Baba, Oğul ve Kutsal Zevk

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Baba, Oğul ve Kutsal Zevk
O yaz Tuba 19 yaşına girmişti. Güzel bir kızdı. Hem de çok güzel. Erkeklerin hoşuna gittiğini, buluğa erdiği andan beri biliyordu. Bunda, güzelliğinin önemli rolü olduğunu da biliyordu gerçi ama, asıl nedenin ona karşı duyulan cinsel istek olduğunu çok erken fark etmişti. Güzelliğinden daha önemliydi bu nedense.

Evde olduğu zamanın çoğunu aynanın karşısında geçiriyordu. Babası da annesi de çalıştıkları için, okul dışında kalan zamanlarda evde yalnız başına ve özgür olabiliyordu. Böyle zamanlarda en büyük merakı, yapmaktan en hoşlandığı şey, soyunup aynanın karşısına geçmek ve vücudunun güzelliklerini doya doya seyretmekti.

Kumral saçları, sırtının ortasına kadar iniyordu neredeyse… Koyu mavi, hatta neredeyse lacivert gözleri çok dikkat çekiciydi doğrusu… Küçücük, ucu yukarı kalkık burnuyla küçük ağzının kıvrık, etli dudakları, yüzünün göz alıcı hatlarını süslüyordu.

Boynu uzun, küçük birer portakal iriliğindeki sivri uçlu memeleri taş gibi sert, beli incecik, birden genişleyen kalçaları yusyuvarlak, bacakları bitmeyecekmiş kadar uzun, ayakları küçük, bir bebeğinkiler kadar düzgün ve biçimliydiler.

Doğrusunu söylemek gerekirse, onu gören her erkeğin başını döndürecek kadar güzeldi. Bunların üstüne bir de, kaynağını bilemediği ama varlığından kesinlikle emin olduğu o güçlü cinsel çekicilik ekleniyordu işte.
Üstelik her geçen gün daha da güzelleşmişti. Kalçaları giderek dolgunlaşmıştı. Öyle ki, aynaya sırtını dönüp kendini seyrettiğinde, kıçının güzelliği onun bile başını döndürüyordu. Bembeyaz, adeta şeffaf gibi görünen teni pürüzsüzdü.

Koltuk altları ve kasıkları dışında, vücudunda hiç tüy yoktu. Bunlar da, yumuşacık tüylerdi zaten. Ama Tuba, annesinin epilasyon kremiyle, tüm tüyleri temizliyordu. En büyük hazinesi olduğunun bilincine erkenden vardığı küçük amı da, her yeri gibi çok güzeldi.
18 yaşını bitirdikten yalnızca üç gün sonra, bir arkadaşının evinde verilen partide, ilk kez sikilmişti. Erkek ondan yalnızca bir yaş büyüktü. Doğrusunu söylemek gerekirse, ikisi de bu işin nasıl yapıldığı konusunda pek bilgi sahibi değillerdi. Yalnızca içgüdüleriyle ve kulaktan duyma bilgilerle donatılmıştılar.

Ama olay Tuba’nın inanılmayacak kadar hoşuna gitmiş ve bu da yaşamında yeni bir evrenin başlamasına neden olmuştu. Eline geçen her fırsatı değerlendirmek, neredeyse hiç durmadan sikişmek istiyordu Tuba.

Bunu elde etmenin hiç de zor olmadığını da çabucak anlamıştı. Güzellik ve çekiciliğiyle zaten tüm erkeklerin ilgi odağıydı. Hepsi sikmek istiyordu onu. Tuba’ya düşen ise bunlar arasından istediğine, canının çektiğine vermekti yalnızca. Hayatından memnundu yani.

Düzenli olarak doğum kontrol hapı kullanmaya başlamıştı. Erkekleri fazla üzmeden, kolayca verdiği fark edilmeye başladıktan sonra da, giderek daha çok sikilir olmuştu. Sikildikçe daha çok zevk alıyor, sikildikçe daha güzel vermeyi, daha güzel sikişmeyi öğreniyor ve bu da sikilmekten daha da büyük bir zevk almasına neden oluyordu.

En büyük özelliği, belinin çok çabuk ve çok sık gelmesiydi. İlk fark ettiklerinden biri de, akranlarından biraz daha büyük erkeklerin seks konusunda daha iyi olduklarıydı. Bunun nedeninin tecrübe olduğunu da kavramıştı hemen. Bu yüzden, tercihini okulun büyük sınıflarındaki erkekler yönünde kullanıyordu artık.
O yıl okul tatile girdiğinde aklını ondan iki sınıf büyük Hataylı bir oğlana, Ali’ye takmıştı Tuba. Diğerlerinden çok değişikti Ali. Bir kere esmerdi. Simsiyah, kıvırcık saçları vardı. Gözleri de simsiyahtı. Onu çok yakışıklı buluyordu Tuba. Tek dezavantajı, Ali’nin kendi sınıfındaki bir kızla, Sevim’le takılmakta olmasıydı.

Bu yüzden, aylarca fırsat kollamasına rağmen kendini ona siktirmeyi başaramamıştı. Aslında Ali’nin fazla direnemeyeceğini, birbirlerine yakın oldukları zamanlarda üstünde dolaşan bakışlarından anlıyordu ama, Sevim, bir polis gibi başındaydı oğlanın her an.

Tatilin ikinci günü sokakta rastladığı bir arkadaşından Sevim’in ailesiyle birlikte tatile gittiği öğrendi Tuba. İki hafta sonra o da, annesi ve babasıyla, 3 haftalığına tatile gidecekti zaten. Acaba Ali de gitmiş miydi bir yerlere?

Eve döner dönmez telefon etti Hataylı oğlanın evine. Doğrusunu söylemek gerekirse şanslıydı. Telefona cevap veren Ali’nin kendisiydi. Anlattığına göre, annesi Hatay’a gitmişti. Babası ise bazı işleri halletmek üzere İstanbul’da kalmıştı. Bir hafta sonra da, baba-oğul birlikte gideceklerdi.

İşte aradığı fırsat geçmişti Tuba’nın eline. Ertesi gün saat onda buluşmak için sözleştiler hemen. Tuba o saatte Ali’nin evine gidecekti. Dudaklarında mutlu bir gülümsemeyle telefonu kapadı.

O gece yatağında yatarken, Ali’yi düşündü hep. İstediğini elde etmeye çok az kalmıştı. Baş başa kaldıklarında, Hataylı oğlanın kurtuluşu olmayacaktı. Mutlaka siktirecekti ona kendini Tuba.

Sabah erken kalkıp, özenle hazırlandı. Öldürücü olmak, Ali’nin aklını başından almak istiyordu. Önce uzun uzun duş yaptı. Giymek için de, beyaz penye şortunu seçti. İki yıl önce alınmıştı bu şort. O zaman boldu. şimdi ise üstünde daracık duruyordu. Çok yıkanmaktan incelen ve yarı yarıya şeffaflaşan kumaşı, kıçının yuvarlaklarını sımsıkı sarıyor, biraz da aralarına giriyordu. İçine külot giymediği için, teninin pembeliği, olduğu gibi belli oluyordu kumaşın altından.

Tuba, biraz oturup kalktıktan sonra, zaten oldukça kısa olan paçalarının buruşup, daha da yukarı çıkacağını ve özellikle arkadan bakanların, kıçının yuvarlaklarının bacaklarıyla birleştiği yerleri görebileceğini biliyordu.
Önü düğmeliydi şortun. Ama, dar geldiği için son düğmeyi kapatamıyordu Bu nedenle de, göbeği açıkta kalıyordu. Tuba, göbeğinin çok güzel ve tahrik edici olduğunun da farkındaydı. Bunu gözlerden gizlememek için de, kısa kollu açık mavi, penye kumaşı incecik bir büstiyer giymişti. Memeleri, sanki çıplakmış gibi belli oluyordu kumaşın altından.

Bisikletle gidecekti Ali’nin onlarınkine çok yakındaki bir sitede bulunan evine. Bu nedenle incecik bez ayakkabılarını geçirmişti ayaklarına. Ama oraya ulaşır ulaşmaz, kurtulmayı planlıyordu ayakkabılarından. Ayaklarını mutlaka göstermeliydi Ali’ye.

Bisiklete binmek, şortunun üstünde istenen etkiyi yapmıştı tabii. Ali’nin yedinci kattaki evine çıkmak için bindiği asansörün aynasına arkasını dönüp, durumu kontrol etti Tuba.

Beklediği gibi, kıçının yuvarlakları ortadaydılar. Üstelik pedal çevirmek yüzünden biraz terlemişti de. Bu da, ince penye kumaşın kalçalarına iyice yapışmasına neden olmuştu. Kısacası, işler yolunda gidiyordu.

Tuba’ya kapıyı Ali açmadı. Karşısındaki, 50 yaşının üstünde gösteren, Ali’den daha kısa boylu, şakakları hafifçe kırlaşmış siyah kıvırcık saçlı, simsiyah bıyıklı, gömleğinin açık düğmelerinden kıl içindeki göğsü görünen biriydi. Donup kalmıştı sanki Tuba.

Tanrım, bir yetişkin, gerçek bir erkekteki karşısında duran. Onun kapkara gözlerine baktıkça, dizlerinin bağının çözüldüğünü hissediyordu sanki. Dahası, adam da donup kalmıştı biraz. Tuba onun alev alev yanan gözlerinin, tepeden tırnağa üstünde dolaştığını hissediyordu. Böyle ne kadar konuşmadan, birbirlerine baktılar, bilmiyordu.

– “Burası Ali’nin evi değil mi..?” diye sorabildi neden sonra.

– “Evet… Ben de Ali’nin babasıyım… Gir içeri…”

Kenara çekilip, ona yol verdi adam. Tuba onun önünden geçerken başı dönüyordu sanki. İçeri salona doğru yürümeye başladı. Adam da hemen peşindeydi. Tuba onun gözlerinin, kıçının şorttan taşan yuvarlaklarına kilitlenip kaldığını hissediyordu adeta. Hissetmek ne kelime, o kapkara gözlerin bakışları, kıçını yakıyordu sanki.

Salonda Ali karşıladı onu. Oturup konuşmaya başladılar. Ama adam, yani Ali’nin babası da hala oradaydı. Ortalıkta dolaşıyor, dışarı çıkmak üzere olan birinin tipik davranışları içinde, bir şeyler aranıyordu. Tuba onun kapkara gözlerinin, yakaladığı her fırsatta ona kilitlendiğinin farkındaydı.

Ortadaki masanın başında, iskemlelere oturmuşlardı Ali’yle. Önce bacak bacak üstüne atmıştı Tuba. Sonra, aklına gelip, ayakkabılarını çıkardı. Şimdi çıplak ayakları da adamın gözleri önündeydi. Ali bir akşam önce televizyonda seyrettiği bir filmi anlatıyordu ona. Ama Tuba onu dinlemiyordu bile.

Tüm aklı, üstünde dolaşan ve değdiği yeri yakan bakışlardaydı. Bir ara ayağa kalkıp, şöyle bir dolandı ortalıkta. Sonra tekrar Ali’nin yanına döndü. Ama bu sefer iskemleyi ters çevirdi ve ata iner gibi oturdu. Kollarını iskemlenin arkalığına dayamış, belini bükerek, biraz öne eğilmişti. Böyle yapınca, kıçını, olduğu gibi ortaya çıkardığını biliyordu. Ne kadar doğru yaptığını da, hemen anladı tabii.

Adam şimdi, yalnızca arkasında dolaşıyordu. O kara gözlerini, kıçının şortundan taşan yuvarlaklarından alamıyor olmalıydı.

Yaklaşık yarım saat kadar sürdü bu. Sonra adam oğluna bir şeyler söyledi ve çıkıp gitti. Son anda göz göze gelmişlerdi Tuba’yla. İnsanın içine işleyen bakışlarla bakıyordu adam. Tuba’nın anlatamayacağı bir biçimde ürpermesine neden olan bakışlarla.

Gözlerini adamın kapkara gözlerinden kurtardığında da, bambaşka bir şeyi fark etti. Adamın pantolonunun önünde meydana gelen kabarıklığı. Siki kalkmıştı adamın. Kocaman olup, pantolonunun önünü kabartmıştı. İşte bu, gerçekten de baş döndürücü bir şeydi Tuba için.

Tüm vücudunu ateş basmış gibiydi. O anda adamın önüne diz çöküp, onun için kalkmış sikini ağzına alıp emmeyi ne kadar isterdi aslında. Ama bunun, en azından o an için imkansız olduğunu kavrayabiliyordu.
Sonunda yalnız kaldılar Ali’yle. Böylece de, Tuba’nın ayakları biraz yere bastı. Öyle ya, oraya aslında Ali için gelmişti. Babası hiç de hesapta yoktu. Sırf Ali için hazırlanmış, özenle, güzelliklerini teşhir edecek biçimde ve onu tahrik etmek umuduyla giyinmişti. Yeniden konuşmaya başladılar. Durmadan Hatay’ı anlatıyor, tatilde yapmayı planladıklarından söz ediyordu Ali. Halbuki Tuba’nın aklı başka yerdeydi. Bir an önce kendini siktirmek istiyordu ona.

Ama Ali’yi hala tam istediği yere getirememişti galiba. Hataylı oğlan, sokağa çıkıp, biraz bisiklete binmeyi önermişti. Böylece eline önemli bir fırsat geçirmiş olacağını düşünerek, fazla itiraz etmedi Tuba.

Yakındaki korunun dar yollarında pedal basarlarken hep Ali’nin önünde olmaya dikkat etti. Böylece şortundan taşan kıçını, ona bol bol göstermiş oluyordu. Öğleden sonra tekrar eve döndüler.

Ali televizyonu açtı ve içeri gidip, elinde bir kasetle döndü sonra da. Yüzünde şeytanca bir gülümseme vardı Hataylı oğlanın. Bu da Tuba’yı meraklandırmıştı tabii.

– “Bak sana ne seyrettireceğim…” dedi sonra Ali.

O kasedi videoya yerleştirirken, Tuba da merakla kutusunu almıştı eline. Bir porno filmiydi bu. İşler sonunda yoluna giriyor, istediği noktaya geliyordu galiba.

– “Nerden buldun bunu Ali..?” diye sordu.

– “Babamın…”

– “Baban porno filmlere mi meraklı..?”

– “Hem de nasıl… Annem de öyle… Akşamları ben yattıktan sonra, daha doğrusu benim yattığımı sandıklarında, birlikte porno filmi seyredip sikişiyorlar biliyor musun..?”

– “Doğru mu söylüyorsun..?”

– “Doğru tabii… Kaç kere seyrettim onları…”

– “Hadi çalıştır videoyu da, biz de seyredelim o zaman… İyice meraklandım…”

– “Şu anda ben de meraklandım doğrusu… Bu filmi seyretmedim ben de. Babam genelde bunları kiralıyor ve bir kaç gün evde duruyor filmler. Fırsat bulduğumda, ben de seyrediyorum hepsini. Ama bu filme fırsatı, ilk kez şimdi buluyorum…”

Videoyu çalıştırdı Ali. Birlikte, televizyonun tam karşısındaki geniş kanepeye oturup, seyretmeye başladılar. Ali bir köşeye oturmuştu, Tuba da öbürüne. Ali’nin ayakları yerdeydi. Tuba ise bacakları karnına çekili, yüzü Ali’ye dönük, çıplak ayakları kanepenin üstünde oturuyordu. şortunun incecik ağının kıçının yarığına iyice girdiğini ve amının neredeyse görünmek üzere olduğunu biliyordu.

Konusu, kocasının izniyle, durmadan başka erkeklerle sikişen bir ev kadının maceralarıydı filmin. Kocası evin çeşitli yerlerine video kameralar yerleştirmişti ve akşam eve geldiğinde karı-koca birlikte bu videoları izleyip, sikişiyorlardı.

Doğal olarak Ali’nin ilgisi, filmin kahramanı olan kadının üstünde toplanmıştı. Kimi zaman sesli olarak yaptığı yorumların tümü de, kadınla ilgiliydi tabii.

Tuba ise erkeklerden alamıyordu gözünü. Özellikle de onların kocaman siklerinden. Hepsi de yetişkin, gerçek erkeklerdi bunların. Onları görmek, aylardan beri kendini siktirmek için uğraştığı Ali’yi gözünde küçültmüştü sanki.

Sonra, Ali’nin şortunun önünde meydana gelen kabarıklığı far ketti. Alabildiğine kalkmıştı Hataylı oğlanın siki. Parlak şortunun kumaşı altından, tüm hatlarıyla belli oluyordu. Böyle kalkmış bir sike, bu kadar yakın olmak, birden başını döndürdü. Filmden çok, oraya ilgi duyuyordu artık. O siki istiyordu.

Ali’den bir hareket gelmediğine göre, ilk o davranmalıydı herhalde. Sağ ayağını yavaş yavaş Ali’ye doğru uzatmaya başladı. Sonra da iyice uzatıp, ayağının bir bebeğinki kadar yumuşak ve düzgün parmaklarını, Hataylı oğlanın şortunun altında yatmakta olan sikin üstüne koyuverdi.

İkisi de titrediler bu temasla. Öylesine sıcaktı ki sik, Tuba parmaklarının yandığını hissediyordu. Bir an için göz göze geldiler. Sonra Ali’nin gözleri televizyonla Tuba’nın gözleri arasında gidip gelmeye başladı.

İkisi de susuyordu artık. Tuba, ayağının hafif hareketleriyle, parmaklarını Hataylı oğlanın sikinin üzerinde dolaştırmaya başlamıştı şimdi. Aslında parmaklarını sikten ayıran şort kumaşından şikayetçiydi. Sonra Ali yardımcı oldu ona. İki eliyle şortunu belinden tutup, dizlerinin üstüne kadar indiriverdi Hataylı oğlan.

Tuba, onun bunu yapabilmesi için ayağını biraz çekmişti tabii. şimdi de gözlerini, artık tüm ihtişamıyla önünde olan sikten alamıyordu bir türlü. Ali’nin esmer vücudunun başka yerlerinden daha da koyu renkliydi. Büyüklüğü Tuba’nın başını döndürüyordu. Yirmi santime yakın bir uzunluktaydı. Ali biraz daha büyüyüp olgunlaştığında, sikinin de daha büyüyeceği kesindi.

Kasıklarındaki simsiyah kıllar, kocaman taşaklarını da kaplamıştı. Tıpkı bir mantara benzeyen ve mosmor kesilmişti. Ayağını tekrar uzatıp, parmaklarını yeniden ona dokundurdu Tuba. Böyle çıplak bir sike dokunmak, çok daha güzel, çok daha zevkli, çok daha uçurucuydu.

Sonra parmakları, tekrar hareketlendiler. Ali’nin siki bir nabız gibi atıyor, en ucundan en dibine kadar üstünde gezinen parmaklarının altında zonkluyordu. Birden fışkırtmaya başladı Ali. Beli geliyor, Tuba’nın ayağına, kendi karnına, üstündeki t-shirt’e, her yere bulaşıyordu.

Tuba inleyerek fırladı yerinden. Kanepede dizlerinin üstünde durup, başını Ali’nin kasıklarına gömdü. Sonra da, her yere bulaşmış olan belleri yalamaya başladı. Çok güzeldi tadı. Zevkten gözleri kararıyordu. Sanki bulutların üstüne çıkmıştı. Neredeyse beli gelecekti onun da.
Yalayabileceği bel kalmadığında, küçük eliyle Ali’nin hala taş gibi sert ve dimdik olan sikini en dibinden tutup, onun şimdi daha da morarmış olan başını yalamaya başladı. Hataylı oğlanın vücudunun hareketlerinden, karın adalelerinin kasılmasından, yaptığının, onun da çok hoşuna gitmekte olduğunu görebiliyordu.

Sonra ağzını açıp, o mosmor başı dudaklarının arasına aldı. Kısa süre içinde geliştirdiği sik emme sanatını Hataylı oğlana göstermek istiyordu.

Ağzının içindeki sik, ateş gibi yanıyor, nabız gibi atıyordu. Emdikçe, ucundaki delikten, içinde kalmış bir kaç damla bel de gelmişti ağzına. Bu Tuba’yı çılgına çevirmişti. Başı yukarı aşağı oynamaya başladı. Artık Ali’nin sikini, yumuşak hareketlerle ağzına sokup çıkarıyordu.

Aylardır rüyalarını süsleyen şey, işte gerçekleşmişti. Sonunda, Hataylı oğlanın sikine ulaşmıştı. Sonra bir lav dalgasının damağına yapıştığını hissetti. Tekrar beli geliyordu Ali’nin. Beli geliyor ve ağzının içine, bademciklerinin, küçük dilinin üstüne, gırtlağına fışkırıyordu.

Hırsla emmeye başladı Tuba. Sanki Hataylı oğlanın içini boşaltmaya çalışıyormuş gibi emiyordu. Birden kafasının içinde bir top patlamış gibi oldu. Vücudu sarsılıyor, beli geliyordu onun da.

Ama, ağzından bir an bile bırakmadan sürdürdü Ali’nin sikini emmeyi. Doymak bilmiyordu. Sonunda elde etmeyi başardığı şeyin bitmemesini istiyordu. Dili kıvır kıvırdı. Ağzının içini dolduran sikin çevresinde dolaşıyor, uzanabildiği her yerini okşuyordu. Bir taraftan da sürekli başını hareket ettiriyordu.

Hiç bir yumuşama belirtisi göstermeyen sik, bir en ucuna kadar çıkıyordu ağzından, bir alabildiğine gömülüyordu içeri. Ali’nin vücudu da zevkle kıvranıyordu kanepenin üstünde. Tuba, bunu kendi başarısının şaşmaz bir ölçüsü olarak algılıyordu tabii.

Sik emmeyi gerçekten de iyi bildiğini anlıyordu artık. Öylesine iyi ki, şimdi ağzının içindeki sikin sahibini mest etmeye yetiyordu işte. Sonra sağ elini de devreye soktu Tuba. Ali’nin iri birer torba gibi sarkan kıllı taşaklarını avucuna alıp, okşamaya başladı.

Onu zevkten uçuran bellerin üretim yeriydi bu yumuşacık torbalar. Bunu bilerek, sanki kırmaktan korkar gibi, yumuşacık dolaştırıyordu parmaklarını onların üstünde.

Bu sefer Ali de biraz hareketliydi. Kalçalarının başta hafif, ama sonra giderek hızlanan hareketleriyle, Tuba’ya yardımcı oluyor, sikini onun bir vantuz gibi emen ağzına sokup çıkarıyordu. Üstelik şimdi, yüksek sesle inlemeye, ara sıra konuşmaya bile başlamıştı.

– “Offf çok güzel emiyorsun Tuba…” diyordu, “Tam bir orospu gibi emiyorsun sikimi… Ohh şimdiye kadar kimse böyle güzel emmemişti… Ohhh ağzın am gibi…”

Tuba’nın beyninde küçük patlamalara neden oluyordu bu sözler. Aldığı zevki on kat daha büyütüyordu. Bu nedenle, daha da hırsla emiyordu Ali’nin sikini. Dünyası bir anda küçülmüş gibiydi. Yalnızca ağzının içindeki sik ve beyninde yankılar yaratan inlemeler, sözler vardı bu dünyada.

Biraz sonra ağzının içinde patlayacak olan volkanın müjdesini veren o ilk damlaları dilinin üzerinde hissettiğinde, heyecanı son kertesine çıktı. Başını son bir hareketle Ali’nin kucağına bastırıp, sikinin alabildiği kadarını aldı ağzının içine. Artık iyice şişmiş olan kocaman başı, bademciklerine dayanmıştı şimdi.

O anda da fışkırtmaya başladı Ali. Peş peşe gelen salvolar halinde, alev alev yakan erkeklik sıvısını, Tuba’nın boğazına boşaltıyordu. Tüm vücudu titriyor, dalgalanıyor, ağzından hayvansı inlemeler çıkıyordu. Tuba’nın vücudu da, dalga dalga sarsılıyordu.
Bu seferki daha güzeldi. Ali’nin belleri, mide borusunu yakarak midesine inerken, onun da tekrar beli gelmeye başladı. Sonra öylece yığılıp kaldı Hataylı oğlanın kucağına.

Tekrar kendilerine geldiklerinde, Ali kalkıp banyoya gitti. Halbuki Tuba’nın canı sikilmek istiyordu. Gerçekten sikilmek. Peşinden de bir daha ve bir daha. Ama geri döndüğünde, üstünü değiştirmiş, temiz şeyler giymişti Ali. Hiç de devam etmeye niyetli görünmüyordu.

– “Babam birazdan gelir…” dedi sonra da.

Aslında bu sözü “artık devam edemeyiz” anlamına söylemişti ama, bu Tuba’nın onun babasını, o müthiş görüntülü, o “gerçek erkek” görüntülü adamı ve sabah olanları hatırlamasına neden olmuştu yalnızca. Bu da içindeki ateşin daha da büyümesine oldu. Kim bilir ne kadar zevkli bir şey olurdu onun tarafından sikilmek.

Ertesi gün tekrar buluşmayı kararlaştırdılar. Sabah telefonlaşacaklardı. Eğer Ali’nin babası yine dışarı çıkacak olursa, Tuba onlara gidecekti. Yoksa Ali, Tuba’nın evine gelecekti.

O gece yatakta, gün boyu olanları düşündü Tuba. Ali’yi sonunda elde etmiş olması, küçük bir zaferdi tabii. Ama düşündükçe, Hataylı oğlanın babasının görüntüsü gözlerinin önüne geliyor ve geri kalan her şeyi silip atıyordu. Sonra da ertesi gün Ali’ye kendine gerçekten siktirebileceği aklına geliyor ve sabırsızlanıyordu. Ama aklına takılan bir soru vardı hep. Kim daha iyi sikerdi acaba? Ali mi, babası mı?

Sabah kötü bir sürpriz bekliyordu onu. Kahvaltıda annesi, birlikte yazlık evlerine gideceklerini söyledi ona. Hemen itiraz etti tabii Tuba. Ama bir faydası olmadı bunun. Annesi ısrarlıydı. Tatile gitmeden önce yazlık evde yapılacak işler vardı ve onun yardımına ihtiyacı olacaktı. Odasındaki telefondan Ali’yi aradı hemen. Böylece de, ikinci kötü sürprizi yaşadı aynı gün içinde.

– “Aksiliğe bak…” dedi Ali o gün buluşamayacaklarını öğrenince, “Ben de öbür gün Hatay’a gidiyorum. Babam dün akşam söyledi. Buradaki işleri biraz daha uzayacakmış. Bu nedenle beni yolluyor annemin yanına. O daha sonra gelecek…”

Tuba, hırsından neredeyse ağlayacaktı. Ali’nin anlattıklarını, sesini bile çıkaramadan dinliyordu. Bundan daha kötüsü olamazdı doğrusu. Birbirlerini iki aya yakın göremeyecekler demekti bu. O zaman da, korkunç Sevim yine sahnede olacaktı tabii.

Halbuki, inanılmayacak kadar büyük bir istekle, Ali’nin sikini istiyordu Tuba. Üstelik Hataylı oğlanın sesi kulağına geldikçe, bu istek daha da artıyordu içinde. Babası herhalde yanında değildi. Banyoda filan olmalıydı.

– “Dün olanlar, gözümün önünden gitmiyor…” diyordu Ali, “Gece yalnızca bunu düşündüm. Tanıdığım bütün kızlardan daha iyiydin biliyor musun…? Tam bir orospu gibiydin. Sana bayılıyorum… Sevgilim oldun benim artık. Hem sevgilim, hem de doymak bilmez orospum…”

Bu sözler, aslında Tuba’ya yapılabilecek en büyük iltifattı. Mutluluktan ve zevkten başının dönmesine neden oluyordu Ali’nin söyledikleri. Sonunda yaz bitiminde yeniden görüşmek üzere sözleştiler ve Tuba telefonu kapadı.

Yazlık evdeki üç gün, oldukça çabuk geçti. Önemli olan gecelerdi Tuba için. Yatakta saatlerce Ali’yi düşünüyordu. Oradaki son gecesinde ise düşünceleri Hataylı oğlandan, onun sert görünüşlü babasına kaymaya başladı.

Tuba birden, aslında onu oğlundan daha çok istediğini fark ediverdi. Kendini ona siktirmek istiyordu. Hem de çok istiyordu. Üstelik, o da Tuba’ya ilgisiz kalmamıştı. İlgisiz kalmak ne kelime, gözlerini ayıramamıştı Tuba’nın üstünden. Bacaklarında ve kıçının yuvarlaklarında dolaşan yakıcı bakışların etkisini, şimdi bile hissedebiliyordu Tuba. Üstelik siki de kalkmıştı adamın.

“Acaba beni sikmek ister mi?“ diye düşündü Tuba. Acaba kim daha iyi sikerdi? Ali mi, babası mı? Sonra da kararını veriverdi birden. Bunu mutlaka öğrenecekti. Hala İstanbul’daydı adam. Onu bulacak ve kendini siktirmek için her şeyi yapacaktı. Her şeyi.

Cuma akşamı, annesiyle birlikte döndüler İstanbul’a. Cumartesi sabahı, annesiyle babası daha uyurlarken kalktı Tuba. Duş yapıp, özenle hazırlanmaya başladı. Adamı iyice çıldırtmak istiyordu. Üç yıllık bir blucin pantolonu keserek yaptığı şortu geçirdi ayağına.

Bunu her zaman giyemiyordu. Makasın ayarını biraz kaçırmıştı. Bu nedenle de, aşırı kısa olmuştu şortun paçaları. Hele arka tarafları bir alemdi. Kıçı neredeyse olduğu gibi meydanda kalıyordu. Ağının kalınlığı, yalnızca bir parmak kadardı. Üstüne de, iyice küçülmüş bir atlet fanilası giydi. Memelerinin başları, ince kumaşın altından birer düğme gibi belli oluyordu.

Çıplak karnı, olduğu gibi meydandaydı. Omuzları ve kolları da. Ayakkabıların önemi yoktu. Nasıl olsa onları, adamın evine girer girmez çıkaracak, çıplak ayakla kalacaktı. Sonra sessizce çıktı evden ve bisikletine atlayıp, Ali’nin evine doğru pedal basmaya başladı. Bir taraftan da, adamın evde olmasını diliyordu içinden.

Kapı açıldığında sevinçten uçacaktı neredeyse. Evdeydi adam. Bir anda karşı karşıya kaldılar. Yeni uyanmış olmalıydı. Saçları biraz dağınıktı. Yalnızca bir boxer şortu vardı üstünde. Esmer ve kaslı vücudunun her tarafı, kapkara kıllarla kaplıydı.

Tuba, dizlerinin bağının çözüldüğünü hissediyordu. Üstelik bu duygu, adamın değdiği yeri yakan gözlerinin tepeden tırnağa üstünde dolaştığını gördükçe, daha da artıyor gibiydi. Asansörde kendini son biz kez kontrol etmiş, göbeğinin görünebilmesi için, şortunun üst düğmenini açmıştı.

– “Ali yok…” dedi adam neden sonra, “Hatay’a gitti. Sana haber vermedi mi..?”

– “Önemli değil…” diye yanıtladı Tuba onu, “İçeri girebilir miyim..?”

Kenara çekildi ve geçmesi için ona yol verdi adam. Sonra kapıyı kapayıp, o da peşinden geldi. Aynı şeyi bir kez daha yaşıyordu Tuba. Adamın gözlerinin bacaklarında ve kıçının yuvarlaklarında dolaştığını ve bunun kanını tutuşturduğunu hissediyordu.
Kapıdan girer girmez ayakkabılarını çıkarmıştı. Adamın önünde, çıplak ayak parmaklarının ucunda ve özellikle de, kalçalarını hafifçe çalkalayarak yürüyordu. Böylece kıçının yanaklarının kımıl kımıl oynadıklarını biliyordu. Salonun ortasına kadar gelince durup yüzünü adama döndü tekrar.

Gözüne ilk takılan da, onun şortunun önünde meydana gelen müthiş kabarıklık oldu. İçi eriyordu Tuba’nın. O anda en çok istediği, biran önce adamın sikine ulaşabilmekti. Ama kendini tuttu yine de. Her şeyi onun yapmasını istiyordu çünkü.

Bu usta ve gerçek erkeğin onu, kendi bildiği, kendi istediği biçimde sikmesini istiyordu. Bugün burada, bu adama sikileceğini biliyordu. Adam ise onu sikip sikemiyeceğini bilmiyordu daha. Önce onu iyice tahrik etmeli, sonra da kendini sikilmeye bırakmalıydı.

Bir süre öylece birbirlerine baktılar.

– “Sen otur…” dedi adam, “Ben bir duş yapayım geliyorum…”

Sonra da, arkasını dönüp salondan çıktı. Onun adını bile bilmiyordu Tuba. Yalnızca Ali’nin, dört gün önce bu salonda, şimdi önünde ayakta durmakta olduğu kanepenin üstünde sikini emdiği Hataylı oğlanın babasıydı işte. Ama bunun hiç önemi yoktu. Tuba onun adını öğrenmek istemiyordu ki. Yalnızca kendini ona siktirmek istiyordu, o kadar.

Gidip açık pencerenin önünde durdu. Tam aşağıda bir çocuk parkı ve onun bitişiğinde de daha büyük çocukların basketbol oynadığı bir alan vardı. Salonun dip tarafındaki yüksek bar taburesini alıp pencerenin önüne getirdi ve biraz uzağa yerleştirdi. Sonra da üstüne oturup öne eğildi ve dirseklerini pencerenin içine dayadı.

Güya oturmuş dışarıyı seyrediyordu. Ama niyeti, hiç de bunu yapmak değildi tabii. Seyretmek yerine, seyrettirmekti amacı. Bacaklarını iyice aralamıştı. Yere yalnızca, biçimli ayaklarının parmak uçları değiyordu. Öne eğilirken, belini de iyice aşağı bükmüş, kalçalarını daha da ortaya çıkarmıştı. Böylece şortunun paçalarının iyice sıyrılacağını ve kıçının neredeyse yarısının meydana çıkacağını biliyordu. Öylece beklemeye başladı.

Adamın geri döndüğünü, arkasında bir hareket sezinlediğinde anladı Tuba. Ama dönüp ona bakmadı. Pencereden dışarıyı seyrediyor numarasını sürdürdü bir süre daha. Adam, birden karşısına çıkan manzara karşısında donup kalmış olmalıydı herhalde. Sessizlik uzayınca, pozisyonunu bozmadan başını çevirip baktı Tuba.

Salona giren kapının tam önünde, donup kalmış gibi duruyordu adam. Beline bir havlu sarmıştı. Orada öylece durup Tuba’yı seyrederken yine siki kalkmış, bir çadır direği gibi, havlunun önünü kabartmıştı.

Onu böylesine tahrik etmenin sarhoşluğunu yaşıyordu Tuba. Ama öte yandan adamı seyrederken o da aşırı derecede tahrik oluyordu. Sessizce gülümsedi ona. Ama bunun baygın bir gülümseme olduğunu biliyordu.

– “Burası hep böyle hareketli midir..?” diye sordu adama, tekrar başını dışarıya çevirirken.

Böylece onun yanına gelmesini sağlamaya çalışıyordu aslında. Eğer adam bunu biraz daha yapmazsa, kendini tutamayıp yerinden fırlayacağından ve üstündeki havluyu sıyırıp, onun için kalkmış olan o kocaman sikine saldıracağından korkuyordu. Ama buna gerek kalmadı bereket versin. Adam gelip arkasında, ayakta durdu.

– “Çok güzelsin…” dedi sonra da, “Müthiş güzelsin…”

Tuba bir an için bayılacağını sandı. Beynine birer ok gibi saplanmıştı bu sözler. Başını çevirip, yeniden adama bakmaya korkuyordu.

– “Sen de çok yakışıklısın…” diye yanıtladı adamı, ağdalanmış bir sesle, “Her yanından erkeklik fışkırıyor gibi…”
Sonra adam ona biraz daha sokuldu. Şimdi, taburenin en kenarında duran kalçalarına dokunacak kadar yakındı. Vücudunun tüm sinirleri tel tel gerilmişti Tuba’nın. Sonra adamın elini sırtında hissediverdi birden. Vücudu elektrik çarpmış gibi sarsılıverdi bu temasla.

Beli biraz daha aşağı büküldü. Hafif hafif okşamaya başladı adam sırtını. Sanki hala yokluyor, onu sikip sikemeyeceğini anlamaya çalışıyor gibiydi. Ama Tuba’nın ağzından kaçan küçük inleme, tüm tereddüdünü silip alıverdi bir anda. Bir adım daha sokuldu ona. Belindeki havlunun önünü bir çadır gibi kabartan siki, Tuba’nın kalçalarına değmeye başladığında da, ikisinde de ip kopuverdi.

Neredeyse beli geliyordu Tuba’nın bu temasla. Taburede biraz daha geri kayıp, kıçının adamın kucağına yapıştırdı hırsla. Sik dayanmıştı kalçalarına. Onun alev alev yakan sıcaklığını, aradaki blucin şortla havluya rağmen hissediyordu.

Tanrım, ne büyük bir zevkti bu. Adam da, aynı hırsla karşılık vermiş, kasıklarını, hemen önündeki muhteşem kalçalara dayamıştı. Sonra öne eğilip, dudaklarını, Tuba’nın atlet fanilasının örtemediği sırtına dokundurdu. Bu temas çıldırttı Tuba’yı. Sanki bir kor değmişti sırtına. Adam uzun saçlarını kaldırıp ensesini öpmeye başladığında ise neredeyse bayılacaktı. Tanrım, neler yapıyordu bu adam böyle. Tuba’nın vücudunda varlığını bile bilmediği hassas noktaları bulup çıkarıyor, onu adeta bulutların üstüne uçuruyordu.

Geri çekildiğinde, başını çevirip, zevkten yarı kapanmış gözlerle ona baktı. Bir süre gözleri öylece kilitli kaldı. Sonra adam yeniden eğilip, yüzünü Tuba’nınkine yaklaştırdı. Kalın dudakları aralanmıştı. Tanrım onu öpecekti adam. Tuba’nın dudakları, elinde olmadan aralanıp büküldüler. Adamın ağzı iyice açılıp dudaklarının üstüne kapandığında da, gözleri kararıverdi.

Çılgın gibi öpüşmeye başladılar. Zevkten uçuyordu Tuba. Adam onun küçük etli dudaklarını, dilini emiyor, kendi dilini ağzının içine sokup, ulaşabildiği her yeri yalıyordu. Sonra Tuba onun dilini emmeye başladı. Tıpkı bir siki emer gibi.

Bu arada adamın kalçaları da hareketlenmişti. Küçük hareketlerle sikini, Tuba’nın kalçalarına bastırıp çekiyor, sanki onu aradaki tüm kumaşları hiçe sayarak sikiyordu. Bu da Tuba’nın tüm kontrolünü kaybetmesine neden olmuştu. Taburenin üstünde öne eğilmiş vücudu, adamın altında kıvranıp bükülüyordu.

Sonra birden ondan uzaklaştı adam. İşte bu, tam bir soğuk duş gibi gelmişti Tuba’ya. Gözlerini açıp ne olduğunu anlamaya çalışırken, adamı birden önünde buluverdi. Ellerini aşağı uzatıp, fanilasının iki taraftan yakaladı adam. Tuba doğrulup, kollarını yukarı kaldırdı ona yardımcı olmak için. Kısa bir an sonra, belden yukarısı çıplak kalmıştı. Sonra adam onun önünde çömelip, dudaklarını çıplak memelerinde dolaştırmaya başladı. Öpüyor, emiyor, yalıyor ve Tuba’yı zevkten kıvrandırıyordu.

Memelerinin pembe başları emilirken, yine uçacak gibi oldu. Adam bir kolunu kaldırıp dudaklarını kaymak gibi koltuk altına yapıştırdığında ise neredeyse çıldıracağını sanmaya başladı. Ama bu kadarla yetinmedi adam. Dudaklarının yerini bir süre dili aldı. İştahla yalıyordu artık Tuba’nın koltuk altını. Ve durmaya da niyeti yoktu tabii.

Bir süre sonra, dudakları, yan taraftan aşağıya, beline doğru inmeye başladılar. Sonra da öne doğru kayıp karnına geldiler. O değdiği her yeri yakan dilin göbek çukuruna girdiğini hissetmek, Tuba’yı mahvetti. Öylesine büyük bir zevkti ki bu, bir anda beli gelmeye başladı. Tüm vücudu dalga dalga sarsılıyordu.

Adam ne olduğunu anlamıştı tabii. Ama durmaya niyetli değildi. Şimdi de daha aşağılara inmiş, Tuba’nın bacaklarını iyice birbirinden ayırıp, başını onların arasına sokmuştu. Dudakları ve dili, şortun paçalarıyla aynı hizadan başlayarak, şimdi o baş döndürücü güzellikteki bacaklarında dolaşıyordu. Giderek de daha aşağılara iniyordu bu arada.

Sonunda bir ayağını eline alıp öpmeye, yalamaya başladığında, Tuba yine bulutların üzerine çıkmakta olduğu fark etti. Tanrım neler yapıyordu adam böyle. Onu zevkten çıldırma noktasına getirmişti yine. Sonra ayak parmaklarını teker teker yalamaya, birer birer dudaklarının arasına alıp emmeye başladı adam ve sarsıla sarsıla, bir daha belini getirdi Tuba.

Gözleri kararmıştı. Yeniden etrafını görmeye başlaması, adamın parmaklarının, şortunun düğmelerinde dolaştığını hissetmesiyle oldu. Kalçalarını tabureden hafifçe kaldırıp onun ağı amından akan sularla iyice ıslanmış şortunu sıyırmasına yardımcı oldu.

Şimdi çırılçıplaktı artık. Tüm güzelliğiyle, çırılçıplaktı adamın önünde. Sonra adam yine arkasına geçti ve dudaklarını tekrar ensesine yapıştırıp, onu öne eğilmeye zorladı. Tuba dirseklerini yine pencerenin içine dayadı. Tıpkı, adam duştan sonra salona ilk girdiğinde olduğu gibi oturuyordu artık. Vücudu öne eğik, beli aşağı bükülmüş, taburenin en kenarına gelmiş olan kalçaları alabildiğinde meydanda. Tek fark, şimdi çırılçıplak olmasıydı.

Sonra adamın öpen, emen, yalayan ağzı, sırtında aşağıya doğru yolculuğa başladılar. O değdiği yeri yakan dilin kalçalarına ilk dokunuşunu hissettiğinde, yine delirme noktasına geldi Tuba. Tanrım, şimdi de kalçalarını emiyor, yalıyordu adam.

Ve dudakları giderek de o muhteşem yuvarlakların arasına yaklaşıyordu. Sonra o ateş gibi sıcak dilin yakıcı temasını, hiç beklemediği bir yerde hissetti Tuba. Götünün küçük deliğinde.
Tekrar belini getirmeye başladı. Kalçaları tümüyle kontrolden çıkmış bir halde, taburenin üstünde dalgalanıyor, çalkalanıyor, kıvranıyor, titriyordu. Amından bir çeşme gibi akan sular, taburenin üstünü kayganlaştırmıştı. Bu vıcık vıcıklığı hissetmek, çıldırtıcı geliyordu Tuba’ya.

Tekrar durulduğunda, adam götünü yalıyordu. Üstelik şimdi arada bir dudaklarını oraya yapıştırıp hırsla emiyordu da o küçük pembe deliği. Tanrım ne kadar büyük zevkti bu. Adam, vücudunun şimdiye kadar farkında olmadığı bir hazinesini daha bulup ortaya çıkarmıştı.

Tuba, götünün de buna tepkisiz kalmadığını fark ediyordu bu arada. Sanki bir gonca gül gibi açılmaya başlamıştı götü. Artık adamın dilinin ucu, hafif hafif götünün içine kayıyordu. Bu ise hem Tuba’yı zevkten çıldırtıyor, hem de götünün biraz daha açılmasına neden oluyordu. Tekrar geldi beli.

Birden onu bıraktı adam. Sonra da elinden tutup tabureden kaldırdı ve kanepeye doğru çekti. Tanrım, bir kaç gün önce oğlunun sikini ağzına alıp emdiği, bellerini yalayıp yuttuğu kanepenin üstünde sikecekti adam onu. Bu da müthiş tahrik edici geliyordu Tuba’ya. Nedenini bilmiyordu ama, müthiş tahrik edici geliyordu işte.

Geniş kanapenin üstüne sarmaş dolaş yıkıldıklarında, kollarını adamın boynuna dolayıp, dudaklarını yeniden onun ağzına verdi. Adamın sağ eli ise aynı anda bacaklarının arasına girmiş, alev alev yanan amını avuçlamıştı. Yine zevkten uçacak gibi oldu Tuba.

Sonra adam, orta parmağını içine sokuverdi. Yine beli geldi Tuba’nın. Öylesine sulanmıştı ki küçücük amı adamın o kalın ve kıllı parmağı, şimdi rahatlıkla girip çıkıyordu içine. Tıpkı küçük bir sik gibi.

– “Sikecek misin beni..?” diye sordu inleyerek, dudaklarını onun vantuz gibi emen ağzından kurtardığında.

Cevap vermedi adam. Şimdi biraz aşağı kaymış ve Tuba’nın kütür kütür memelerini yalamaya başlamıştı tekrar. Parmağı hala girip çıkıyordu amına. Ağzı, dokunduğu her yeri öpüyor, emiyor, ateş gibi yakan dili, ulaşabildiği her yeri yalıyordu.

Adamın kalın dudakları, amının iyice açılmış dudaklarına yapışıverdğinde çıldıracak gibi oldu. Yeniden beli gelmeye başladı bu temasla. Tüm vücudu sarsılıp, dalgalanıyordu. Kendinden geçmek üzereydi.

Sonra adam iki eliyle bacaklarını iyice birbirinden ayırdı ve dizlerinin arka taraflarından tutup havaya kaldırdı. Şimdi kasıkları tabak gibi açılmıştı adamın ağzının altında. O ateş gibi yanan dil, amının dudaklarının arasında, bızırının üstünde dolaşıyor, zaman zaman da biraz aha aşağılara gidip, götünün küçük deliğine bastırıyordu.

Artık durmadan beli geliyordu Tuba’nın. Ali’nin babasının, daha adını bile bilmediği bu kırkının üstündeki Hataylı’nın ustalığıyla büyülenmiş, kendini, kelimenin tam anlamıyla vermişti ona. Amından şarıl şarıl sular aktığını hissediyordu.

Ama adam bunların hepsini yalayıp yutuyor, zaman zaman da dudaklarını amının dudaklarına yapıştırıp emerek, sanki içini boşaltmaya çalışıyordu. Zaman ve mekan kavramını tümüyle yitirmişti Tuba.

Neden sonra adamın durduğunu ve başını kasıklarından uzaklaştırdığını fark etti. Şimdi bacaklarının arasında, dizleri kanepeye dayalı duruyordu. Artık sikileceğini anlamıştı.

– “Güzel sik beni n’olur…” diye inledi, “Ohhhh hadi sik beni… Sok sikini içime…”

Adam tek eliyle belindeki havluyu çözdü. Ve Tuba onun kocaman sikini, ilk kez o an gördü. Tanrım, gerçekten de kocamandı. Kapkara kıllarla kaplı ve kocaman. Bir an için korktu. Acaba canını acıtır mıydı bu kadar büyük bir sik?

Aralık gözlerle adamın ona iyice sokuluşunu seyretti. İki eliyle bacaklarını dizlerinin altından tutup yukarı kaldırdı adam yeniden. Sonra da kollarının üstüne aldı bacaklarını. şimdi onun altında, ikiye katlanmış gibiydi Tuba.

Adam ellerini uzatıp onu iki omuzundan sımsıkı kavrayarak üstüne eğildiğinde, o kocaman sikinin ateş gibi yanan şişmiş başı da, amına değmeye başladı. Bir an için zevkten çıldıracağını sandı Tuba. Küçük bir çığlık kaçırdı ağzından.

Adam başını eğip ağzını dudaklarının üstüne yapıştırdı. Kalçalarını biraz oynattı ve sikinin başı, amının dudaklarına daha sert değmeye başladı. Beyninin içinde fırtınalar koparak, o kocaman sikin içine girmesini bekliyordu Tuba. Adam da zevkten mest olmuştu sanki.

– “Ohhhh amın çok güzel…” dedi, Tuba’nın dudaklarını ağzından bırakıp, “Amın çok güzel yavrum… Sikimi içine çekiyor sanki… Beni zevkten delirtecek nerdeyse… Ohhhh…”

Bu kadarı fazlaydı doğrusu. Bayılmak üzere olduğunu hissediyordu Tuba. İki elinin parmaklarını adamın saçlarının arasına sokup, yüzünü kendine doğru çekti. Gözleri kaymıştı zevkten.

– “Hadi sok…” diye inledi, “Ohhh hadi sok sikini içime… Ohhh hadi sik beni… Hadi sik beni… Sik beni… Ohhhhh sik beni…”
Bir anda, tek bir hamlede, dibine kadar geçirdi adam. O kocaman siki, bir anda dibine kadar gömüldü Tuba’nın amına. Tüm karnının içi dolmuştu sanki. O kocaman kıllı taşaklar, bembeyaz, yusyuvarlak kalçalarına yapışıp ezilmişti.

Bir top gibi patlayarak geldi beli. Adamın altında çırpınıyor, kıvranıyor, sarsılıyordu. Amı, dibine kadar içine aldığı o kocaman siki bir mengene gibi sıkıştırmıştı. Gözünde şimşekler çakıyordu Tuba’nın. Sonunda olmuştu işte. Gerçek bir erkeğin kocaman sikini, olduğu gibi almıştı içine. Tanrım, bundan daha büyük bir zevk olamazdı. Gözleri kararıyor, zaman ve mekan kavramlarını iyice yitirdiğini hissediyordu.

Kendine geldiğinde, hala adamın altında, öyle ikiye katlanmış bir halde yatıyordu. O kocaman sik, dibine kadar gömülüydü amına. Hareket etmiyor, onun biraz kendini toplamasını bekliyordu adam. Bu arada da, etli dudaklarını yüzünde gezdiriyor, yumuşak bir şekilde öpüyordu onu.

Sert bıyık kıllarının tenine dokunuşunu hissetmek öyle güzeldi ki. İçindeki fırtına daha tam yatışmamıştı ama, kendini daha büyük bir fırtınaya, daha doğrusu kasırgaya kaptırmak üzere olduğunun farkındaydı Tuba.

Kendinden geçerken iki yanında kanepenin üstüne düşen ellerini götürüp, parmaklarını adamın saçlarının arasına geçirdi tekrar. Havada duran ayakları, tıpkı bir balerininkiler gibi, aşağı büküldü.

– “Sik beni…” dedi fısıldayarak.

Ve adam sikmeye başladı onu. O kocaman sikini, yumuşak ve uzun hareketlerle Tuba’nın küçük amına sokup çıkarıyordu artık. Hiç acele etmeden, zevkini çıkara çıkara sikiyordu. Amı, içindeki siki, kadife bir eldiven gibi, sımsıkı sarmıştı. İçine her girip çıkışında, üstündeki kalın damarları, kıl diplerini, tek tek hissediyor ve zevkten mest oluyordu Tuba.

Sikilmek, hiç bu kadar güzel olmamıştı. Bir taraftan da, bunda adamın ustalığının büyük payı olduğunu kavrıyordu. Onun yerinde şimdi onu siken oğlu olsaydı, elbetteki bu kadar zevkli olmayacaktı. Onu seyrederek müthiş tahrik olmuştu adam.

Siki onun için kalkıp kocaman olmuştu. Sonra vücudunun her tarafını öpüp emmiş, yalamıştı. İşte şimdi de, onu altına almış, sarmaş dolaş bir halde ve kendi de müthiş zevk aldığını belli ederek sikiyordu.

Amı, tüm benliğinin merkezi olmuştu sanki. Öylesine duyarlıydı ki. Dudaklarından başlayıp adamın kocaman sikinin içinde ulaştığı en uç noktaya kadarki her yerinden beynine ulaşan sinirler, her biri bir kaç bin voltluk elektrik akımı taşıyan yüksek gerilim hatlarına dönmüşlerdi.

Beynine ulaştığında da, büyük patlamalara neden oluyordu bu güçlü elektrik dalgaları. Uçmuştu. Bir daha hiç inmemek üzere bulutların üstüne çıkmış gibiydi.

Adamın halinden, onun da farklı bir durumda olmadığını sezebiliyordu Tuba. Tüm ağırlığıyla, adeta eziyordu onu. Bu kalın, esmer ve her yanı kıllarla kaplı gerçek erkek vücudunun altında olmak, onun kocaman sikini olduğu gibi içine alabilmek çıldırtıcı bir zevkti Tuba için. Vücudu kıvranıp bükülmeye başlamıştı yine. Kalçaları, elinde olmayan hareketlerle kanepenin üstünde sağa sola çalkalanıyor, kıvrılıyordu.

– “Ohhh çok güzel sikişiyorsun yavrum…” dedi adam birden, “Amın çok güzel… Ohhh amın aklımı başımdan alıyor…”

Yine beyninin içinde şimşekler çaktıracak sözler söylemişti adam. Birden tüm vücudu kasılmaya başladı Tuba’nın. Amının iç adeleleri de çıldırmıştı sanki. Bir kez daha beli gelirken öyle bir sıktı ki içindeki siki, artık neredeyse sokup çıkaramaz oldu adam.

Durup, yine Tuba’nın sakinleşmesini beklemeye başladı. Sonra da, yine hareketlendi. Ama bu sefer, eskisi gibi yumuşak hareketlerle değil, hırsla sikiyordu. Giderek de daha hızlanıyordu.

O kocaman siki, Tuba’nın küçücük amına, bir piston gibi girip çıkmaya başlamıştı artık. Böyle giderse patlayacak, bellerini içine fışkırtacaktı. Bunu kavramak, Tuba’nın daha da çıldırmasına neden olmuştu sanki.

– “Hadi getir…” dedi fısıltıya benzeyen bir sesle, “Hadi getir belini… Ohhhh tohumlarını fışkırt içime… İçimi doldur n’olursun… Ohhhh hadi… Hadi erkeğim benim… Doldur içimi… Doldur amımı tohumlarınla… Ohhh n’olursun… Çok istiyorum… Ohhhhh… Ohhhhh…”

Amı, içine girip çıkmakta olan sikin giderek artan kasılmalarını iyice hissetmeye başlamıştı. Kendini kontrol etmeye, ondan önce belini getirip bayılmamaya çalışıyordu Tuba. Tüm vücudunun sinirleri tel tel gerilmiş, o müthiş anı bekliyordu.

Bir yetişkinin, gerçek bir erkeğin bellerinin ilk kez karnının içine fışkıracağı anı bekliyordu. Dünyadan tümüyle kopmuştu artık. Onun için bir tek, içine girip çıkan ve tohumlarını ona vermek üzere olan sik vardı şimdi.
Birden bir nara çıktı adamın ağzından. Aynı anda da Tuba’nın karnının içinde yangın çıkmış gibi oldu. Bir volkanın ağzından fışkıran lavlar gibi, değdikleri her yeri yakan tohumlarını, sikini sıkıştıran küçük amın içine boşaltmaya başladı adam.

Kalçalarının hareketleri ise durmamıştı. Hala sokup çıkarıyordu sikini. Böylece de belleri, amının ağzından, karnının en derin yerine kadar, Tuba’nın tüm içine fışkırıyordu. Hem sikiyor, hem de bitmek bilmeyen salvolar halinde tohumlarını boşaltıyordu adam. Gözleri karardı Tuba’nın. Dev bir elin onu tutup savurduğunu hissetti birden. Ta bulutların üstüne kadar.

Tekrar kendine geldiğinde, hala adamın altında yatıyordu. O kollarını çektiği için, şimdi bacakları düşmüştü. Ayakları adamın iki yanında, kanepenin üstündeydiler. Onu zevkten çıldırtan kocaman sik, hala içindeydi. Ama eskisi kadar büyük ve sert değildi artık.

Tam gözlerinin içine, gülümseyerek bakıyordu adam. Kendine geldiğini görünce, uzanıp dudaklarına küçük bir öpücük kondurdu. Halinden, onun da yorulduğu belliydi. Hafifçe kımıldayıp, sikini biraz çıkardı. Bu da Tuba’nın çıldırmasına yetti de arttı bile. İçindeki sik onu öylesine mutlu ediyordu ki, çıkarılmasına asla razı değildi.

Gerçi adamın biraz dinlenmesi gerektiğini anlıyordu ama, yine de onu bırakmak istemiyordu. Amını iyice sıkıştırıp onu içinde hapsetmeyi denedi. Ama tam tersi oldu. Öylesine bel dolmuş, öylesine vıcık vıcık kayganlaşmıştı ki amı, sıkınca içindeki sik, bir anda yağ gibi kayıp, dışarı çıkıverdi. Adam da onun üstünden indi.

Yan yana, sarmaş dolaş, öylece yattılar bir süre. Sonra Tuba hafifçe doğrulup, dirseğini kanepeye dayadı ve onu mest eden, zevkten bayıltan erkeğin vücudunu hayran hayran seyretmeye başladı.

Onu yorduğunu görebiliyordu. Geniş, kaslı ve kıllarla kaplı göğsü, hala körük gibi kalkıp iniyordu. Teninin koyu rengi, Tuba’nın bembeyaz cildiyle, son derece tahrik edici bir kontrast yapıyordu. Yarı inmiş siki, karnının üstünde bir yılan gibi yatıyor ve her tarafına bulaşan bellerle, pırıl pırıl parlıyordu.

Ne kadar da çok, ne kadar da şiddetli fışkırtmıştı tohumlarını Tuba’nın içine. Şimdi onu seyrederken, bellerin hala hafifçe açık duran amından yavaş yavaş sızdığını hissederek, zevkle ürperiyordu Tuba.

– “Çok güzel siktin beni…” dedi adama, “Zevkten uçurdun beni, biliyorsun değil mi…”

– “Sen de çok güzel verdin…” diye yanıtladı adam da onu, “Tanrım ne kadar güzel sikişiyorsun… Amın çok güzel… Sikimi yedi bitirdi sanki… Her yerin çok güzel…”

Tuba, yeni bir heyecan dalgasının beynini sarstığını hissetti. Hiç bir şeyi bilinçli yapmamış, yalnızca içinden geldiği gibi davranmıştı. Ve adam şimdi çok güzel sikiştiğini söylüyordu bir kez daha. Bu çıldırtıcı derecede güzel ve tahrik edici geliyordu ona.

Küçük elini uzatıp, adamın sikini okşamaya başladı. Daha parmakları değdiği anda, ikisi de, elektrik çarpmış gibi titrediler. Hala istiyordu adam onu. Bunu anlamamak için kör olmak gerekirdi. Tuba ise zaten o sikin bir an önce tekrar içine girmesinden başka bir şey düşünemiyordu bile.

Kanepeden yavaşça aşağıya halının üstüne kaydı. Sonra da dizlerinin yere dayayıp, başını adamın kasıklarına götürdü. Ufak ufak kımıldanmaya başlayan erkeklik organından gelen koku, başını döndürüyordu. Bir elinin parmakları adamın taşaklarında dolaşmaya başlarken, öbür eliyle de siki dibinden kavrayıp, ucunu havaya kaldırdı.

Ağzı açılıp, dudakları onun bir mantar gibi başının üzerine kapanıverdi birden. Adamın karın kasları kasıldı. Tuba ise ağzına gelen tadla, kendinden geçer gibi oldu. Tüm sanatını kullanarak, her an biraz daha sertleşip büyümekte olan siki emmeye başladı.

Bir kaç gün önce Ali’nin, şimdi ağzındaki sikin sahibinin oğlunun sikini de, yine bu kanepenin üzerinde emmişti. Ve o sik, sonuçta şimdi ağzını dolduran sikin içinden, tohum olarak çıkmıştı bir zamanlar. Bunu düşündükçe, daha da tahrik oluyordu Tuba.

Artık başı hareketlenip, yukarı aşağı oynamaya başlamıştı. Siki ağzına sokup çıkarıyor, onun her an biraz daha sertleşip büyüdüğünü fark ettikçe de, aldığı zevk biraz daha büyüyordu. Sonra birden taş gibi oldu adamın siki. Tıpkı ilk baştaki kadar sertleşmişti artık.

Tuba, okşayan parmaklarının altındaki iri taşakların dolmaya başladığını da hissediyor ve zevkten uçuyordu. Öbür elini götürüp bacaklarının arasına soktu. Orta parmağı amını bulduğunda, tüm vücudu titredi. Hala açıktı amının dudakları. İçinden sızan beller, her yere bulaşmıştı.

İyice yumuşamış bir kalıp tereyağın içine sokarmış kadar rahatlıkla içine kaydırdı parmağını. Amının içi de vıcık vıcıktı. Alabildiğine ıslak ve alabildiğine kaygan. Aynı anda da, bir kez daha beli gelmeye başladı. Sikle dolu ağzının yerine, burnundan derin bir inleme çıktı birden.

Vücudunun dalgalanmaları durulurken, adamın kanepede doğrulduğunu, ayaklarını yere basıp oturduğu farketti. Şimdi onun bacakları arasındaydı Tuba. Bütün bunlar olup biterken, onun sikini ağzından bırakmamıştı. Sonra adam bir elinin parmaklarını onun uzun saçları arasına geçirip, başını iyice bastırdı sikinin üstüne.

– “Ağzın da, en az amın kadar güzel…” dedi sonra da, “En az amın kadar usta ağzın da… Em hadi… Em sikimi yavrum…”

Yine uçtu Tuba. Tanrım, bu nasıl bir adamdı böyle. Ağzını açıp iki laf söylüyor ve onu çıldırtıyordu. Belki de, evvelce sikiştiği yaşıtlarından hiç duymadığı, orların söylemeyi akıl bile edemedikleri sözleri söylemesiydi bunun nedeni. Ama nedeni ne olursa olsun, sonuç muhteşemdi. Zevk verdiğini bilmek, Tuba’nın da kendini dehşetli bir zevk seline kaptırmasına neden oluyordu işte.

Yine gözlerinin önünde şimşekler çakmaya başlamıştı. Ağzından sikiliyordu ve o da, adam da bundan müthiş bir zevk alıyorlardı. Üstelik onun bu sefer belini ağzında getirmek istediğinin farkındaydı. Bellerini, tıpkı biraz önce amının içine fışkırttığı gibi, bu kez ağzına fışkırtacaktı. Bunu düşünmek bile uçurucuydu. Daha da hırsla, daha da hızlı hareket ederek emmeye, o tapılası siki ağzıyla sağmaya başladı.

– “Ohhhh getireceksin beni yavrum…” dedi adam, “Belimi getireceksin… Ağzına fışkırtacağım bellerimi… Ahhh getiriyorsun beni… Belimi getiriyorsun… Hadi em… Hadi al ağzına tohumlarımı… Hadi yut hepsini… Bellerimi iç hadi… Hadi yavrum ohhhh… Ohhhh…. Ohhhhh…. Immmgghhhh…”
Ve azından çıkan bu son inlemeyle birlikte fışkırtmaya başladı adam. Eliyle Tuba’nın başını sikinin üstüne alabildiğine bastırmış, gırtlağına fışkırtıyordu tohumlarını. Alev alev yakan lav dalgaları gibi, boğazından aşağıya, mide borusuna akmaya başladı beller.

Zevkten delirmek üzere olduğunu hissediyordu Tuba. Karnının içinde bir yerlerde bir bomba patlamış gibi oldu o anda. Kendinden geçip, halının üstüne yığılırken son hissettiği, ağzından çıkan sikin hala fışkırtmakta olduğu bellerin yüzüne geldiğiydi.

Tekrar kendine geldiğinde, adam onu kucaklamış bir yerlere götürüyordu. Nereye götürdüğüne aldırmadı bile. Yalnızca kollarını onun boynuna dolayıp, başını kıllı göğsüne yasladı, o kadar. Adam onu yavaşça yere bıraktığında da, kendini bir anda banyoda buldu.

Öyle yorulmuştu ki. Ama duştan gelen sıcak suyu hissetmek iyi geldi. Sonra adam onu yıkamaya başladı. Önce duşu eline alıp, saçları dışında tepeden tırnağa tüm vücudunu ıslattı. Peşinden de, bayıltıcı kokulu bir sıvı sabunu avuçlarına sıkıp, her yerini ovmaya başladı.

Önce kollarını, sırtını ve memeleriyle karnını, sonra da önünde diz çöküp bacaklarını sabunladı adam. En sonunda da sıra, alabildiğine hassas bölgelerine geldi.

Adamın elleri, parmakları, kasıklarında, kıçının yuvarlaklarında, amında ve son nokta olarak götünde dolaşmaya başladığında, kendini yeni bir heyecana kaptırıverdi Tuba. Yine sikilmek istiyordu. Yorulmuştu ama doymamıştı. Adamın onu bir daha, bir daha ve bir daha sikmesini istiyordu. Tekrar başı dönmeye başlamıştı.

Sonra da o adamı yıkamaya koyuldu. Tıpkı onun yaptığı gibi, kollarından başlayıp, artık iyice inmiş olan ama görüntüsüyle hala ağzını sulandıran sikine kadar her yeri sabunladı. Ellerinin teması, adamı huylandırmış, siki hafifçe baş kaldırmaya başlamıştı bile.

Tümüyle duruladıktan sonra tutup, bir anda ağzına aldı onu Tuba. İlk başlarda dudakları, adamın kasıklarındaki kapkara kıvırcık kıllara değiyordu. Ama bir süre sonra bunu başaramamaya başladı. Hızla sertleşip büyüyordu ağzının içindeki sik. Bu nedenle de, artık hepsini alamıyordu Tuba. Ama, onu çelik gibi sertleştirip kocaman yapana kadar vazgeçmedi emmekten.

Adam onu koltuk altlarından yakalayıp kaldırdığında da, zorla bıraktı sikini dudaklarının arasından. Kapıda asılı bir havluyla, vücudunun her tarafını, özenle kuruladı adam. Sonra da yine kucağına alıp, salona götürdü tekrar.

Ama bu sefer, o müthiş sikişin geçtiği kanepeye değil, yemek masasının üstüne bıraktı onu. Elleriyle omuzlarından itip masaya yatırdı sonra da. Kalçaları masanın tam kenarına gelmişti. Yarı kapalı gözlerle, adamın bacaklarının arasına girip, hemen oradaki iskemleye oturduğunu gördü.

Sonra bacaklarını yukarı kaldırdı adam. Tabak gibi açılmıştı şimdi onun önünde. O kadar zevk verici bir şeydi ki bu. Amına bakıyordu adam. Tuba, onun hiç bir şey yapmasına gerek olmadığını, yalnızca böyle bakmayı sürdürmesi halinde bile, bir süre sonra belinin geleceğini anlıyor ve şaşırıyordu.

Ama adam hareketsiz kalmak niyetinde değildi. Hafifçe öne eğildi ve burnu, Tuba’nın kalçalarının arasına girdi. Sonra da dilini uzatıp, götünü yalamaya başladı. Tüm vücudu sarsıldı Tuba’nın. Zevkten delirmek üzereydi.

Neden götünün yalanmasından böylesine büyük bir zevk aldığını anlamıyordu Tuba. Çılgın bir şeydi bu. Adama kolaylık olsun diye, ama biraz da böylece kendini onun önünde daha çok açacağını düşündüğünden, iki eliyle bacaklarını diz altlarından tutmuş, alabildiğine karnına doğru çekmişti. Böylece elleri boşalan adam da, bacaklarının iç taraflarıyla kalçalarını okşamaya başlamıştı.

Dili ise Tuba’yı mahvediyordu. Kımıl kımıl, değdiği her yeri yakan, ıslak ve kaygan küçük bir sik gibi, götünün deliğinde dolaşıyordu. Ve her geçen an, biraz daha duyarlı hale gelip, biraz daha açılıyordu götü bu dilin altında.

Tuba birden, adamın onu götünden sikeceğini, o kocaman sikini götüne sokacağını anlayıverdi. Bu da, inanılmayacak kadar çok tahrik etti onu. Hiç sikilmemişti götünden. Hatta kızlığı bozulmasın diye arkadan verip duran ve bunu zevkle anlatan arkadaşlarının tam tersine, o küçük deliğe bir sik girebileceğini bile getirmemişti aklına.

Ama şimdi hem adamın yaptıklarından, hem de kendi tepkilerinden bunun olabileceğini anlıyordu. Yalandıkça, açılıyor o küçük delik. Sonunda adam onu diliyle sikmeye başladı. O hafif pütürlü şey, giderek daha çok giriyordu götüne. Kendini tutmasına olanak kalmamıştı yine. Birden beli gelmeye başladı. Ağzından, çığlığa benzeyen inlemeler çıkıyordu.

Sonra adam başını çekip, ayağa kalktı. Şimdi tam bacaklarının arasında duruyordu. Kocaman siki, kıvrık bir yay gibiydi. Gözlerini Tuba’nın gözlerine dikerek, iyice sokuldu ona. Artık sikinin başı Tuba’nın kalçalarına dokunuyor, içini kaplayan sikilme isteğinin daha da büyümesine neden oluyordu.

– “Sok…” diye inledi yalvaran bir sesle, “Sok n’olursun… Dayanamıyorum artık… Sikilmek istiyorum, anlıyor musun…? Hadi sok bana… Nasıl istersen öyle sik beni… Neremden istersen sik… Hadi sok sikini götüme… Ohhh hadi sik beni…”

Hiç konuşmadan ve gözlerini onunkilerden bir an bile ayırmadan, öylece duruyordu adam. Tüm vücudu tel tel gerilmişti Tuba’nın. Amından durmadan sızan sular, adamın tükürükleriyle ıslanıp kayganlaşmış küçük götünün deliğine akıyordu.

Sonra adamın orta parmağını hissetti orada. Daha da açıldı götü. Parmak yağ gibi kaydı içine. Aynı anda da beli gelmeye başladı Tuba’nın. Depreme yakalanmış gibiydi. İçine giren parmak öylesine büyük bir zevk veriyordu ki ona, inanılır gibi değildi. Bir taraftan da, küçük deliğinin alabildiğine açıldığını, o kocaman siki içine alabilmek için sabırsızlandığını hissediyordu.

Bir süre sonra parmağını çekti oradan adam. İyice sokulup, bir eliyle dibinden tutup hafifçe aşağı eğdiğini sikinin kocaman, mosmor başını getirip dayadığında, daha da açıldı götü. Sonra o kocaman sikin başı, yavaşça kaydı içine.

Bunu hissettiğinde, tüm vücudu kıvrandı Tuba’nın. Tanrım, ne kadar büyük bir zevkti bu. Götünden sikiliyordu ve inanılmaz bir zevk alıyordu bundan. O küçük delik, ayrı bir canlışmış gibi, kendiliğinden hareket etmeye başlamıştı. Götünün kasları, hızla açılıp kapanarak, içine giren bu ateş gibi şeyi, sanki yoğuruyordu.
Adam iki elini uzatıp, bacaklarını karnına doğru biraz daha bastırdığında, elleri boşta kaldı Tuba’nın. İkisini birden ona doğru uzattı bacaklarının arasından. Ama aralarındaki mesafe nedeniyle ulaşamıyordu bir türlü. Onun yerine, elleri, yakaladığı hayali etleri sıkıyormuş gibi açılıp kapanıyordu.

Biraz daha sokup, tüm vücudunun yeni bir depreme tutulmasına neden oldu adam. Gözlerini Tuba’nın gözlerinden asla ayırmıyordu. Sonra biraz daha soktu ve biraz daha. Bayılacak gibi olmuştu Tuba. Ve adam tek bir harekette, sikinin dışarda kalan kısmının tamamını götüne sokup, taşaklarını kalçalarının yuvarlaklarına yapıştırdığında da, bir kez daha beli gelmeye başladı.

– “Ender bulunan bir keman gibisin…” dedi adam, Tuba biraz kendini topladığında, “Seni sikmek, böyle müthiş bir kemanı çalmak kadar güzel… Her yerinden ayrı, birbirinden güzel başka bir ses çıkıyor… İnsan doyamıyor seni sikmeye… Tam sikilmek için, hem de her yerinden sikilmek yaratılmışsın, biliyor musun… Üstelik sikildikçe, daha da güzelleşiyorsun…”

Bu sözler, Tuba’nın bir kez daha belini getirmesine neden oldu yalnızca. Artık kaç kez belini getirdiğinin bile fankında değildi. Duyduğu zevk o kadar büyüktü ki, nerede olduğunu, hatta adını bile unutmuştu.

– “Ohhhhh…” diye inledi masanın üstünde kıvranırken, “Ohhhhh çok güzel… Beni delirtiyorsun… Sikerek delirtiyorsun beni… Ohhhhh hadi yine sik beni… Götümü sik… Hiç durmadan sik n’olursun… Ohhhh sik…”

Onu daha fazla yalvartırmadı adam. Tıpkı ilk seferinde olduğu gibi, sikini, uzun ve yumuşak hareketlerle sokup çıkarmaya başladı yine. Tek fark, o aklını başından alan sikin bu sefer götüne girip çıkıyor almasıydı. İnanılmaz büyük bir zevk duyuyordu Tuba. En az amından sikildiğinde aldığı kadar büyük bir zevkti bu.

Adam, geri çekildiğinde neredeyse başına kadar çıkarıyor, ileri geldiğinde ise dibine kadar köklüyordu götüne. Yüzü, aldığı zevkle çarpılmıştı. Tuba, yattığı yerden, zevkten bulanıklaşmış gözlerle seyrediyordu onu. Kendi yüzünün de çarpıldığının farkındaydı. Ağzı alabildiğine açıktı.

Arada bir gözlerini adamın yüzünden uzaklaştırıp aşağıya bakıyor ve küçük götüne girip çıkmakta olan o kocaman sikin görüntüsüyle deliriyordu. Tanrım ne kadar da büyük bir zevkti bu. Hiç beklemediği, yepyeni bir zevki keşfetmişti. Sikilmekten, o kocaman Hataylı sikinin götüne girip çıkmasından başka bir şeyi düşünemiyordu.

Götü öylesine duyarlı bir hale gelmişti ki, inanılır gibi değildi. Kendiliğinden hareketlerle, içine girip çıkmakta olan siki sıkıyor, bırakıyor, adeta sağıyordu. Sonra adam yine hızlanmaya başladı. Şimdi daha hırsla, sanki döver gibi sikiyordu Tuba’yı.

Dayanılır gibi değildi bu. Peşpeşe belini getirmeye başladı. Daha biri tam bitmemişken, bir daha ve bir daha çıkıyordu bulutların üstüne. Her beli gelişinde götü, içine girip çıkan siki sanki koparacakmış gibi sıkıştırıyordu. Ve adam, her an biraz daha hızlanan bir tempoyla, onu sikmeyi sürdürüyordu.

O kocaman sik, hızlı devirde çalışan bir motorun pistonu gibi, götüne giriyor, çıkıyor, giriyor, çıkıyordu. Artık çırpınıyordu Tuba. Aklını kaybedeceğinden korkuyor ve çırpınıyordu. Tüm vücudu dalga dalga sarsılmaya başlamıştı.

Ama adam durmuyordu. Öylesine sert, öylesine şiddetli sokuyordu ki sikini Tuba’nın götüne, her seferinde kalçalarına çarpan kasıklarından şaplama sesleri çıkıyordu. Böyle dibine kadar geçirdiği bir anda da tohumlarını fışkırtmaya başladı içinde. Sonra sikini yarıyarıya çıkarıp, bir daha soktu köküne kadar. Ve Tuba, karnının alev alev yanmaya başladığını hissetti.

Adam bir daha geri çekildiğinde de, siki çıkıverdi götünden. Az önce içini yakan o ateş gibi gibi tohumlar havaya fışkırıp Tuba’nın karnına, memelerine, boynuna ve hatta yüzüne gelmeye başladılar. Bu da onun, kelimenin tam anlamıyla kendinden geçmesine neden oldu.

Yeniden kendine geldiğinde, kanepede, adamın kucağında oturuyordu. Tanrım, onu sikerek bayıltmıştı adam. Sonra taşıyıp kanepeye getirmiş, kucağında tutuyordu.

Mutlu bir kedinin sokulganlığıyla, adamın kucağında büzüldü Tuba. Yüzünü, onun boynuna gömdü. Çok yorulmuştu. Belinin kaç kez geldiğini bile bilmiyordu. Hele en sonunda, durmamacasına, peşpeşe gelmişti beli. Adam da yorulmuştu tabii. İki kere sikmişti onu. Bir kere de ağzına fışkırtmıştı bellerini.

Öyle kucak kucağa, belki de saatlerce oturdular. Birbirlerinden ayrılmak istemiyorlardı ikisi de. Adamın iri kıllı elleri zaman zaman vücudunda dolaşıp, onu mest ediyordu. Özellikle de, güzel bacaklarının okşanması hoşuna gidiyordu. Öylesine mutluydu ki. Bu an hiç bitmesin istiyordu neredeyse.

Sonra adamın okşayan elleri azgınlaşmaya başladılar yine. Şimdi her yerini mıncık mıncık yoğuruyordu. Yüzünü adamın boynundan çıkarıp, dudaklarını onun ağzına verdi Tuba. Çok hoşuna gidiyordu böyle öpülmek. Hırsla emiyordu adam dudaklarını. Bir ara Tuba’nın aralık ağzından dilini yakalayıp kendi ağzına çekti adam. Bir vantuz gibi emiyordu.

Çok hoşuna gitti bu Tuba’nın. Tıpkı adamın aha önce ona yaptığı gibi, dilini onun ağzının içinde oynatmaya başladı. Öpüşmeleri, bir anda dehşetli elektrik yüklü hale gelmişti. Adamın elleri de, her yerinde dolaşmayı sürdürüyordu bu arada. Memeleri okşandıkça delirecek gibi oluyordu.

Yeni bir sikilme isteğinin pençesine düştüğünün farkındaydı. Ama elbette ki şikayetçi değildi bundan. Oldukça dinlenmişti. Yeniden sikilmeye hazırdı. Adam da dinlenmiş ve onu bir daha sikmeye hazır hale gelmiş görünüyordu.

Kalçalarında dolaşan elin orta parmağı götünün deliğini bulduğunda, zevkle kıvrandı Tuba. Hiç zorlanmadan, hala tam kapanamamış duran ve bellerle vıcık vıcık kaygan götüne giriverdi parmak. Tanrım, adam parmağını sanki götüne değil, beynine sokmuştu.

Bir taraftan da üstünde oturmakta olduğu sikin yeniden kalkıp taş gibi sertleştiğini hissediyordu Tuba. Hızla, onu tekrar sikmeye, zevkten bayıltmaya hazır hale geliyordu adam. Bir elini bacaklarının arasına sokup, alev alev yanan siki sımsıkı avuçladı.

– “Bir daha mı sikmek istiyorsun beni..?” diye inledi sonra da adamın ağzının içine.

Ama yanıt alamadı bu sorusuna. Adam onu hırsla öpmeyi sürdürüyordu. Yine zevkten başı dönmeye başlamıştı Tuba’nın. Dudakları ve dili adamın ağzında erimiş, götü içindeki parmağı sımsıkı sarmıştı.

Sonra adamın öbür eli de girdi devreye. O kalın ve kıllı parmaklardan biri amının dudakları arasından kayıp içine girdiğinde beli gelmeye başladı yine. Şimdi iki deliği de doluydu. Tekrar zevkten delirme noktasına gelmişti.

– “Sen istemiyor musun..?” diye sordu adam biraz geri çekilerek.

– “Ohhh istiyorum evet… Bir daha sikmeni istiyorum beni… Hiç durmadan sik istiyorum… Sikini amıma, götüme sokup, tohumlarını içime fışkırt istiyorum… Bayılıyorum sikine, biliyorsun değil mi..? Onu içimden hiç çıkartma istiyorum… Anlıyor musun, sikin hep içimde olsun istiyorum…”

Yeniden öpüşmeye başladılar. Tuba’nın elindeki kocaman sik, yine bir nabız gibi atmaya başlamıştı. İçine girmeye, onu sikmeye hazırdı yine. Birden kararını verdi Tuba. Adamı göğsünden itip, dudaklarını onun ağzından kurtardı. Sonra da hareketlenip, onun kucağına ata biner gibi oturdu.

Yüz yüzeydiler. Tuba ayaklarını, onun bacaklarının iki yanında kanepeye basıp, kalçalarını havaya kaldırdı. Bir eliyle uzanıp adamın sikini kavradı en dibinden. Kalçaları hafifçe indirdi sonra da. Aklına başından alan o muhteşem erkeklik organının başı amına değdiğinde, yine çıldıracak gibi oldu.
Hafifçe oturdu üstüne. Zonklayan, alev alev yanan o mantar gibi şey, biraz girdi içine. Tüm vücudu titremeye başladı yine. Tanrım, adamın sikinin en küçük teması bile aklını başından alıyor, onu patlama noktasına getiriyordu işte.

Sonra iki eliyle adamın omuzlarına yapıştı. Göz göze geldiler. İkisi de büyülenmiş gibiydiler. Gözleri, adamın gözlerinde erimişti sanki. Birden beli gelmeye başladı. Kalçaları çalkalanıyor, tüm vücudu sarsılıyordu. Bacakları birden onu taşımaz oldular. Bir anda bıraktı kendini adamın kucağına. Ve o kocaman sik, bir kez daha, dibine kadar gömüldü amına.

Gücünün yerine geldiğini hissettiğinde de, tekrar hareketlendi Tuba. Hafif hareketlerle, kalçalarını adamın kucağında oynatmaya başladı. Sağa sola, öne arkaya ve yukarı aşağı. Amı adamın sikine olmadık şeyler yapıyordu.

Çok hoşuna gitmişti bu. Böyle sikişirken, her şey onun kontrolündeydi. Tempoyu da, giriş çıkışların uzunluğunu da o ayarlıyordu. İçindeki sik, şimdi tam anlamıyla onun olmuştu. İstediği gibi kullanabiliyordu onu.

Adam da zevkten mest olmuştu. İki eliyle, onu iki yanından, sımsıkı tutmuştu. Ama hiç bir şeye karışmıyordu. Yalnızca, Tuba’nın küçük amının, sikine yaptıklarının tadını çıkarıyordu.

– “Ohhh ne kadar güzel sikişiyorsun…” dedi sonra, “Ne kadar gençsin ve ne kadar güzel sikişiyorsun… Çok da güzelsin, biliyorsun değil mi..? Bu evin kapısından ilk girdiğin andan beri, her bakışımda sikimin kalkmasına neden olacak kadar güzelsin hem de… O ilk geldiğin günden beri, ilk gördüğüm andan beri sikmek istiyordum seni…”

– “Ben de seni ilk gördüğüm andan beri kendimi sana siktirmek için deli oluyordum…” diye mırıldandı Tuba, zevkten mestolmuş bir sesle, “Beni seyrederken sikinin kalktığını farkettiğimden beri de, başka bir şey düşünemez olmuştum… Ohhh beni sikmeni istiyordum…”

– “Ohhhh amın çok güzel yavrum… Beni zevkten mahvediyorsun… Fırın gibi sıcacık, yumuşacık amın… Sikimi ezecek, koparacakmış gibi sıkacak kadar da daracık… Çok da güzel sikişiyorsun yavrum… Biliyor musun, senin kadar güzel sikişen birini görmedim şimdiye kadar…”

Bu son sözleri duymak, Tuba’yı bitirdi bir anda. Yine güçsüzleşti bacakları. Kalçalarını adamın kucağına iyice bıraktı. O kocaman sik, dibine kadar gömüldü amına. Bir kez daha beli geliyordu. Tüm vücudu sarsılıyordu.

Yarı aralık gözlerle, adamın da zevkten uçtuğunu görebiliyordu. Onun hemen belini getirmesini istemiyordu Tuba. Elinden geldiğince sakinleşmeye çalıştı ve bir süre, hiç kımıldamadan, içindeki sikin üstünde oturdu. Tanrım, neler söylemişti adam ona. Üstelik bu sözlerde mutlaka doğruluk payı olmalıydı.

– “Ben de senin kadar güzel siken birini görmedin şimdiye kadar…” dedi adamın gözlerinin içine bakarak, “Sikin de, şimdiye kadar gördüklerimin en güzeli… Ne sikine, ne de beni sikmene doyamıyorum…”

Sonra kalçalarını yeniden oynatmaya başladı adamın kucağında. Amı, içindeki kocaman siki sağıyordu sanki. Sonra iki eliyle adamın omuzlarına sıkı sıkı tutunundu ve sikinin üstüne oturup kalkmaya başladı.

O kocaman şey en ucuna çıkana kadar kalçalarını kaldırıyor, sonra da, birden oturup dibine kadar hepsini içine alıyordu. O kadar güzeldi ki. Amı, bütün varlığının merkezi gibi olmuştu. Yeniden bulutların üstüne uçmak üzere olduğunun farkındaydı. İnanılmaz bir biçimde tırmanıyordu içindeki fırtına.

Adam şimdi iki taraftan uzattığı iri elleriyle, kalçalarının yuvarlaklarını avuçlamış, mıncıklamaya, yoğurmaya başlamıştı. Sonra bir elinin orta parmağı, birden götünün deliğini buluverdi. Hala alabildiğine açık ve içinden sızan bellerle vıcık vıcık kaygandı götü. Hafifçe bastırdı adam, ve parmak içine kayıverdi birden. Gözlerinde şimşekler çakıyordu Tuba’nın.

– “Ahhhh belim gelecek yine…” diye inledi, “Yine gelicek… Beni delirtiyorsun… Belim gelecek… Ohhhhh yine gelecek belim… Ohhhh… Ohhhh… Ahhhh…”

Ve yine bir top mermisi patlamış gibi oldu karnının içinde. Adamın kucağına yığıldı. Başını, onun omuzuna yaslamış, zevkten tekrar bayılmamak için kendini zorluyordu. Hiç hali kalmamıştı artık.

Adam da bunun farkındaydı tabii. Güçlü kollarıyla onu tutup, tüy gibi kaldırdı kucağından. Aklını başından alan o kocaman sikin amından çıkması, Tuba’yı çıldırtacak gibi oldu. Ağzından protesto inlemeleri kaçıyordu. Sonra adam onu kanepenin üstüne bıraktı ve ayaklandı.

Bir anda kendini, dizleriyle dirseklerinin üstünde bulmuştu Tuba. Kıçı havadaydı. Siksiz kalmıştı ve buna dayanamıyordu. Ama adamın arkasına geçtiğini ve dizlerinin üstünde ona sokulduğunu farkederek rahatladı. O kocaman sikin başı su sefer gelip götünün deliğini bulduğunda ise aklını kaçıracaktı yine.

Ve birden soktu adam. Tek bir harekette ve dibine kadar geçirdi götüne. Tekrar bayılma noktasına geldiğini hissediyordu. Bir daha gelmeye başladı beli.

Ama adam acımadı bu sefer ona. Durulmasını beklemeye niyeti yoktu. İki eliyle belinden sımsıkı yakalamış, sikini önünde tüm ihtişamıyla duran kalçaların arasındaki küçük deliğe sokup çıkarmaya başlamıştı.

Şimdiye kadarkilerin hepsinden daha büyük bir hırs ve hızla sikiyordu onu. Önünde domaltmış, sanki intikam almak istermiş gibi sert bir biçimde sikiyordu götünü. Yeniden geldi Tuba. Hemen peşinden de bir daha. Sonra da, tıpkı masanın üstünde sikilirken olduğu gibi, hiç durmadan, hiç aralık vermeden, peşpeşe gelmeye başladı.

Zevkten ölebileceğini düşünmeye başlamıştı. O kocaman sik, içine giriyor, çıkıyor, giriyor, çıkıyordu. Adam her çıkarışında içinde müthiş bir boşluk duyuyor, her dibine kadar geçirişinde de, onun kocaman başının zonklamalarını, karnının içinde hissederek çıldırıyordu. Tanrım, tapılası bir şeydi adamın siki.

Adam sonunda patlayıp, bellerini karının derinliklerine fışkırtamaya başladığında ise ip koptu Tuba için. O ateş salvoları, sanki vücudunun içini boydan boya geçip, beynine çarpıyordu. Kafasının içinde havai fişek gösterisi varmış gibiydi.

Sonra her şey karardı.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Ah Bu Töreler Seks Hikayesi 6. Bölüm

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Ah Bu Töreler Seks Hikayesi 6. Bölüm
Eve geldiğimizde saat ilerlemişti. Karım sofrayı hazırladı. Ana kız yemek yememiş, bizi beklemişlerdi. Özge de, ben de azıcık birşeyler yedik. Yemek yiyecek halde değildim. Yemekten sonra duşa girdim. Ardından yatağa girip uyumaya çalışıyordum, ama gözüme uyku girmiyordu. O sırada karım da soyunup yatağa girmişti. Bana, “Neyin var, iyi misin?” diye sordu, ama ben cevaplamadım. Ben birşey demeden karım elini alttan külotumun içine sokup yarağımı okşamaya başladı. Çıplak göğsümü öpüyordu. Eli yarağımda dolaştıkça yarağım kalkmaya başlamıştı. Karımla sikişmek istiyordum yeniden. Karıma, “Sana daha seksi iç çamaşırları alacağım, yatakta onları giyersin!” dedim. Karım mahçup bir halde, “Daha önce kocam almıştı, ama ben hiç giymedim!” dedi. Bunu zaten biliyordum, “Neden?” diye sordum. “Çok açık saçık şeyler, külotlar götümün arasına giriyor, ben nasıl giyeyim onları?” dedi.

“Ne yaptın onları, attın mı yoksa?” dedim. “Yok atmadım, sandığımda duruyor hepsi. Niye soruyorsun şimdi?” diye sordu. “Hadi göster bana onları, giymeni istiyorum!” dedim. Karım elini yarağımdan çekip yataktan kalktı, köşede duran sandığı açtı ve eğilerek içini karıştırmaya başladı. Biraz sonra büyükçe bir bohçayı yatağın üzerine bıraktı. Bohçayı açınca içinden bir sürü tanga, arkası ipli külotlar, dantelli sutyenler, çoraplar çıktı. “Bunları neden giymiyorsun?” diye sordum. “Giymemi istiyor musun gerçekten?” dedi. “Evet, hadi şunu giy!” diyerek arkası ipli bir külotla dantelli bir sutyen verdim.

Karım geceliğini ve külotunu çıkardı. Önce sutyeni giydi. Biraz küçük gelmişti sutyen, memelerini sıkmış, şişirmişti. Memeleri içinden her an çıkacakmış gibiydi. Sonra ipli külotu giyindi. Arkasındaki ip götünün arasına girmiş, bembeyaz göt yanakları külot yokmuş gibi ortadaydı. Eliyle sürekli, “Ay, götümün arasına giriyor, çok rahatsız bir şey bu!” diyerek külotun arkasını çekiştiriyordu. O anda külotumu çıkardım, yarağım kazık gibi olmuştu. Yatağın kenarına oturdum, karımı da dizlerime oturttum. Dudaklarına yumuldum.

Karım da evlendikten sonra tüylerinin temizliğini ihmal etmeye başlamıştı. Çenesinde ve dudaklarının üzerindeki alınmamış tüyler dudaklarıma batarken, kalçalarında dolaşan elim tüyleri hissediyordu. Dayanacak halde değildim. Geçen sefer yaptığım gibi başını karyolanın demirleri arasına soktum. İp külotunu çıkartmadan diz çökerek amına ağzımı dayadım. Karım müthiş bir, “Iğhhhh!” sesiyle irkildi. Amı zaten sulanmıştı, dilimi içine soktukça daha da sulanmaya başlamıştı. Amındaki alınmayan kıllar dudaklarıma batsa da, benim için problem değildi. Dilimi amının içlerine soktukça amının sıcaklığını ağzımda hissediyordum. Am dudaklarını emiyor, ısırıyordum. Amının içindeki dilini emdikçe karım yerinde kıvranıyordu. Elleriyle başımı okşuyor, sürekli inliyordu…

Bacaklarını iki yana iyice açmasını ve parmak uçlarına basarak götünü biraz havaya kaldırmasını söyledim. Götünün arasına girmiş ipli külotu parmaklarıma doladım. Göt deliğindeki alınmamış uzun kılları çekmeye başladım. Osuruk kokusu burnuma geliyordu. Başparmağımı içine bastırmaya başladım. İlk boğumuna kadar içeri girmişti ki, “Ay, ah, yapma lütfen!” demeye başlamıştı. Ama onu dinleyecek değildim bu sefer, parmağımı daha çok sokmaya başladım. Kısa sürede parmağım götüne girmişti. Karım ise sürekli “Ay, ah, çıkar, yapma!” diyordu; gittikçe daha çok bağırır olmuştu. O anda yatak odasının buzlu camında bir gölge gördüm. Özge yine bizi dinlemeye gelmişti. Annesinin çıkardığı sesleri kolayca duyabilirdi orada. Bu arada karım büyük bir güçle saçlarıma asılarak çekmeye başlamıştı. Ben de daha fazla ileri gitmemeye karar verip parmağımı götünden çıkardım.

Doğruldum, karım halen domalmış halde demirlerden tutmaya devam ediyordu. Amının dudaklarını parmaklarımla ayırarak yarağımı bir hamlede amına soktum ve hızlı hızlı gidip gelmeye başladım. Kalçalarına çarpan kasıklarımdan yine sesler gelmeye başlamıştı. Bir taraftan buzlu camın arkasında Özge halen bizi dinliyordu. Ben daha fazla ve daha güçlü pompalamaya başladım. Az önce acı çeken karım, bu kez, “Uhh, ahh, ohh, devam et!” demeye başlamıştı. Yarağım sıcacık amının içinde gidip geldikçe, ben de müthiş zevk alıyordum. Karımın amı yaşından ve çocuk doğurduğundan dolayı genişlemişti, ama bana zevk vermesine engel değildi. Hızlandım, hızlandım artık ben de kendimi kaybetmiş, “Ah, oh!” sesleri çıkartır olmuştum. O kadar şiddetli sikiyordum ki amını, karım devamlı, “Ah, ah, yavaş, yavaş ol!” deyip duruyordu…

Ve sonunda büyük bir zevkle karımın amına patladım. Bir süre daha amında kaldım. O sırada Özge kapının önünden gitmişti, gittiği de iyi oldu, değilse karım görebilirdi. Yarağımı çıkardım amından, karımı da belinden tutarak kendime çektim ve doğrulttum. Karyolanın demirlerine çarpan omuzları kızarmıştı. Omuzlarını tutuyordu sürekli, “Ah, her yanım ağrıyor!” deyip sızlanıyordu. Döllerim kalçalarına, bacaklarına akıyordu. Yerde duran paçalı külotu ile bacaklarını sildim. Bana, “Onunla niye sildin?” deyince, “Üzerindeki ile yatarsın, bir daha bunu giyme!” dedim. Yarağımdaki dölleri de sildim ve o külotu fırlatıp köşeye attım. Ardından külotumu giyinip yatağa girdim.

Karım da geceliğini giyinip göğsüme uzandı. Göğsümü öpüyordu. Bana, “Biliyormusun, çok güzel sikiyorsun beni!” dedi. Bunu söylerken kızardığını gördüm. “Mutlu musun?” diye sordum. “Hem de çok!” diye cevapladı. “Senden bir şey istiyorum!” dedim. “Nedir?” deyince, “Bir daha öyle paçalı, pamuklu külotlar giyme. Bunları giy!” diyerek yerdeki bohçayı gösterdim. “Çok mu istiyorsun?” diye sorunca, “Evet!” dedim, dudaklarından öptüm ve “Söz mü?” diye sordum. “Tamam, söz!”” dedi. O anda kocasına vermediği götünü bana verebileceğinin işaretini de vermişti aslında.

Aradan birkaç gün geçmişti. Karım artık benim için seksi çamaşırlarını giymeye başlamıştı. Dantelli sutyenler, külotlar, tangalar giyiyordu. Koca eteklerinin altında minik tangalar, ip külotlar giydiğini düşündükçe gün boyu sikim sertleşiyordu. Birkaç akşam sonra artık asıl isteğimi kendisine söylemenin vakti geldi diye düşündüm. Daha fazla sabredemeyecektim. Gece yatağa yeni girmiştik ki, dudaklarına yumuldum, emmeye başladım. Bir taraftan da elimi geceliğinin altına sokup kalçalarını okşamaya başladım ve “Seni götünden sikmek istiyorum!” dedim. Bunu duyan karım, “Töbe, töbe! Sen delirdin mi? O da nereden çıktı!” diye çıkıştı. “Korkma, canını yakmam, sen de zevk alacaksın!” diye kendisini ikna etmeye çalıştım, ama olmadı. Karım bir türlü ikna olmuyordu. Sırtını dönüp yattı. Evlendiğimizden beri ilk defa bu şekilde sırtını dönerek uyumuştu.

Haftasonu kahvaltıdan sonra, Özge ile Esra kendilerini misafirliğe çağıran teyzelerine gitmişlerdi. Ben karımla evde yalnız kalmıştım. Özge evden çıkarken bana ters ters bakmıştı. Onlar evde olmadığı zaman benim annesiyle sikişeceğimi biliyordu çünkü. Kızlar evden çıkar çıkmaz karıma yanaştım. Karım mutfakta bulaşık yıkıyordu. Arkasına geçip sarıldım. Geçen geceden beri aramız limoniydi. Göbeğini, memelerini, kalçalarını okşuyordum. O ise tepki vermiyordu. Diz çökerek eteğinin altına kafamı soktum. İçine minik bir külot giymişti. Külot götünün yarısını bile kapatmıyordu. Göt yanaklarına öpücükler kondurmaya başladım, kalçalarını okşuyordum. Sikim kazık gibi olmuştu.

Doğruldum ve onu elinden tutarak yatak odasına götürdüm, perdeleri çektim. Onu götünden sikmek istediğimi tekrar söyledim. Geçen akşamki kadar sert tepki göstermemiş, suskun kalmıştı. Sonra bana, “Bir kadın kocası ne zaman isterse onunla beraber olmalıdır. Ama senin bu isteğin çok günah!” dedi. Ona, “Merak etme, ne günahı varsa benim boynuma. Bak sen de zevk alacaksın!” dedim. Karım bir süre düşündükten sonra, “Tamam, ama bir kere olacak, canımı yakmanı istemiyorum. Çünkü daha önce hiç yapmadım!” dedi. İçimde müthiş bir heyecan hissettim. Onu elinden tutup banyoya götürdüm, “Şimdi güzelce yıkanalım önce, temizlenelim. Nasılsa çocukların gelmesine çok var!” dedim. Sıcak suyu açtım, karımın üzerindekileri tek tek çıkartmaya başladım. Üzerinde minik külotu ve dantelli beyaz sutyeni ile kaldığı zaman inanılmaz bir zevk duydum. Kendime hakim olmaya çalışıyordum. Külot ve sutyenini de çıkardım, ardından ben de soyundum.

Karı koca sıcak suyun altına girdik. Birbirimizi güzelce sabunladık. O sırada memelerinin uçlarını emiyor, ellerimle götünün yanaklarını sıkıyordum. Kendime engel olamayıp götüne birkaç şaplak attım. Çıkan ses banyoda yankılanmıştı. “Ay yapma, çok mu azdın?” deyince, “Evet, beni azdırıyorsun!” dedim. Orta parmağımı arkasından yavaşça götüne sokmaya çalışıyordum bu arada. Parmağım neredeyse tamamen içine girmişti ki, “Ah, uhh, ay, acıyor, ahh!” demeye başladı. Ama ben sokmaya devam ediyordum. Derken parmağım artık tamamen götünün içindeydi. Bir süre götünde beklettim parmağımı. Karımın çektiği acının azaldığını hissediyordum. Önünde diz çökmüş, arkadan parmağımı götüne sokmuştum bu pozisyonda. Diğer elimle de amını ovalıyordum. Parmaklarımla da amına girmeye başladım. Amının içi fırın gibiydi, soktukça daha büyük bir zevk alıyordu. Gittikçe kasılmaya başladı, nefesi kesilecekmiş gibi oluyor, saçlarımı deli gibi çekiyordu. Bu sırada götündeki parmağımı da sokup çıkartmaya başladım. Hem önden hem arkadan parmaklarım içinde çalışıyordu.

Karım sanki nefessiz kalmış gibi soluk alıp verdikçe, ben parmaklarımı daha hızlı sokup çıkartmaya başladım. Sıcak su üzerimize akmaya devam ediyordu. Derken karımın boşaldığını hissettim. Saçlarımı çeken ellerinde güç tükenmişti, kolları yana düştü. Parmaklarımı amından ve götünden çıkardım. Sıcak suyun altında ellerimi bol sabunla yıkadım.

Ona duvara doğru dönmesini ve eğilmesini söyledim. Dediğim gibi yaparak duvardan tutundu ve eğildi. Bacaklarını iki yana ayırdım. Tombul göt yanaklarının arasındaki kıllı deliğini meydana çıkardım. Duş başlığı ile götüne, deliğine iyice su tuttum. Baş ve işaret parmaklarımı kullanarak götünün deliğini mümkün olduğunca çok açmaya çalışıyordum. Delik neredeyse 1 Liralık madeni para kadar açılmıştı. İçine iyice su tuttum. Bu sırada karımın garip garip sesler çıkardığını duyuyordum. Amacım yarağım girmeden önce göt deliğini olabildiğince çok açmaktı. Deliğin içi kapkaranlık bir mağara gibiydi sanki. Etrafındaki uzun ve sık kıllar, mağaranın önünü kapatmış ağaç dalları gibiydi.

Ayağa kalkarak suyu kapattım. Karım, “Bitti mi?” diye sorunca, “Bekle biraz!” dedim. Yanaklarımdaki, burnumun içindeki tüyleri, kılları almak için kullandığım küçük bir traş makinem vardı. Onu aldım. Karım, “Ne yapacaksın onunla?” deyince, “Merak etme, deliğindeki kılları alacağım!” dedim. Tekrar duvara tutunup iyice eğilmesini söyledim. Deliğinin etrafını tuvalet kâğıdı ile iyice silip, kuruladım. Arkasından makineyi çalıştırarak kılları kesmeye başladım. Küçük makine sanki motorlu testerenin ağacı kesmesine benzer şekilde sesler çıkararak kılları kesiyordu. Makinenin ucu karımın göt deliğine değdikçe, karım, “Uuhh, ımm!” diye sesler çıkartıyordu. Bir süre sonra deliğin ağzını iyice temizledim. Sabun ve suyla deliği iyice yıkadım. Bu sırada yarağımdan sıvılar akıyordu. Dayanacak gücüm kalmamıştı. Karımı omuzlarından tutarak çömelttim. Ne istediğimi biliyordu. Yarağımı ağzına alarak yalamaya, emmeye başladı.

Başını iki yanından sıkıca tutmuş, saçlarını okşuyordum. Başını ileri geri oynatarak yarağımı boğazına kadar sokup çıkartıyordu. En sonunda ağzının içine patladım. Başını sıkıca tuttuğum için oynatamıyordu. Açık ağzının kenarlarından akan döllerim sıcak suya karışıyordu. Yarağımı ağzından çıkardığım zaman karım öğürmeye başladı, kusacak gibi oldu. Ama geçen sefer kızının yaptığı gibi kusmadı. Onun yerine ağzının içini sıcak suyla iyice yıkadı, çalkaladı, temizledi. Omuzlarından tutup ayağa kaldırdım. Yüzünde iğrenmiş gibi bir ifade yoktu. “Çok tuhaf tadı varmış!” dedi gülerek.

Birlikte yıkanıp banyodan çıktık. Yatak odasına geçerek kurulandık. Elinden tutup karyolanın demirlerine tutunmasını söyledim. Başını gene karyolanın demirleri arasına soktum. Daha önce Özge’yi iki defa götünden sikmiştim, ama şimdi ilk defa karımı götünden sikecektim. Masanın önünde duran yağlı el kreminden karımın götünün deliğine iyice sürmeye başladım. Deliğin içine, ağzına bol miktarda sürdüm; sonra da yarağıma iyice sürdüm. Yarağım ve karımın götü kremden bembeyaz olmuştu. Yarağımı sıvazlamaya başladım. Parmaklarımla tekrar deliğini ayırdım biraz. Dizlerini biraz öne kırmasını istedim. Dediğimi yapınca yarağımla göt deliği aynı hizaya gelmişti.

Daha sonra yavaş yavaş yarağımın kafasını sokmaya başladım. Kremden kaygan bir hal alan yarağım göt deliğine yavaş yavaş girdikçe, karımın götü genişliyordu. O sırada karım devamlı, “Ahh, yavaş!” diye inliyordu. Ama kendisi beklediğim kadar tepki göstermiyordu. Banyodaki genişletme çalışması ve sürdüğüm krem sonuç vermişti.

Yarağımı artık daha rahat götüne sokabiliyordum. Yavaş yavaş içinde gidip gelmeye başladım. Dizlerimi öne kırarak içine giriyordum. Biraz hızlandım, yarağım artık zorlanmadan içine girebiliyordu. Karım ise, “Ahh, ımm, ayy!” diyor, başını karyola demirleri arasında sağa sola oynatıyordu. Sonunda hızlanarak sokup çıkarmaya başladım. Artık göt deliği iyice genişlemiş ve açılmıştı. Yarağımı soktukça beraberinde içine hava giriyor; içine girip çıkan hava ‘Zort zort!’ diye sesler çıkartıyordu. Az önce ağzına boşaldığım için yeniden boşalmam uzun sürmüştü. Bu pozisyonda götünün içinde birkaç dakika boyunca gidip geldim. Yarağım nerdeyse köküne kadar götüne giriyordu. Bir süre götünde bekleyerek, sokup çıkarmaya devam ediyordum. Karım bu defa sürekli, “Ahh, ımm, ohh, ımm!” diyerek inliyordu. Onun da zevk aldığı belliydi.

Ama en sonunda gücüm tükenmişti. Vücudum elektrik çarpmış gibi oldu ve karımın götüne hışımla boşaldım. Bir süre daha içinde bekledim. Yarağımı yavaş yavaş götünden çıkardığım zaman, karımın götünden derin bir osuruk sesi geldi. Onu tutup doğrulttum ve kendime çektim. Birbirimize sarıldık. Bana, “Beklediğim kadar canım yanmadı!” dedi. “Ben sana söylemiştim” dedim. Birlikte tekrar banyoya girdik. Güzelce yıkandık. Sonra tekrar yatak odasına geçerek yatağa girdik. Çırılçıplak bir halde yatarken uyuyakalmışız…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Annemi Başka Bir Erkekle Gizlice Sex Yaparken İzle

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Annemi Başka Bir Erkekle Gizlice Sex Yaparken İzle

selamlar yazdıklarım tamamen gerçektir ve yaşadığım çok özel bir anımdır

ben şu an 36 yaşında bir kendi halinde bir erkeğim
anlatacağım olay 1994 yılında gerçekleşti,Annem ve Eski Ev sahibimibiz arasında
eski ev sahibimiz sami abi iş adamıydı hali vakti yerindeydi sanırım 38 yaşlarındaydı
boylu poslu kastamonuluydu tam bir ayıydı yani öyleki göğsündeki kıllar gömleğinden taşardı
sami abinin fabrikasının yanında iki katlı evinde yaşıyorduk,sami abi bize çok sık gelir akşamları
misafir olurdu bazen ailesiyle bazende tek gelirdi tabi babamda olurdu çay kahve sohbet vs
yıl 1993 o zamanlardı sami abi evi yıkacağını fabrikayı büyüteceğini söyledi e tabi bizde yeni bir eve
taşınmak zorundaydık ama sami abi bize ev buldu bir site içinde tabi eski mahalleden bağayı uzaktaydı
arkadaşlarımdan ayrı kalacaktım neyse taşındık 5 katlı bir site apartmanına sami abi bize sürekli gelir oldu

bazı günlerde gündüz gelirdi babam işteyken tabi daha çocuğum kamışa su yürümemiş:) bir süre sonra gündüz gelmeleri sıklaştı
ben bazen odamda olurdum atari oynardım annem ve sami abi iki kapıyı kapatım muhabbet ederlerdi aklımdan başka şey hiç geçmezdi
bu tam 5 ay devam etti yıl 1994 olmuştu mayıs ayıydı yine gündüz sami abi bizdeydi bende hoşgeldin abi falan derken odama geçtim
yarım saat sonra su içmek için mutfağa gittim oturma odasının kapısı kapalı ama ses yok merak ettim ama birden ayaklarımın cuna basarak
yavaşça yürümek geldi içimden seszizce eğilerek kapnın anahtar deliğinden içerde ne oluyor diye gizlice izlemeye başladım .
oturdukları kanepe tam anahtar deliğnin sağında kalıyordu net görünüyordu,annem ve sami abi bayağı samimi dipdibe birbirlerine sarılmış
öpüşüyorlardı o an müthiş bir titreme geldi bana soluk kesilir gibi oldu ne yapacağımı bilemedim ama genede izledim sami abinin eli
annemin bacaklarında eteğini yukarı sıyırmış okşuyor bacaklarını ama bir taraftanda deli gibi öpüyordu annemi bıyıkları annemin dudaklarını kaplamış
annemin elide sami abinin boynuna sarılmıştı çok zevk aldıkları belliydi ben şok olmuş bir vaziyette odama gittim ne oluğuna nlam vermeye çalışıyordum.

ama belliyidi zaten annem babamı sami abiyle aldatıyordu ve o an büyümüştüm seksin ne olduğunun farkına varmıştım.
ve bir gün akşam sami abi gene bize geldi bu sefer babamda vardı ben tabi o yaşadığımın anın şokunu yaşıyordum neyse ,
saatler ilerledi gece 12 gibi falandı babam gece mesaisine geçmişti işe gidecekti sami abi ben götüreyim seni dedi bende ordan kaçarım babamda iyi olur tamam dedi,
babamla birlikte çıktılar gittiler bende yatmaya gittim uykum derin değildir havada sıcaktı kapım aralıktı gece yarısıydı bir tıkırtı duydum kapı açılmıştı annemin sesini ,
duydum kısık sesle yavaş gel diyordu ışıklar kapalı ben tek gözümü kıstım gizlice bakıyorum kim diye odamın yanından geçti annem yanında erkek gölgesi yatak odasına girdiler
yatak odası benim odanın yanındaydı gelen tabiki sami abiydi kim olabilir babam işe gitmişti çünkü,nedense sikim kalktı birden
15 dakka bekledim odamda kulağımı duvara dayadım ses duyarım diye pısır pısır konuşuyorlardı anlaşılmıyordu 10 dakika sonra yavaşça usulca yatak odasının dibine gitim ,
annemlerin yatak odası genişti ve balkonu vardı balkon perdesi açık karşı aparpanın balkonundaki ışıkta içeriyi aydınlatıyordu loş bir ortamdı zaten bir de gece lambası vardı odada
oda aydınlık gibiydi sami abiyi üstünü çıkartırken gördüm annem gecelik giymişti sami abide tek külot kalmıştı birlikte uzandılar yatağa öpüşmeye başladılar fazla uzatmadan
sami abi sikini çıkardı sırtüstü döndü annemde sami abinin siki sıvazlıyor ve ağzına sokuyordu müthiş bir his uyanmıştı içimde adeta kabim o kadar hızlı atıyorduki ölebilirdim
kapkalın ko caman bir siki vardı sami abinin annemin başka bir adamın sikini yalaması çok hoşuma gitmeye başlamıştı sami abi annemin gecelğini çıkardı ve ilk kez annemin çıplak,
vücudunu gördüm muhteşem bir şey değildi ama annem çıplaktı ve amı traşlı hafif koyu renkliyid şişmişti şöyle söylim yatak boylamasına karşımdaydı ve sami abinin siki net bir şekilde annemin,
amına girip çıktığını görüyordum taşşakları büyük ve sarkırktı taşakları annemin göt deliğine vuruyordu pozisyon değiştirip annem üsste çıktı annemin kabak gibi götü karşımda amı göt deliği her şey ,
ortada sami abinin sikinin üstünde zıplıyordu annem hemde müthiş zevk alıyordu,5 dakka sonra sami abi annemi domaltı köpek stli sikmeye başladı annemin yüzü kapıya dönük yüz ifadesini görebiliyordum,
dudaklarını ısırıyordu zevkin doruğundaydı annem yaklaşık 45 dakka seviştiler böyle finali müthişti beklemediğim bir şeydi annem sami abinin sikini yüzüne sürtüp sami abiyi boşaltırdı hemde yüzü gözü döl içnde,
kalmıştı annemin ve sırıtıyordu ikiside sami abi annemin geceliğiyle annemin yüzünü sildi sarılıp uzandılar yatağa bir şeyler konuştular benim adım geçti uyuyor eminsin demi dedi sami abi anneme korkama kalkmaz bu saatte,
dedi annem hem konuşuyorlar hemde arada öpüşüyorlardı ikiside elleriyle birbir lerini okşuarlar annemim sami bainin inmiş siki sıvazlıyor sami abide annemin amını okşuyordu herelde tekrar sikişiceklerdi ,ben geçtim odama yattım,
defalarca 31 çektim üst üstte 3 kez yorgun düşmüştüm uyukalmışım sabah olduğunda kahvaltı yaparken annemin yüzüne bakıp duruyordum gece yaşadıklarım gerçekmiydi hayalmiydi diye ama hepsigerçekti çünkü ilişkileri uznca bir süre,
devam etti bir tek ben biliyordum bu ilişkiyi ve gizli tanıktım sizden başka kimseye anlatmadım bu olayı annem şu an 58 yaşında torun sahibi hiç bir şey olmamış gibi mutlu mesut yaşıyoruz ,annem benim onun başkasıyla yattığını ,
bildiğimi bilmiyor çünkü bilmesin büyü bozulur böyle daha iyi oldu ailemiz için yaşananlar yaşandı bitti geçmişte kaldı…

bu özel anımı sizinle paylaşmak istedim güzel yorumlarınızı bekliyorum .
devamı gelecek anılarımın yaptığım bir çok muzurluk var hayatımda

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

karımı siktirdim

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

karımı siktirdim
anlatacagım bu olay 14 agustos 2014 te antalya tekirovada bir otelde oldu… 15 yıllık evliyim eşimin fizigi halen ilk günkü gibi yolda yürürken erkekler tarafından süzülmesi hoşuma gidiyor tabiki bu zamanla bende eşimi bir başaksı nasıl siker diye merak oldu yatak fantezim artık karımı iki kişi sikerkendi karım bundan sexs sırasında hoşlanıyor ama boşalınca veya normal zamanda aklından bile gecirme diyordu.bu yıl erken rezarvosyondan antalya tekirovada bir otelde yer ayırttırdık niyetim otelde ki garsonlardan birine karımı siktirecektim bunu kafaya koydugum icin eczacı arkadaşımdan (bana iyi bir uyku ilacı vermesini eşimi otelde uyutup capkınlıga kacacagımı söyledim)sagolsun ayarladı ve verdi nihayet oteldeki 3.günümüz ve ben bardaki garsonu gözüme kestirmiştim akşam yemeginden sonra eşime barda takılmayı teklif ettim (fazla icmez)beni kırmadı kabul etti ben rakı eşim bira söyledi niyetim birasına ilacı atıp uykusu gelip erkenden odaya cıkmak sonrada garsunu bir bahane ile cagırmaktı karıma istersen makyajını tazele canım dedim ve lavobaya gitmesini saglagım anda ilacı biranın icine attım cok az köpürdü ama eşim anlamadı bile bu arada 30 yaşlarında birinin karımı kacamak bakışlarla süzdügünü farkettim karım daha bira bitmeden sanki başım agrıyor demeye başlamıştı bende 1 er kadeh icer kalkarız dedim ama karım resmen artık esnemeye başladı ben karıma bir bira söyleyip lavobaya gittim 5 dk sonra geri döndüğümde karımın yanında 2 tane garson ve onu kesen bey vardı karım başını zor tutuyordu ben sakin olun eşim alkole fazla dayanamaz odasına cıkartır yatırım dedigimde adını hakan oldugunu söyleyen bey isterseniz size asansöre kadar yardım edebilirim dediginde hemen teşşekür edip kabul ettim asansöre geldigimizde eşim artık kendinden gecmişti hakan beye odamıza kadar yardım ederse cok memnun olacagımı söyledim bu arada hakan bey resmen karımı belinden kavramıştı odamızın kapısına geldigimize ben kapıyı acarken karım tamamen hakan beyin ellerindeydi içeriye gecip hakan bey zahmet olacak ama yatagına uzatalım dedim ve bu arada kapıyı kapatmıştım neyse karım artık yataktaydı ve baygın bir şekilde uyuyordu hakan beye cok teşekkür ettim ama üzerini cıkartısam daha rahat uyur eşim deyip yardım istedim o anda adamın bakışlarını görmeliydiniz ben eşimin kot pantolonun düğmesini cözüp hakan beyden ayaklarından cekmesini istedim ve bu arada bilerek eşimin kilotunu sıyırdım hakan bey bakışlarını kacırmaya calıştı nihayet eşim artık kilot ve sütyenle kalmıştı her şey yolunda gidiyordu hakan bey eşime bakıyordu karım oldugunu fizigini nasıl buldugunu sordumtitrek bir sesle sadece süper yaaa dedi ve ben istersen dokunup okşayabilirsin dedigimde tamamen şaşırmıştıben 2 dakika içinde asıl niyetimin ne oldugunu acıkladım ve hakan bey rahalamıştı eşimi tamamen soyup direk amını yalamaya başlamıştı bende mini bardaki votkayı acıp birer kadeh doldurdum ve bir sigara yaktım ben izin vermeden asla sokma dedim sadece sev dedim hakan bey karımın her yerini yalıyordu karımsa hiç bir şeyden habersiz uyuyordu sigaram bitince yanlarına gittim ve hakan beyin sikini elime alıp okşadım bir 5 dk kadar oral yaptım ve artık karımı sikebilirsin dedim aradan 2 saat gecmişti hakan bey 3. postaya sikini kaldırmış bense karımın götünü kremliyordum zaten alışık olan karım zorlanmadan aldı saat 4 olmuştu hakan beye teşekkür edip odadan ugurladım inanılmaz bir geceydi sabah 11 gibi eşim kendine gelmişti ne oldu akşam yaa dediginde bende sarhoş oldun aşkım bende seni odaya cıkardım sabah kadar siktim dedigimde bana koluma sert bir cimdik atarak insan ne yapar eder uyandırır dedi bilseki onu kimin siktigini ….. bunu tekrar yapacagım ama nasıl ve ne zaman bilmiyorum…[görüntü ][görüntü ][/görüntü ][/görüntü ]

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Karanlık Sırlar

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Karanlık Sırlar

Adım Tan. Şu anda 30 yaşında olmama ve evli olmama rağmen halen çocukluğumda yaşadığım olayların etkisi altında kalmış biriyim.

Her şey ben 13 yaşındayken başladı. O zamana kadar gayet normal biriydim. Güzel bir çocukluk geçiriyordum. Babam yük gemisinde kaptandı, annem de ev kadını… Daha önce hemşireymiş ama ben doğduktan sonra işi gücü ben olmuşum.

Babam dünyanın her yerinden bana oyuncaklar getirirdi ve mahallemde kimsede olmayan şeylere sahiptim. Bir de aynı apartmanda oturan benden üç yaş büyük olsa da Şenol diye bir kankam vardı.

Beni mahalledeki diğer haydutlardan korur, kollardı. Karşılığında doğal olarak babamın getirdiği atariler, oyunlar, ıvır zıvır oğlanların hoşuna giden ne varsa aynı zaman da o da kullanırdı. Beraber vakit geçirirdik hep… Babamın olmadığı günlerde genelde bizde kalırdı ve onunla çok eğlenirdik. Ta ki her şeyin başladığı o güne kadar…

Yine evdeydik ve atari oynuyorduk. Şenol’un babası da marangozdu ve esrarkeşti. Herkes bilirdi bunu ama işinde ustaydı ve özünde iyi bir insan olduğundan adamı severlerdi.

Şenol babasından ot çalıp boşalttığı sigaralara koyardı, kırıntıları yakıp içerdik. Kafamız manyak gibi olurdu tertemiz ciğerlerle!! Neyse, yine hazır evde ikimiz yalnızken bir cigarayı beraber içmiş, benim odamda oyuna oturmuştuk.

İkimizin de geçemediği bir yerde takılı kalmıştık. Ben deli gibi takıldığımız bölümü geçmeye çalışıyordum, Şenol tuvalete gitmişti. Ne kadar sürdü bilmiyorum, ama bayağı bir uğraştan sonra bir anda orayı geçtim. Ondan küçük olmama rağmen ben başarmıştım level atlamayı…

Sevinçle koşarak banyoya gittim. Bu kadar zaman tuvalette olamazdı. Mutlaka aynada saçını tarayıp benim avrupadan gelmiş saç jölesiyle şekil yapıyordu kıptiyoz… Kapıyı bir anda açıp ağzım kulaklarımda,

“Kanka… Başardım. Geçtim…” diye bağırırken aynı anda şok geçirdim.

Çünkü tam o anda Şenol şortunu ayaklarına indirmiş, klozetin kapalı kapağının üstüne oturmuştu. Otuzbir çekiyordu!

İlk gördüğüm kremlere bulanmış, pırıl pırıl parlayan devasa siki oldu. Sonra bir de elindeki burnuna götürüp koklamakta olduğu annemin dantelli kırmızı tanga donu! Göz kapakları zevkten kısılmış, baygın baygın, tepki göstermeden bir eli o koca sikini kavramış, diğer eli annemin külodunu ağzına burnuna dayamış vaziyette, bana baktı sadece…

Hiç bir şey diyemedim. Bir an öylece kalakaldım donmuş vaziyette… Sonra da robot gibi, gözümü onun koca sikinden ayıramadan geri geri çekildim. Kapıyı kapatıp odama döndüm. Koltuğa çöküp anlamsız anlamsız ekranda dönüp duran oyuna bakıyordum. Gözümün önünden bir türlü o manzara gitmiyordu.

Benim penisimin neredeyse iki katı büyüklükteki, damarları kabarmış, başı mosmor kesilmiş o kocaman alet… Şehvetten, esrar dumanından kaymış gözler… Ve en önemlisi, elindeki kırmızı külot… Annemin giymeyi pek sevdiği o cıvıl cıvıl iç çamaşırlarından biri… Köpük gibi dantelleriyle, kırmızı parlaklığıyla…

Bir süre sonra yanıma geldi. Önce bir şey demedi. Yan yana, sessizce oturup kaldık. Sonra cebinden çıkardığı cigaralığı yaktı, bir nefes çekip bana da verdi. Hiç konuşmuyorduk. Başım dönmeye başlamıştı. Sonunda benden özür diledi.

Gerçi özrü kabahatinden beterdi ya…. Bana o andan sonra anlattıkları ve yaptıkları hayatımda derin izler açacaktı. Benim bugünkü cinselliğimi şekillendirecekti o dönemde yaşadıklarım…

“Nasıl yaparsın Şenol?” diyebildim. “Tamam, ben de otuzbir çekiyorum ama… O elindeki şey… Annemin külodu…”

“Evet kanka… Annenin külodu… Annenin kırmızı, dantel, seksi, kırmızı külodu…”

“Nasıl yaparsın ya? Annem o benim… Arkadaşız biz… Sen… Sen annem için neler düşünüyorsun böyle kanka?”

“Ah be kankam… Sen anne olarak bakıyorsun ona… Tamam… Okey… Ama bir de bizim gözümüzle baksana o kadına… Kendini bir de bizim yerimize koy be oğlum… Çok seksi kadın senin annen kanka… Ölümüne seksi…”

“Biz derken? Nasıl yani? Siz kimsiniz oğlum?”

“Ah be arkadaşım… Sadece ben değilim ki… Mahalledeki bütün gençlerin gözü senin annenin üstünde… Gençleri bırak, yaşlılar bile annene sik kaldırıyorlar. Hepsi de anneni sikmek için deli oluyorlar. Sitenin bahçesindeki çardakta toplanıp sizin evi gözetliyorlar. Şu pencerenin camından baksana bi… Zemin kattasınız, çardak karşıda hemen… Annenin de perde çekme huyu yok hiç… Sere serpe annen kanka…”

“Yani… Anneme baka baka…”

“Evet… Annene baka baka otuzbir çekiyorlar. Temizlik yapıyor, eğile kalka her yerini gösteriyor. Balkonda şezlonga oturuyor, bacaklar ayrık, külodu görünüyor çoğu kez…”

“Hadi yaa…”

“Evet… Teşhirci senin annen yavrum… Göstermekten zevk alıyor. Çamaşır asıyor, üstünde minicik elbiseler… Bizim anneler donlarını nasıl saklayacaklarını bilemez kanka… Senin annen tanga külotlarını tek sıra ipe diziyor. Balkona astığı çamaşırları yürütüyorlar bazen çocuklar… Benim az önce banyoda yaptığımı yapıyorlar.”

“Ne zevk alıyorsunuz ki kumaş parçasından?”

“Ah, sen bilmiyorsun bu işleri kanka… O sadece bir kumaş parçası değil ki… O… Offf kanka off…”

“O ne? Söylesene… Ne yarrağın kaldı görmediğim, ne elinde anamın kırmızı donu… Çekinmeden söyle işte…”

Merakla dinliyordum anlattıklarını… Cigaralıktan yayılan dumanların içinde kalmıştık ikimiz de… Kafamız bi dünya…

“O külot annenin altına giydiği külot oğlum… Şeyine… Amcığına değen külot o… O taş gibi kalçalarından çıkan külot… Hele ben daha şanslıyım onlardan… Sizin banyodaki kirli sepetinden aldım o kırmızı külodu… Yıkanmamış daha… Annenin kokusu vardı üstünde… Islaktı. Sabah çıkarmış, yeni… Amının kokusu sinmiş üstüne…”

“Külot? Kokan külottan mı tahrik oldun?

“Oh, hem de nasıl? Nasıl da am kokuyor biliyor musun? Nasıl da sik kaldırıyor o koku biliyor musun? Yapmayacaktım, sana ayıp olur diyordum ama…”

“Ama?”

“Dayanamadım be kanka… O kokuyu alınca sikim kalktı işte… Sepetten alıp yarrağıma sürmeye başlayıverdim deli gibi, burnuma çektim kokusunu… Annenin am kokusu delirtti beni… İki posta attım annenin yüzünden kanka… Git bak banyonuza, yerler, banyo paspasları döllerimle doldu.”

O anlattıkça ben dumur oluyordum. Şaşkın bir vaziyette, ilgiyle dinliyordum sadece… Annemin amından bahsediyordu en yakın arkadaşım… Anneme duyduğu ilgiyi anlatıyordu, onu sikmek için deli olduğunu…Ve ben bir şey demedikçe o daha da devam ediyordu.

Neyse o gün bitti bir şekilde… İçini döktü döktü, çıktı gitti Şenol… Evde allak bullak olmuş vaziyette, yalnız bıraktı beni… Kafamda hala duyduklarım ve gördüğüm o manzara vardı. Sonraki günlerde yine geldi, ama bana farklı yanaşmaya başladı.

Ondan başka samimi olduğum biri yoktu ki… Arkadaştık sonuçta… Normal olarak kafasını gözünü patlatmam, en azından ilişkiyi kesmem lazımdı ama nedense yapamıyordum.

Annem gerçekten bakımlı, hoş ve güzel bir kadındı, bunu biliyordum. Fakat Şenol benim gözlerimin görmediği şeyleri bana göstermeye başlamıştı!

Annem geçerken mahalledekilerin onun arkasından bakışlarını bana gösteriyordu. Sonra aslında çok açık, bir hayli dekolte giyindiğini ve insanların ona nasıl sikici gözlerle baktığını fark etmemi sağladı. O mini etekli bacaklarına giydiği ince siyah çoraplarının nasıl seksi olduğunu, topuklu ayakkabılarıyla kırıta kırıta yürürken kalçalarını nasıl değirmen gibi çalkaladığını anlattı.

“Düşünsene o kalçalarını çalkalarken içinde sikimin olduğunu…” diyordu. “Ya, kusura bakma ama… Annen seks için yanıyor be kanka… Baban ihmal ediyor anneni bence…”

“Bilmem… Gemici işte… Bir gidince bir ay, iki ay gelmiyor eve…”

“Ondan yanıyor işte… Yanmasa böyle giyinmez, böyle çalkalamaz kalçalarını… Ne zevk verir o göt be… Şu mahallede herkes annene hasta be oğlum…”

Bizde olduğu zamanlar benden hiç çekinmez olmuş, rahatça çamaşırlarını karıştırmaya başlamıştı. Bir keresinde beni evine çağırıp kendi annesinin çamaşırlarını, kıyafetlerini bana gösterdi,

“Şunlara bak… Annemin donları bunlar… Çuvaldan dikilmiş sanki… Ama bir de annenin çamaşırlarına bak… İkisinin arasındaki farkı görüyor musun?”

Onunkiler genelde beyaz kocaman donlardı , annemse genelde içi görünen tül ya da dantelli seksi çamaşırlar kullanıyordu! Minicik sütyenler falan… Belki elli tane topuklu ayakkabısı vardı ve Şenol annemin ayaklarına hastaydı.

Annemin ayakları hep bakımlı ve hep ojeliydi! Ayakları çıplakken, ince siyah çoraplarının içindeyken kıpkırmızı parlardı ayak tırnakları… Topukları yumuşacık, ayak parmakları incecik, minicik görünürdü çorabın altında…

Evde yalnız kaldığımız her fırsatta bana kaldırdığı koca sikini gösterip o siki nasıl anneme geçirmek istediğinden bahsederdi ve 31 çekerek boşalırdı! Siki çok büyüktü gerçekten öğündüğü kadar vardı.

Ve o ihtişamlı sikini bana açık açık göstermekten hiç çekinmiyordu artık! O böyle yaptıkça bende garip duygular oluşuyordu!

Bir gün annem evde yemek yapıyordu. Biz ikimiz de salonda televizyon izliyorduk. Bizim amerikan mutfak salonla iç içeydi. Televizyonun karşısında iki tane üçlü koltuk, bir de çiftli koltuk vardı, ortada masa…

Şenol üçlüye uzanmış koltuğun sırt kısmı mutfağa doğru bakıyordu. Ben de tam yanındaki ikilide oturuyordum. Annem o gün beyaz bir kısa tayt, üstünde beyaz bir atlet giymişti.

İnce kumaşlı bol atletin içinde sütyen yoktu sanırım. Meme uçları belli oluyordu. Ve yandan bakıldığında dolgun memelerinin neredeyse yarısı görünüyordu. Daracık taytı geren diri kalçasının tüm hatları belliydi ve sanki içinde bir şey yok gibiydi! Yürüyüp kıpırdandıkça kalçalarının, bacak kaslarının gerildiğini, hareket ettiğini görebiliyorduk. Bana dönüp fısıldayarak,

“Kanka, baksana şu göte… Bu yarak nasıl kalkmasın amına koyayım…” dedi ve şortunun önünü hafif indirip taş gibi kalkmış sikini çıkardı! Benim önümde, anneme baka baka sikini sıvazlamaya, masturbasyon yapmaya başladı!

Kalbim duracak sandım o anda, nefesim kesildi. Annem arkasını dönüverse görebilirdi, koltuğun yanına gelse onu otuzbir çekerken yakalayabilirdi. Ama pislik Şenol ikimize de aldırmadan asılıyordu! Bana dönüp,

“Ohhh… Annenin götü bir harika… Şimdi şuracıkta anneni anneni sikmek istiyorum kanka… Götünden kan gelene kadar sikmek istiyorum…” diyerek fışkırmaya başladı…!!

Boşalırken sikini telaşla, zorlukla şortunun içine soktu, iki eliyle tutarak canavarını zaptetmeye çalışırken kendinden geçti adeta… Kasılmaları bitince mayışmış gözlerle annemden bana çevirdi bakışlarını… Şortunun önünü gösterdi.

Islanmıştı şortun kumaşı, ıslaklığın ortasında beyaz meniler görünüyordu. İnce kumaştan dışarıya sızmıştı spermleri… O kadar boşalmıştı hayvan… Sırıtarak kalktı koltuktan, hoşçakal diyerek elini salladı, anneme çaktırmadan çıktı gitti kapıdan… Önü ıslak şortuyla eve gidip çamaşır değiştirecekti mutlaka…

Gördüklerime kızmam gerekirdi evet, ama tam tersine… Gözümün önünde yaşanan olayda benim de sikim kalkmıştı! Bir türlü anlam veremiyordum. Beni tahrik eden neydi?

Şenol’un muhteşem yarrağını benden çekinmeden, benim yanımda sıvazlaması mı kaldırıyordu sikimi? Yoksa annemin seksi görüntüsü, herkesin onu sikmek istemesi mi?

İşte asıl her şey bundan sonra hız kazanmaya başladı. Ben o andan sonra 31 çekerken Şenol ve annemi sevişirken hayal ediyordum. Şenol ise her fırsatta bunun gibi şeyleri rahatça tekrarlıyordu!

Annem banyoya girer girmez hemen fırlayıp kapının önünde yerini alıyordu. İçeride tuvalette olan, ya da duş yapan annemi dikizliyordu. Eli sikinde diz çöküyor, anahtar deliğinden anneme baka baka sıvazlıyor ve oracıkta patlıyordu. Bense dudaklarım kuruyarak, heyecan içinde annemi röntgenleyen Şenol’u izlerken önüm ıslanıyordu!

Yine bir gün kafamı güzel yapmıştı, evde ikimiz yalnız, başbaşaydık. Benim yatakta uzanmıştık. Piç yine elini şortunun içine sokmuş, annemle ilgili fantazilerine başlamıştı.

“Şimdi şurda annen olacaktı… Bak ben anneni böyle yatırırdım… O güzel götünü okşardım kanka… Kıvranırdı altımda annen… Offff… Hadi fırla, bana annenin külotlarından getir kardeşim…”

Kalktım yataktan, kalbim çarpa çarpa heyecan içinde banyoya gittim. Bir robot gibi azgın köpeğin isteğini yerine getirdim. Banyodaki kirli sepetinden annemin sabah bıraktığı kirli beyaz külodunu aldım. Burnuma götürdüm. Değişik bir kokusu vardı. Ön tarafında, annemin amına denk gelen kısmında sarımtrak bir leke, o lekeden yayılan tarifsiz bir am kokusu…

Götürüp Şenol’a kendi ellerimle verdim annemin külodunu… Tam da istediği, arzuladığı gibi bir külottu. Üzerindeki ıslaklıkla, kokusuyla… Titreyen ellerimden aldı beyaz dantelli şeyi, o da burnuna götürüp derin bir nefesle kokladı.

“Ohhh… Nefis kokuyor… Annenin amı çok güzel kokuyor kanka… Sikim çatlayacak sanki, inan bana…”

Böyle bir eliyle annemin külodu burnunda, edepsizce annem hakkında hissettiği ve ona yapmak istediği ayıp şeyleri anlatıp dururken, bir anda diğer eliyle benim elimi tutup sikine götürdü ve tutturdu! Aman tanrım, o nasıl bir histi anlatamam…

Benimkini tuttuğumda tam dört parmağımla aynı büyüklükteyken onunkini kavramak acaip bir şeydi. Ateş gibi yanıyordu sikinin teni… Sıcak, sert, damarları kabarmış… Büyülenmiş gibiydim. Bir türlü elimi çekemiyordum.

“Şenol…? Ne yapıyorsun?” diyebildim kekeleyerek… İnleyerek elimin üstündeki parmaklarını kastı, elimi elinin içinde sıkıştırdı,

“Ohhh… Kanka, lütfen beni boşalt…” dedi. “Annen okşuyor şu anda sikimi… Hadi… Okşa sikimi orospu… Zevk ver bana… Götünü siktiğimin orospusu… Okşa hadi…”

Ben dediğini yapıp sikini sıvazlamaya devam ederken o da gözleri yarı kapanmış, fantazisine devam etti. Bir süre sonra yine deli gibi boşalmaya başladı! Karın kasları, bacakları kasılıyor, sikinin ucundan dölleri havaya fışkırıyordu. Yatağın üzerine sperm damlaları yağıyordu.

Bu benim biriyle ilk cinsel deneyimim olmuştu ve bir kızla, bir kadınla yaşanan bir sevişme, seks değildi. En yakın arkadaşımı ellerimle boşaltmıştım!!!

Tabi bu tek seferlik bir şey olmadı. Üstümde büyük bir baskı vardı. Engel olamıyordum yaptıklarına… Hatta ne yalan söyleyeyim, hoşuma da gitmeye başlamıştı! Engel olmak ne kelime? Onun gelmesini iple çeker olmuştum.

O günden sonra arkası geldi. Arkadaşıma defalarca, aynı şekilde 31 çektirmeye başladım. Hatta işi daha da ilerlettik zamanla… Şenol’un sikini okşayarak tatmin olmasını, boşalmasını sağlarken annemin çamaşırlarını, çoraplarını elime alıyor, taş gibi olmuş sikini o kaygan kumaşlarla sıvazlayarak yapıyordum görevimi…

Artık onun tatmin olmak için bir şeyler anlatmasına da gerek kalmadı. Onun yerine ben fantaziler kurmaya, arkadaşıma anlatmaya başladım. Hiç utanma sıkılma diye bir şey kalmamıştı aramızda…

“Annemi sikiyorsun kanka… Yemek yaparken mutfakta kıstırdın annemi… Masaya dayadın, acımadan sikiyorsun. Mini eteğini kaldırıp külodunu indirdin. Yarrağını geçirdin anneme… Orospu da zevk almaya başladı. Sikin zevk veriyor anneme… Nasıl inliyor sen sikerken…” Daha neler neler… Gözleri yarı açık kaykılıyordu zevkten,

“Sen ne yapıyorsun? Ben anneni sikerken sen nerdesin pezevenk?”

“Sizi izliyorum kanka… Annemin amına giriyor yarrağın… Çok güzel sikiyorsun annemi… Yara yara sokuyorsun amcığına… Annem zevkten bağırıyor şimdi… Ben otuzbir çekiyorum size baka baka… Annemin elini tutuyorum, destek oluyorum sen sikerken…”

Sonra bir gün yine kafamı güzel yaptı getirdiği malzemeyle… Ben şifonyerde annemin külotlarını ararken o da daldı çekmecelere… Külot, sütyen çıkardı en seksilerinden, dantelli, şeffaf… Jartiyer çorabının paketini çıkardı en incesinden, parlak, siyah…

Yatağın kenarında oturmuş, şortumun üstünden sertleşmiş sikimi okşuyor, çıkardığı şeylere bakıyordum. O da çıkarıp çıkarıp bana atıyordu annemin çamaşırlarını… Bana döndü sonra,

“Giysene bunları kanka…” dedi. Üstündeki şort tişörtü sıyırmıştı, çırılçıplaktı, sertleşmiş yarrağını elleriyle okşuyordu kısılmış gözleriyle… Şaşırdım,

“Ne? Nasıl yani?” diye kekeledim.

Elimdeki cigarayı alıp bir nefes çekti derinden… Sonra yaklaşıp çenemi tuttu, ağzımı açtırıp dumanını koyuverdi yüzüme… Zaten kafam iyiydi benim de… Eliyle sertçe çenemi tutuyordu hala… Burun burunaydık, neredeyse öpüşecek kadar yakındı yüzümüz birbirine… Tısladı,

“Giy diyorum işte… Annenin çamaşırlarını giy. Çoraplarını da…”

“Nasıl olur kanka?” dedim yine… “İbne miyim ben?”

Ama içimde bir kıpırtı başlamıştı. Ne istiyordu bu çocuk benden… Ne yapmayı planlıyordu ki bana…

“İbne değilsin ama, giymeni istiyorum işte… Annenin çamaşırlarını giy. Seni annen gibi düşlemek istiyorum. Hiç kıl, tüy yok şu vücuduna bir baksana… Nerdeyse kadın gibisin kanka… Hem… Annene benziyor yüzün… Hadi giy şunları da delirtme beni…Zorla, tokatlaya tokatlaya giydirmeyeyim sana…”

Kalkıp ben de soyundum. Titreyen ellerimle annemin dantel külodunu geçirdim ayağıma… Heyecandan sikim sertleşmiyordu bile… Tanga külodun içinde genç bir kızın istekle kabarmış, klitorisi sertleşmiş amı vardı sanki… Sütyeni de geçirdim acemi hareketlerle…

Aynada kendimi izliyordum gözlerimi kısarak… Beni izleyen biri daha vardı. Şenol… Yatağa uzanmış, sikini sıvazlayarak bana bakıyordu. Gözleri parlıyordu bakarken… Utandım biraz…

“Bakma öyle Şenol…” diye kekeledim. Sert olmaya çalışan, fakat heyecandan karılan sesiyle hırladı,

“Çorapları da giy…” diye tersledi beni… Siyah, ince ve parlak jartiyer çoraplarını da telaşla paketi yırtarak çıkardım, geçirdim bacaklarıma birer birer… Annemin benim önümde çoraplarını giyerken yaptığı gibi yapmaya, çekiştirerek düzgün bir şekilde giymeye çalışarak…

En son ayağa kalkıp jartiyer çorabının dantellerini çekiştirerek yataktaki koca yaraklı erkeğe döndüm. Bir ıslık çaldı.

“Üfff… Harika oldun lan… Gözlerimi kısarak bakıyorum, sanki annen var karşımda… Onun gibi seksi oldun. Annenin gençliği sanki… Gel şimdi buraya… Yanıma gel…”

Onun yanına gitmeden önce gardrop aynasına baktım. Gerçekten annemin sütyeni ve tanga küloduyla, bacaklarımdaki jartiyer çoraplarıyla çok çekici, seksi bir genç kız vardı aynada…

Döndüm, yatağın üzerine çıktım sonra… Gözlerimi Şenol’a diktim, dizlerimin üzerinde emekleyerek yatağın ortasına gittim. Şenol’un yanına uzandım. Sırt üstü uzanıp bekledim.

Jartiyer çorabımın dantel silikonlu koncunu çekiştirip düzelttim bu arada, biraz aşağıya kaymıştı… Kocasıyla seks yapmak için yatağa giren titiz ve seksi bir ev kadını gibiydim.

Elini uzatıp okşamaya başladı bedenimi… Kaygan çorapların üzerinden bacaklarımı okşadı. Çorapların dantellerinde, çıplak bedenimde dolaştı elleri… Sonra da yan çevirip külodumun üstünden kalçalarımı okşadı uzun uzun… Ürperdim.

Sütyenin arkasını tutup çekti, bıraktı sonra… Kopçası sırtıma çarpınca canım yanmıştı,

“Ahhh…” diye inledim. “Yapmaa… Canımı yaktın.” Cilveli ve istekli bir kadındım o anda… Rolümü iyi oynuyordum.

Dizlerinin üstüne kalkıp sikini çoraplarıma sürdü, sikiyle okşadı bacaklarımı… İki ayağımı tutup çoraplı ayaklarımın arasında sikini sıvazladı bir müddet…

“Ohhh… Harikaa… Ayakların da annen gibi, yumuşacık, küçücük lan…” diyordu sürekli… “Annen olsa o da bu kadar zevk verirdi anam avradım olsun…”

Biraz sikiyle dolandı bacaklarımda… Arkama geçti, külodun üstünden kalçalarımın arasına soktu. Sonra tekrar ayaklarımı alıp otuzbirine devam etti.

“Oh çok güzel… Oh kaygan kaygan… Delirtiyor ayakların… Çok güzel…” diye diye inleyerek boşaldı sonunda… Siyah çorabın üstüne bembeyaz döllerini akıttırdı. İnce çoraba rağmen spermlerin yakıcı sıcaklığını duyumsadım, benim de içim bir hoş oldu.

O günden sonra hep aynı şeyi yaptık. Ben annemin çamaşırlarını giydim her defasında değiştirerek, renk renk… Annemin kırmızıları, siyahları, morları… Hepsinin tadına baktı. Külotlu çoraplarını giydirdi. Bir kadınmışım gibi sevişti benimle…

Sonra da hep beni yüzükoyun yatırdı, üzerime uzanıp sikini bacak arama sokarak ya da yan çevirdi, kıçımın arasına yerleştirip git gel yaparak boşaldı. Her sevişmesinde spermlere bulanmış çorapları yıkamak ya da atmak zorunda kaldım.

Çok içime girmek istese de hiç müsaade etmedim. Aslında arkamda inleyerek yarrağını bacak aralarıma sürtünürken ara sıra tanga külodun ağını aşıyor, minik deliğimi okşuyordu koca sikinin başı…

Neredeyse içime girmesi için deli olduğum anlar oluyordu. Islak ıslak deliğimi demir gibi sikiyle zorladığı, büzüğümün istekle açılıp kapandığı anlar… Yine de çok istediğim o anlarda bile girmesine izin vermedim.

Ama annemin kıyafetlerini giyip o koca sikin sertliğini bedenimde hissetmek bana da çok keyif veriyordu! Sadece çamaşırlarını değil, mini eteklerini, askılı bluzlarını giymeye, salondaki koltuklarda onun kucağına oturup boynuna sarılmaya bile başlamıştım.

Saçlarımı uzattım o dönem, hiç kesmedim. Annemin kırmızı rujlarından sürüyordum dudaklarıma… Eve gelen erkeğimi karşılarcasına, ona cilve yaparcasına hareketlerle azdırıyor, boynuna sarılıp onun çoraplı bacaklarımı okşamasına, tükürükleyip ıslattığı parmaklarıyla götümü parmaklamasına izin veriyordum.

Ve utanıyorum ama… Sikini ağzıma aldım sonunda… Evet, bunu da yaptı bana… Çok azdığı bir gün zorla ağzıma soktu yarrağını… Zorla emdirdi. Boğazıma kadar soktu, gözlerimden yaş gelene kadar bademciklerime dayadı, saçlarımı çekiştire çekiştire boşalıp döllerini yutturdu bana…

“Özür dilerim kanka…” dedi giyinirken… “O kırmızı rujlu dudaklarını görünce dayanamadım. Annenin ağzı geldi aklıma, etli dudakları… Kendimi tutamadım.”

Eh, bir başlayınca arkası geldi tabi… Onun sayesinde oral seksin inceliklerini, erkeğe verdiği zevki öğrendim. Nasıl yalanacağını, nerelerini yalayacağımı…

Yaklaşık iki yıl böyle devam etti ilişkimiz… Ta ki o üniversite için gitmeye karar verene kadar… Şenol’un eğitimi için ailecek taşındılar. O yaşadığımız muhteşem anlar, zevkler birer anı olarak kaldı.

Bir daha hiç kimse ile böyle birebir muhabbetlere girmedim. Hep kadınlar oldu hayatımda… Ama güzel erkek sikleri, hele annem olsun, karım olsun, baldızlarım olsun, yanımdaki kadınlara bakarak kalkan sikler hala hoşuma gidiyor.

Evde yalnız kaldığımda karımın seksi kıyafetlerini giyip kamerada yüzümü göstermeden, Şenol gibi kocaman yaraklı erkekleri baştan çıkarıp boşaltıyorum. Tabi karım sık sık annesine yatılı gönderdiğim için o kadar mutlu ki, beni o kadar seviyor ki bu yüzden…

Mini etekler giydiriyorum ona, file çoraplar, seksi elbiseler alıyorum. Onu kıskanmadığım için de hoşuna gidiyor. Bilmiyor ki o aldığım seksi giysileri ben de kullanıyorum… Sadece karım için değil, kendim giymek için de alıyorum aslında o jartiyerleri, çorapları, mini etekleri, tanga, string külotları…

İşe giderken sert görüntümün ve pantolonlarımın altında külotlu çoraplar oluyor. İçime külot giymeden incecik çorabın bacaklarımı okşaması, sikimde kaygan çorabın teması hoşuma gidiyor.

Bazen çok azdığım anlarda karımla yatakta cinsel oyunlarımızda kullandığımız, ona zevk vermek için aldığımız vibratörü yalnızken kendi üzerimde kullanıyorum.

Dudaklarımı ısırarak, sikimi okşayarak zevklere dalarken, zevkle açılmış götümün deliğinde titreşip duran vibratörden aldığım muhteşem zevkle kendimden geçerken eskiler geliyor aklıma…

“Keşke Şenol’a siktirseydim kendimi…” diyorum. “O güzel yarağının tadına baksaydım.” Pişman oluyorum bunu yapmadığım için…

Kalçalarıma geçirdiğim karımın dantel tanga külodunu kenara sıyırıp beni acımasızca, hoyratça siktiğini hayal ederken boşalıyorum. Tabi, karımla ikimizi aynı anda domaltıp bağırta bağırta sikmesi de baş fantazilerim arasında…

İşte bu benim gerçek hikayem… Çevreme anlatamıyorum. Beni anlayabilecek kimse yok etrafımda…

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Schwules Internat 12-17

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Schwules Internat 12-17„Viel kann ich nicht dazu sagen, dafür ging alles viel zu schnell. Ich hatte beim Betreten des Zimmers meinen Arm um Lukas gelegt, damit er sich ein wenig sicherer fühlte. Als wir durch die Tür kamen ging es rasend schnell. Seine Mutter…“„Ich will niemals mehr das Wort Mutter im Zusammenhang mit dieser Frau hören“ rief Lukas dazwischen.Ich fuhr fort „die Frau war aufgesprungen und kam mit einem spitzen Gegenstand auf uns beide zugestürzt. Ich erinnere mich nur noch, dass ich Lukas reflexartig zur Seite gerissen hab. Dann spürte ich nur noch einen rasenden Schmerz in meiner Hand und war dann anschließend weggetreten.“„Das reicht uns“ meinte der Beamte „wir werden das so zu Protokoll nehmen. Sind Sie so freundlich und kommen in den nächsten Tagen bei uns vorbei um das Protokoll zu unterschreiben.“Damit verschwanden die Beamten und ich war mit Lukas und dem Arzt alleine im Zimmer.„Muss ich hier im Krankenhaus bleiben?“ wollte Lukas wissen.„Sie können sich nicht alleine versorgen, also sollten sie ein paar Tage bei uns bleiben“ sagte der Mediziner.Lukas machte ein bedröppeltes Gesicht und sah mich flehend an.„Wenn er einige Zeit bei mir wohnt, ich bin ausgebildeter Sanitäter, kann Lukas dann raus?“„Solange der Junge versorgt ist und nicht alleine, ist das kein Problem. Wo wohnen Sie?“„Ich wohne und arbeite in einem speziellen Internat hier in der Nähe. Dort hat Lukas im letzten Jahr sein Abitur gemacht und hat alle Hilfe die er braucht.“„Ist das das Internat für schwule Jungen?“„Ja.“„Da hab ich von gehört, prima Einrichtung.“„Wenn mal alle so denken würden, dann brauchten wir kein spezielles Internat, dann könnten die Jungen in >normaler< Umgebung aufwachsen.“„Auch wieder wahr.“Wir bekamen die Entlassungspapiere und Manfred, der inzwischen ankara escort gekommen war, holte uns am Eingang des Krankenhauses ab.„Euch kann man aber auch keine fünf Minuten aus den Augen lassen“ grinste er um gleich ernster fortzufahren „das hätte schlimm ausgehen können. Als die Polizei bei uns anrief, war sofort helle Aufregung. Alle hatten Sorgen um Euch.“„Ist Gott sei Dank noch einmal gutgegangen, auch wenn wir beide etwas durchlöchert sind. Es hätte schlimmer kommen können“ gab ich als Antwort.Im Internat angekommen mussten wir tausend Fragen beantworten, bis ich sagte „Leute Lukas braucht dringend Ruhe, damit er sich von seiner Verletzung erholen kann und auch meine Hand braucht Ruhe.“In meiner Wohnung angekommen wurden wir schon von Jörg erwartet.Jörg kümmerte sich rührend um Lukas und brachte ihn ins Gästezimmer, packte Lukas ins Bett.Der war schnell eingeschlafen.Wir saßen noch zusammen und sprachen über den aufregenden Tag. Jörg war entsetzt über den Angriff „das konnte niemand vorausahnen. Die The****utin war auch zu blöd, eine potentielle Waffe auf ihrem Schreibtisch liegen zu lassen“ sagte er.„Morgen muss ich zur Polizei, das Protokoll unterschreiben. Da werde ich Anzeige gegen die The****utin erstatten. Denn durch ihre Schusseligkeit hat sie den Mordversuch erst ermöglicht“ erklärte ich Jörg.Als ich mir eine Pfeife zurechtmachen wollte, stellte ich fest, dass das mit einer Hand nicht so gut ging.Jörg sah das lachte auf und sagte „ich bin zwar kein Raucher, aber ich werde versuchen Dir Deine Pfeife zu stopfen.“Tatsächlich schaffte er es unter meiner Anleitung.Nach den ersten Zügen entspannte ich mich und wurde müde.Recht zeitig gingen wir schlafen. Es war beruhigend, dass Jörg mit in meinem großen Bett schlief.Schnell war ich weggetreten. Leider holten mich die Ereignisse des Tages im Traum wieder ein, sodass Jörg mich ein paarmal wecken und beruhigen musste.Mitten in der Nacht wurde ich wach, weil ich meinte einen Schrei gehört zu haben. Als ich die Augen aufmachte hörte ich, dass die Schreie nicht geträumt waren, sondern aus dem Gästezimmer kamen.Jörg lief schnellen Schrittes hinüber und ich folgte ihm etwas langsamer. Im Gästezimmer saß Lukas mit geschlossenen Augen und wild mit den Armen schlagend im Bett und schrie.Jörg und ich nahmen den Jungen in den Arm. Dadurch wurde Lukas endgültig wach. Blickte verwirrt um sich.„Ich hab das Ganze im Traum noch einmal erlebt“ stammelte er „es war fürchterlich.“Er fasste sich an die verletzte Brust „tut weh“ stöhnte Lukas.Wir gaben ihm eines der Schmerzmittel, die uns das Krankenhaus mitgegeben hatte und nahmen Lukas mit in unser Bett. Schnell war Lukas wieder eingeschlafen. Er lag zwischen Jörg und mir.„Schlaf Du auch“ gebot er mir „ich kümmere mich um den Jungen.“Dankbar legte ich mich um. Ich sah noch wie Jörg Lukas leicht über den Kopf fuhr und beruhigende Worte sagte. Beruhigt schloss ich die Augen und war bald eingeschlafen.Am nächsten Morgen wurde ich wach, weil mir die Sonne ins Gesicht schien. Ich schaute mich nach Jörg und Lukas um. Lukas schlief noch tief und fest aber Jörg war nicht mehr im Bett. Den hörte ich in der Küche leise telefonieren.Ich stand auf und ging zu ihm.„Ich habe uns gerade Frühstück bestellt. Der Koch bringt es gleich persönlich vorbei“ erklärte Jörg „wie fühlst Du Dich heute Morgen?“ wollte er noch wissen.„Noch ein wenig wie gerädert aber eigentlich doch ganz gut. Vor allem weil ein guter Geist dafür sorgt, dass wir nicht verhungern“ lachte ich Jörg an.Kurz darauf klopfte es an der Tür. Jörg machte auf und kam mit dem Koch und einem Küchenhelfer rein.Meine Güte hatten die Aufgefahren.Inzwischen war auch Lukas wachgeworden und kam im dünnen Schlafdress zu uns. Er war zerzaust und verschwitzt aber fühlte sich trotz der Albträume nicht schlecht.Zu dritt machten wir uns über das reichliche Essen her. Trotzdem war zum Schluss noch fast die Hälfte übrig.„So jetzt müssen wir uns für den Tag zurechtmachen. Vor allem müssen wir Dich, Lukas waschen, denn duschen kannst Du mit dem Verband nicht. Oder willst Du es alleine Versuchen?“ sagte ich.„Nee, da müsst Ihr mir schon helfen. Wenn ich mich zu viel bewege tut die Wunde noch weh.“Wir gingen zu dritt ins Bad und Lukas strampelte seine Hose von den Beinen und Jörg zog ihm das Schlafshirt aus.Ich sah mir Lukas an. Die Wunde hatte nicht nachgeblutet, das war schon mal gut. „Stell Dich mal in die Wanne, den Rest machen wir“ forderte ich Lukas auf.Jörg fing an Lukas’ Rückseite an und arbeitete sich langsam und vorsichtig von oben nach unten vor. Ich machte zuerst rund um den Wundverband sauber und wusch dann die Brust herunter vorsichtig weiter.Lukas fing an zu stöhnen „macht beide bitte weiter, gleich komme ich.“Stimmte wirklich. Lukas hatte sein Rohr voll ausgefahren und seine Eichel sah aus als wollte sie platzen. Als Jörg dann anfing seine Arschritze zu säubern war es um Lukas geschehen. Mit einem lauten „aaaaaaahhhhhhhh“ schoss er seine Sahne gegen mich und besaute mich am ganzen Oberkörper, gut dass ich nur ein T-Shirt anhatte.Nach dem Orgasmus musste ich Lukas festhalten, sonst wäre er aus der Wanne gefallen.„Ihr habt mich mit Euern zarten Händen fertiggemacht. So einen Abgang hatte ich schon lange nicht mehr“ verkündete Lukas.Seine leicht erschlaffte Rute zuckte immer noch im Nachorgasmus und lange Spermafäden seilten sich in die Wanne ab.Kommentare und Anregungen werden gerne entgegengenommen.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

“Après-Ski” FKK Urlaub mit Nadja (1-5)

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

“Après-Ski” FKK Urlaub mit Nadja (1-5)Teil 5Mona lag vor mir mit gespreizten Schenkeln. Ihre geile junge Fotze glänzte, man sah das sie richtig nass war. Renate sagte „Komm Jonas leck ihr endlich ihre kleine geile Jungfrauenfotze“ und ich tauchte ab und leckte Mona durch ihre Spalte. Mona stöhnte auf als meine Zunge durch ihren Spalt glitt. Ihre nasse Fotze schmeckt so wahnsinnig geil. Ich steckte ihr meine Zunge in ihre Grotte und Mona quiekte. Renate sagte „Ja steck der kleinen Jungfrau deine Zunge in die nasse Grotte, entjungfere sie mit deiner Zunge“. Renate legte ihre Hand auf meinen Kopf und drückte ihn fester gegen Monas Fotze und mein Gesicht war komplett in ihr versunken, ich konnte kaum atmen. Mona wand sich hin und her vor Geilheit. Ich zog meine Zunge aus ihrer Fotze und fing an ihren Kitzler zu lecken. Wieder stöhnte Mona auf und zuckte nach oben, dann sagte sie „Oh Gott fühlt sich das geil an“. Renate ergänzte „Ja du kleiner Wichser, du machst die Jungfotze richtig geil. Leck ihr schön die Fotze aus“.Ich leckte Mona wie wild, weil ich extrem geil war von der Situation. Ich leckte die Tochter und ihre Mutter feuerte mich dabei an. Renate kniete sich dann hinter mich und fing an mir die Rosette zu lecken und den Schwanz zu wichsen, der mittlerweile wieder gewachsen war. Jetzt stöhnte ich auf und presste meine Zunge noch intensiver gegen Monas Kitzler. Renate nahm von hinten meinen Schwanz in den Mund und er schwoll wieder zur alter Größe an. Mona stöhnte ununterbrochen. Plötzlich sagte Mona „Oh Gott es kribbelt überall ich komme gleich“. Ich intensivierte mein Tun und Renate rief „Ja bring die kleine Jungfotze zum Schreien, du kleiner Wichser“. Ich leckte noch ein paar Mal über Monas Kitzler und sie fing an wild zu zucken und zu wimmern. „Ja las es raus Mona, schrei dir die Geilheit raus“ rief Renate und Mona explodierte förmlich und bekam unter einem heftigen Schrei einen Orgasmus. Sie wand sich dabei wild hin und her und ihr Unterleib zuckte wie verrückt.Mona zuckte ein paar Minuten lang und ich richtete mich auf, legte mich über sie und saugte ihr die Titten. Mona quiekte wieder und wand sich weiter hin und her. Sie war total in ihrem Orgasmus. Renate sagte zu mir „Komm du kleiner geiler Wichser, lass Mona sich kurz erholen und fick mir so lange die geile MILF Fotz“. Ich stand von Mona auf und dreht mich zu Renate um. Sie lag breitbeinig auf dem Bett auf der anderen Seite und erwartete mich. Ich legte mich zwischen Renates Schenkel und platzierte meinen Schwanz vor ihre Fickgrotte und stieß mit einem festen Ruck meinen Schwanz tief in ihre Grotte. Renate stöhnte und sagte „Ja fick die geile MILF richtig durch“. Ich fing an mein Becken zu bewegen und stieß der MILF meinen harten Riemen tief in die Fickgrotte. Ich richtete meinen Oberkörper auf, packte die Knöchel von Renate und spreizte weit ihr Bein stieß weiter tief zu. Renate sagte „Oh Gott ist das geil, fick mich hart. Komm Mona, komm zu uns rüber und schau dir an wie der kleine Wichser deiner Mutter die MILF Fotze nagelt.Mona hatte sich wieder gefangen und rutschte zu uns rüber, kniete sich neben mich und fing an mir die Schulter zu küssen und schaute wie mein harter Prügel tief in der Fotze ihrer Mutter verschwand. Sie sagte „Es sieht so geil aus wie du die Fotze meiner Mutter fickst. Fickst du mich auch so?“. Ich schaute zu ihr und sagte „Ja, du bist als nächste dran“. Ich ließ mein Kopf etwas zur Seite fallen und erwischte die Titte von Mona und saugte an ihrem Nippel wehrend ich die nasse MILF Fotze stieß. Beide stöhnten jetzt auf. Ich sagte zu Mona „Komm kleine Schlampe, lutsch mir mal kurz den Schwanz und probiere wie die Fotze deiner Mutter schmeckt“. Mona bückte sich vor zog meinen Schwanz aus Renates Fotze und steckte ihn sich tief in den Mund und lutschte mir den Nektar von Renates Fotze runter. Mona nahm meinen Schwanz wieder aus dem Mund und sagte „Das schmeckt so geil“. Dann platzierte sie wieder meinen Schwanz vor Renates Fotze und ich stieß ihn wieder rein. Ich stieß so fest das Renates dicke Euter hin und her wackelten und ich sagte zu Mona „Siehst du wie die Euter deiner Mutter wackeln, am liebsten würde ich die gleich aussaugen“. Mona lächelte und antwortete „Ja die MILF hat riesen Titten, ich leck sie ihr jetzt einfach“. Mona setzte sich auf das Becken ihrer Mutter mit dem Rücken zu mir und ließ ihren Oberkörper fallen und presste ihren Kopf gegen die Titten von Renate und fing an zu saugen.Ich hatte jetzt einen geilen Ausblick. Die MILF Fotze von Renate in der mein Schwanz unaufhörlich stieß und Monas hintern bei dem ich die nasse Spalte und ihre Rosette sah. Renate war mittlerweile so geil und stöhnte durchgehend. Mona saugte wie wild die Titten ihrer Mutter, die langsam zum Höhepunkt zu kommen zu schien. Sie wurde immer lauter und fing dann mit zucken an und schrie „Oh Gott ich komme, stoß fester“. Ich stieß noch fester zu und Renate bekam einen weiteren Orgasmus. Ich zog unterdessen meinen Schwanz aus der MILF Fotze und wollte nun in die Jungfotze stechen. Ich sagte zu Mona „Komm jetzt ist deine Jungfrauenfotze endlich dran“. Mona stand auf und ich sagte ihr sie soll mir noch kurz einen blasen. Mona folgte dem sofort und lutschte mir den Schwanz. Renate kam auch wieder zu sich und sagte „Los ihr zwei, ich will euch jetzt ficken sehen“. Ich sagte Mona sie soll sich wieder hinlegen und Mona legte sich wieder auf den Rücken. Ich spreizte ihr die Beine und wollte gerade meinen Schwanz an ihrer engen Fotze anlegen, da kam Renate dazwischen und sagte „Ich mach dir nochmal vorher die kleine enge Fotze nass“. Ich fasste mit einer Hand an Monas Fotze und massierte ihr durch den Spalt und fing an, ihren Kitzler zu wichsen. Mona stöhnte wieder auf und Renate beugte sich vor und steckte ihrer Tochter die Zunge an die Fotze.Mona zuckte zurück und quiekte. Renate machte die kleine Fotze richtig nass, packte dann meinen Schwanz, machte ihn auch nochmal nass und platzierte ihn dann direkt vor Monas Grotte. „So und jetzt schieb ihr deinen dicken Fickkolben tief in ihre Jungfrauenfotze“. Ich bewegte mein Becken langsam nach vorne und drang langsam in die Fickgrotte von Mona ein. Sie war etwas unentspannt doch Renate packte ihr wieder an den Kitzler, wichste ihn und sagte „Entspann dich“. Ich schob meinen Schwanz immer tiefer in Monas Fickgrotte und bei der hälfte stieß ich ihn hart bis zum Anschlag hinein. Mona schrie auf „Au, der ist zu dick“. Renate antwortete „Glückwunsch, jetzt bist du keine Jungfrau mehr, der kleine Wichser hat dich geknackt. Entspann dich, jetzt wird’s nur noch geil“. Unterdessen wichste sie ihrer Tochter den Kitzler. Ich begann mich zu bewegen und ließ meinen Schwanz weit aus ihrer Fotze gleiten und schob ihn dann wieder tief hinein. Mona stöhnte wie wild und Renate sagte „Ja fick der geilen Jungfotze die Grotte geil durch“. Ich stieß fester zu und Mona stöhnte „Oh Gott, oh Gott, oh Gott“. Ich zog meinen Schwanz kurz raus und sagte zu Renate „Jetzt probiere du mal wie die Fotze deiner Tochter schmeckt“ und Renate packte sich meinen Schwanz und ließ ihn tief in ihrem Rachen verschwinden.Sie lutschte ihn kurz und steckte ihn wieder in die Fotze von Mona und sagte „Jetzt fick sie zum Orgasmus“. Ich bewegte mich schneller und stieß tiefer in Monas Grotte hinein. Mona schrie vor Lust und Renate feuerte mich immer mehr an „Komm geiler Wichser fick die kleine Jungforze hart durch“. Ich stieß hart zu und Renate sagte weiter „So wie du die kleine Jungfotze fickst werde ich wieder geil“. Ich sagte zu Renate das sie sich von Mona lecken lassen soll und Renate legte sich in der 69er auf ihre Tochter und Mona fing an ihrer Mutter die nasse MILF Fotze zu lecken. Renate hatte ihr Gesicht direkt vor meinem Schwanz der tief in die Fotze ihrer Tochter schoss und stöhnte „Oh Gott ist das geil, die kleine leckt wahnsinnig gut“. Ich zog kurz meinen Schwanz aus Monas Fotze und steckte ihn in den Mund von Renate, hielt ihren Kopf fest und stieß meinen Schwanz tief in den Rachen von Renate. Sie würgte ab und zu aber ich stieß immer weiter. Mona leckte unterdessen die Fotze ihrer Mutter und stöhnte ebenfalls dabei.Ich zog den Schwanz wieder aus Renates Hals und steckte ihn wieder in die Fickgrotte von Mona. Renate ließ den Kopf fallen und fing an den Kitzler ihrer Tochter zu lecken. Beide stöhnten jetzt um die Wette und ich merkte das sie beide kurz davor waren zu kommen. Ich erhöhte mein Tempo und stieß Monas Fotze hart und schnell. Monas stöhnen wurde immer heftiger und sie leckte Renate immer wilder und Renate stöhnte dadurch auch immer mehr. Plötzlich fing Mona an zu stöhnen und zu zucken und bekam ihren nächsten Orgasmus, dadurch fing Renate auch an zu stöhnen und zu zucken und bekam ebenfalls einen Orgasmus. Die beiden Damen lagen in der 69er aufeinander und stöhnten um die Wette wehrend beide gleichzeitig ihren Orgasmus bekamen. Ich zog meinen Schwanz aus Monas Grotte und Renate stieg von Mona. Ich sagte zu den beiden „So ihr zwei geilen Schlampen, jetzt will ich auch spritzen“. Renate sagte zu Mona sie soll sich vor mich knien und beide knieten vor mich und fingen an gemeinsam meinen Schwanz zu lutschen. Ich dachte mir „Eigentlich würde ich beide noch in den Arsch ficken wollen“ und sagte daher zu beiden „Mädels ich will eure Arschfotzen ficken, wer will zuerst“. Renate und Mona schauten sich an und Renate sagte „Ich mach es zuerst, ich zeige es Mona“. Ich nickte und deutete Renate an sie soll sich auf meinen Schwanz setzen. „Willst du mir nicht vorher die Rosette nass lecken?“ fragte Renate und ich schüttelte den Kopf und sagte „Das kann Mona machen“. Renate schaute wieder Mona an bückte sich nach vorne und sagte „Komm kleine Jungfotze, jetzt lernst du noch mehr“.Mona schaute verwirrt und wusste nicht was sie tun soll da sagte ich zu ihr „Mona leck die Rosette von deiner Mutter das sie schön nass wird“. Mona war zwar noch irritiert beugte sich jedoch vor und steckte die Zunge an Renates Rosette und fing an zu lecken. Renate stöhnte auf und der Anblick war so geil das ich mir dabei meinen Schwanz wichste. Nach ein paar Minuten sagte ich „Komm Renate du geile MILF, jetzt will ich dir den MILF Arsch ficken, setz dich auf meinen Schwanz. Mona lutsch ihn kurz“. Mona hörte auf ihrer Mutter die Rosette zu leckem und lutschte mir kurz den Schwanz nass. Dann spreizte ich die Beine und Renate stellte sich dazwischen, drehte sich mit dem Rücken zu mir und hielt mit beiden Händen ihre Arschbacken auseinander. Ich sagte zu Mona „Helfe mir meinen Schwanz in die Arschfotze von deiner Mutter zu stecken“. Mona packte meinen Schwanz und hielt ihn an die Rosette von Renate“. Renate ließ ihr Becken ab und ließ sich meinen Schwanz langsam in die Arschfotze gleiten bis er tief in ihr verschwand. Sie stöhnte dabei „Oh Gott ist der dick“. Dann fing Renate an sich hoch und runter zu bewegen und ritt meinen Schwanz mit ihrer Arschfotze.Ich sagte zu Mona das sie sich auf mein Gesicht setzen sollte und ich ihr die Rosette lecken werde da sie auch gleich dran kommen würde. Ich ließ mich nach hinten fallen und Mona hockte sich über mein Gesicht mit dem Gesicht in Richtung Renate. Ihre Rosette war direkt über meinem Mund und ich fing an ihr die Rosette zu lecken. Mona stöhnte auf und auch Renate stöhnte wehrend sie meinen Schwanz mit ihrer Arschfotze fickte“. Ich steckte meine Zunge etwas tiefer in Monas Rosette und sie quiekte und stöhnte. Renate wurde immer wilder und ich merkte, wenn sie so weiter machen würde, müsste ich gleich abspritzen also sagte ich „Mädels, los wechseln, ich will jetzt Monas Arschfotze“. Die beiden standen auf Mona nahm den Platz von Renate ein. Ich sagte zu Renate „Komm lutsch nochmal dran“ und Renate steckte sich wieder meinen Schwanz in den Mund. Dann platzierte sie ihn an der Rosette von Mona und sie sagte ihr sie soll sich langsam hinsetzen. Mona wimmerte und jammerte „Oh Gott, der ist zu dick, der passt nicht rein“ aber Renate sagte „Doch der passt, entspann dich einfach“. Ich dachte mir ich helfe etwas nach und stieß mein Becken nach oben und mein Schwanz schieß tief in die Arschfotze von Mona.Mona schrie auf und Renate sagte „Und jetzt bist du heute zum zweiten Mal entjungfert worden“. Mona bewegte sich vorsichtig auf meinem Schwanz und ich hatte die Befürchtung das mir gleich der Orgasmus abhanden geht, also nahm ich es selbst in die Hand. Ich packte Mona zog ihren Oberkörper zu mir und zog sie nach hinten, so dass sie jetzt, mit dem Rücken auf mir lag. Ihre Beine waren nach oben gespreizt und ich bewegte meine Becken hart hoch und runter. Mein Schwanz stieß fest in die Arschfotze von Mona und Renate sagte „Ja gibs der geilen Jungfotze, fick ihr die Arschfotz ordentlich durch“. Mein Schwanz donnerte unaufhörlich in den Arsch von Mona und langsam bekam ich wieder das Gefühl, das ich gleich kommen werde. Renate kniete jetzt zwischen den Beinen von uns und wichste den Kitzler von Mona wehrend ich ihr die Arschfotze durchbohrte. Dann zog sie kurz meinen Schwanz aus Monas Arsch und lutschte daran. Dann steckte sie ihn wieder rein und fing an den Kitzler von Mona zu lecken, diese stöhnte wieder auf.So langsam konnte ich es nicht mehr halten und sagte „Mädels ich spritz gleich ab“. Mona sagte „Oh Gott ja, spritz du geiler Hengst“ und Renate sagte „Ja spritz der geilen Jungfotze schön deine Ficksahne in die Arschfotze“. Kurz danach passierte es und ich spritzte ihr unter einem Stöhnen meine ganze Ficksahne tief in die Arschfotze. Ich stieß Mona nochmal tief in ihre Arschfotze so lange mein Schwanz die Ficksahne in sie rein pumpte und Mona schrie und stöhnte. Renate sagte „Ja spritz ihr die Ficksahne tief in den Darm rein“. Mein Schwanz hörte auf zu pumpen und ich fiel befriedigt zusammen. Mona lag erschöpft auf mir und Renate zog meine Schwanz aus Monas Arschfotze und saugte ihm die letzten Reste meiner Soße raus.Als mein Schwanz schlaff aus ihrem Mund fiel stand Renate auf und sagte „So Töchterlein, jetzt weißt du wie sich ein Schwanz anfühlt und wie man fickt. Jetzt gehen wir duschen und dann ins Bett“. Mona stand von mir auf gab mir einen Kuss und ging zur Tür. Renate folgte ihr, drehte sich nochmal zu mir rum und sagte „Und du bleibst schön wach, ich muss nochmal ein ernstes Wörtchen mit dir reden“. Ich lachte und sagte „Ich warte auf dich geile MILF“ dann legte ich mich zurück und wartete auf Renate. Anstatt ein ernstes Wörtchen von Renate fickten wir die ganze Nacht durch und ich spritzte ihr meine Ficksahne in alle Löcher. Die MILF war so geil geworden, dass sie es die ganze Nacht brauchte.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Auf dem Strich- der Versuch als Hure zu arbeiten

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Auf dem Strich- der Versuch als Hure zu arbeitenAuf dem Strich- der Versuch als Hure zu arbeiten(Das ist eine wahre Geschichte, nichts ist erfunden)Die VermieterinEr war ein junger Mann, 25 Jahre Alt und er blieb in einer fremden Stadt hängen. Er fand einen Job, schlecht bezahlt, aber besser als auf der Straße zu sitzen, denn das wäre die Alternative gewesen nachdem man ihm alles Geld und Pass gestohlen hatte. Er fand ein Zimmer, ein sehr großes, allerdings nur sehr genügsam ausgestattet. Ein Bett, ein Tisch und Kasten, zwei Sessel, die Dusche am Gang die auch nur dann funktionierte wenn man Münzen einwarf. Das Zimmer war ungemütlich, aber billig was für ihn sehr wichtig war. Die Vermieterin eine 65 jährige Frau war nett und wie sich herausstellen sollte unbefriedigt und geil. Wenn er am Abend nach Hause kam so ging er schnell, kurz duschen, legte sich dann in das Bett und versuchte einzuschlafen. Die Vermieterin, nennen wir sie einfach die „Alte“, hat es sich angewöhnt abends in sein Zimmer zu kommen. Dabei setzte sie sich immer auf den Bettrand. Eines Abends als sie wieder in das Zimmer kam, spielte er sich unter der Decke mit seinem Schwanz, wichste ihn langsam. Was blieb ihm anderes über, denn er hatte kaum Kontakte, kein Geld um weg zu gehen um jemanden kennen zu lernen.Zuerst dacht er das sie wieder gehen würde sobald sie das bemerkte, aber nein, sie setzte sich wieder auf den Bettrand griff unter die Decke, drängte seine Hand von seinem Schwanz und übernahm das wichsen. Er ließ es geschehen und als sie fragte ob er sie ficken möchte, sagt er in seiner Geilheit, ja.Sie ließ von seinem Schwanz ab und zog sich aus. Viel musste sie nicht ausziehen, denn unter ihrem mit Blumen bedruckten Arbeitsmantel, war sie nackt.Er sah voll Brüste die ziemlich weit nach unten hingen, aber relativ Faltenlos waren. Einen riesigen Warzenhof, dunkelrot mit großen jetzt steifen Nippeln. Später sollte er auch ihren Arsch sehen und ganz genau ihr Arschloch betrachten können. Ihr Arsch war keinesfalls fest und knackig, nein schlaff und hatte am Schenkelansatz einiges an Falten. Ihrem Arschloch sah er das Alter an, das Loch zwischen den schlaffen Arschbacken war zerklüftet, und ziemlich dunkel. Nicht sehr verlockend es zu lecken und er hoffte das sie es nicht verlangen würde.Überrascht war er von ihrer Möse, denn die sah aus wie von einer jungen Frau, rasiert, eng aneinander liegend und fest, leicht angeschwollen. Eine Fotze die man gerne lecken möchte im Gegensatz zu ihrem Arschloch.Kaum war sie nackt fegte sie die Zudecke vom Bett, griff sich wieder seinen Schwanz, wichste den etwas schlaff gewordenen wieder hoch, steckte ihn sich zuerst in den Mund wo sie ihn mehr oder weniger gut mit der Zunge und Lippen behandelte um sich letztlich auf ihn zu setzen, seinen Schwanz einzuführen und dann ritt sie ihn bis er in sie abspritzte. Ihre Fotze war unerwartet eng, nicht viel weiter als ihr Arschloch das er später einmal ficken würde.Kaum hatte er abgespritzt verlangte sie dass er ihre Fotze sauber lecken soll. Er machte das gerne weil diese wirklich sehr appetitlich war.Sie war zufrieden, blieb nackt, setzte sich wieder auf den Rand des Bettes in dem er noch immer lag, säuberte mit einem Tuch seinen Schwanz und sagte dann folgenschwere, für ihn zumindest finanziell positiven, Worte. Wenn er sie in der Woche mindestens zweimal ficken würde, müsse er keine Miete mehr bezahlen und sie würde auch für ihn kochen.Das war es also er wurde zur Hure. Zur Hure aus der Not heraus, denn dieses Angebot half ihn aus einem Tief, so sagte er Ja.Sechs Monate sollte das dauern, sechs Monate in der er sie zweimal die Woche fickte. Sie verlangte aber mehr, wollte auch geleckt werden, an der Fotze und am Arschloch. Ihr Arschloch zu lecken kostete ihn etwas an Überwindung, weniger allerdings als bei ihrer Forderung sie zu küssen.Nach diesen sechs Monaten fand er eine kleine, leistbare Wohnung, war aber immer noch mit seinem Geld am Limit, so dass er das Angebot der Alten annahm sie hin und wieder zu ficken. Gegen Bezahlung. So wurde er zur Hure.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Das erste Mal auf Klassenfahrt Teil 2

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Das erste Mal auf Klassenfahrt Teil 2Am Nächsten Tag ging wieder die Museums Tour los und Peter und Stefan wollten sich wieder los eisen.”Ich habe heute keine Lust, ich bleibe lieber in der Nähe von Ulrike.” erklärte ich ihnen. Wenige Minuten später waren sie verschwunden. Kurz vor dem Mittagessen seilte auch ich mich von meiner Klasse ab und schlenderte aufgeregt zum Dom, von da aus den Weg bis zu dem Stand wo ich am Vortag eine Cola gekauft hatte und setzte mich wieder auf die gleiche Bank. Ich hoffte dort den Mann wieder zu sehen. Hatte jedoch irre Angst, obwohl ich nicht glaubte ihn noch einmal dort anzutreffen und überlegte was ich wohl den ganzen Nachmittag anstellen sollte, als ich plötzlich jemanden bemerkte, der sich neben mich setzt. Ich sah das mir wohl bekannte Gesicht, das mich wieder anlächelte. Mir blieb mein Herz stehen.”Ich wusste, dass ich dich hier wieder treffen würde,” sagte er freundlich.Ich starrte vor Schreck vor mich hin. Hatte ich nicht das Treffen provoziert, hatte ich wirklich Lust zu sehen, ob dieser Kerl nackt genauso aussah, wie ich es mir gestern Nacht im Bett vorgestellt hatte. Oh Gott, allein der Gedanke brachte meinen Kleinen dazu sich zu regen.Ich fühlte plötzlich wie seine Hand, die meinige ergriff.”Kommst Du?” fragte er, während er aufstand und mich hinter ihm herzog. Ich folgte ihm mit pochendem Herzen.Als wir den Dom verließen, hatte ich mehr Angst, dass wir von einem Klassenkameraden gesehen würden, als vor dem was passieren könnte. Ich lief einige Minuten neben ihm her, ohne das wir ein Wort miteinander sprachen und sagte mir, dass ich ja immer noch davon laufen könnte. Jetzt war es so weit, jetzt würde ich wissen, was passiert, wenn ich mit einem Mann mitgehen würde. Das schlimmste war, das ich einen Steifen in der Hose hatte, wie noch nie zuvor.”Ich heiße Antonio und Du?” fragte er mich.„Georg!””Ah Georgio, das ist ein schöner Name. Wie alt bist Du?”„Sechzehn” quälte ich hervor.”Ein sehr schöner Name und ein sehr schönes Alter!”Er zog mich in einen Hauseingang und wir nahmen den Aufzug, danach betraten wir eine kleine nette, jedoch etwas dunkle Wohnung.”Willst Du etwas trinken?”„Ja, eine Cola, bitte,” kam es leise hervor.”Setz Dich, ich komme gleich.”Ich setzte mich auf die Couch und er kam auch gleich mit 2 Gläsern voll mit Cola zurück.Er setzte sich mir gegenüber in einem Sessel. Ich hatte noch immer rasendes Herzklopfen, obwohl ich Antonio irgendwie vertraute.”Kannst Du Dir vorstellen, warum ich Dich unbedingt kennen lernen will?” fragte er mich.Ich konnte ihn nicht ansehen und ich glaube ich wurde rot.”Kannst Du es Dir wirklich nicht vorstellen?” wiederholte er seine Fragen nach einiger Zeit und fuhr sich mit der Rechten über den Schritt, an der sich eine riesige Beule abzeichnete.Ich zuckte nur mit den Schultern, versuchte meine Beule, mit den Händen zu verbergen.”Nun, das ist ganz einfach, weil Du mir sehr gut gefällst. Die 2 Jungens von gestern sind Deine Freunde?”Ich nickte.”Habt Ihr schon einmal zusammen Sex gehabt?”Ich schüttelte den Kopf.”Das ist schade, ihr passt sehr gut zusammen.”Er stand auf und setzte sich neben mich, ich rückte etwas von ihm ab.”Hast du überhaupt schon einmal etwas mit einem anderen Jungen gehabt?”Wieder schüttelte ich den Kopf.”Aber Du hast genauso Lust es einmal auszuprobieren, denn sonst wären wir uns heute sicher nicht wieder begegnet,“ lachte er.Ich antwortet nicht, starrte die gegenüberliegende Wand an.„Schau mal, was bei mir passiert, wenn ich Dich sehe,“ sagte er, ergriff meine Hand und legte sie auf seine Hose, auf seinen Ständer. Ich fühlte die Wärme die von seinem Schwanz ausging.„Kannst ruhig, mal richtig hin fassen,“ sagte er, „er beißt nicht.“Meine Finger fuhren langsam an seinem harten Schwanz, der nur eines, aus der Hose wollte, auf und ab. Antonio spreizte seine Beine, bis er mit dem Knie an meinem Stieß.Mein Schwanz hätte beinahe meine Hose gesprengt.„Willst Du ihn mal sehen?“ fragte er. Ich sagte nichts und hielt meine Bewegung inne.„Willst Du ihn nicht heraus holen?“ bohrte er weiter, jedoch ohne meine Antwort abzuwarten, öffnete er seine Hose und zog seinen Steifen, samt Sack hervor. Ich konnte seinen Schwanz sehen, er war nicht sonderlich lang, aber recht dick. Die Vorhaut verdeckte zu 2/3 seine Eichel und aus dem Schlitz konnte ich deutlich erkennen, wie ein Tröpfchen hervortrat.„Komm streichle ihn weiter, es ist schön.“ Wieder ergriff er meine Hand und legte sie sich auf seinen harten Ständer.Er selbst streichelte mit seiner linken Hand meinen Schenkel, während er seinen rechten Arm über meine Schultern gelegt hatte. Mein Herz schlug immer schneller.Sein Kopf näherte sich und ich konnte seinen herben Duft riechen. Seine Wange legte sich auf meine, obwohl er glatt rasiert war konnte ich seine Bartstoppeln fühlen. Seine Lippen pressten sich auf meine Wange und suchten meinen Mund. Ich drückte mich immer fester in die Couch und bereute es bereits, nicht bei meiner Klasse zu sein, die sich gerade ein Museum oder eine Kirche besichtigte. Während seine Zunge in meinen Mund eindrang glitt seine Hand über meinen Schenkel immer höher, bis zu meiner Schritte. Seine Hand drückte gegen mein geschwollenes Glied, dann hatte er meinen Sack gefunden und massierte meine Eier. Trotzdem ich abgestoßen war, wurde ich noch erregter, blieb aber bei Besinnung. Ich lies meine Finger wieder an seinen behaarten Hoden gleiten und streichelte sie.Ich spürte wie mein eigener Schwanz immer steifer wurde und Antonio immer fester an ihn rieb. Antonio spreizte seine Beine weit auseinander und drückte seinen Unterkörper meiner Hand entgegen, dann öffnete er den Gürtel meiner Jeans, löste die Knöpfe meiner Hose und lies seine Hand in meinen Slip gleiten. Ich spürte wie seine Finger über mein Schamhaar glitten, dann meinen Schwanz befummelten. Er schob seine Hand immer tiefer, bis er meinen Sack mit meinen Eiern in der Hand hatte, die er zärtlich streichelte. Während der ganzen Zeit hatte er mich geküsst, doch nun ließ er von mir.”Komm steh auf,” bat er mich und ich stellte mich vor ihm hin.Er ergriff meine Hose, die er mir herunter zog. Ich stand nun mit T-Shirt und Unterhose bekleidet vor ihm. Er stand auf und streifte sich seine Hose samt Slip ab. Ich sah an ihm herunter, konnte aber nicht sehr viel sehen, da sein Hemd sehr lang war. Er erfasste meinen Po und zog mich an seinen Körper. Nun konnte ich seinen Schwanz spüren. Seine Hände schob er in meine Unterhose und massierte meinen Hintern, dabei lächelte er mich an. Dann hatte er meinen Slip herunter gezogen. Ich war erstaunt als ich meinen Pimmel sah, ich hatte ihn noch nie mit so einer Erektion gesehen.Antonio knöpfte sich sein Hemd auf, ich konnte seinen, steifen Schwanz sehen, wie ich schon vorher festgestellt hatte, war er nicht sonderlich lang aber recht dick. Er hatte sehr dichtes schwarze Schamhaar, dass ihm bis zum Bauchnabel hinauf reichte. Er ergriff unsere Schwänze und rieb sie an einander, zog meine Vorhaut zurück und lies meine kleine Eichel um seine viel größere kreisen. Ich hielt dabei seinen Sack in der Hand und massierte seine Eier. Es war ein sagenhaftes Gefühl gewesen. Ich war nahe daran zu kommen.”Es ist so schön mit Dir zusammen zu sein, gefällt es Dir?” stöhnte Antonio.Ich nickte nur etwas verlegen.Er setzte mich auf die Couch, spreizte mir die Beine weit auseinander und kniete auf dem Boden zwischen meinen Schenkeln. Mit der einen Hand schob er mir die Vorhaut vor und zurück, mit der anderen kraulte er meine Eier. Er sah mich eine Weile so an.”Du bist so schön, George,” hatte er gesagt.Ich war so erregt, das ich fast nichts mitbekam.Dann plötzlich lies er seinen Daumen über meine blanke Eichel gleiten. Ich verspürte ein zucken und mein Unterkörper bäumte sich auf.„Ich will ihn in den Mund nehmen, darf ich?“ fragte er.Alleine dieser Satz, diese Frage, brachte mich beinahe zum Höhepunkt.Antonio beugte sich über mich und begann mein Glied zu küssen. Seine Zunge glitt über die gesamte Länge und streichelte dann meine Eichel. Schließlich nahm er meinen ganzen Schwanz in seinen Mund und ich spürte wie seine Zunge über meine Eichel fuhr. Ich war so stark erregt, das es weniger als eine Minute dauerte und ich mich in seinem Mund entlud. Er lies ihn erst wieder aus seinem Mund gleiten, nachdem ich mich wieder etwas erholt hatte.Antonio stellte sich vor mich hin, ich sah seinen dicken braunen Schwanz der noch immer wie ein Besenstiel stand, seinen prallen, behaarten Sack, der wie in einem Nest von dunklem Schamhaar eingebettet war. Er lies seine Eichel durch mein Gesicht gleiten, was mich nicht störte, doch als er versuchte ihn mir zwischen die Lippen zu drücken, da würgte es mich.„Nein ich kann nicht!” sagte ich und schüttelte den Kopf.”Das macht nichts,” gab er zurück und setzte sich in den Sessel gegenüber von mir.Er lächelte mich an und begann sich zu masturbieren.Ich fand, dass ich unfair war und kauerte mich vor ihm hin, ich sah ihm zu wie er sich streichelte und massierte ihm dabei die Eier.”Stell dich hin!” rief er plötzlich.Ich stellte mich vor ihm hin und er richtet sein Glied auf mich. In diesem Augenblick spritzte er mir eine Unmenge von heißen, weißen Samen, genau auf meinen Schwanz und meine Schamhaare. Er rieb es mir mit seiner Hand überall ein.”Komm, wir gehen duschen.”Er führte mich ins Bad und wir duschten zusammen. Er hatte einen sehr schönen Körper, muskulös und braun gebrannt.Jeder wusch den anderen seine Geschlechtsteile, das Resultat war, das wir beide wieder steile Schwänze hatten.„Ich muss mal pinkeln,” hatte ich gesagt und wollte die Dusche verlassen. Er hielt mich fest.”Bleibe hier, ich will dir zusehen.”Er nahm meinen Schwanz in die Hand und ich pinkelte ihm über seine Hand.Ich blieb bis 17 Uhr bei ihm, danach musste ich mich beeilen, um meine Klasse wieder zu treffen. Antonio wollte mich erst nicht gehen lassen, da ich bei ihm schlafen sollte, was nicht ging, also musste ich ihm versprechen, am nächsten Tag wieder zu kommen.„Ich komme gleich früh gegen 10 Uhr, okay, dann haben wir noch mehr Zeit zusammen.””Frage doch deine Freunde, ob sie mitkommen wollen, ich bin mir sicher, die werden auch ihren Spaß haben wollen.”In der folgenden Nacht hatte ich Schwierigkeiten einzuschlafen. Ich musste immer nur an Antonio denken. Streicheln konnte ich mich nicht mehr, dazu tat mir mein Schwanz zu weh, Antonio hatte mich 4 Mal kommen gelassen und jedes Mal in seinen Mund. Ich ärgerte mich ein wenig darüber, dass ich es ihm nicht gleich tun konnte. Ich versprach mir, dass ich es am nächsten Tag wenigstens versuchen würde. Ich dachte überhaupt nicht mehr an Ulrike und hatte etwas Angst in Antonio verliebt zu sein. Ich konnte es kaum erwarten ihn wieder zu sehen.Als ich am anderen Morgen bei Antonio klingelte, öffnete er mir die Tür, zog mich in seine Wohnung und umarmte mich. Seine Zunge drang tief in meinen Mund. Mit einer Hand fuhr er mir zwischen die Schenkel, es war mir etwas peinlich, da er feststellen musste, dass ich schon einen Steifen hatte.„Oh, du bist schon ungeduldig,“ lachte er.Küssend gingen wir ins Wohnzimmer, dort zog er mir gleich meine Sachen aus und ich stand vollkommen nackt mit steifem Glied, vor ihm.Er setzte mich auf die Couch, aber dieses Mal drückte er mir meine Knie gegen meine Brust und spreizte meine Schenkel, er musste mich festhalten sonst wäre ich zur Seite weggerollt.Nun begann er meine Eier zu lecken, doch plötzlich machte er sich, mit seiner Zunge an meinem Poloch zu schaffen. Es war ein irrsinniges Gefühl, gleichzeitig bearbeitet er mit seinen Fingern behutsam meine Eichel. Es dauerte nicht besonders lang und ich hatte meinen ersten Orgasmus.Nachdem ich mich wieder einigermaßen erholt hatte, glitt ich zu ihm und packte seinen Schwanz, den er unterdessen freigelegt hatte.„Ich werde es versuchen,“ gab ich von mir.Ich näherte meinen Kopf seiner Latte, ein starker Geruch zog in meine Nase. Zuerst küsste ich nur die Eichel, um mich daran zu gewöhnen. Dann schob ich sie zwischen meine Lippen, es war ein eigenartiger Geschmack. Antonio schob nach und bald hatte ich ein ganzes Stück von seinem Teil in meinem Mund. Meine Zunge flackerte über jeden Millimeter seines Glieds. Ich merkte schnell an welchen Stellen er am empfindlichsten war. Antonio, zog mich über sich und drückte meinen Unterkörper herunter. So konnte er gleichzeitig meinen Ständer in seinen Mund nehmen. Ich kam an diesem Tag mehrmals sin seinem Mund, hatte jedoch immer darauf geachtet, dass er mir nicht in den Mund kam. Wir hatten dann später wieder zusammen geduscht, dabei hatten wir uns gegenseitig angepinkelt.Wie am Vortag blieb ich bis 17:00 bei ihm.Eigentlich wollte ich am nächsten Tag wieder zu ihm, aber unser Programm sah Pisa vor und der Buss holte uns direkt an der Pension ab, kein entkommen…, so konnte ich Antonio nicht mehr sehen.Am Abreise Tag war es mir möglich schnell zu ihm in seine Wohnung zu laufen, aber er war nicht da. Ich schob ihm einen Zettel unter die Tür mit meiner Adresse, in der Hoffnung er würde sich bei mir melden.Er hatte es nie getan.Es war mein erstes Erlebnis mit einem Mann. Aus Ulrike und mir ist auch nie etwas geworden.Ich denke jedoch noch immer gerne an die 2 geilen Tage zurück.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Studentin und Hobbyhure zugleich

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Studentin und Hobbyhure zugleichAnna war 20. Sie zog für ein Studium in eine andere Stadt. Da ihre Eltern sie sehr streng erzogen hatten, war sie froh darüber, ihr Leben erstmals etwas freier und selbstbestimmter zu gestalten. Sie durfte nie Männer mit nach Hause bringen, geschweige denn bei welchen übernachten. Trotzdem hatte sie in ihrer Heimatstadt schon einige sexuelle Kontakte herstellen können. Das Verbotene und Tabulose reizten sie sehr. Bei einer Freundin würde sie schlafen, hatte sie immer behauptet. Von wegen… durch die Weltgeschichte hatte sie sich gebumst.Nun würde das ja noch besser werden. Ab jetzt konnte sie tun und lassen, was sie wollte. Ihre Eltern mieteten ihr eine Wohnung und schon fing das neue Leben an. Sie besuchte im Internet nun häufig Internetseiten, die nicht jugendfrei waren. In ihrem Sessel saß sie dann, las sich versaute Geschichten durch, oder sah fickenden Menschen in Pornos zu. Da wurde es ihr dann immer ganz warm und sie fuhr sich mit der rechten Hand in den Slip. Dann fing sie an mit dem Zeigefinger den Kitzler von rechts nach links schnellen zu lassen und immer wieder und wieder in die nasse Grotte zu fahren. Das Tempo erhöhte sie nach einiger Zeit und dann kam oft so ein schleimiges Schmatzen dazu, dass ihre Finger auf dem Feuchtgebiet erzeugten. Nebenbei streichelte die andere Hand ihre dicken, großen Euter und die Warzen stellten sich steil auf. Sie wog sie in der Hand und spielte daran herum. Oh ja, sie genoss es, wie die Schauer sie durchfuhren. Nach einer Weile, manchmal genau in dem Moment, in dem im Porno der Mann dem Weib den Samen im Gesicht entlud, bekam sie ihren Orgasmus. In Wellen, intensiv und gewaltvoll kam er über sie. Dann zuckte es in ihrem Innersten und sie konnte den Lustschrei nicht mehr zurückhalten: „Jaaaa. Oooooh!”… So ging es des Öfteren zu bei ihr.Anna war finanziell gesehen sehr knapp bei Kasse. Klar, als Studentin musste man mit wenig Geld auskommen. Aber da sie einen ausgeprägten Hang zu teuren Anziehsachen und schönem Schmuck besaß, wurde sie schnell unzufrieden. Bei einem Streifzug durchs Internet, kurz nachdem der letzte Orgasmus durch Selbstbefriedigung abgeklungen war, kam sie auf eine Seite, auf der sich Hobbyhuren und Prostituierte kostenlos anmelden konnten. Man konnte sich dann mit Männern verabreden. Man musste die Männer dann ausgiebig beglücken und bekam als Lohn eine Menge Geld zugesteckt. Anna war begeistert. Zudem ihre Möse seit Monaten keinen männlichen Pimmel mehr aufgenommen hatte – mangels Kontakten in der neuen Stadt. Sie meldete sich auf der Seite an und richtete ein Profil ein. Dafür machte sie zwei Fotos mit ihrer Webcam von sich: eins von hinten, wo man ihr zwischen ihre nackten Pobacken und ihre heiße Spalte blicken konnte und eins von vorne, auf dem sie lüstern in die Kamera blickte und ihre Möpse zusammendrückte.Das Profil zeigte eine große Wirkung und schon nach kurzer Zeit meldeten sich viele Männer bei ihr, um sie zu treffen und ihre Dienste als Lustmädchen in Anspruch zu nehmen. Besonders reizvoll fand sie eigentlich die Dicken und Alten. Aber auch besonders Perverse und Lüsterne regten ihre Nässe zwischen den Beinen an.Als ihr bald ein 38-Jähriger schrieb: Du, mir platzt der Sack. Kommst du vorbei und entleerst ihn mir anständig?, entschied sie, dass es Zeit für das erste reale Treffen sei. Also willigte sie ein bei dem fremden Mann ihre Pflicht zu tun. Sie zog sich den engen Bleistiftrock an, dazu eine tief ausgeschnittene Bluse und die schwarzen Lack-Highheels. Dann schminkte sie sich viel zu stark und fuhr hin. Der Mann empfing sie in seiner Wohnung. Die Wohnung lag in einem schlechten Viertel und war in einem Plattenbau. Anna dachte sich nichts dabei. Ein muffiger Geruch schlug ihr an der Tür entgegen. Nach alten Socken und Schweiß. Der Mann war mittelgroß, hatte eine gewaltige Plauze und trug eine Jogginghose. In der Hand hielt er eine Bierdose. Er umarmte sie zur Begrüßung und der Biergeruch berauschte sie. Er gebot ihr einzutreten und gab ihr dabei von hinten einen mächtigen Klatsch auf den Po. „Komm rein, du Ficksau.”, sagte er grimmig. „Hallo, ja gern”, antwortete Anna mit heller Stimme. Anna bekam ebenfalls eine Dose Bier und sie tranken in der Küche den Alkohol. Schon nach kurzer Zeit war Anna ziemlich beschwipst, da sie Alkohol gar nicht so gewöhnt war.Ihr Freier hatte sich als „Dieter” vorgestellt und erzählte, dass er von Beruf Hausmeister sei. Dieter war ein sehr Respekt einflößender Mann, dominant und mit strenger Hand.Anna war beeindruckt.Nach einer halben Stunde wollte Dieter seinen Trieb dann jedoch endlich befriedigen lassen von seiner bestellten Anna und er befahl ihr mit der Sexarbeit anzufangen. Dieter war sowieso der Meinung, dass die Frau nur für die Bedürfnisse des Mannes zuständig sei. Ein Weibchen hatte das männliche Glied zu verwöhnen und dem Manne jederzeit zur Verfügung zu stehen. Da die meisten Frauen das so nicht mitmachten, liebte er es, sich Flittchen nach Hause zu bestellen und ihnen dann zu zeigen, wo es langgeht. „Fang jetzt endlich an, ich hab doch gesagt, dass mein Sack spannt und ich dich besamen will. Fürs Biertrinken bezahle ich dich schließlich nicht, du Nutte.”, herrschte er sie an. Anna war nervös, war es doch der erste Kerl, dem sie für Geld ihren Körper darbot. Aber der Schwips löste die Hemmungen einigermaßen auf. Dieter und Anna gingen ins Schlafzimmer, dort lag eine schmuddelige Matratze auf dem Boden und hier sollte der Geschlechtsakt durchgeführt werden. Dieter legte sich mit über dem Kopf lässig verschränkten Armen auf die dreckige Matratze und schaute sie erwartungsvoll an. „Los, zieh dich aus!”Anna gehorchte und knöpfte die Bluse auf und streifte sie ab. Sie hatte auf den Büstenhalter verzichtet und so kamen also die dicken Titten mit den kleinen steifen Nippeln zum Vorschein. Dann kam der Rock an die Reihe und so konnte Dieter nun sowohl die zwei großen Mädcheneuter, als auch die rosafarbene Muschi sehen.Da fing es dann spätestens an sich in seiner Jogginghose zu regen. Der mächtige Stab stellte sich auf und die Beule begann sich zu wölben. Anna wusste, was zu tun war. Sie kniete sich auf Dieter und fing an den Mann auch auszuziehen. Der Gestank war unbeschreiblich. Der Duft von Schweiß, Biergeruch und Mundgeruch wurden reichlich freigesetzt, als ein Kleidungsstück nach dem anderen verschwand. Am Heftigsten wurde es, als der ungewaschene Unterleib von Dieter freigelegt wurde. Der Hosenboden war wohl nicht sehr reinlich. Nach Po-Loch und allerlei Penissäften roch es da. Dieters Schwanz zuckte in die Höhe, als er befreit wurde. Er war sehr behaart und es hatte sich schon ein Tropfen am Pipiloch gebildet. Da erschrak Anna, zumal sie auch vergessen hatte, ein Kondom mitzubringen.Das sagte sie Dieter dann auch, aber der lachte nur laut und mit tiefer Stimme auf und rief: „Ich ficke eh nur ohne Kondom. Mir doch scheißegal, ob du keins mitgenommen hast. Halt jetzt dein Maul.”Ehe sich Anna versah hatte Dieter sie von sich herunter gestoßen und war aufgestanden. Als Anna sich wieder aufrichten wollte, kam Dieter von oben herab gefahren und fuhr mit dem Arsch in ihr Gesicht. Ja, er setzte sich richtig auf sie drauf. Der Pimmel baumelte ihr gegen das Kinn und mit der Po-Ritze saß Dieter genau auf ihrer Nase.Sie sah die getrocknete Kacke an Dieters After und konnte den muffigen Geruch von seinem Hodensack erschnuppern. Da Anna ein sehr gehorsames Mädchen war ergab sie sich also ihrem Schicksal und beschloss dem erregten Mann keinen Wunsch mehr abzuschlagen, zumal er bestimmt nur ihr Bestes wollte. „Saug mir die Nille und lutsch sie, du Schlampe. Und ich will, dass du mir die Arschritze ausleckst. Ich hab diese Woche noch nicht geduscht und es juckt langsam.”, befahl der ungewaschene Dieter. Anna fing an die Eier zu liebkosen, erst etwas schüchtern, aber als Dieter von oben nachdrückte, nahm sie auch die Klöten ganz in den Mund und schleckte sie ab, so wie es von ihr verlangt wurde. „Aaah!”, grunzte Dieter glücklich, „so ist es gut. Mach weiter!”Anna nahm daraufhin den Penis von unten in den Mund, die muffigen Eier waren ja jetzt angefeuchtet. Und sie war in ihrer Situation, in der ein kräftiger Mann auf ihrem Gesicht saß ja eh ausgeliefert. Der Schwanz war groß und hart. Als Dieter ihn ihr das erste Mal rein stieß, wurde der gesammelte Eichelkäse an ihrer Zunge abgestreift. Es schmeckte bitter, aber schien Dieter ungemein zu erleichtern, denn der grunzte brünftig auf. Dann fing Dieter an ihn ihr rhythmisch hinein zu stoßen. Anna fing an zu gurgeln und wurde extrem feucht zwischen ihren Beinen. Immer wieder kam die feuchte Eichel zum Vorschein. Die Vorhaut war weit zurück gezogen. Anna würgte, aber sie fühlte sich sehr geborgen.Nach einiger Zeit war der Po von Dieter an der Reihe. Anna züngelte genüsslich um den verkrusteten Eingang herum. Was durch den Speichel abgelöst wurde, kostete sie noch einmal, wie ein Weinkenner in ihrem Mündchen bevor sie es dann herunterschluckte.Dieter wedelte sich in der Zwischenzeit die Palme. Anna drang auch mit der Zunge in den Darm des stinkenden Dieters ein, es war herrlich. Dieter stöhnte fast schon besinnungslos.Als es ihm genug wurde, kündigte er an: „Jetzt bums ich dich weg, du Schlampe!”Anna freute sich, das Gesäß nun aus ihrem Gesicht verschwand, zumal ihre Haut schon den Geruch von Dieters Po angenommen hatte. Dieter drehte sich einmal herum und schon wollte er es dem Escort-Mädchen besorgen. Zuerst nahm er den Busen in die Hände und nahm die linke Brust in den Mund. Er spielte mit der Zunge an den Brustwarzen herum und saugte sie hinein. Anna wurde ganz anders zumute. Dann war noch die andere Brust dran und Dieter kniff zum Abschluss fest in beide Nippel gleichzeitig herein. „Ich mag deine Zitzen.”Jetzt wollte Dieter aber etwas ganz anderes. Etwas, bei dem er in den Körper einer Frau eindringen konnte. Er spreizte also mit zwei Fingern die Fotze und stieß dann mit seinem Luststab nach. Mit kreisendem Becken fing er an ihn ihr rein und dann auch wieder hinaus zu schieben. Es schmatzte und machte pupsende Geräusche. Um die Muschi bildete sich jedes Mal ein Hautring, wenn der Schwanz wieder hinein glitt. Und er glitt leicht hinein, da Anna vom Fotzenschleim gut geölt war.„Tiefer!”, wimmerte Anna in Ekstase. Das ließ sich der Ficker Dieter nicht zweimal sagen. Mit Karacho schnellte der Zipfel beim nächsten Stoß tief in Annas Inneres. Sie bäumte sich auf. Dieter hatte ihr gleichzeitig in ihren willigen Lustnippel gezwickt. „Diiiiiiiiieter”, schrie Anna.„Ich bums dich, du geile Sau!” „Ohhhh ja, ich brauch es. Ich bin so geil.” So ging es daher bei Dieter und Anna.Nachdem Dieter sie so einige Zeit genommen hatte, befahl er Anna sich wie eine Hündin vor ihn zu kauern. Vorher musste sie den Schwanz allerdings noch einmal lutschen. Darauf bestand Dieter. Er schmeckte nach Fotze, aber Anna blies artig den Pimmel. Dann kam er mit seinem mächtigen Degen von hinten und während er sich in Annas Po krallte, ging der Ritt von Neuem los. Anna keuchte, Dieter brummte zufrieden. Der dicke Bierbauch wippte hin und her, übrigens im gleichen Tempo wie Annas dicke Möpse. Hin und her, vor und zurück baumelten sie. „Oh Dieter, deine Eier. Ich kann sie spüren. Und dein Penis, er ist so groß und mächtig”Dieters Hodensack klatschte bei jedem Stoß an Annas Kitzler. Die Reibung, die der Männerschwanz in Annas Scheide verursachte, machte sie wahnsinnig. „Deine Muschi ist eng und nass. Ich fick dich.”. Auch Dieters Eichel und der dicke Schaft genossen dieses Treiben. Sie war dem Orgasmus nahe. Doch gerade, als Anna den Höhepunkt erreichen wollte und sich schon auf die Wellen der Lust vorbereitete, die über sie hereinbrechen würden, ja, als sie schon den Mund öffnete, um ihre unendliche Lust herauszuschreien, brüllte Dieter auf. Er verkrampfte sich, die Eier zogen sich zusammen. „Ooohhhhh”, brüllte er. Er war ihr zuvorgekommen.Und noch ehe Anna sich dem starken Freier entziehen konnte, spritzte Dieter los. Sein Samenerguss war gewaltig. Es strömte in warmen Schüben in Annas ungeschützte Möse. Als kein Sperma mehr kam, konnte Dieter sich nicht mehr kontrollieren und ihm kam Pisse aus dem Schwanz. „Das tut gut”, stöhnte Dieter erleichtert. Nachdem er Anna in die Fotze uriniert hatte, lief das Gemisch aus Sperma und Urin aus Anna heraus. Als er den Schwanz aus ihr herauszog, pupste Anna aus Versehen die ganze hineingepumpte Luft hinaus. Es war ihr ja so peinlich.Dieter fand das normal und sah es als Aufforderung, das Gleiche zu tun. Er ging um sie herum und ließ geräuschvoll einen fahren, allerdings aus seinem Po und direkt vor Annas Gesicht. Und es roch nach verfaulten Eiern und Anna war glücklich.„Jetzt aber raus hier, du Sau.”, schrie Dieter unbeherrscht. „Ich will fernsehen und ich muss kacken.”Anna nahm all ihren Mut zusammen und fragte: „Und was ist mit meinem Lohn?”Er guckte sie ungläubig an, nickte dann aber und lief zu einer Hose, die auf dem Boden lag. Er holte einen 50 € Schein heraus und drückte ihn Anna, die sich mittlerweile wieder angezogen hatte, in den Ausschnitt. Anna traute sich nicht ihm zu sagen, dass 150 € ausgemacht waren.„Tschüss Dieter, machs gut. Bis zum nächsten Mal. Es war sehr schön. Hat mich gefreut.”, lachte sie ihn fröhlich an. Dieter brüllte: „Raus!!!”.Und als Anna die zugemüllte Wohnung verließ, lächelte sie und wusste, dass dies nicht das letzte Mal gewesen war, dass sie ihr mickriges Studentengeld aufgebessert hatte. Gut, es war etwas weniger gewesen, als sie erwartet hatte, aber Dieter war doch ein netter Kerl. Vielleicht würde sie sich sogar in ihn verlieben?Als sie zuhause war und den Computer angeschaltet hatte, sah sie aber, dass sie 14 neue Nachrichten auf dem Internetportal, auf dem sie sich anbot, erhalten hatte. Und einige Anfragen klangen fast genauso vielversprechend, wie die von Dieter…und ohne Kondom war es eh viel schöner.

Ben Esra telefonda seni boşaltmamı ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

kurtköy escort mardin escort uşak escort van escort tekirdağ escort samsun escort sakarya escort niğde escort kütahya escort tunceli escort tekirdağ escort diyarbakır escort edirne escort aydın escort afyon escort webmaster forum play casino canlı bahis illegal bahis illegal bahis kaçak bahis canlı bahis güvenilir bahis sakarya escort bayan sakarya escort bayan sex izle orhanlı escort pendik escort bostancı escort bursa escort kocaeli escort bursa escort bursa escort bursa escort kayseri escort bursa escort bursa escort geyve travesti