yarağını hızla deliğimden çekiyor, dışarı kaçırmadan tüm gücüyle köklüyordu. Çoktandır böyle sert sikilmemiştim. Sonra beni belimden tutup yarağını çıkarmadan beni kaldırdı. Boyu benden uzundu, ayaklarım yerden kesildi. Sonra beni birden bıraktı. Hızla yarağına geçmiştim. Bunu birkaç kez daha yineledi. Ben inledikçe “Nasıl zevk alıyor mu götün anam” diyordu. Sonra yine domaltıp pompalamaya başladı. Pompaladıkça daha da kudurdu, sonunda kökleye kökleye götümün içine boşaldı.

Çevrede dolaşanlar vardı, beni siktikten sonra hemen giyindik. Dudaklarımdan öptü beni. ”Memnun kaldın mı anam” diye sordu. “Nefisti” dedim. “Sen de nefis yavrusun” dedi. Cep no. sunu verdi. “Götün yarak isteyince ara” dedi. Parktan çıktık. O günden sonra azınca aradığım, favori sikicilerimden birisi oldu. O da siki kalkınca arıyor tabii. Yaşadıklarımızı arkadaşlarına da anlatmış. İnanmamışlar. Sonra beni onlarla da tanıştırdı. Kıskanç da değil, onlara da siktirdi beni. Yaşadıklarımı başka öykümde anlatırım.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

suriyeli kiracilarim – 2

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

suriyeli kiracilarim – 2

Birkaç gün sonra kahvaltı sırasında karım evin temizliğine yetişemediğini, artık gelinleri çağırmak da istemediğini söyledi. “Ee, ne olacak peki?” diye sorduğumda, “Bu bizim kiracının karısını çağırırım, ucuza da gelir. Bizimkiler 100-150 liradan aşağı gelmiyor. Zaten durumları kötü, hiç olmazsa yardımımız dokunur!” deyince, “İyi, sen bilirsin!” dedim…

Ertesi gün akşamüzeri geldiğimde evin pırıl pırıl olduğunu gördüm. Karım kadından çok memnun kalmıştı. Bu arada kadının adının Gülsüm olduğunu öğrendim. Karım, “Bende para yoktu, sen aşağı inip versene kadının parasını, 50 lira!” deyince içimde bir şeyler canlandı. Heyecanla aşağı inip kapıya vurdum. İçerden Arapça sesler gelirken kapı açıldı. Selman’ın oğlu açmıştı kapıyı. 5-6 yaşlarında ya var ya yoktu.

“Annen evde mi?” diye sordum birkaç kez. Çocuk içeri geçerken az sonra kapıda annesi, yani Gülsüm belirdi. Kendisine ilk defa bu kadar yakındım. Birkaç gece önce kocasıyla banyoda sikişen kadın şimdi tam karşımdaydı. Başında yine siyah türbanı vardı, ancak pardesü yoktu. Siyah, tek parça bir elbise giymişti, eski ve biraz dar görünen elbise vücudunun kıvrımlarını belli ediyordu. Özellikle memelerinin iriliği gözümden kaçmadı. Zeytin tanesini andıran gözleri beyaz yüzünü boncuk gibi süslemişti. Gözlerinin altına sürme çekilmiş gibiydi. Parayı uzattım, “Kusura bakmayın, hanım verememiş…” dedim.

O sıra arkasında bir kadın belirdi. Selman’ın annesiydi bu, ilk defa görüyordum kendisini. Oldukça şiveli ama yine de anlaşılır bir Türkçeyle, “Gelinim anlamaz Türkçe!” dedi. Ben sadece Selman Türkçe biliyor sanıyordum, ama annesi de biliyordu demek ki. “Siz Türkçeyi nerden biliyorsunuz?” diye sorunca, kadın, “Ben zamanında Urfa’dan gelin gittim Suriye’ye.” dedi.

Selman’ın annesi en fazla 60 yaşında gösteren bir kadındı. Ben daha yaşlı zannediyordum oysa. Uzun boylu ve yapılı bir kadındı. Çiçekli uzun bir elbise vardı üzerinde. Başını ise büyük, beyaz bir yazma ile bağlamıştı. Kadının gelinininkilerden de büyük ve dolgun memeleri vardı. “Buyurun bir kahve için!” diyerek yaptığı davete, “İnşallah başka zaman!” diyerek karşılık verdim. Yukarı çıkarken sikimin sertleştiğini fark ettim.

Gece olup da yatağa girdiğimde karıma sarıldım hemen. Karım, “Ne oldu?” dedi şaşırmış gibi. “Özledim seni!” deyince, “Bu gece yapmayalım Mehmet, her yanım ağrıyor valla, akşama kadar temizlik yaptık!” dedi. “Ben senin kocanım, öyle temizlik falan anlamam!” dedim ve bir elimi geceliğin altından sokup kalçalarını okşamaya başlarken diğeriyle de memelerini avuçladım.

Boynunu, yanaklarını, dudaklarını deli gibi öpüyordum. Bakımlı sayılacak bir kadın değildi karım ve bu yüzden yanaklarında, çenesinde ve dudaklarının üzerinde tüyler olurdu her zaman. Ama buna karşın bacaklarında ve kalçalarında kıldan tüyden eser yoktu.

Sikim kazık gibi olmuştu çoktan. Etli meme uçlarını dilliyor, ısırıyor, emiyordum. Karımın memelerine kıyasla Gülsüm’ünkiler daha büyüktü. Onun memelerini emdiğimi, yaladığımı hayal ettim. İlk başta isteksiz davranan karım yorgunluğuna rağmen karşılık vermeye başlamıştı. Alttan elini sokmuş ve sikimi sıvazlıyordu.

“Ağzına alsana!” dediğimde, “Tamam, ama sen de benimkini alacaksın!” dedi heyecanla. “Tıraş oldun mu sen?” diye sorduğumda, “Oldum, hem de kaymak gibi yaptım!” dedi. “O zaman şöyle gel, şu üstündekileri de çıkart!” dedim. Az sonra ikimiz de çırılçıplak bir haldeydik. Yorganı kaldırdım iyice. Karıma, üzerime ters şekilde uzanıp sikimi ağzına almasını söyledim. Hemen dediğimi yapıp sikimi somurmaya başlarken, ben de onun gerçekten kaymak gibi görünen amını dillemeye başladım.

Karımın etli amının içine dilimi soktum. Islak ve kaygan amının içi fırın gibi yanıyordu. Bu arada kendisi de sikimi deli gibi somuruyordu. Gece vakti müthiş bir 69 deneyimi yaşıyorduk. 30 yıllık evliliğimiz boyunca cinsellik yönünden ikimiz de deneyim kazanmış, birbirimizi nasıl mutlu edeceğimizi öğrenmiştik.

Amını dilleyip yalarken, sol elimin işaret parmağını göt deliğine soktum. Karımdan herhangi bir tepki gelmedi. Kıllı göt deliğinin içinde ileri geri hareket ettirdim parmağımı. Kasıklarını öptüm, yaladım, dilledim. Amından zevk sıvıları akmaya başlamıştı, dudaklarım ve çenem ıslanmıştı iyice. Dolgun göt yanaklarını sıkıyor, yoğuruyordum bu arada. Karımın saksosu sikimi daha da sertleştirmiş, şişirmişti. Artık bir an önce amına girmek için yanıp tutuşuyordum.

“Tamam, hadi, bu kadar yeter!” deyince karım sikimi emmeyi bırakıp üzerimde doğruldu. “Ben üste çıkayım mı?” deyince, “İyi, hadi geç o zaman!” dedim. Sikim kazık gibi bir halde dikilmiş, tavana bakıyordu. Karım ayaklarını iki yanımdan yatağa koyup işer gibi çömeldi, eliyle kavradığı sikimi odanın loş karanlığında amına sokmak için hizaladı. Az sonra sikim karımın ıslak, yağlanmış gibi kayganlaşmış amına ağır ağır girdi.

Karımdan derin bir, “Ohhh…” iniltisi çıkarken, bir süre sikim amının içindeyken oturur vaziyette kaldı. Ellerini tuttum, az sonra götünü indirip kaldırarak sikimi amına sokup çıkartmaya başladı. Müthiş bir zevk alıyordum yine. Karımın kasıkları, götünün yanakları kasıklarıma ve taşaklarıma çarpıyor, ortaya çıkan sesler odada yankılanıyordu. Karımın iri, sarkık memeleri her bir hareketiyle sallanıyordu.

“Ihhh, ıhhh, ahhh, ımmm, ayyy, ohhh, ohhh…” sesleri karımın dudaklarından dökülüyor, benden de buna benzer sesler çıkıyordu. Karım bazen yavaş bazen hızlı bir şekilde oturup kalkmaya, sikimi amının en derinlerine sokup çıkartmaya devam etti bir süre. Sonrasında, “Dizlerim ağrıdı…” deyince, “Şöyle gel!” dedim ve belinden tutup bana doğru eğilmesini istedim.

Karım öne doğru eğildi dediğim gibi yaparak, dizlerini yatağa dayadı ve ellerini omuzlarıma koydu. Sikim halen amının içindeydi. Belimi kaldırdım, bacaklarımı dizlerimden bükerek iki yana açtım biraz ve bu şekilde alttan pompalamaya başladım. Kasıklarım, taşaklarım karımın dolgun göt yanaklarına çarptıkça ses patlamaları yaratıyordu. Sikim iyice kayganlaşmış amının içinde gidip geliyordu.

Sarkık memeleri pompaladıkça deli gibi sallanıyordu. Dudaklarından yine zevk iniltileri çıkmaya başlamıştı. Kalın, etli belinden tutuyordum sıkıca. Göt yanaklarının sikimin her bir darbesiyle löpürdediğini fark ediyordum. Altımızdaki bazadan gıcırdama sesleri gelmeye başlamıştı yine. Alttaki odada kimin kaldığını bilmiyordum. Selman karısıyla mı kalıyordu, yoksa çocuklar yada annesi mi kalıyordu bilmiyorum, ama eğer derin bir uykuda değillerse, yukarda karı koca bizim ne yaptığımızı bilmemeleri imkânsızdı.

Pompaladıkça boşalmaya yaklaşıyordum. Ellerimi göt yanaklarına attım ve karıma öne doğru biraz daha eğilmesini söyledim. Götü biraz daha havaya kalkarken daha büyük bir güç ve istekle sikiyordum. Odanın içinde sikişimizin sesleri yankılanıyordu resmen. Geçen sefer yavaş olmamı söyleyen karımdan bu kez hiçbir itiraz gelmiyordu. Var gücümle kendisini sikmeme sesini çıkartmıyordu.

Sonunda sarsıla sarsıla boşalmaya başladım. Boşalırken de pompalamaya devam ettim. Müthiş bir zevk dalgası her yanımı kaplarken karımdan derin ve hırıltılı iniltiler geliyordu. İkimiz de yorulmuştuk. Karım üzerime yığılmış haldeydi. Ne kadar dölüm varsa amına akıttım. Sıkıca sarıldık birbirimize.

Karım bir ayağını kaldırıp üzerimden kalktı ve yanıma uzandı. Başını göğsüme koyarken, “Çok yoruldum…” dedi. Çıplak bir halde o şekilde kaldık. Karıma, “Yıkanmayacak mısın?” diye sorunca, “Yorgunum, sabah yıkanırım…” dedi. “İyi o zaman, ben de sabah yıkanırım!” dedim, yorganı çektim üzerimize ve güzel, derin bir uykuya daldık…

Aradan geçen zamanda Gülsüm ve Selman’ın sikişmelerine kulak misafiri olmak istesem de, o ilk gecenin haricinde başka bir tanesine denk gelemedim. Karımla sikişmelerim ise son sürat devam ediyordu. Her seferinde siktiğimin karım değil de Gülsüm olduğunu düşünüyordum. Bu şekilde daha büyük zevk alıyordum…

Bu arada Selman’ın kira ödemeleri aksamaya başlamıştı. İşyerinden maaş alamadığını, geciktirdiklerini söylüyordu. Ben de her seferinde, “Tamam!” deyip bekleyeceğimi söylüyordum. Ama sonraki zamanlarda Selman önceki kiracıları aratır oldu. Üç aylık birikmiş kirası vardı, “Ne zaman vereceksin?” diye sorduğumda oyalayıcı cevaplar verdi. Benim de bir an tepem atınca küfür ettim. Selman en kısa zamanda vereceğini söyleyip giderken yaptığımdan pişman oldum.

Birkaç gün sonraydı. Karım küçük oğlumun evine gitmişti. Oğlum iş için şehir dışına gitmiş, karım da orada kalıyordu. Bu yüzden belki bir hafta daha kalacaktı orada. Akşam kapım çalınca açtım, gelen Selman’ın annesiydi. Adının Münire olduğunu öğrenmiştim, “Buyurun Münire Hanım?” deyince mahcup ve utangaç bir halde, “Beyim, az konuşalım mı senle?” dedi. İçeri davet ettim. Tek gelmesine şaşırmıştım.

Münire Hanım içeri geçti, oturmaya çekiniyordu. “Buyurun, çekinmeyin, oturun!” deyince anca oturdu. Üzgün ve titreyen bir sesle, “Beyim, kusura bakma, kaç zamandır kira veremedik. Çok borçlandık sana biliyorum. Benim oğlanı çıkarmışlar işten, içerde biriken parasını da alamadı. Eline, ocağına düştük, bu kışta kıyamette bizi kapıya koyma. Biliyorum senin için de zor, ama elimizden keşke bir şey gelse. Utandığı için kendi gelip söyleyemedi, ben geldim onun yerine. Eline, ocağına düştük…” dedi şiveli şiveli.

Biriken kiraları alacağımı düşünürken, şimdi bir bardak su içmem gerektiğini söylüyordu Münire Hanım bu dedikleriyle. “Ee, nasıl olacak peki, ne zaman alır parasını, kirayı ne zaman getirir?” dedim, kiradan gelecek para benim için önemliydi çünkü. Münire Hanım bileğinden bir bilezik çıkarıp, “Bunu al şimdilik, ne kadar eder bilmem, sen hesaplarsın…” diyerek uzattı.

Verdiği bilezik ince, teneke gibi bir şeydi. Doğru düzgün bir para etmezdi. “Bununla ne olacak ki, bir aylık kira bile değil bu, siz adam mı kandırıyorsunuz?” dedim sinirle. Münire Hanım, “Vallahi beyim, olan paramız bu, evde çocuklar iki gündür aç, azcık para vardı, onunla da ekmek, peynir aldık…” dedi. Yüzündeki ifade çok kötüydü, yalan söylemediği belliydi.

“Benim oğlan iş arıyor şimdi. Hayırlısıyla bir işe girsin, bu içerdeki parasını alsın hemen verir senin kiranı, mahcup etmez seni. Kurban olduğum, o zamana kadar idare et bizi, çoluk çocuk aç. Bir de sen bizi atma dışarı, vallahi o zaman iyice perişan oluruz…” dedi. Bu son sözlerini söylerken ağlıyordu. Kadının bu hali ve konuşması karşısında yapacak bir şeyim yoktu. Verdiği bileziği geri uzattım, cüzdanımdan da biraz para çıkarıp verdim. Almak istemeyince zorladım. Münire Hanım elimi öpmeye kalktı, benden büyük bir kadının bu şekilde davranması karşısında utandım. Dua ede ede gitti. Kira almayı beklerken üstüne para veriyordum.

Ertesi akşam işten döndüğümde kapım çalındı. Açınca karşımda Münire Hanım’ı gördüm yine. “Müsait miydin beyim?” deyince, “Tabii, buyurun!” dedim ve içeri davet ettim. Kirayı mı getirmişti, yoksa dün verdiğim paranın üzerine başka para mı isteyecekti bilmiyordum.

İçeri geçti, utana sıkıla, “Şey beyim, sana diyeceğim vardı kusura bakmazsan…” deyince cebimden yine para çıkacağını anladım. “Nedir?” dedim sıkıntıyla. “Bizim cereyan kesildi bugün, adamlar kesti. Birikmiş borcu vardı, ödeyemedik. Aşağıda karanlıkta oturuyoruz. Sen de varsa versen de ödesek…” dediğinde sinirlendim. “Ulan zaten üç kuruş paraya oturuyorsunuz, onu da veremiyorsunuz. Üstüne bir de benden utanmadan para istiyorsunuz!” dedim.

Münire Hanım’ın suratı kıpkırmızı oldu birden. “Sen de haklısın beyim…” dedi. “Seni göndereceğine o pezevenk oğlun gelsin!” dedim. Suratı bu sözüm üzerine daha da kızardı. “O yok burda, onun için ben geldim…” deyince, “O nereye gitti?” dedim. “Bilmiyorum, dün akşam çıktı, daha da gelmedi. Senin verdiğin parayı da aldı gitti, sabahtan beri aç açına oturuyoruz…” deyince daha da kızdım. Yanında oğluna epey bir küfür savurdum.

Münire Hanım tek kelime etmedi küfürlerime karşılık. “Haklısın beyim, sen de haklısın…” dedi başı öne eğik halde. Sonra da, “Sen gene de bir büyüklük yap, bir babalık yap bize. Bana değilse de bu gariplere acı. Ne olur versen para da hiç olmazsa şu cereyanı açtırsak…” dedi. Daha bir önceki kiracının sıkıntısını atamamıştım, kiradan hariç elektrik ve su parasını da üzerime yıkıp kaçmıştı. Şimdi yeniden aynısıyla karşılaşmak canımı fena halde sıkıyordu. Selman’ın elektriği üzerine almasında ısrarcı olmuştum, ama para gene benden çıkacak gibiydi.

“Ne olur beyim, elini ayağını öpeyim, kurban olduğum. Ne istersen yaparım, sen şu cereyanı açtır hele, borcunu da ben öderim. Bulur buluşturur gene veririm ben…” dedi. “Sen nasıl ödeyeceksin, neyin var senin?” dedim.

Münire Hanım ayakta duruyordu, bu sözlerimden sonra yanıma yaklaştı ve “Ne istersen yaparım beyim…” dedi. Bu sözlerinde bir şeyler vardı, ama tam emin olamıyordum. “Ne yaparsın?” diye sorduğumda, yine, “Ne istersen…” dedi. “Yani? Açık konuşsana be kadın!” deyince, “Eğer istersen sana karılık ederim…” dedi.

Ben Selman’ın karısını sikmeyi arzu ederken, birdenbire annesi ortaya çıkmıştı…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

kurtköy escort sakarya escort sakarya escort mardin escort uşak escort van escort tekirdağ escort samsun escort sakarya escort niğde escort kütahya escort tunceli escort tekirdağ escort diyarbakır escort edirne escort aydın escort afyon escort webmaster forum play casino canlı bahis illegal bahis illegal bahis kaçak bahis canlı bahis güvenilir bahis sakarya escort bayan sakarya escort bayan sex izle orhanlı escort pendik escort bostancı escort bursa escort kocaeli escort bursa escort bursa escort bursa escort kayseri escort bursa escort bursa escort geyve travesti